Bölüm anahatları

  • Gazneli Döneminde Farsça Nesir

     

    İlk kez olarak Sâmanlılar zamanında şiirin yanı başında nesir de kendini göstermeye başlamıştır. Sâmanlılar döneminde ilkin Arapça ve Sanskritçeden yapılan tercümeler Farsça nesrin yetkinleşmesinde önemli işleve sahiptir. Tercume-i Târîh-i Taberî, Tercume-i Tefsîr-i Taberî gibi tercüme çalışmaları Farsçanın nesir dili olarak gelişmesinde büyük paya sahiptir.

    Gazneli dönemine gelindiğinde Farsça nesir, emekleme dönemini geride bırakmış, yetkin eserler vermeye başlamıştır. Sâmanlı döneminden itibaren görülen telif eser örnekleri, bu dönemde nicelik ve nitelikçe artış göstermiştir. Bu dönemde eserlerin çokluğu yanında konu ve alan çeşitliliğindeki artış da dikkat çekicidir. Bu alanlar arasında tarih, coğrafya, din-tasavvuf, edebiyat, tıp ve eczacılık alanlarını zikredebiliriz.

    Bu dönemde nesir dili şiir dilinin niteliklerinden farklı niteliklere sahip değildir. Şiir ve nesirde “Sebk-i Horasânî” veya “Sebk-i Türkistânî” tabir edilen birinci dönemin devamı olan bu zaman kesitinde, dilde ve üslupta belirgin değişikliklerden söz edilemez. Aslında edebiyat tarihinin siyasî dönemlere göre tasnif edilmesi, konuları aktarmadaki kolaylığa yöneliktir. Özellikle de derslerde bu tür sınıflandırmalar kapsam ve sınırlılıkların iyi belirlenmesi açısından önemlidir. Yoksa Sâmanlı ve Gazneli dönemi dil ve edebî tecrübe bakımından birbirinden belirgin çizgilerle ayrılan iki dönem olarak düşünülemez. Bu iki dönem aslında tek bir dönem olup Gazneli döneminde gözlemlenen tek farkın, imlanın daha bir pekişmesi ve dilin biraz daha işlek hale gelmesi olduğunu ihtiyatla söyleyebiliriz.

     

    Gazneli Dönemi Nesrine Genel Bir Bakış:

    Gazneli dönemi nesri iki alt döneme ayrılarak değerlendirilebilir. Birinci dönem, Gazneli devletinin doğuş dönemiyle, yani Alptegin ve Sebüktegin’in Gazneli devletinin temellerini attığı süreçle başlayıp Mahmud ve Mes’ûd iktidarları süresince devam edip Mesud’un öldürülüşüyle sona erer. İkinci dönem ise bundan sonrasını kapsamakta olup Hazrezmşahlıların Horasan’da güçlerini pekiştirmeleriyle sona erer.  Bu ikinci dönem, edebiyat tarihi açısından Selçuklu döneminin başlangıcıyla da örtüştüğünden ayrı değerlendirilebilir ve nispeten bu dersin çerçevesi dışında kalmaktadır.  

    Denilebilir ki Gazneli döneminde her alanda Sâmanlı döneminin devamı olarak görülebilecek durum ve özellikler vardır. Gaznelilerin devlet geleneğinin Sâmanlılardan miras alınışı gibi edebî oluşumlar da o dönemin mirasçısıdır, hatta devamıdır. Nesirde de bu durum görülür. Resmî yazışmalar da önceki dönemdeki uygulamalar devam ettirilir.

    Gazneli devletinin ilk veziri Ebu’l-Abbâs-i Esferâyinî, daha önce Arapça olarak yazılan divan evrakının dilini Farsçaya dönüştürmüş, daha sonra onun yerine geçen Hâce Ahmed Hasan-i Meymendî ise kâtiplere Arapçaya öncelik verilmesi ve Farsça yazmaktan kaçınılması talimatı vermiştir. Bununla birlikte Farsça divanda önemi yitirmemiş, özellikle yazışmalarda çoğunlukla Farsça kullanılmıştır. Gazneli devlet memurlarına, bağlı beyliklere ve Gazneli nüfuz alanındaki kişilere yazılan resmî ve özel yazılarda Farsça ön plandadır. Buna karşılık hilafet kurumuyla yazışmalardaysa dil Arapçadır.

    Resmî dil bakımından durum böyledir. Yani Gazneli dönemi Sâmanlı döneminin devamıdır. Kitap ve risalelerde kullanılan dil bakımından da durum bundan farklı değildir. Dildeki Arapça etkisi, önceki dönemde olduğu gibi düşük düzeyde varlığını sürdürür. Bununla birlikte Gazneli döneminde Samanlı dönemine kıyasla daha uzun cümlelerle karşılaştığımız olur. Bu açıdan bir evrimle ve gelişimden söz edilebilir.