Bölüm anahatları
-
KÜLTÜR
Kültür, bir milletin tarih boyunca meydana getirdiği maddi manevi unsurların bütünü, o milletin kendine has “değerleri”dir. Gündelik hayattan devlet hayatına kadar bütün bir yaşayışı içine alan bu değerler manzumesi “kültür”ün konusunu teşkil eder. Dolayısıyla, dil, edebiyat, sanat, sosyal ve ekonomik hayat vs. hep bir kültürün ortaya çıkardığı ve şekillendirdiği veyahut bir kültürü şekillendiren ve yaşatan unsurlardır. İlk bakışta karışık görülebilen bu açıklama aslında gayet basittir. Nitekim bazı sosyologlara göre “kültür; her şey unutulduktan sonra akılda kalan”dır. Yani hayatın doğal akışı içerisinde aile ve çevreden kazanılan adeta şuuraltında mevcut bir davranış biçimidir. Sadece bir kişiye ait gibi görülen bu davranış biçimi, toplumu da kapsadığı zaman “milli kültür” adını alır. Dolayısıyla milli kültür, bir topluluğu “millet” haline getirebilir. Fakat her kültür, her toplumu millet yapmaya da yetmez. Nitekim Afrika veya Avustralya’daki ilkel kabileler, eski ve farklı bir kültüre sahip oldukları halde, günümüzde dahi, millet kavramından habersiz yaşamaktadırlar. Ancak kendini geliştirebilen, özünü bozmadan kendini yenileyebilen kültürler güçlü bir millet ve devlet geleneğine sahip olabilir. Bu nedenden dolayı bir kültürün kalıcı olabilmesi, o kültürün zaman ve mekan içerisinde gelişmeye açık olması ile mümkün olabilir. Türk Kültürü bu özellikleri içinde barındırır. Çünkü zaman ve mekan değişikliğine karşın Türk Kültürü bulunduğu çevreye uyum sağlamış, çevre kültürlerden etkilendiği gibi onları da etkilemiştir.
Milleti yaşayan bir varlık olarak düşünecek olursak, onu hayatta tutan yegâne gıdanın kültür olduğunu görürüz. İşte bu sebeple, milli kültür ile beslenen ve donatılan halkın “organize” olmuş biçimine “millet” denilmektedir. Milletin oluşturduğu yüce organizasyon ise “devlet”i ortaya çıkarır. Bazı ilim adamları bu tanımları kültür ve medeniyetle karşılaştırarak bir sonuca varırlar. Onlara göre millet veya milliyet, “millî kültür” ile; “medeniyet” ise “devlet” ile ilişkilidir. Irk, dil, din ve coğrafya kültür ve medeniyetin müşterek unsurlarıdır. Bu unsurlardan birkaçına sahip olabilen medeniyeti, kültürden ayıran en önemli husus ise, medeniyetin “beynelmilel” olabilmesidir. Kültür ise “milli”dir. Özellikle din ve coğrafya birliğinden kaynaklanan medeniyetlerde bu durum daha açık bir biçimde görülebilir. Bu açıdan ele aldığımızda, medeniyet tek bir kültürden oluşmaz. Mesela İslam medeniyeti Arap, Fars ve Türk kültürlerinin bir sentezi durumundadır. Örneğin devlet yönetimi konusunda Abbasi sarayından olduğu kadar, Bizans ve Sasani devletlerinden de etkilenmiştir.
Bozkır Medeniyeti olarak adlanan aynı coğrafya ve yaşayıştan beslenen medeniyette ise asli unsur “Türk Kültürü” olmuştur. Çünkü Türk Milli Kültürü, gelişebilme özelliği ile Orta Asya coğrafyasında baskın bir kültürdür ve kısa zamanda milletleşmeden devletleşmeye sıçrayabilmektedir.
Devleti oluşturan esas unsurlar Göz önüne alındığında Türk kültürü, vatan ve millet anlayışı daha açıklıkla ortaya konulabilir. Bu amaçla bir tasnif yapmak gerekirse Türklerde devlet yani il şu unsurlardan oluşur;
Devlet= Ülke + Millet + Siyasi Hakimiyet + Siyasi Hükümet
( İl= yer-sub + Bodun + Kut + Kurultay (Hükümet) )
