Bölüm anahatları
-
MANAS DESTANI
Manas Destanın Oluş zamanı ve Coğrafyası
Türk boylarından biri olan Kırgızların milli destanı, dünya edebiyatının da sayılı şaheserlerinden ve en uzun destanı olan Manas Destanı, adını, destandaki kahramanlar alır. Bu destanı okuyup söyleyenlere de Manascı denilir. Manascılık, bir sanat ve meslek olarak kabul edilir.
Manas destanı'nda geçen hadiseler, bazı araştırmacılar tarafından Hun dönemine bağlanıyor. Ancak bu konuda destanda açık ipuçları bulunmamaktadır. Ayrıca bu olayların zeminini 9'uncu yüzyıl sonrasına bağlayanlar da bulunmaktadır. Kırgızların Uygur devletini ortadan kaldırdığı dönemden Karahanlılara uzanan bu tarihte, Manas destanını şekilllenmeye başladığı ileri sürülür. Bu süreç 12. Yüzyıla kadar devam eder. 1120'li yıllarda Orta Asya'yı istila ederek Karahanlı ülkesini ele geçiren Moğol Karahitaylar'ın, Kırgızlar üzerine asker göndermesi ve bu sırada yaşanan olaylar Manas Destanı'na kaynaklık eder. Ancak destanın elimizde bulunan nüshalarında Kalmuk ve Hıtaylarla yapılan mücadeleler anlatılır. Dolayısıyla Kırgızların sürgüne yollandıgı Altay’lardan, Tanrı Dağlarına kadar uzanan coğrafya Manas destanında Kırgızların yurtları olarak görülür. Bu sebeple Manas destanının bir anlamda yazıya geçtiği coğrafya bu bölgelerdir ve 17.-18 yüzyıllardaki siyasi olaylarla bağlantılıdır. Tıpkı Dede Korkut Destanı gibi Manas Destanında da hikayelerin oluşması ile yazıya geçmesi arasında uzunca bir tarih farkı bulunmaktadır. Bu durum her iki destanın da, sözlü anlatım geleneği ile kuşuktan kuşağa, nesilden nesile aktarılmasıyla ilgilidir. Nitekim 60’ın üzerinde bulunan Manas varyantlarının, mukayeseli bir biçimde karşılaştırılarak destana sonradan giren unsurların tesbit edilmesiyle, ortaya çıkarılacak orijinal destan, Manas’ın tıpkı Dede Korkut Oğuzları gibi, çok eskiye dayananbir geçmişe sahip olduğunu gösterecektir.
Manas’ın Konusu
Ünlü Türkolog Wilhelm Radloff (1837-1918) Manas Destanı'yla ilgili ilk derlemeyi, Kırgızistan'ın Tokmak şehri güneyindeki Sarı Bağış boyuna mensup bir Manasçıdan 1869'da yaptı. Radloff'un derlediği yedi bölümlük Manas Destanı, toplam 11 bin 454 mısradan oluşuyor. Fakat, Manasçıların okuduğu dize sayısının, 16 bin mısra civarında olduğu belirtiliyor.
Manas Destanı üç bölümden oluşmaktadır. Bunlar: Manas, Semetey ve Seytek destanlarıdır. Bu nedenle Manas destanından “trilogya” diye de bahsedilmektedir. Destanda kahraman Manas’ın yiğitliği; dış düşmanlarının, ülkelerini fethettikten sonra dağılmış olan Kırgız halkını bir araya getirmesi, bir bayrak altında halkın birlikteliğini sağlaması, kabile ve soylar arasındaki dağınıklığı, kavgaları yok edip, birlikte huzur içinde yaşamaya çağıran büyük bir fikir var. Bu fikir yavaş yavaş tüm Türk halklarını, dünyadaki bütün millet ve halkları bir araya getirecek derecede ulu bir fikirdir. Bundan dolayı ne kadar zaman geçerse geçsin Manas Destanı’nın değeri hiç eksilmemiş, aksine Manas’ın estetik değeri günden güne artmıştır.
Kırgız Türklerinin milli kahramanı Manas'ın etrafında örgülenen Manas Destanı'nın ilk bölümünde; Manas'ın doğumu, daha beşikte iken konuşmaya başlaması, kafirleri yeneceğini söylemesi, büyüyüp delikanlı olunca Çinlileri yenmesi, Müslüman yiğit Almanbet'le tanışıp, birlikle birçok savaşa girmeleri, Manas'ın evlenmesi, düşmanları tarafından iki defa öldürülmesine rağmen tekrar dirilmesi, Mekke'yi ziyaret ve Kabe'yi tavaf etmesi, lirik bir üslupla anlatılır.
Destanda Manas'ın üçüncü ölümü, geri dönüşü olmayan bir ölümdür.
Bundan sonra Manas'ın oğlu Semetey ve torunu Seytek'in destanları başlar. Manas Destanı, Semetey ve Seytek Destanlarıyla üçlü bir zincir oluşturur.Üç nesle uzanan Destan'da, Manas ülke yönetiminin kurucusu görevini yaparken; oğlu Semetey iktidarı tehlikeye sokar, torunu Seytek ise işleri yeniden düzene koyar.
Destan’ın ikinci kısmı Semetey bölümünde; genellikle kabile, soylar arasındaki kavga ve anlaşmazlıklar yansıtılmaktadır. Soylar arasındaki bu kargaşalıklar, Semetey’in Kıyas’a yenilip kaybolmasına; Seytek’in yabancı topraklarda, iç düşmanların arasında doğmasına yol açar.
Destan’ın son bölümünde ise; halkı dağıtan, kabile ve boylar arasındaki kavgaları örgütleyenler, sert bir şekilde cezalandırılırlar. Olay; halkın beraberliğini, barışını isteyenlerin zaferi ile sonuçlanır. Halkın amaç, istek, arzularını ve dileğini taşıyan akıllı Bakay her şeyi önceden bilen Kanıkey, kadınların güzeli Ayçürök, kahraman Semetey ölmez ögelere sahip olarak kaybolurlar.
Türk destancılığının şaheserleri arasında yer alan Manas Destanı ilk çağlara bağlanan yaşam, duyum ve düşünce sisteminin, özellikle de İslâm’a kadarki kültür geleneğinin izlerini belirgin görüntülerle koruyup saklayan başlıca kaynaklardan biridir. Bu muhteşem destanda mevcut olan çok yönlü ve çok katlı folklor örtüsü, Türklere mahsus eski mitolojik dünya görüşünün yaradılış, gelişme ve çeşitli değişikliklere uğrama sürecini taşlaşmış (donmuş) hafızaya çevirerek yaşatmaktadır. Kırgızlar’ın hayat tarzları, gelenek ve görenekleri, ahlâkî ve dinî görüşleri, coğrafyaları, tıp bilgileri, diğer uluslarla olan ilişkileri hep bu destanda ifadesini bulmuştur.
Manas Destanı’nda sergilenen Kırgız halkının kültür değerlerinin önemli bir bölümü de Anadolu Türk halkınca Türkistan’daki ortak Türk gelenek ve göreneklerinin bir uzantısı olarak günümüze kadar getirilmiştir.
