Bölüm anahatları

  • DEDE KORKUT VE MANAS DESTANINDAKİ ORTAK MOTİFLER

     

    Dede Korkut Destanı nasıl ki, özelde Oğuzların; Manas Destanı ise Kırgızların milli eposu ise, genelde her iki destan da Türklerin ortak kültür unsurlarını taşıyan ana destanlardandır. Ad verme, evlenme, ölüm ve yas törenleri, kahramanlık, gündelik hayat vs. gibi alanlarda her iki destanda da ortak özellikler görünür. Bu ortak özellikler sadece kavram benzerlikleri ile de açıklanamaz. Nitekim her iki destanın dil özellikleri ve ifade tarzları da birbirine benzemektedir. Örneğin Manas’ta çadır şöyle tasvir edilir;

    ak çadırını kurdurdu,

    ipekten, kadifeden

    kalın yazgılar yaptırdı,

    ateşe semaver koydu

    Dede Korkut’da ise;

    Kara yerin üstüne ak ban evini diktirmişti

    Ala sayvan gök yüzüne aşanmıştı (yükseltilmişti)

    Bin yerde ipek halıça döşenmişti

    Manas ve Dede Korkut, Türk destan geleneğine göre lirik yani manzum karakterlidir. İfadeler yalın fakat çarpıcıdır. Kırk yiğit ve kırk ince belli kız motifi hemen her hikayede geçmektedir. Manas’ın kırk yiğiti ile Oğuz beylerinin kırk yiğiti beylerine sonsuz sadakat gösteren kahraman insanlardır. Ancak bazen bu yakın dostlar, yoldaşlar Destan kahramanına ihanetde de bulunurlar.Heer iki destanda da yarı insan yarı hayvan durumunda tasvir edilen, tek gözlü canavar motifi ve onun üzerine kurulu bir hikaye bulunmaktadır. Dede Korkut’daki “Tepegöz” Manas’taki “Celmoguz” bunlara güzel bir örnektir. Oğuz Türkleri, Kırgız ve Kazaklarda pekçok halk hikayesine de konu olmuşlardır. Aşağıda her iki destanda işlenen bazı ortak motifler ve konular hakkında yaptığımız karşılaştırmalar bu tür benzerlikleri gösterme açısından önemlidir.

    Çocuk Dileme;

    Manas’ın babası Cakıb Han çocuğu olmadığı için üzgündür. Bundan dolayı karısına kızgındır. Çocuğu olmayan insanlar sürekli bir şeylerin arayışı içindedir. Günümüz insanları bile doktorlardan ümidi kesince değişik türbe ve evliya mezarlarını ziyaret ederler. Cakıb Han da işte bu sebepten dolayı şöyle seslenir.

    Bana oğul doğurmadı,

    Çiriçi’yi alalı,

    Oldu tam ondört sene,

    Evliya mezarına gitmedi,

    Elmalıkda yuvarlanmadı,

    Kaplıcada gece yatmadı.

    Dede Korkut’da Dirse Han, Bayındır hanın verdiği toyda, aşağılanarak kara çadırda ağırlanır ve altına kara keçe verilip, kara etin yahnisinden yedirilir. Dirse Han çocuğu olmadığı için bu muameleye maruz kalmıştır. Bu nedenle karısına durumu anlatır ona şikayet eder. Karısına;

    Han kızı yerimden durayım mı

    Yakanla boğazından tutayım mı

    Kaba ökçem altına alayım mı

    ... Can tatlısın sana bildireyim mi diyerek kızgınlığını belirtir. Karısı ondan ulu toy vermesini, açları doyurup, yalınçakları giydirmesini ister. Bir ağzı dualının duasıyla çocuğun olabileceğini belirtir. Böylece Boğaç Han doğar.

    Ad verme; Kahramanlık yapmadıkça, 14-15 yaşına gelmedikçe Dede Kôrkut Oğuzları ve Manas Kırgızları isim alamaz. Boğaç Han bir boğayı öldürdüğü için bu ismi alır. Manas’da yiğitliğini düşmanlardan gizlemek için gençlik çağına gelinceye kadar Manas adını kullanmaz. Ayrıca Tanrının esirgemesi, nazar değmemesi için değişik isim verme geleneği de her iki destanda vardır. Örneğin Dede Korkut kahramanlarından birinin ismi Yalançı oğlu Yartaçuk iken, Manas kahramanlarından birisinin ismi ise Bokmurun’dur.

     

    Manas Destanı’nda rastladığımız olay, doğan erkek çocuk için halkı davet ederek, onlara yemek verilmesidir. Bu durum Türklerin yaşayışları ile ilgili bir folklor unsurudur.

    ”Kara Han alıp baktı ona, Kara Han bakmaya alınca, aşa hep halkı topladı, tepede kısraklar kestirdi, halkı çepçevre toplattı yurtta büyük bir aş verdi.”

    Manas Destanı’nda, çocuklara doğdukları günün önemli olaylarını, doğuş biçimlerini hatırlatıcı isimler verildiği görülmektedir:

    Külçora’ya:

    “Kül tutup doğmuş çocuğa

    Külçora deyip ad verdi.”

    Kançora’ya:

    “Kan tutup doğmuş çocuğa

    Kançora deyip ad verdi.”

    Manas’ın oğlu Semetey’in oğlunun adının konması: “Bir asa dayak elinde, ak sakallı bir kişi, Kara Han’ın karşısına yakın gelip durdu, o ak sakallı şöyle dedi: “Bu çocuğun adını eğer bu kadar halk bilmezse, ben adını koyayım! Ver çocuğu elime!

    Ad veren bu ak sakal, birden gözden kayboluverdi.” cümleleriyle anlatılır. Dede Korkut’da de Ak sakallı Dede Korkut, çocuklara isim verir. Onun kerameti ile çocuklar büyür

    Evlenme; Evlilik, hayatın yaşanılan gerçeklerinden biridir. Destanda, Manas’a, onun dengi bir kız bulabilmek için çekilen ızdıraplar dile getirilir.

    beni kız aramaya gönderdi

    Aşa tuz aramak için,

    Manas’a kız bulmak için

    samur kalpağım karlandı,

    tilki kalpağım ıslandı.

    Dede Korkut’ta da, Kanlı Koca oğlu Kan Turalı  kız arar, ızdırap çeker; “Kırk yiğidini yanına aldı, İç Oğuz’u gördü kız bulamadı; tutdu geri döndü., evlerine geldi. Babası; Oğul kız buldun mudedi. Kanturalı; Yıkılsın Oğuz elleri bana yarar kız bulamadım, baba dedi. Bunun üzerine Babası aksakallıları yanına alarak İç Oğuz ve Dış Oğuz’u gezer, Trabzon’a gelerek orada bir kız bulur.

    Doğal olarak evlilik girişimlerinin ardından en önemli folklorik değere sahip geleneksel kalın isteme gündeme gelir. Başlık parası adıyla günümüze kadar süregelen ve halen de geçerliliğini devam ettiren bir gelenektir. Fakat o günkü şartları çok ağırdır:

    sürünüzü toplayın,

    dört vadiye doldurun,

    dört vadiyi doldurursa

    gelin borcunuz bitti demektir.

    Manas’taki bu kalın miktarına karşılık Dede Korkut’da da Deli Karçar kızkardeşini Beyrek’e vermek için şu isteklerde bulunur;

    “Bin buğra getirin ki maya görmemiş ola

    Bin aygır getirin ki hiç kısrağa aşmamış ola

    Bin de koyun görmemiş koç getirin

    Bin de kuyruksuz kulaksız köpek getirin

    Bin de iri pire getirin, bana.

     

    Ölüm adetleri; Dede Korkut ve Manas destanında ölü gömme, yuğ aşı verme ve ağıt törenleri birbirine oldukça benzer. Her iki destanda da halk ve beyler her ne kadar müslüman olsalar da, ölü gömme adetleri ve yas törenleri İslam öncesi dönemlerin izlerini taşır. Dolayısıyla şamanî inanışların destanlarda ağırlıklı bir biçimde işlendiği görülmektedir. Gök Tanrı inancının önemli motiflerinden “öteki dünya” anlayışı ve yeniden dirilme her iki destanda da bulunmaktadır. Dede Korkut’da kahramanlar öldükleri zaman “uçmağa” yani cennete varırlar. Bazı kahramanlar, anasının sütü ve dağ çiçekleri ile yapılan melhemi sürerek ölümden kurtulurlar. Manas da destanda birkaç kez ölüp, tekrar dirilir. Ölünün ardından ölü aşı, “yuğ” verilir. Atlar kesilir, kımızlar içilir. Ölünün yakınları “katı yas” tutar. “buzlaya buzlaya” ağlarlar. Yüzlerini tırnakları ile yırtarlar.  Ak çıkarıp kara giyerler ve börklerini yere atarlar.

     

    Anadolu halkının geleneksel kültürünün en önemli öğelerinden biri olarak ağıt yakma geleneği Manas Destanı’ında sıkça görülmektedir. Manas’ın ölümü üzerine Kanıkey’in duyguları şu şekilde dile getirilir:

    Han çocuğu Kanıkey,

    yüzünü yırtıyordu hep!

    Günleri göz yaşıyla göl oldu,

    bütün suyunu sel aldı.

    Beyrek Aruz tarafından öldürüldüğünde ise Oğuz yiğitleri “ ak boz atın kuyruğunu kestiler. Kırk-elli yiğit kara giyip gök sarındılar. Kazan Bey’e geldiler. Sarıklarını yere vurdular. Beyrek diye çok ağladılar. Kadınlar ise ölünün ardından “güz elması gibi yanaklarını tartarlar (yüzlerini yırtarlar) idi.