Bölüm anahatları

  • Tüm dünyada kabul gören bir sistem olan franchising’in temelleri ABD’de yüzyılı aşkın bir dönem öncesine kadar uzanıyor. 1863’de Singer’in dağıtım sisteminde yaptığı uygulama, bugünkü anlayışa uygun ilk örnek sayılıyor.    Franchising sisteminin asıl geliştiği dönem ise 1950’lerin sonları.   1970’li yıllarda Avrupa’da hızla yaygınlaşan franchising sisteminin ülkemizde uygulamaları ise, 1980’lerin ikinci yarısına rastlıyor.

      Bugün gelinen noktada, Türkiye’de başlangıçta franchising konusundaki hukuki düzenlemeler mevcut genel kanunlar çerçevesinde yürütülmekteyken, 1994 tarihli “Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun” ve bu kanun uyarınca 1998’de Rekabet Kurulu tarafından çıkarılan ‘Franchise Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’ ile daha sağlıklı şekilde uygulama imkanına kavuşmuş durumdadır.

    Ürün ve marka franchisingi sisteminde satıcı firma, kendini üretici firma ile özdeşleştirmeye çalışmaktadır.  Belirli ürünlerin benzer görünümdeki bağımsız işletmelerde pazarlanması sonucu, üretici ile imaj birleşmesi sağlanmaktadır. 

    Franchise alan sadece franchise verenin ticari markası altında ürün dağıtımını yapmaz, franchise verenin formatını, işşletme sistemini,  iş prosedürlerini uygular, eğitim alır, franchise verene royalty öder, standardizasyonun bozulmaması gereği franchise veren tarafından denetlenir.

    oAna firma, ürünün nasıl üretilip hizmetin nasıl sunulacağına kadar her aşamayı, kendi imalat ve işletme  yöntemlerini franchise alana ve  personeline öğretir, sürekli yardım sunar. Franchise alan kendi mağazasını açmadan önce franchise veren tarafından belirli sürelerle eğitime tabi tutulur.