Bölüm anahatları
-
Destana göre pekçok ülkeyi fethedip, bu ülkelerde yaşayan topluluklara isim veren Oğuz Kağan, günlerden bir gün Gökten gelen bir ışığın içerisinden çıkan bir hatunla evlenir ve ondan Gün- Ay ve Yıldız adlarında üç oğlu olur. Yine bir av esnasında kurumuş bir ağaç kovuğunun içerisinde bulunan bir hatunla evlenir ve ondan da Kök, Dağ ve Deniz adlarında üç oğulu olur. Gün- Ay ve Yıldız büyük oğullardır ve onlara sembol olarak yay verir ve bu oğullar Boz-ok adını alırlar. Kök, Dağ ve Deniz adlı oğulları ise küçük oğullardır ve onların sembolü ok olur. Bunlar da Üç-ok adıyla anılırlar. Oğuz Kağan yaşlandığında kendinden sonra kimin hükümdar olacağını belirlemek için bir töre oluşturur. Buna göre büyük oğullar hükümdarlık yerinde olacak küçük oğullar ise ona bağlı olacaktır. İşte bunu ortaya koymak için “nasıl ki yaya, oku nereye çevirirse ok oraya gitmek durumundadır. O halde büyük oğul ne derse küçük oğul ona uymak zorundadır” diyerek töreyi işletir. Dolayısıyla Türklerde hakimiyet alameti yay; bağlılık alameti ise ok olmuştur. Aynı şekilde bu anlayış ile Doğu’da ve sağda yer alanlar, hakim; Batı’da ve solda yer alanlar ise tabi durumundadır. Bu destani bilgilerden de anlaşılacağı üzere İslami döneme kadar Büyük oğul durumunda olan Boz-oklar hakim; küçük oğul durumundaki Üç-oklar ise onların tabisi durumundadır. Boz-oklar Doğu’da, sağ tarafta (muhtemelen Orhun bölgesinden Tanrı Dağlarına kadarki topraklarda) bulunurken Üç-oklar ise Batı’da, sol tarafta ( Tanrı Dağlarının batısından Sir-Derya boylarına kadar uzanan topraklarda) yaşamaktaydılar. Ancak İslami dönemle birlikte Doğu’daki Türkler hakimiyetlerini Moğollara (Kara-Hitay ve ardından Cengiz’e) kaptırdıklarından, Batı’da bulunan kardeşlerinin topraklarına doğru göç etmek zorunda kalmışlar; dolayısıyla bu dönemde ağabeylerinden daha güçlü durumda bulunan Üç-okların himayesine girmişlerdir.
İşte bu değişimin sonucu olarak, Oğuz Kağan Destanındaki bilgilerin aksine X. Yüzyıldan itibaren Üç-Okların Oğuzları temsil ettikleri görülmektedir. Bu durum Oğuzname’nin diğer bir versiyonu olan Dede Korkut Destanlarında açık bir şekilde görülür.
