Bölüm anahatları
-
12. Hafta Çeçen-İnguş
Konular: Çeçen ve İnguşların sosyal-demografik yapısı; Geleneksel hukuk ve inançlar; Çeçen-İnguş Özerk cumhuriyeti; İçkeriya Çeçen Cumhuriyeti ve İnguşetya cumhuriyeti.
Temel Okumalar:
- Ufuk Tavkul, Kafkasya Gerçeği, s. 36-38, 170-177, 337-350, 440-443;
- Wikipedia’dan uygun makaleler;
- Youtube’dan değişik videolar.
Ders Notları:
Çeçenler (Çeçence: Hохчи Nohçi), Kafkasya’nın kuzeydoğu kesiminde, Sunja ve Argun ırmakları civarında yaşayan yerli Kafkasya halkı. Kendilerini Nohçi (tekil Nohçi veya Nohço) olarak adlandırırlar. Bu ad, Çeçenlerin Nohçmekhahoi adlı kabilesinden ve bu kabilenin topraklarından gelir.
Çeçen adı ilk kez 8. yüzyıl Arap kaynaklarında geçer. Yaygın bir geleneğe göre Rusçadaki Çeçen terimi, Çeçenler'in 1732’de Rus askerlerini yenilgiye uğrattığı Çeçen-aul köyüne dayanır. Ancak bunun yanlış olduğu, 1692’den önce Rus kaynaklarında Çeçen teriminin bulunmadığı, bu terimin muhtemelen Kabardeycedeki “Şaşen” adından geldiği ileri sürülür.
Çeçenler, Rusya'ya bağlı bulunan Çeçenistan’ın yerli halkıdır. Ülke, 1994-1996 arasındaki kanlı savaşta büyük zarar görmüş ve kentler yıkıma uğramıştır. 1996 yılında Çeçen direnişçiler ve Ruslar arasında ateşkes imzalanmıştır. Ateşkese rağmen Rusya bölgeden elini çekmemiş, ekonomik ambargo uygulamış, gizli servisi vasıtasıyla çeşitli eylemler gerçekleştirmiştir.
Çeçen nüfusunun önemli bir bölümü Rusya'nın başka bölgelerinde (özellikle Dağıstan ve Moskova’da) yaşamaktadır. Rusya dışında, Gürcistan, Türkiye, Ürdün ve Suriye’de de büyük ölçekli Çeçen nüfusu bulunmaktadır. Bu nüfus, 1850’lerdeki Kafkas savaşları sırasında Çeçenistan’dan göç edenlerin torunlarıdır. Bu dönemde Rusların ele geçirdiği ve Çeçenistan ile Kuzey Osetya topraklarının bir bölümünü de içeren yerler İnguşetya olarak adlandırılmıştır. Çeçenler, 1944 yılında Sovyet lideri Stalin’nin emriyle topraklarından sürülmüşlerdir. Ülkelerine ancak Stalin’in ölümünden sonra dönebilmişlerdir.
Nah kabileleri, Çeçenlerin ve İnguşların atalarıdır. Nahlar 16. yüzyıla değin dağlık bölgelerde yaşıyorlardı. Bu tarihten sonra ovalara inip yerleştiler. Bu tarih aynı zamanda bu halkların Müslümanlaştığı tarih olmuş ve milliyetçi hareketler gelişmeye başlamıştır. Ayrıca, bazı Çeçen milliyetçileri kökenlerini Urartulara dayandırmaktadır.
Çeçenlerin konuştuğu dil Çeçence'dir. Çeçenler kendi dillerini Nohçi Matt olarak adlandırırlar. Kafkas dil grubu içerisinde Nakh bölümünde yer alır. Nakh dil grubuna ait diller şunlardır:
1. Çeçen (Nohçi)
2. İnguş (Ğalğay)
3. Tuş-Kist (Batsoy)Çeçenlerin İslam’dan önce tamamen kendine özgü dinsel gelenekleri ve inançları vardı. Tarımla ilgili çeşitli törenler düzenliyorlardı. Bunlar, yağmur törenleri, Gök Tanrısı Sela ve Tanrıça Tuşoli adına düzenlenen kutlamalar gibi törenlerdi. Çeçen toplumu, tukkhum adı altında örgütlenmiş, taeyp denilen 131 klandan oluşuyordu. Taeyp, Arapça kökenli bir sözcük olup ta'ife den geliyordu. Taeypler, paylaşılan toprak, kan bağı ve mevcut sıradan ilişiklere dayanıyordu; ancak savaş sırasında birkaç klan birleşebiliyordu. Taeypler, daha küçük topluluklara, yani garlara, garlar da nakiyelere ayrılıyordu.
Çeçenler Rusya Federasyonu içinde en az kentleşmiş topluluktur. Çeçen-İnguşya'nın yalnızca yüzde 39'u kentleşmiştir. Çeçenlerin yalnızca yüzde 24'ü şehirlerde yaşamaktadır. Grozni'nin çoğunluğunu oluşturan Ruslar ve İnguşlar daha fazla kentleşmiştir.
Çeçenlerde aile yapısı genelde kalabalıktır. Tüm ailelerin yüzde 46'sı beş veya daha fazla çocuğa sahiptir. Dzhabrail Gakayev'e göre Çeçenler çocuk sayısı ve özellikle erkek çocuklarıyla gururlanırlar. Çeçen ailelerde büyüklere saygı ve anne babaya değer vermek en önemli iki değer sayılır. Evlilikler genellikle görücü usulü ile yapılır. Kadınlar yüzlerini kapatmazlar ve ev içinde baskın bir role sahiptir.
İslamiyet öncesi Gürcü etkisiyle kısmen Hıristiyanlığı benimsemiş olan Çeçenler, daha sonra kitleler halinde İslamiyeti seçmişlerdir. Çeçenlerin çoğunluğu Müslüman’dır. Sünni İslam’ın Şafii mezhebine bağlıdırlar. Ancak yaygın olan inanç, Müridizm olarak adlandırılan tasavvuf anlayışıdır. Çeçenler tarikatlara bağlıdırlar. Kuzey Kafkasya’da iki büyük tarikat vardır. Bunlar Nakşibendiye ve Kadiriye tarikatlarıdır. Nakşibendiye Doğu Çeçenistan ve Dağıstan’da etkindir. Kadiriye tarikatı ise Çeçenistan'ın kalan bölgelerinde ve İnguşetya’da etkilidir.
Kafkasya'yı ve Kafkasya halklarını gözlemlemiş olan A.Byhan, Çeçenler konusunda şunları yazmaktadır:
Çeçenlerde kafatası kısa, yüz geniş yahut beyzi, burun düz ve kuvvetli, gözler koyu renk, saçlar koyu olmakla birlikte mavi veya gri göz rengi de çoktur. Kuzeyde Miçiko Çeçenlerinde Tatar simasına rastlanır. Doğuda İçkerler ve Akkilerde hatlar basık bir burunla Orta Asya hatlarını, diğerleri de kartal burunlarıyla Arapları hatırlatırlar.
19. yüzyılda Kafkasya halkları arasında araştırmalar yapmış olan Alman gezgini Moritz Wagner, Çerkeslerle kıyasladığı Çeçenlerin antropolojik özellikleriyle ilgili şunları söylemektedir:
Çeçenler ince yapıları, cesur tavırları ve kartal burunlarıyla benzedikleri Çerkeslerle aynı yüz ifadelerine sahip değiller ve bana Çerkeslerden daha az memnun edici göründüler. Bir Çerkes özdeninin(soylusunun) yüzünde samimi, açık,atılgan ve bir tür vahşi ifade vardır. Bunların tavırları o kadar asildir ki, bu haydut liderlerinin yüzüne zevkle bakmaktan insan kendini alamaz. Daha koyu Çeçen yüzlerinde ise daha büyük bir enerji ve daha uğursuz,tehdit edici bir ifade vardır(...)Genel olarak konuşacak olursak, Çeçenlerin yüzleri Çerkeslerinkine göre daha ince ve uzundur. Siyah sakalları Araplar ve Türkler gibi diğer Doğululardan daha seyrektir. Bununla birlikte kıyafetleri bütün Kafkasyalıların giydiklerine benzemektedir.
İnguşlar (İnguşça: галгай), Kuzey Kafkas halklarından biridir. Büyük çoğunluğu Rusya'yla komşu olan İnguşetya’da yaşar. Günümüzde İnguşlar'ın büyük çoğunluğu, Müslüman’dır ve Çeçence ile yakın akraba bir dil olan İnguşça konuşurlar. İnguşlar, Sovyet döneminde Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti içinde Çeçenlerle bir arada yaşıyorlardı. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Çeçenlerden ayrılarak İnguş Cumhuriyeti adı ile ayrı bir cumhuriyet oldular.
Bir inanışa göre İnguşların atalarının MÖ 10.000-8.000 yıllarından, Ortadoğu'daki Bereketli Hilal'den Kafkasya’ya göç ettiler. Ali-Yurt ve Magas yakınlarında bulunan ve MÖ 6000-4000 yıllarına tarihlenen çanak ve çömlekler, ayrıca taş baltalar, cilalı taş aletler, kap ve kacaklar, bu yörede çok eskilerden beri yerleşmelerin olduğunu gösterir.
İnguşların tarihi Çeçenlerin tarihi ile yakından ilişkilidir. Her iki halkın atalarının "Nakh"lar olduğu kabul edilir. 7. yüzyıl Bizans kaynaklarında Nakhların Kafkas Dağlarının yerli halkları olduğundan söz edilir. Nakhlar, 15. ve 16. yüzyıllarda dağlardan kuzeydeki ovalık alanlara inmişlerdir. 16. yüzyılda kuzey ovalık bölgelerdeki nüfusun çoğunluğu İslam dinini benimsemiştir. Bu kabileler, 18. yüzyılda Çeçen ve İnguş halkları olarak ayrılmışlardır.
İnguşlar, 1810 yılından itibaren Rusların yönetimi altına girmeye başladılar. II. Dünya Savaşı’n sonlarında 23 Şubat1944 tarihinde topyekûn, Nazilerle işbirliği yaptıkları ya da yapmaları olasılığı olduğu gerekçesiyle Kazakistan ve Sibirya’ya sürüldüler. Bu sırada İnguşların üçte ikisinin kırıldığı tahmin edilmektedir. 1950’lerde, Stalin’in ölümünden sonra, hakları iade edilen İnguşların 1957’de topraklarına dönmesine izin verildi.
Ne var ki bu sırada topraklarına Osetler yerleştirilmiş ve topraklarının bir bölümü de Kuzey Osetya’ya katılmıştı. Ülkelerine dönen İnguşlar, Osetlerin kötü muamelerine maruz kaldılar. Sovyetler Birliğinin Dağılmasından sonra ve Ekim 1992’deki etnik çatışmalar sonrasında Kuzey Osetya’da Prigorodny bölgesinde kendi topraklarında yaşayan İnguşlar zorla yerlerinden edildiler.
