Lozan
barış görüşmelerine TBMM hükümetinin yanı sıra İstanbul hükümetinin de davet
edilmesi Atatürk için bir fırsat yaratmış ve kendisi halifelik ile saltanatın
ayrılması ve saltanatın kaldırılması yönünde bir öneriyi meclise getirmiştir. Konferansa
ara verilen dönemde İzmir’de bir iktisat kongresi toplanarak yeni dönemin
ekonomi politikaları belirlenmiştir. 23
Nisan’da Lozan görüşmeleri tekrar başlamış ve anlaşmazlık görülen noktalar bu
kez çözülerek 24 Temmuz tarihinde Lozan barış anlaşması imzalanmıştır. TBMM’de meclis hükümeti sistemi benimsenmesinden dolayı zaman zaman hükümet
oluşumlarında krizler yaşanabiliyordu. Böylesi bir kriz ortamını fırsata
çeviren Atatürk, cumhuriyet yönetimine geçilmesi teklifini gündeme getirmiştir. Halifeliğin
kaldırılması ise Hint Müslümanlarının halifelikle ilgili bir başvurusunun
siyasal kriz yaratması vesilesiyle olmuştur. Eleştirilerini
artıran muhalif isimler, hükümete yönelik bir güvenoyunun ardından 17 Kasım
1924 tarihinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurmuştur. Takriri
Sükun’dan yararlanılarak otoritenin tesis edilmesi ve tüm muhaliflerin
susturulması, yeni Cumhuriyet yönetiminin hedeflediği devrimleri daha rahat bir
şekilde yapabileceği bir ortamı da hazırlamıştır. Her ne
kadar Takriri Sükun ve İzmir suikastı gibi gelişmelerinin ardından muhalefet
ortadan kaldırılmış olsa da, Atatürk bir süre sonra var olan tek sesli ortamdan
rahatsızlık duymaya başlamıştır. SCF
kapatıldıktan sonra Atatürk bir yurt gezisine çıkmış ve nerelerde hata
yaptıklarını bizzat görmek istemiştir. 1930’lu
yıllarda ise Atatürk bir süre sonra bu iç politika-ekonomi meselelerini daha
çok İsmet Paşa’ya bırakmaya başlamış ve kendisi dil, tarih ve kültür
politikalarına yoğunlaşıp, dış politika konularını kendisi yürütmeye
çalışmıştır. Atatürk’ün
sağlığı 1938 yılından itibaren giderek kötüye gitmiş ve yakalandığı karaciğer
hastalığını atlatamayan Atatürk 10 Kasım tarihinde vefat etmiştir.
Çağdaş Liderler Ansiklopedisi, İletişim Yayınları, Ankara, 1986, ss. 119-142
