Hikaye türü

* HİKÂYE:

Hacim bakımından romana göre daha kısa, gerçek ya da tasarlanmış olay ya da olayların, belirli yaşantı kesitlerinin, gözlem, izlenim, an ve bakış açılarının ifade edildiği anlatma esasına bağlı bir nesir türüdür. Hikâye etme, bir ya da birkaç kişiyi, hatıraları, bir dönemi, bir durumu, nesneleri, olguları, atmosferi kişi, olay, yer, zaman gibi hikâye unsurlarını kullanarak anlatma anlamına gelir.

Hikâye kelime olarak “aynen nakletmek”, “kopyasını çıkarmak”, “taklit etmek” manalarına gelir. Ya yaşadığımız, gördüğümüz ve duyduğumuz olayı aynen anlatıyoruz, ya onlara benzeterek, onları taklit ederek anlatıyoruz.

 

*Hikâye Türünün Başlıca Özellikleri:

1. Hikâye, kişinin kendisi ve kendi dışındaki dünya karşısında tepki verme biçimlerinden biridir.

 

2. Hikâyede yoğun yaşantılar, kısa bir zaman dilimi içinde sergilenir. Roman, gerçek ya da tasarlanmış hayatı olabildiğince açma ve sergileme iken; hikâye, olabildiğince yoğunlaştırma sanatıdır.

 

3. Gereksiz, fazla uzatmalara, ayrıntılı tasvirlere, uzun söyleşilere yer verilmez. Her unsur, az ve öz olarak verilir.

 

4. Hikâye, kısa, net ve vurucudur. Anlatılacak olanların olabildiğince yoğunlaştırılarak aktarımıdır.

 

5. Hikâye, hayatın tamamını değil; bir bölümünü, bir dilimini, bir anını, bir kesitini vermeyi amaçlar. Dolayısıyla hikâyeci, ayrıntılara inemez, olay ve olguları genişçe zamana yayamaz.

 

6. Hikâyeci, zamanı, mekânı ve olayları olabildiğince yoğunlaştırmaya gitmek zorundadır.

 

7. Hikâyeci, çok ilgi çekici, çarpıcı, önemli unsurları vermekle yetinir, ayrıntıları da bunlarla ima etmeye çalışır.

 

8. Hikâye, bir bakıma portre ve desen çizme sanatıdır. Hikâyede fiziksel suretlerin derin anlamları ifade ettikleri, çağrıştırdıkları hareketlerin oluş biçimi ve hızı yansıtılmaya çalışılır. Zamana tasarruf edilir.

 

9. Hikâyeci, var olan gerçeği ya da olması gerekeni, şairane bir biçimde yeniden üretme cehdinde olan adamdır.

 

10. Hikâye, esas itibariyle insan sırlarını ortaya koyar. İnsanı ve insan dramını aktarır.

 

11. Hikâye, bütünü değil parçayı verir. Hikâye, dilimlenmiş zaman sürecini yansıtır. Roman, akıp giden ve devam eden, hatta çoğu zaman tamamlanmış bir hayat sürecinin sergilenmesi iken; hikâye, bu süreçten koparılan bir dilimdir.

Hikâye, bir hücre, roman ise hücreler bütünü olan bir organdır. Ya da hikâye bir organ, roman ise bedendir. Hikâye bir daire, roman ise daireler toplamı bir apartmandır.

 

*Hikâye Yazma Amacı:

Yazarlar, şu gibi gerekçelerle hikâye yazarlar:

 

1. Kişinin üzüntü, sevinç gibi duygularını ve herhangi bir konudaki düşüncelerini başkalarıyla paylaşma ihtiyacı.

 

2. Bireysel, millî, evrensel değerleri ve faziletleri telkin etmek, aşılamak ihtiyacı.

 

3. Bireysel, toplumsal, kurumsal aksaklıkları, yanlışları, olumsuzlukları sergileyerek bunların düzeltilmesini istemek.

 

4. Belli alanlarda bilgi aktarmak.

 

5. İçinde yaşanılan, idrak edilen dönemin toplumsal, kültürel, siyasi, ekonomik özelliklerini yansıtmak.

 

6. Okuyucuların hayatını iyi, güzel, faydalı, olumlu değerler doğrultusunda değiştirme arzusu.

 

* YAPILARI VE BAZI ÖZELLİKLERİ BAKIMINDAN HİKÂYE TÜRLERİ:

 

* Büyük Hikâye: Buna “Uzun Hikâye” de denir.

-Hacim bakımından romana yakın bir uzunluktadır.

-Kişi kadrosu kalabalıktır.

-Karmaşık olaylar birbirine eklemlenir.

-Kişilik gelişimi ve değişiminin sergilenmesi imkânı vardır.

-Mekânlar tasvir edilebilir.

-Olayların sebep-sonuç ilişkileri ayrıntılı olarak verilebilir.

Hacim itibariyle bilinen ve yaygın ortalama ölçüler göz önünde bulundurulursa hikâyeden uzun, romandan kısa olan tahkiye metinlerine denir. Kabaca 5.000 ile 12.000 kelime arasında değişen bir hacme sahiptirler. Roman ile küçük hikâye arasında bir yerde dururlar. Küçük hikâyelere göre mekân tasvirleri daha ayrıntılı, kişiler daha geliştirilmiştir. Büyük hikâye türünde ilk örnekleri Ahmet Mithat Efendi verdi.

Örnekler:

Ahmet Mithat: “Letâif-i Rivâyât” adı altındaki hikâyeleri. Recaizade Mahmut Ekrem: Muhsin Bey, Şemsa. Nabizade Nazım: Karabibik. Halit Ziya: Bir Muhtıranın Son Yaprakları, Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası, Deli, Bu muydu?, Heyhat, Bir Yazın Tarihi.

 

* Kısa Hikâye:

İng. short story. Bunun hacim bakımından çok daha kısa olan minik haline “Küçürek hikâye” de denir. Ayrıntılardan, fazla açıklamalardan uzak, görülen ve duyulanın tamamı yerine, bunların dikkate değer yanlarını vermeyi amaçlayan bir edebî türdür. Bazı özellikleri:

 

-Olay: Olaylar, kısa ve net bir plan içinde geçer. Olayları birbirine bağlayan sebep-sonuç ilişkileri uzun uzun anlatılmaz; sadece kısa ve kesin olarak belirtilir geçer. Gereksiz olay tasvirlerine yer verilmez.

 

-Hacim: Modern zamanlarda iş ve ilgi yoğunluğundan dolayı fazla zamanı olmayan okuyucular için kısa zamanda okunacak metinlerdir. Hacmi genellikle 2000-3000 kelime arasındadır.

 

-Kurgu: Şiire en yakın nesir türüdür. Romanla aralarında hacim bakımından değil, mahiyet ve metot bakımından fark vardır.

 

-Başlangıç: Genellikle hareket (aksiyon), kişi tahlili veya olay çevresinin çok kısa tasviriyle, ilmî, felsefî veya psikolojik girişlerle başlar.

 

-Tek Parçada Yoğunlaşma: Bir durum, bir kişi, bir zaman parçası üzerinde yoğunlaşılır. Anlık gerilim, çatışma ve düşünsel tepki unsurları ön plandadır.

 

-Soyutlama ve Ayıklama: Gerçekleri çevrelerindeki ayrıntılardan sıyırarak en yalın hâliyle sunar. Soyutlama ve ayıklama yapılır. Ayrıntılar, oldukça yoğunlaştırılarak verilir.

 

-Çatışma: İnsanın kendisi ile diğer insanlar, varlıklar, tabiat ve türlü engellerle olan çatışma noktalarına vurgu yapar.

 

-Telkin: Ayrıntılı açıklamalar yerine, çoğu zaman imalı telkinlere, hissettirmelere,

 

-Zirve: Zirve önemli bir unsurdur. Zirve, hikâyenin ya en son cümlesinde olur, ya da arkasında bağlı bir çözümle, sonuçla birlikte bulunur.

 

-Çözüm: Çözüm, hikâyenin başından beri birbiri arkasına dizilen sorulara cevap verir.

 

-Tek İzlenim: Romanla kısa hikâyenin en önemli farkı, kısa hikâyenin okuyucuda tek bir izlenim bırakmasıdır. Sonunda ya okuyucunun tüm sorularına cevap verebilecek şekilde ve bütün kişileri aradan teker teker çıkarır ya da şüphe ve kararsızlığı birden kesip atarak ortadan kaldırır.

 

-Konu: Asıl konuyla alâkasız teferruata yer verilmez.

 

-Kişiler: Kişi sayısı sınırlıdır, azdır. Kişiler, ayrıntılı olarak bütün boyutlarıyla verilmez. Yalnızca bir boyutuyla ön plana çıkarılır. Kişilik gelişimi ve değişimi imkânı olmaz, kişilik bir tespit olarak verilir geçer.

 

-Mekân: Mekânlar tasvir edilmez, sadece belirtilmekle yetinilir.

 

-Zaman: Genellikle tek bir zaman parçası seçilir. Ayrıca zaman uzun uzun sergilenmez, bir belirleme olarak verilmekle yetinilir. Uzun ve değişik zaman dilimlerine ve halkalarına sarkma olmaz.

 

-Dil ve Üslup: Dil yoğun, sanatlı, çağrışımlara dayalı ve öz bir biçimde kullanılır. Gereksiz konuşmalara yer verilmez. Genellikle şiirsel üslûba başvurur.

 

-Temsilciler: Batıda başlıca kısa hikâye yazarları: E.T.A. Hoffmann, Washington Irving, Edgar Allan Poe, Prosper Merimoe, Guy de Maupassant, Theophile Gautier, Ernest Hemingway, Erskine Caldwelden, J. Steinbeck, William Saroyan, Katherine Mansfield.

 

* Klasik Hikâye: Kişi, olay, zaman ve yer unsurlarına bağlı kalan hikâye türüdür. Türk hikâyesinde Ömer Seyfeddin tarzı hikâye olarak da adlandırılır. Bir bakıma Maupassant tarzı hikâyenin temsilcisidir. Bazı özellikleri:

1. Olay unsuru önceliklidir.

2. Nükte ve şaşırtmaya önem verir.

3. Sürpriz, şaşırtıcı bir sonla biter.

4. Genellikle tek bir olayda yoğunlaşılır.

5. Olaylar sebep-sonuç ilişkisi içinde verilir.

6. Mekân tasvirleri önemlidir.

7. Tez, mesaj ön plandadır.

 

* Modern Hikâye: Bir bakıma Çehof tarzı hikâye türüdür. Modern Türk hikâyeciliğinin en önemli temsilcisi Sait Faik Abasıyanık’tır. Bu yüzden modern Türk hikâyeciliği çığırına Sait Faik tarzı da denir. Sait Faik, öznel bir üslûp kullanır, daha çok kendini anlatır. Kendi derinliğini ortaya koymaya çalışır. Hemen hemen her hikâyesinden kendi kişiliğinin başka bir boyutunu ortaya koyar.

Bazı Özellikleri:

1. Kurguda giriş, gelişme, sonuç bölümleri şemasına ve düzenine çoğu zaman uyulmaz. Giriş yapılmadan önemli görülen bir kesit, doğrudan verilebilir, olayın sonuca bağlanması da gerekmeyebilir.

2. Olay yerine durum, an, kesit, atmosfer ön plandadır. İlgi çekici, çarpıcı bir olay yerine önemli görülen bir durum, olgu, kişi, nesne ön plana çıkarılabilir.

3. Önemli, büyük ve sarsıcı olaylar yerine sıradan olay unsuru işlenir.

4. Toplumsal olan yerine bireysel olan ön plandadır.

5. Hikâyenin sonunda tamamlanmamışlık, bitmemişlik, yarım bırakılmışlık, hiç beklenmeyen şekilde kesilivermişlik hissi verir.

6. Sürükleyici, dikkat çekici, hayrette bırakıcı entrika motifine, gerilime, olağanüstüye pek fazla yer verilmez.

7. Kişiler büyük kahramanlar, devlet adamları, din, felsefe, ideoloji büyükleri gibi seçkin, ayrıcalıklı kişiler yerine genellikle sıradan kişiler işlenir.

8. Amaç, olağanüstü ve insanüstü olaylar yerine genellikle gündelik, sıradan hayatı bir kesit halinde yansıtmaktır.

9. Mizahî üslup daha çok öne çıkar.

10. Mekân tasviri de çok önem verilen bir husus değildir. Çoğu zaman mekân tasviri ihmal edilir.

 

* Olaysız Hikâye: Buna “an hikâyesi” de denir. Bizde ilk örneğini Sait Faik verdi. Bu tür hikâyede olay unsuru önemli değildir. Yazar, daha çok dramatik an üzerinde yoğunlaşmaya çalışır.

 

*Fantastik Hikâye: Özellikle 1863’ten itibaren Batı edebiyatında kullanılan ve Latince bir kelime olan Fantastik ”yalnızca hayalde var olan” anlamındadır. Zamanla mantık dışı anlamına da geldi. Fantastik hikâye ise: İnsanın hayal gücü ile gerçeklik arasında kurduğu bağ üzerine kurgulanan hikâye demektir. Bu hikâyede olaylar, kişiler, zaman, mekân ve nesneler gerçekle hayal ve yanılsama arasında kalır. Olaylar ve davranışlar bilinen gerçekliğe ve fiziksel kurallara göre açıklanamaz. Olaylar ve durumlar tuhaf ve beklenmediktir.

Hikâyede fantastik kurguyu oluşturmak için şu kaynaklardan beslenilir: Rüyalar, metafizik, tasavvufî, mistik duyarlılıklar, hayaller, esrarengiz olaylar, keşfedilemeyen gizemli dünyalar, korkular, sanrılar.

Nedensellik ilkesi altüst olur. Neden-sonuç ilişkisi anlamsızlaşır.

Türk edebiyatında en eski zamanlardan itibaren devam edegelen edebiyat türlerinde fantastik motif vardır. Menkıbelerde, vilayetnamelerde, efsane, masal, destan, cenk hikâyelerinde, mesnevilerde, halk hikâyelerinde, karagöz hikâyelerinde, meddah hikâyelerlinde, Oğuznamelerde, Dede Korkut Hikâyelerinde hep fantastik vardır. Bunlarda devler, periler, cinler, gulyabaniler, büyücüler, dervişler, kerametler, olağanüstülükler, gerçek dışı olaylar, tesadüfler hep gerçek insanlarla, gerçek mekânlarla, gerçek zamanla, gerçek olaylarla iç içedir.

Aziz Efendi’nin Muhayyelât’ında (1797) fantastik ögeler görülür.

1960 sonrasında postmodernizme bağlı bir fantastikle karşılaşırız. Bu büyülü gerçekliktir.

Günümüz Türk hikâyeciliğinde Latife Tekin, Nazlı Eray, Nazan Bekiroğlu, Münire Daniş gibi yazarlarda fantastik hikâye örnekleri vardır. Türk edebiyatında gerek beşerî aşk gerek ilahî aşk o kadar yüceltilir, o kadar insanüstü ve olağanüstü bir konuma yükseltilir ki kişileri, nesneleri, mekânı, zamanı her şeyi fiziksel olanın dışına taşır, olağanüstüleştirir. Fantastik kurgu genellikle ilahi aşkı, hikmeti, hakikati arayış yolculuğunda önümüze açılan büyülü, geniş, fantastik bir dünyadır. Peşine düşülen keşfedilmesi, yakalanması, ele geçirilmesi gereken unsur sır olduğu için sırrın peşine düşülen yolculuk, ancak fantastikle, metafizikle ya da fizik ve metafiziğin iç içeliğiyle sergilenebilir.

 

*HİKÂYENİN YAPI UNSURLARI:

1. Bakış Açısı: Her hikâyecinin bir bakış açısı, bir dünya görüşü, bir felsefesi, bir inanışı vardır. Dolayısıyla olaylara, kişilere, zamana, mekâna bakış açısı belirleyicidir.

 

2. Konu: Niteliğine ve özelliğine göre hikâyenin bir konusu vardır. Konular yerel, evrensel, bireysel, toplumsal, siyasi, dinî, felsefî nitelikli olabilir. 

Hikâyede konu eski olsa bile, o konuya bakış açısı ve yorumlayış biçimi özgün olmalıdır.

 

3. Çatışma Motifi: İnsanın kendi kendisiyle, insanın başka insanlarla, insanın canlı cansız diğer nesnelerle, insanın hayatla, zamanla, fikirlerle, olay ve olgularla, durumlarla çatışması hikâyeye dinamizm kazandırır.

 

4. Olay Unsuru: Olay merkezli hikâyede olay unsuru daha ön plandadır, daha çok dikkat çeker.

Hikâyeciler genellikle ilginç, özgün, ilk defa olan, daha önce bilinmeyen, yaşanan ya da görülen bir olay aktarmak isterler. Ancak bilinen olayı farklı bir bakış açısı ve üslupla, yeni bir teknikle anlatmak da özgün olabilir.

Hikâyede olay unsurunu incelemede şu özelliklere bakılır: Vurucu nitelikte midir? Olay başat öge midir? Yardımcı, destekleyici öge midir?

 

5. Gözlem: Hikâyeci, gözlediği bir kişi, bir nesne ve bir olayın tamamını tasvir etmek, olduğu gibi aktarmak zorunda değildir. Bir hikâyeci, gözlediği bir şeyin kendince önemli, vurucu, çarpıcı bulduğu boyutunu, bir hususu, bir motifi, bir kesiti, bir sözü alır, ondan sonrasını kendi muhayyilesinde tamamlar. Gözlediği şeyde hikâyesinin çıkış noktasını oluşturacak bir kavram, bir durum, bir ipucu, bir çağrışım yakalar, hikâyesini onun etrafında kurar. Adeta gözlem, hikâyeci için bir çağrışım vesilesi olur.

 

6. Kişiler: Hikâyede kişilerin hem dış görünüşleri hem de iç dünyaları, açık ve ayrıntılı tasvir ve tahlillere, imalara, çağrışımlara ve diğer bazı göndermelere bağlı olarak yansıtılır. Kişilerin bazı davranışları, tavırları ve bunların sebep ve sonuçları ya açıkça verilir ya da ima edilir. 

 

*Hikâyede Kişilerin Sunuluş Şekilleri:

-Yazar bakış açısıyla,

-Diğer hikâye kişilerinin bakışıyla,

-Kişinin kendi bakış açısıyla.

 

*Hikâyede Kişilerin Özelliklerinin Nasıl Verildiği:

-Tanımlama şeklinde,

-Tasvir şeklinde,

-Sorgulama şeklinde,

-Eleştirel şekilde,

-Çevresiyle birlikte,

-Çevresinden yalıtılmış olarak.

 

*Kişilerin Ruh Tahlili:

Hikâye incelemesinde kişilerinin ruh derinliklerinin, iç dünyalarının nasıl verildiğine bakılır.

 

*Hikâye Kişilerinin Tepkisi: Hikâyede rol alan kişilerin mutlaka eylemleri, ortaya koydukları fiilleri, işleri, hareketleri, tavırları ve tepkileri vardır. Bu tepkiler şu şekilde sınıflandırılabilir:

1. Kendisi karşısında

2. Diğer insanlar karşısında

3. Olaylar karşısında

4. Nesneler karşısında

5. Mekân karşısında

6. Zaman karşısında

 

*Okuyucunun Hikâye Kişileri Karşısındaki Tepkisi:

-Beğenme,

-Kızma,

-Acıma,

-Hayranlık duyma.

 

*Hikâye-Okuyucu İlişkisi: Hikâye okuyucusu, hikâyeyi okurken dikkatini daha fazla diri tutmak zorundadır. Okunan hikâyenin okuyucu üzerinde nasıl bir etki bıraktığı belirlenir. Hikâye, tek bir zaman diliminde ara vermeden okunup bitirilir. Çünkü hikâyenin etkisi anlıktır ve vurucudur. Dikkat, hikâyenin bütünü üzerinde bir anda yoğunlaşmalıdır. Değişik zaman dilimlerine yayılırsa büyüsü bozulabilir. Roman ise genelde aralar verilerek, değişik zaman dilimlerinde okunabilir. Bu bağlamda hikâye kişisinin hatırda kalan en belirgin özelliği tespit edilir.

Buna göre hikâye, okuyucu üzerinde bıraktığı etkilere göre şöyle tasnif edilebilir:

*Duygulandıran Hikâye.

*Düşündüren Hikâye.

*Heyecanlandıran Hikâye.

 

 

*HİKÂYE TAHLİLİNDE YAPI UNSURLARI

 

*Anlatıcı ve Özellikleri:

Hikâyeyi anlatan kişi:

-Gözlemci anlatıcı mı,

-Özne anlatıcı mı,

-Yoksa her iki anlatıcı tipine birlikte mi yer verilmiştir?

-Anlatıcının tutumu nesnel midir? Öznel midir?

-Aktarma yöntemi anlatma mıdır, gösterme midir?

-Anlatıcının duygusal tavrı nedir? Hayranlık mı, yüceltme mi, yergi mi, alaya alma mı, ya da başka bir şey mi?

 

*Konu:

-Yerel mi, evrensel mi, bireysel mi, toplumsal mı, siyasi mi, dinî mi, felsefî mi? 

 

*İzlek

-Temel İzlek

-Yan izlekler

 

*Zaman:

-Nesnel zaman nedir?

-Vaka zamanı ne kadardır?

-Yaşatılan Güncel Zaman:

-Hatırlatılan Zaman:

-Anlatma zamanı nedir?

 

*Mekân:

-Açık ve kapalı olmak üzere somut mekânlar nerelerdir?

-Ütopik, fantastik, metafizik, duyusal anlamda soyut mekânlara yer verilmiş midir?

-Mekân tasvirlerine önem verilmiş midir?

-Mekâna simgesel bir değer yüklenmiş midir?

 

*Kişiler Kadrosu:

-Merkezî kişi kimdir, özellikleri nelerdir?

-Tipler kimlerdir, özellikleri nelerdir?

-Karakter var mıdır?

-Kurgusal kişi var mıdır?

-Hayalî figürler ve eşya figürleri var mıdır?

-Kişilerin bedensel boyutlarının sunumuna özel bir önem verilmiş midir?

-Kişilerin ruhsal boyutlarının sunumunda

İç çözümleme,

İç konuşma,

İç söyleşme

Bilinç akımı yöntemlerinden hangilerine önem verilmiştir?

-Birbirine zıt kişiliklere yer verilmiş midir? Verilmişse karşıt kişiler hangi değerleri temsil ederler?

-Hikâye kişilerinin hayat karşısında aldıkları tavırlar nelerdir?

Hayat karşısında edilgen bir seyirci mi,

Değiştirici, dönüştürücü, şekillendirici, yeniden inşa edici anlamında etken mi?

 

*Kişilerin Takdim Ediliş Biçimleri Nelerdir?

-Yazar bakış açısıyla,

-Diğer hikâye kişilerinin bakışıyla,

-Kişinin kendi bakış açısıyla,

 

*Kişilerin Özelliklerinin Veriliş Şekli:

-Tanımlama,

-Tasvir,

-Sorgulama,

-Eleştirel,

-Çevresiyle birlikte,

-Çevresinden yalıtılmış olarak.

 

*Hikâye Kişilerinin Tepkisi:

Hikâye kişilerinin eylemleri yani ortaya koyduğu fiiller, işler, yaptığı hareketler ve tavırlar ve tepkiler nelerdir?

-Kendisi karşısında,

-Diğer insanlar karşısında,

-Olaylar karşısında,

-Nesneler karşısında,

-Mekân karşısında,

-Zaman karşısında.

 

*Okuyucunun Hikâye Kişileri Karşısındaki Tepkisi:

-Beğeniyor mu, kızıyor mu, acıyor mu, hayranlık mı duyuyor? Niçin?

 

*Hikâye kişisinin hatırda kalan en belirgin özelliği nedir?

 

*Kurgusal Yapı Özellikleri:

-Hikâyenin adı neyi temsil eder? Neden o ad verilmiştir?

 

*Olay Unsuru: Hikâyede kaç tane olay vardır?

-Hikâyede olayın önemi nedir?

-Vurucu nitelikte midir?

-Olay başat öge midir?

-Yardımcı, destekleyici öge midir?

-Olay, yaşanmış bir olay mı,

-Hayal edilen bir olay mı?

 

*Hikâyede arayış yolculuğu kalıbı kullanılmış mıdır?

 

*Hikâyede iç çatışma var mıdır?

 

*Sosyal çatışma var mıdır?

 

*Ana düğüm nedir?

 

*Hikâyenin sonu normal mi, şaşırtıcı mı, trajik mi, ucu açık mı bitirilmiştir?

 

*Hikâyede metinlerarası ilişkilere yer verilmiş mi? Verilmişse şu türlerden hangisi vardır?

-Metin ekleme

-Kurgu ve teknik taklidi

-İfade kalıpları taklidi

-Üslup taklidi

-Gülünç taklit

-İçerik aktarımı

-Çağrışımsal göndermeler

 

-Şiir, mensur şiir, deneme, mektup, gezi, anı, günlük, mülakat gibi diğer edebiyat türlerine benzer tarafları var mıdır?

 

*Çatışma Motifi: Hikâyede birbirine zıt unsurlar, birbirine karşıtlık bağlamında çatışan unsurlar var mıdır?

 

-İnsanın kendi kendisiyle,

-İnsanın başka insanlarla,

-İnsanın canlı cansız diğer nesnelerle,

-İnsanın hayatla, zamanla, fikirlerle, olay ve olgularla, durumlarla çatışması.

 

*Dil Özellikleri Nelerdir?

-Konuşma dili özellikleri var mıdır?

-Dil sapmaları var mıdır?

 

*Aşağıdaki Üslup Türlerinden Hangileri vardır?

-Avam üslubu

-Bilinç akımı üslubu

-Dramatik üslup

-Düşünce üslubu

-Efsaneci üslup

-Eleştirel üslup

-Epik üslup

-Havas üslubu

-Hiciv üslubu

-Hitabet üslubu

-Mecazi üslup

-Mizah üslubu

-Nesnel tasvir üslubu

-Sanatkârane üslup

-Tahlilci üslup

-Yalın üslup

 

*Duygu: Hikâyede iyimser ya da karamsar duygu çeşitlerinden hangileri ön plandadır?

 

*Başat Öge: Hikâyede ön planda olan temel unsur nedir? Olay mı, kişi mi, tasvir mi, mekân mı, zaman mı, düşünce mi, duygu mu, ya da başka bir şey midir?

Bunlardan hareketle hikâyeye ne hikâyesi diyebiliriz?

-Olay hikâyesi mi,

-Kişi hikâyesi mi,

-ya da başka bir şey.

 

*Hikâyenin Kaynağı: Hikâyenin çıkış ve hareket noktasını oluşturan temel kaynak nedir? Yazar, hangi unsurdan ilham alarak bu hikâyeyi yazdı?

Gözlem mi, okumalar mı, yaşantı mı, dinleme mi, hayal mi, ya da başka bir şey mi?

 

*Edebî Akımlarla İlişkisi: Hikâyede Klasisizm, Romantizm, Realizm, Naturalizm gibi edebiyat akımlarından hangisi etkilidir?

 

*Tarihe Tanıklık: Hikâye, yazıldığı dönemin sosyal, siyasi, kültürel tarihine tanıklık ediyor mu? Bu alanlarda araştırma ve inceleme yapacak olanlar, bu hikâyeyi kaynak malzeme olarak kullanabilir mi?

 

*Hikâye, okuyucu üzerinde bıraktığı etkilere göre nasıl tasnif edilebilir:

-Duygulandıran Hikâye.

-Düşündüren Hikâye.

-Heyecanlandıran Hikâye.

 

*Yapısı ve bazı özellikleri bakımından hikâyenin türü aşağıdakilerden hangisidir?

- Büyük Hikâye

- Kısa Hikâye

- Klasik Hikâye

- Modern Hikâye

- Olaysız Hikâye


Son değiştirme: 19 Şubat 2018, Pazartesi, 16:23