Gezi Türü

GEZİ

 

Terim Bilgisi:

 

"Gezi" türü için daha önceleri Arapça kökenli ‘seyâhat’, ‘cevelân’ gibi terimler kullanılıyordu. Kişinin bulunduğu yerden uzakta bulunan başka yerleri dolaşarak gezip görmesi seyahattır. Gezi notlarının kaleme alındığı, gezilip dolaşılan yerlerde görülen ve yaşananların yazıya kaydedildiği metne ve esere ise ‘seyâhatnâme’ deniyordu. Modern zamanlarda ise Türkçe bir kelime olan ‘gezi’ terimi tercih edildi.

İnsanların bulundukları yerden başka yerlere gitmeleri, önceleri ekonomik sebeplerle olmuştur. Geçim sıkıntısı çeken insanlar, başka yerlere göç etmek ihtiyacını hissetmişlerdir. Ancak zamanla insanlar kültürel, turistik, sportif, ticarî amaçlarla başka köy, kent ve ülkelere seyahat düzenlemişler ve bunların sonucu olarak gidilen yerlerle ilgili yazılar kaleme almışlardır. Böylece bunların toplamından bir gezi edebiyatı ortaya çıkmıştır.

Seyahatname, bir kişinin ya da grubun yurdun değişik bölgelerine ya da başka ülkelere değişik amaçlarla yaptıkları gezilerdeki gözleyip izlediklerini, tespitlerini, ele geçirdikleri bilgi ve bulguları, oralarla ilgili duygu ve düşüncelerini anlattıkları metinlere denir.

Gezi yazarı, gezip gördüğü yerlerin hem kendisi hem de okuyucular için tarihî ve coğrafî açıdan ilgi çeken yönlerini, özelliklerini, kültürel zenginliklerini, jeolojik güzelliklerini, halkının gelenek, görenek, töre ve âdetlerini akıcı, ilgi çekici ve etkili bir üslûpla kaleme döker.

Gezi yazıları, genellikle mensur ise de manzum olanlar da vardır. Gezi yazarları, gözlem ve izlenimlerini daha çok tasvîrî bir üslûpla kaleme alırlar. Bazı yazarlar, olay ve olguları olduğu gibi aktarırken; bazıları günlük, mektup, röportaj gibi türlere ait tekniklerle yazma yöntemini tercih ederler.

Günümüzde görüntülü ve sesli yayın organlarının yaygınlaşmasıyla birlikte gezi edebiyatı, büyük oranda belgesel programları hâlinde ekranlara taşınmıştır. Televizyonlarda bu bağlamda bağımsız gezi programları yayınlanmaktadır. Banu Avar’ın “Sınırlar Arasında”, Nuray Yılmaz’ın “Gezelim Görelim”, Coşkun Aral’ın “Haberci”, Saim Orhan’ın “Ayna”, Şoray Uzun’un “Şoray Uzun Yolda” programları buna örnektir. Ayrıca Atlas gibi müstakil gezi dergileri de yayınlanmaktadır. Diğer yandan günümüzde pratik faydaya dönük olmak üzere, el kitabı mahiyetinde, pekçok ülke ve şehir için değişik dillerde gezi rehberleri hazırlanmaktadır. Bu tür kılavuzlar, genel çerçeveyi çizen yararlı birer yol haritasıdır.

 

Gezi Edebiyatının Temel Dinamikleri:

 

Gezi yazarı, gezi notlarını belli bir plan, program, felsefe ve anlayışa bağlı olarak oluşturur. Dolayısıyla başarılı, derinlikli ve etkili bir gezi edebiyatında şu hususlar büyük bir öneme sahiptir:

 

1. Amaç ve Plan:

 

Gezi yazarı, kendine belli bir amaç belirler. Nerelere gidecek ve oraya niçin gidecek? Kendisi için orası nasıl bir önem arzediyor? Gezisini nasıl bir plan ve program dahilinde yürütecek? Yapmak istediği geziden beklentileri nelerdir? Gezi öncesi hem zihinsel, bilgisel hem de fiziksel bir hazırlık, hem gezinin hem de gezi notlarının başarısında büyük bir öneme sahiptir.

 

2. Bilgi ve Bilinç Donanımı:

 

Gezginin hem genel anlamda belli seviyede bir kültür ve bilgi donanımına sahip olması, hem de gezilecek yerlerle ilgili ön bilgiye sahip olması, temel bir zorunluluktur. Dünya coğrafyası, tarihi, dinleri, kültürleri hakkında genel bir bilgi birikimi, etnoloji, folklor, antropoloji gibi alanlardaki bilgiler, gezilen yerlerde meskun halkların diline vakıf olmak, onlarla rahat bir iletişim sağlayabilecek bir donanıma sahip olmak, yine gezi edebiyatının başarısında temel etmenler arasındadır.

Zengin bir bilgi ve bilinç donanımına sahip olan gezgin, kendi kültürüyle, tarihiyle, coğrafyasıyla, toplumu ve devletiyle gezi alanı arasında karşılaştırma imkânına sahip olabilecektir. Bilgi, büyük oranda mukayeseden doğar. Farklılıkları ve benzerlikleri mukayese edebilen kişi, bilgi üretme gücüne sahiptir. Dolayısıyla gezi edebiyatı, kendi alanı ve şartları içinde bir tür bilgi üretme faaliyetidir. Bu da vurguladığımız gibi mukayese yapabilecek gezginlerin ürünü olabilecektir.

 

3. Dikkatli Bir Gözlem:

 

Üçüncü aşamada gezginin dikkatli bir gözlem gücüne sahip olması gerekiyor. Ayrıntıları farkedebilme kabiliyeti, farklılıkları tespit edebilme duyarlığı, uyanık bir zekâ gibi biyolojik, fizyolojik ve zihinsel donanım, bu faaliyet alanı için kaçınılmaz bir zorunluluktur. Gezgin, keskin bir gözlem gücüyle özgün yanların keşfine çıkan adamdır.

Özgün yapılar, özellikler, yaşantılar, düşünceler tespiti her zaman ilgi çekici olmuştur. Okuyucu ya da izleyici, dikkatini hiç bilmediği, yeni karşılaştığı, ilk defa temas ettiği yeniliklerin, özgünlüklerin, farklılıkların iç zenginliklerinde yoğunlaştırır. Bu açıdan gezgin, eserinde eskilerin deyimiyle efradını cami ağyarını mani bir tanıtım içinde olmalıdır.

 

4. Aktarma ve Sunma Biçim ve Yöntemleri:

 

Dördüncü aşamada da gezginin elde ettiği bilgi ve bulguları okuyucu ya da izleyiciye sunma biçim ve yöntemi, yine büyük bir önem arzetmektedir. Üslûp, genel anlamda kişinin duygu, düşünce, bilgi ve tavırlarını kendine göre sunma biçimidir. Gezi edebiyatında da özgün sunuş biçimleri, ilgi çekici, cezbedici bir söylem biçimi oldukça etkilidir. Bu da gezginin büyük oranda edebiyat donanımına sahip olmasını gerektirir. İyi bir edebiyat kültürü ve zevki olan gezgin, çalışmasını sunmada değişik anlatım ve aktarma yöntemleri bulacaktır.

 

Gezi Edebiyatının Önemi:

 

1. Tarihî Açıdan:

 

Gezi edebiyatı, tarihî açıdan belli bir önem taşımaktadır. Tarih bilimciler için gezi edebiyatı, başlıca kaynaklardan biridir. Önceki zamanlara ait tarih kurgusu yapılırken o zamanlarda ortaya konan gezi edebiyatı kaynakları temel başvuru malzemesi olarak değerlendirilmektedir. Her ne kadar öznel yaklaşımlar içerse de genelde nesnel gözlem ve izlenimlere dayandığı için gezi edebiyatı kaynakları tarihçinin görmezlikten gelemeyeceği kaynaklar arasında yer alır.

 

2. Kültürel Açıdan:

 

Toplumlar, milletler tek başlarına kültür üretemezler ya da geliştiremezler. Hemen hemen bütün kültür ve medeniyetler, farklı kültürlerin ve toplumların birbirini tanıması ve ilişkisi sonucu ortaya çıkmış sentezlerdir. Gezi edebiyatı ürünleri, insanlara yeni ufuklar açmış, farklı milletlerden aldıkları kültür ögelerini kendi anlayışları içerisinde eritip kullanarak kendilerine özgü yeni kültürler üretmişlerdir.

Tarih boyunca gelmiş geçmiş pek çok medeniyet, hicretler, göçler sonucu ortaya çıkmıştır. Türk milleti de tarihte iz bırakan büyük kültür ve medeniyet birikimlerini farklı medeniyet ve kültürlerle karşılaşma sonucu üretmiştir. Dolayısıyla külürel etkileşimde toplumların birbirini tanıması ve gezi edebiyatı önemli bir işleve sahiptir.

Gezi, kültür ve bilgi üretiminde önemli bir yere sahiptir. Hatta bu durum, Türk atasözünde “Çok okuyan değil, çok gezen bilir” veciz ifadesine bürünmüştür.

Bu durum, dışarısı için olduğu kadar içerisi için de geçerli olmuştur. Nitekim yüzyıllar boyu saz şairleri, köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir gezerek şiir üretiyor ve söylüyorlardı. Büyük bir Türk halk edebiyatı birikimi, bu gezgin saz şairlerinin gezilerinden sağalttıkları birikimin sonucudur. Bu, aynı zamanda Türkçenin ve Türk kültürünün güzelliklerinin yurt genelinde paylaşımını da getirmiştir.

 

Kısa Gezi Edebiyatı Tarihçesi:

 

Dünya Edebiyatında:

 

Dünya edebiyatının en önemli seyahatnameleri arasında 13. yüzyılda yayımlanmış Marko Polo'nun Uzak Doğu izlenimlerini içeren Seyahatnamesi (Markopolo Seyahatnamesi, 2 cilt, hzl. Filiz Dokuman, Tercüman 1001 Temel Eser, İstanbul tarihsiz.) ve 14. yüzyılda yaşamış Arap gezgin İbn-i Batuta (1304-1369)'nın İslâm dünyası gezilerini konu edinen Seyahatnamesi (İbn-i Batuta Seyahatnamesi, hzl.Mümin Çevik) yer alır.

17. yüzyılda Doğu ülkelerine yaptığı seyahatları J. B. Tavernier, XVII. Asır Ortalarında Türkiye Üzerinden İran'a Seyahat (1677. çev. Ertuğrul Gültekin, İstanbul 1980) adlı eserinde anlatan Fransız seyyah Jean Babtiste Tavernier (1605-1689) de batının Marko Polo'dan sonra önde gelen gezi yazarlarından biridir.

 

Türk Edebiyatında:

 

Türk edebiyatının ilk seyahatname eserleri arasında Farsça yazılan Hoca Gıyaseddin Nakkaş'ın Acâibü'l-Letâif adlı eseriyle Ali Ekber Hatâî'nin 1515'te yazdığı Hıtâînâme adlı eseri sayılabilir.

Babür Şah’ın Baburname’si (1494-1529 tarihleri arasında geçen olayları anlatır. 1857 yılında Kazan nüshası İlminski tarafından yayınlandı. Reşit Rahmeti Arat, Türkiye Türkçesinde Vekayi (1. cilt: 1943, 2. cilt: 1946) adıyla yayınladı. Çağatay Türkçesiyle yazılmıştır.

Seydî Ali Reis (ö.1562) Mir'atü'l-Memâlik (1557. hzl. Necdet Akyıldız, Tercüman 1001 Temel Eser, İstanbul tarihsiz) adlı seyahatnamesinde Belücistan, Hindistan, Afganistan, Buhara, Maveraünnehir'le ilgili gözlemlerini ve yaşadığı olayları anlatmıştır.

III. Sultan Murat (1575-1575) döneminde Tokatlı İbrahim oğlu Ahmet, Acâibname-i Hindistan adlı eserinde Kabil, Hindistan, Basra, Yemen, Hicaz izlenimlerini aktarır.

Trabzonlu Mehmet Âşık'ın (1555-?) Menâzıru'l-Avâlim adındaki eseri de gezi edebiyatının önemli eserlerindendir.

Türk edebiyatının en önemli seyahatname eserlerinden biri Evliya Çelebi'nin (1611-1682) 10 ciltlik Seyahatname’sidir. Evliya Çelebi, 40 yıllık gezilerinden elde ettiği coğrafî, etnografik, tarihî, kültürel pek çok bilgilerini akıcı ve mübalâğalı bir üslûpla kaleme almıştır. Osmanlı Devletinin hemen hemen her yerini ve bazı komşu ülkeleri kapsar.

Bu eserde coğrafî, tarihî, dinî, kültürel, folklorik, felsefî, sosyal, edebî, mimarî gibi alanlarla ilgili zengin bilgiler bulmak mümkündür. Mizah üslûbunun egemen olduğu bu eserde çok canlı bir Osmanlı Türkçesi göze çarpar. İlk kez 1848’de Müntehabât-ı Evliya Çelebi (Kahire, Bulak Matbaası) adıyla yayınlandı. Daha sonra değişik yayınları yapıldı. En son olarak Orhan Şaik Gökyay yayını olarak Yapı ve Kredi yayınları arasında çıktı.

Türk edebiyatında ‘seyahatname’ adıyla birçok eser yazıldığı gibi, adı ‘seyahatname’ olmadığı hâlde bu türe özgü özellikler gösteren başka eserler de vardır. Pirî Reis'in Bahriye adlı eseri buna bir örnektir.

Kimi yazarlar, gittikleri ülkelerden gönderdikleri mektuplarda bulundukları ülke ile ilgili bazı bilgiler de vermişlerdir.

Sultanların sefer esnasında konaklar arası mesafeleri gösteren menâzil kitapları, hergün yapılan işleri anlatan rûznâmeler de gezi türüne ilişkin bilgiler içermektedirler. Haydar Çelebi Rûznâmesi buna örnek olarak gösterilebilir.

Keçecizade İzzet Molla (1785-1829) sürgüne gönderildiği Keşan ve İstanbul'a dönüş izlenimlerini Mihnet-Keşan (1269) adlı eserinde anlatır.

Ömer Lütfi, Ümit Burnu Seyahatnamesinde dört yıl din bilgisi hocası olarak kaldığı Ümit Burnu ve havalisini değişik yönleriyle tanıtır.

Türk edebiyatında gezi türünde ortaya konan diğer bazı eserleri gezinin yapıldığı bölgelere ve gezi yazarının adına göre şöyle tasnif edebiliriz:

 


Son değiştirme: 21 Şubat 2018, Çarşamba, 17:01