Halide Nusret Zorlutuna'nın Şiirlerinde Milli Mücadele

Halide Nusret Zorlutuna:

 

                         İZMİR

 

                                  -Kavuşmadan evvel-

Rabbim, o ne korkunç, ne karanlık gecelerdi:

Her gün daha azgın bularak kalpteki derdi,

Her gün daha coşkun, daha çılgınca severdik,

“İzmir, o bizimdir; o bizimdir yine!” derdik.

 

Hülyalı bakışlarda bütün İzmir'i sezdik,

Yazlarda ve kışlarda bütün İzmir'i sezdik.

Gözler arıyorken onu her şüpheli izde,

Bir gizli cehennemdi bu toprak içimizde...

 

                              -Kavuştuktan sonra-

Serhoş gibi, çılgın gibiyim şimdi sevinçten:

Gözlerde güneşler yanıyor, eller açılmış;

“Allah’a şükür!” sesleri kopmuş gibi içten,

Âfâka bütün neşe, bütün hande saçılmış..

 

Ey Türk! Ebedî çehreni dünya tanıyor bak:

En son zaferin harikadır, harika mutlak.

Karşında ne mâni görüyorsan onu ez, yen;

Ey şanlı zafer ordusu, var ol ebediyen!...

1922

(Halide Nusret Zorlutuna, Yurdumun Dört Bucağı, Ankara 1950)

 

   Halide Nusret Zorlutuna:

 

         BAYRAMINLA ÇOK YAŞA

 

Hülyalarıma bürün, gel görün, içime sin,

Coşkun duygularımın eşsiz aynası İzmir!.,.

Işıklı hâtırası çocukluk günlerimin,

Ey gençlik günlerimin tatlı rüyası İzmir!...

 

Anılmasın hiç, fakat, arada geçen kâbus,

Yürekten vurmak için İzmir'i seçen kâbus;

Aklınca Türk iline bir kefen biçen kâbus..

Biz kanla temizledik o kara pası, İzmir!..

 

Başında açılınca bayrağın mutlu gülü,

Başladı şakımaya gönlümüzün bülbülü,

Hayranlıkla kutladı cihan 9 Eylülü,

Bayramınla çok yaşa yurtların hası İzmir!..

                                      1949  9 Eylül

(Halide Nusret Zorlutuna, Yurdumun Dört Bucağı, Ankara 1950)

 

Halide Nusret Zorlutuna:

 

               İSTiKLAL ŞEHiTLERi

 

Ey kanıyle toprağı vatanlaştıran erler,

Ey gözlerin ışığı, gönüllerin baharı,

Tende can, tarihte şan; ezelden er oğlu er.

Ölümsüz milletin ölümsüz çocukları...

 

Ey İstiklâl şehidi.... Sırrından bize de ver

Ver ki, hep bizim olsun bize verdiğin bu yer.

 

Bin bir yokluk içinde tek büyük varlıktın sen

Tanrının kudretiydi eşsiz ruhunda esen.

Yurt uğruna, istiklâl uğruna; bahtiyar, şen,

Düğüne gider gibi sen cepheye koşarken

İçinden ürpererek kollarını açtı yer...

Yurdun aziz şehidi sırrından bize de ver.

 

Şimdi hâtıran yanar toprağında, taşında,

Hâtıran  annelerin  parlayan  göz yaşında...

Ak alnında al yaran bayrağımdır başında,

“Kara bahtı da yendin” Kurtuluş Savaşı’nda.

 

Yurdun aziz şehidi, sırrından bize de ver

Ver ki, hep bizim olsun bize verdiğin bu yer.

                                               29.5.1949

(Halide Nusret Zorlutuna, Ellerim Bomboş, Kür Yayınları, İstanbul 1967)

Halide Nusret Zorlutuna:

 

            GİT, BAHAR!

 

Çekil, bu gölgeli yolda gezinme,

Bahar, bakışların yine pek sarhoş!

Yanılıp gönlüme misafir inme,

Kapısı kilitli, mihrabı bomboş,

 

Mâbeddir orası, meyhane değil.

 

Ziyalar, kokular, sesler, çiçekler....

Ömrünün her günü bir başka düğün!

Bülbüller koynunda aşkı çiçekler,

Güller dökülürler göğsüne bütün,

 

Gerçekten güzelsin, efsane değil.

 

Altınlı başında papatya niçin?

Sarı saçlarına pembe gül takın!

Git bahar, gönlümde ibadet için

Diz çöken kızları ürkütme sakın,

 

Kalbime girme, o, kâşâne değil.

 

Git bahar, git bahar... Uzaklarda gül;

Denize renginden bırak hediye.

Ufuklarda gezin, semaya süzül,

Kalbime sokulma “peymane!” diye,

 

Gördüklerin kandil... Peymane değil!

                                      1919 İstanbul

(Halide Nusret Zorlutuna, Ellerim Bomboş, Kür Yayınları, İstanbul 1967)

Halide Nusret Zorlutuna:

 

       GEL, BAHAR!

 

Gel bahar, erit bu yolun karını,

Geçen seneleri anmayalım hiç.

Dinle bülbüllerin şarkılarını,

Güllerin kıpkızıl şarabını iç.

 

Bu dünya bir büyük meyhanedir, gel!

 

Saçında baygın bir gül kokusu var,

Dudakların kızıl, karanfil gibi.

Gözlerinde gülsün mine ışıklar,

Sesinle büyüle çarpan her kalbi,

 

Bu hayat, zaten bir efsanedir, gel!

 

Ben mi çıldırmışım, sen mi delirdin?

Yalvaran sesimden bu kaçış neye?...

Git dediğim zaman koşar gelirdin,

Gel şimdi de inan bu efsaneye!

 

Şimdi  günler birer peymanedir, gel!

 

Gel bahar, gel bahar, yakınlarda gül

Denize renginden armağan bırak;

Ufuklarda gezin, göklere süzül,

Sonra yavaş yavaş in, içime ak...

 

Gönlüm hasretinle divânedir gel!

                                1936 Kars

(Halide Nusret Zorlutuna, Ellerim Bomboş, Kür Yayınları, İstanbul 1967)


Son değiştirme: 21 Şubat 2018, Çarşamba, 17:22