Milli Edebiyat ve Şiir

Millî Edebiyat Akımının Başlıca Özellikleri:

 

1. Tepkisel Tavır:

Millî Edebiyatçılar, Divan edebiyatının Doğuyu ve özellikle de İran’ı, Servet-i Fünun ve Fecr-i Aticilerin de Batıyı, özellikle de Fransa’yı taklit etmelerine büyük bir tepki duydular. Türklerin Doğu ya da Batıyı taklit etmek yerine kendi yerli ve millî yapılarına dönmeleri gerektiğini söylediler.

 

2. Türkçenin Sadeleştirilmesi:

Genç Kalemler dergisi, Türkçenin sadeleştirilmesi davasını ortaya attı. Bu dergide çıkan “Yeni Lisan” başlıklı makalelerde millî bir Türk edebiyatının olabilmesi için önce sade, konuştuğumuz gibi yazdığımız, herkesin anlayabileceği yalın bir Türkçenin olması gerektiği tezi üzerinde duruldu. O zamana kadar yazı dilimizle konuşma dilimiz birbirinden farklıydı. Yeni Lisancılar, konuşma dilimizle yazı dilimizi birleştirmek için dilimizde bazı değişiklik ve yenilikler önerdiler. Bunlar kısaca şöyledir:

-Arapça ve Farsçaya ait dilbilgisi kurallarına yer verilmeyecektir. Bu kurallara göre yapılan tamlamalar kaldırılacaktır. Ancak kalıplaşarak yerleşmiş olanlar korunacaktır.

-Türkçeye geçmiş olan Arapça ve Farsça kelimeler, aslına göre değil de Türkçedeki söylenişine göre yazılacaktır.

-Arapça kökenli bilimsel terimler atılmayacaktır.

-Öteki Türk lehçelerinden kelime alınmayacaktır.

-Konuşma dilinde İstanbul Türkçesi örnek alınacaktır.

 

3. Edebiyatta Millî İçerik:

Millî Edebiyatçılar, Tanzimat’tan önce İran’a, Tanzimat’tan sonra da Fransa’ya özenen, onları taklit eden ya da onların hayatlarına ve düşüncelerine yer veren taklitçi edebiyatlara karşı çıktılar. Artık Doğu ya da Batının taklidi değil, yerli ve millî bir edebiyat yapmak gerektiğini ileri sürdüler. Bu bağlamda edebiyatın roman, hikaye, tiyatro gibi nesir türlerinde daha çok toplumsal konuların; Türk milletinin hayatının, geleneklerinin, sorunlarının ve değişik özelliklerinin yansıtılması gerektiğini ileri sürdüler. Şiir türünde ise şairi serbest bıraktılar. Yani şair, toplumsal konuları yazmak zorunda değildir. Bireysel konulara da yer verebilir. 

 

MİLLÎ EDEBİYAT AKIMINDA EDEBÎ TÜRLER:

 

ŞİİR

Millî Edebiyat Akımına bağlı şairler, şiiri bireysel duygu ve düşüncelerin de ifade edilebileceği şahsî, estetik bir edebiyat türü olarak kabul etmişlerdi. 

Vezin konusunda aruza bir tepki olarak Türklerin millî vezni olan hece veznini kabul ettiler. Türk halk şiirinde zaten ta başından beri kullanılagelen hece veznini kentli, eğitimli şairler de millî bir vezin olarak aldılar. Böylece halk şairi ile eğitimli kentli şairler arasındaki vezin farklılığını gidermeye çalıştılar.

Dilde nasıl konuşma diliyle yazı dilini birleştirmek istedilerse vezinde de halk şiiri ile eğitimli, kentli şairlerin şiirini birleştirmeye çalıştılar. Nitekim Divan, Tanzimat ve Servet-i Fünun şairleri aruz veznini, halk şairleri ise hece veznini kullanıyorlardı. Millî Edebiyatçılar, hece veznini almakla vezin ayrılığını da ortadan kaldırmış oldular. Çünkü Türk milliyetçilerinin amacı, her anlamda millî birlik ve bütünlüğü sağlamaktır.

Millî Edebiyatçıların hece veznini almalarının asıl sebebi, hece vezninin Türkçenin yapısına, ses özelliklerine uygun olmasıdır. Aruz vezni, uzunlu kısalı hecelere dayalı ses değerine sahip Arapça ve Farsçanın yapısına uygun bir vezindir. Türkçede ise uzun ya da kısa okunan hece yoktur. Bütün hecelerin ses değeri aynıdır. O bakımdan Türkçeye aruz değil hece daha uygundur.

Bu dönemde Millî Edebiyat Akımının bazı ilkelerine bağlı ürün veren şairler, her bakımdan tam bir bütünlük, birliktelik göstermezler ve ortak bir çalışma ve faaliyet içinde değillerdir. Farklı kişi ve gruplar, kendi anlayışları doğrultusunda Millî Edebiyat Akımı içinde değerlendirilebilecek eserler vermişlerdir. Bu şairler, diğer şairlerle olduğu gibi kendi şiirleri arasında da konu bakımından farklılıklar gösterirler.

Bir şairin hem ferdî hem de toplumsal ve siyasî konulu şiirleri olabilmektedir. Bazen Turancılığı bazen de Anadolu milliyetçiliğini ya da halkçı milliyetçiliği savunan şiirler yazabilmektedirler.

Millî Edebiyat Akımına bağlı şairler sade, terkipsiz, konuşulan Türkçe ve hece (bazen aruz) veznini kullanma konusunda birleşirler, ancak konuları, izlekleri bakımından farklılık gösterirler. O bakımdan Millî Edebiyat Akımı şiirini daha çok içeriği bakımından tasnif edeceğiz.

Genç Kalemler Dergisi çevresinde toplanan şairler, şiirde konu bakımından Fecr-i Atîciler gibi ferdiyetçiliği savunuyor, şairin ferdî duygu ve düşüncelerini terennüm etmekte serbest olduklarını ileri sürüyorlardı. Ancak Fecr-i Atîcilerden ayrı olarak şiirde terkipsiz, sade Türkçe ve hece veznini kullanıyorlardı.

 

MİLLÎ EDEBİYAT KAVRAMINI ANLAYIŞTA FARKLI DAMARLAR:

 

Millî Edebiyat Akımı, genel bir eğilimi ifade ediyor. Bu eğilim içinde millî edebiyatın nasıl olması gerektiği konusunda farklı damarlar ortaya çıkmıştır. Millî Edebiyat Akımı genel olarak şiir türünde konu bakımından Turancılık, Anadolu Milliyetçilği, Nâyîler, Halkçı Milliyetçilik ve Ferdiyetçilik olmak üzere başlıca beş ayrı anlayış tarafından temsil edilmiştir. Bu eğilimler, milliyetçiliği ve millî edebiyat anlayışını kendilerine göre tanımlamışlar ve öyle uygulamaya çalışmışlardır.

Bunların başlıcaları şöyledir:

 

a. Turancı Millî Edebiyat:

 

“Turan”, Hazar denizi ile doğuda Ortalık Asya dağlarının batı sıraları, güneyde İran ve Afganistan’ın kuzey dağları ile kuzeyde Kırgız stepleri arasında yer alan coğrafi alanın ismidir. Turan ülkesi, Ural Altay dil grubuna bağlı toplulukların anavatanıdır. Ancak daha genel bir anlamda Turan, bütün Türklerin yaşadığı yerlerin genel adıdır.

Turancılık ise dünyadaki bütün Türklerin kendi kendilerini hür bir şekilde idare etmelerini, bir ve beraber olmalarını, kendi kültürlerini yaşatmayı sağlamaktır. Turancılık, esas itibariyle Osmanlı Devleti’ni daha önceki İslâm devletlerinin devamı kabul eden ve Türklerin İslâmiyet öncesi dönemlerini yok sayan kopuk tarih anlayışına bir tepki olarak tüm Türk tarihini bir bütün hâlinde görme eğiliminin bir sonucu olarak doğmuştur.

Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, M. Mermi gibi şairlerin temsilcisi olduğu bu anlayış, millî bir Türk edebiyatını daha çok İslam öncesi eski Türk kültürüne, mitolojisine, efsanelerine, yaşantılarına dönüşle gerçekleştirmeye çalıştı.

Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem gibi şairler, tarihî ve coğrafî anlamda tüm Türklük idealini benimsemişler ve eski Türk tarihi, efsane ve geleneklerine bağlanmayı esas alan Turanî Türkçülüğü savunan bazı şiirler yazmışlardır. Turancı Millî Edebiyat anlayışının başlıca temsilcilerine bakalım:


Son değiştirme: 21 Şubat 2018, Çarşamba, 17:50