Milli Edebiyat ve Tiyatro

Tiyatro: 1914'te Türk tiyatro edebiyatının gelişmesine katkıda bulunan ilk resmî şehir tiyatrosu olan Darülbedayi-i Osmanî kurulmuştur. Tiyatro, I. Dünya Savaşı yüzünden ancak 20 Ocak 1916'da faaliyete geçebilmiş ve 1926'ya kadar varlığını sürdürmüştür. Millî Edebiyat döneminde tiyatro türünde İbnürrefik Ahmet Nuri (1866-1935) ve Musahip-zâde Celâl (1868-1959) olmak üzere başlıca iki önemli tiyatro yazarı ürün vermiştir. Bunların dışında bazı romancı, hikâyeci ve şairler de piyes yazmışlardır. Bu dönemde tiyatro edebiyatımız oldukça zengindir.

II. Meşrutiyet döneminde Millî Edebiyat akımına bağlı olarak verilen tiyatro ürünlerini konu bakımından şöyle tasnif edebiliriz:

Milliyetçilik: Aka Gündüz, Muhterem Katil (1914) adlı piyesinde esas olarak Turancı düşüncelerini yansıtır. Bu oyunda Doğan ve bir grup Türk gencinin Ruslara karşı mücadeleleri ve Türk bayrağını Kafkasya'ya dikme idealleri işlenir.

Aka Gündüz, Yarım Türkler (1919) piyesinde ise kozmopolitizm unsurunu içeren Osmanlılık düşüncesine karşı idealist Türkçülüğü öne çıkarır. Milletvekili Cemil Bey'in karısı Süheyla, kendisini doktoru ile aldatır. Cemil Bey, bu durumun farkındaysa da çok sevdiği karısının hatırına bu duruma katlanır. Süheyla yarım Türktür. Cemil Bey'in kayın pederi Ma'ra batıcı, Türklüğünden utanan kozmopolit bir tiptir.

Mehmet Sırrı, Türk Kanı (1913) piyesinde lise talebesi Orhan'ın Balkan Savaşları sırasında Bulgarların Müslüman Türk ahaliye yaptığı zulümlere tahammül edemeyip okulu terkederek Bulgarlara karşı verdiği çete savaşlarına ve millî duygularla savaşma azmine yer verir. Burada tüm dünya insanlarının kardeşliği fikrine dayalı hümanist beynelmimelci düşüncenin Balkan savaşlarında gerçekliğini ve geçerliliğini kaybettiği, bunun yerine tüm dünya Türklerinin birliği yani Turancılık düşüncesinin önem kazandığı tezi vurgulanır.

Tunalı Hilmi Bey, tiyatro tekniği bakımından zayıf olan Memiş Çavuş (1910) serisiyle Türkçülüğü, halkçılık ve köylülerin sorunları bağlamında irdelemiştir.

Halit Fahri, Baykuş (1916) adlı manzum masalında köylü sorunlarını Türkçü düşünce açısından ele almıştır. Anadolu köylüsünün fakirlik, sağlık sorunları, I. Dünya Savaşı ve sonuçları gibi meseleleri işlemiştir.

Ayrıca Fethullah Tevfik Fikret: Aydın’da Zincir Kıran, Yeni Doğan Türk, Dukakinzade Basri: Türk Gönlü, M. Raif: Mukaddes Ateş, M. Asaf: Beyimin Edebiyata Merakı, Mehmet Muhlis: Anadolu Kadınları, Mehmet Sadullah: Köylü Mürşidi, Musahipzade Celal: Türk Kızı, Rıza Suat: İzmir’in İşgali, Said Hikmet: Mazi ve Atî, Ömer Seyfettin: Pamuk İpliği oyunlarında da milliyetçilik konusunu işlerler.

Çanakkale Savaşı: Mithat Cemal, Yirmisekiz Kânûn-ı Evvel (1918) adlı manzum piyesinde Çanakkale Savaşıyla birlikte savaş vurguncularını da ele alır. Ayrıca Faik Ali Ozansoy, Payitaht'ın Kapısında (1918) ve Reşat, Çanakkale Muharebesi adlı piyeslerinde aynı konuyu işlemektedirler.

Kültür Çatışması: Reşat Nuri, Hançer (1921) adlı oyununda Batılı bir yaşama kültürüne sahip Hikmet'in ailesi ile geleneksel kültüre bağlı Selahattin'in ailesi arasındaki kültür çatışması üzerinde durur.

Evlilik Kurumu ve Gayr-i Meşru Aşk İlişkileri: İbnürrefik Ahmet Nuri, Gücü Gücü Yetene (1918) adlı piyesinde korkak bir kocanın kendisini başkalarıyla aldatan karısının yaptıklarına garip bir gerekçeyle katlanmasını anlatır. Güya kadın mahallenin erkekleriyle yatmazsa hepsi kocasını ya dövecek ya da öldüreceklerdir. 

Yusuf Ziya, “Vesika” piyesinde acemi bir delikanlının vesikalı bir genelev kadınıyla olan ilişkisi, yine aynı yazarın “Sıcak Yatakta” piyesinde ise evli bir kadının yasak aşk ilişkisi verilir. Kocası iş gezisinden dönen kadın, seviştiği erkeği evinde bir yere gizler. Kocası da yatağını ısıttığı için karısına teşekkür eder. Yusuf Ziya, Kördüğüm (1920) piyesinde randevuevine düşmüş bir kadının bedenini satmasına rağmen beynindeki namus fikrini koruduğunu, daha sonra severek evlendiği birisine sadakatla bağlı olduğunu, evli olmalarına rağmen çevrelerindeki kişilerin gizli gizli namussuzluk yaptıklarını işler.

Yazar, Binnaz (1918) adındaki manzum piyesinde ise III. Ahmet döneminde aşüfte bir kadının iki erkek arasındaki gönül ilişkileri anlatılır. İki âşık Binnaz yüzünden birbirlerine girerler. “Çingene Çadırı” piyesinde ise Cemil Bey'in bir çingene karısıyla olan gayr-i meşru ilişikisine yer verir. “Eski Hatıra” piyesinde İbrahim'in Mustafa'nın karısı olan Leyla ile olan eski maceralarına yer verir. “Kadın, Şiir, Aşk” piyesinde evli bir kadın olan Belkıs'ın Kemal ile olan yasak aşk ilişkisi üzerinde durulur. “Talak-ı Selase”de İbrahim'in karısının Rıza ile olan gizli ilişkisi, “Ev Kirası” nda dul İclal'in kiracı Ragıp'la olan yasak aşk ilişkisi üzerinde durulur. “Kırk Lira” piyesinde ise Nazım'ın karısı Mebrure'nin manto parası için Cemil'le ilişkiye girmesi anlatılır. Name (1919) isimli manzum komedisinde ise Yusuf Ziya, görücü usulü ile evliliği eleştirmektedir.

İbnürrefik Ahmet Nuri, Kadın Tertibi (1918) adlı komedisinde ve Dengi Dengine (1919) adlı oyununda evlilikte yaş farkından dolayı ortaya çıkan problemleri konu edinmektedir. Fırsat Yoksulu (1918) adlı vodvilinde ise bir avukatla, evli bir kadın arası gizli aşk ilişkisi, Tecdid-i Nikâh (1910) oyununda çocukları olmayan eşlerin aile kavgaları, Kısmet Değilmiş (1920)'te Nedim Bey'in karısını Rum sevgilisi Eftalya ile aldatması konusu işlenir.

Ayrıca Ahmet Fahri: Solgun, İsmail Hikmet: Hesap İmtihanı, Mehmet Tevfik: Tut Tut Kaçıyor Millet Haini Arap İzzettin, Ömer Seyfettin: Mahçupluk İmtihanı, Kazım Nami: Nasıl Oldu?, Fehime Nüzhet: Adalet Yerini Buldu oyunlarında da bu konulara yer vermişlerdir.

II. Abdülhamit Dönemi: Mithat Cemal, Kemal (1912) adlı piyesinde II. Abdülhamid'in iktidara geçişi, diğer devlet adamlarının bu olaya bakışı ve birbirleriyle olan siyasî mücadeleleri ele alınır. Moralızade Vassaf’ın Yıldız Faciaları oyununda da bu konuya yer verilir.

Tarih Bilinci: Şu oyunlarda yakın ve uzak tarihle ilgili konulara ve kişilere yer verilerek izleyici ve okuyucuda tarih bilinci oluşturulmaya çalışılmıştır: Abdülhak Hamit: Turhan, İlhan, Ziya Gökalp: Alparslan Malazgirt Muharebesi, Faik Ali: Nedim ve Lale Devri, Selanikli Abdi Tevfik: Girit’in Fethi, M. Sezayi: Mithat Paşa veya Hükm-i İdam, A. Faik Şahingiray: Kırım Tarihine Ait Macera, Moralızade Vassaf: Sultan Murat, Mukaddime-i İnkılab, Çorlulu M. Feyzi: Hürrem Sultan, Mehmet Burhaneddin: Fehim Paşa, Celal Esat: Büyük Yarın, Mahmut Reşat: Osmanlı İhtilali,

Bu genel girişten sonra bu dönemde ürün veren tiyatro yazarları hakkında kısa bilgiler verelim:

İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci (1874-1935): İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi mezunudur. Değişik memurluklarda bulundu. Ankara Halkevi Rejisörlüğü yaptı. 1915’te İstanbul Şehir Tiyatroları yönetim kurulu üyesi oldu. Kelebek adındaki mizah dergisini çıkaranlar arasında yer aldı. Ankara’da öldü. Fransız yazarlarının etkisinde kalmıştır. Özellikle komedi türünde, teknik açıdan başarılı ürünler vermiştir.

Oyunları: Ceza Kanunu (1924), Dört Cihan, Nurbaba (1924), Hisse-i Şayia (1930), Şeriye Mahkemesinde (1933), Belkıs (1934), Himmetin Oğlu (1934), Son Altes (1934)

Musahipzade Celâl (1870-1959): İstanbul’da doğdu. Çocukluğunda karagöz ve orta oyununa ilgi duydu. Tercüme Odası, Evkaf Müzesi ve Şehir Tiyatrosu Kitaplığında çalıştı. Töre komedisi türünde eser vermiş ve konularını toplumun değişik kesimlerinden ve Osmanlı tarihinden seçmiştir. Daha çok aile hayatına ve alt kültür gruplarının değişik yaşantılarına yer verdi.

Oyunları: Köprülüler (1912), İstanbul Efendisi (1913), Lale Devri (1914), Macun Hokkası (1916), Yedekçi (1919), Kaşıkçılar (1920), Atlı Ases (1921), Demirbaş Şarl (1921), Fermanlı Deli Hazretleri (1924), Aynaroz Kadısı (1927), Kafes Arkasında (1928), Bir Kavuk Devrildi (1930), Mum Söndü (1930), Pazartesi-Perşembe (1931), Gül ve Gönül (1932), Balaban Ağa (1933), Genç Osman (1937)

Roman ve hikâye yazarı Aka Gündüz, piyeslerinde genellikle milliyetçilik temasına ağırlık vermiştir. Oyunları: Muhterem Katil (1914), Yarım Türkler (1919), Köy Muallimi (1932), Yılmazların İkizler (1932), Beyaz Kahraman (1932), Yarım Osman (1933), Gazi Çocukları İçin -1 (1933), Gazi Çocukları İçin -2 (1933), Gazi Çocukları İçin -3 (1934), Mavi Yıldırım (1934), O Bir Devirdi (1938), Aşk ve İstibdat (1908)

Şair ve manzum dram yazarı Halit Fahri, dönemin ilk manzum piyesi Baykuş (1916)'u yazmış, piyeslerinde mistisizm ve hüzün temalarını işlemiştir. Bir başka şair Yusuf Ziya da bu türde eserler vermiştir. 

Yine roman ve hikâyeci Reşat Nuri'nin de birçok piyesi bulunmaktadır.

 

 


Son değiştirme: 21 Şubat 2018, Çarşamba, 22:05