Bölüm anahatları

  • Hz. Peygamber'in şiir hakkındaki görüşünün veciz bir ifadesini O'nun şu hadisinde görmek mümkündür: "Şiir de (normal) söz gibidir; güzeli güzel, çirkini çirkindir." Buna göre bir şiirin iyi veya çirkin sayılmasındaki ölçü, onu meydana getiren kelime ve cümlelerin içerik olarak taşıdıkları anlamdır. Eğer bir şiir topluma doğru yolu gösteriyorsa, maddi ve manevi problemlerinin çözümünde olumlu katkı sağlıyorsa elbette ki bunu makbul şiir kategorisinde düşünmek gerekir. Buna karşılık zalimlerin hizmetinde bir araç olarak kullanılan, İslam'ın yasakladığı kabile veya ırk taassubunu canlandırmada bir propaganda silahına dönüşen, iffetli kadınlara yönelik müstehcen unsurlar taşıyan veya ağır hakaretlere varan onur kırıcı hiciv örneklerini içeren şiirlere Hz. Peygamber'in iyi bir gözle bakması düşünülemez. Meseleye bu açıdan yaklaşıldığında sözün şiir veya nesir olması fark etmez.

    Rivayete göre Hz. Peygamber'in özel şairlerinden biri olan Ka'b b. Malik (ö.50/670) bir gün kendisine, "Ey Allah'ın Rasûlü şiir hakkında ne düşünüyorsun?" diye sorunca şu cevabı almıştır: "Mümin kılıcıyla olduğu kadar diliyle de mücadele eder."(1)

    "Hikmet" içerikli şiirlere özel bir ilgi duyan Hz. Peygamber; "Şüphesiz şiirin bir kısmında hikmet vardır." diyerek bu tür şiirlere dikkat çekmiştir. Müşriklerin dilin­den çıksa bile hikmeti almamızı tavsiye eden Hz. Peygamber, kendisi bir Müşrik şa­irin hikmetli şiirlerinden tam yüz beyit dinleyerek örnek bir davranış göstermiştir. Sahabeden Amr b. Şerid bu konuda şunları rivayet etmektedir: "Bir gün Rasûlullah'ın arkasında deveye binip yürürken bana şöyle dedi: ‘Ümeyye b. Ebû's-Salt'in şiirle­rinden ezbere bildiğin bir şeyler var mıdır?' Ben de kendisine ‘evet' diyerek bir beyit okudum. Fakat Allah'ın Rasûlü bununla yetinmeyerek; ‘daha fazla söyle' de­yince kendisine bir beyit daha okudum. Ancak O bununla da yetinmeyip; ‘daha fazla oku' deyince ben de kendisine tam yüz beyit okudum."  Hadiste geçen Ümeyye b. Ebu's-Salt, cahiliye döneminde söylemiş olduğu hikmet içerikli şiirlerle meşhur olmuştur. Kendisi eski semavi kitapları okumuştur. Allah Hz. Peygamber'i gönderince O'na karşı kıskançlık duygusuna kapılmış ve iman etmemiştir. İman etmemekle kalmayan Ümeyye, nazmettiği hicivlerle O'na saldırmış; kendisine karşı Müşriklere şi­irleriyle destek olmuş ve iman etmeden ölmüştür. Buna rağmen şiirlerinde işlemiş olduğu dünyanın yaratılışı, puta tapmanın anlamsızlığı, içki ve kumar gibi aile dağıtan kötü alışkanlıklardan uzak durmanın gereği gibi hikmet olgularına yer verdiği için, Hz. Peygamber fırsat buldukça onun bu tür şiirlerini zevkle dinlemiştir.

    Hz. Peygamber'in zevkle dinlediği şiirler sadece erkek şairlere ait olanlar değildir, İslam öncesi ve sonrası dönemini birden idrak etmiş "muhadram" kadın şairlerden biri olan el-Hansâ' (Tumadir bint Amr)'nın şiirleri de O'nu oldukça etkilemiştir. Riva­yete göre Hz. Peygamber ara sıra bu kadın şairi çağırıp kendisine şiir okumasını is­temiş, söylenen şiirleri az bulunca da; "daha fazlasını isterim" diyerek memnuniye­tini dile getirmiştir.

    Hz. Peygamber'in şiirlerini beğendiği bazı şairlere ödüller verdiği, bazılarına da özel dualarda bulunduğu rivayet edilmektedir. Örneğin daha önce şiirleriyle İslam'a ve Hz. Peygamber'e hakaretlerde bulunan Ka'b b. Zuheyr (ö. 26/645), tevbe edip Müslüman olmaya karar verdikten sonra Hz. Peygamber'in huzuruna gelerek yakla­şık 60 beyitlik bir medhiye okumuştur. Hz. Peygamber beğendiği ve çevresindeki Müslümanlara da dinlemelerini emrettiği bu kasideye karşılık şaire sırtındaki hırkayı çıkarıp hediye etmiştir. en-Nabigatu'l-Ca'dî (ö.50/670) Hz. Peygamber'e sık sık hoşlandığı şiirleri söyleyen şairlerden biriydi. Yine bir gün kendisine bazı beyitler okurken Hz. Peygamber onun için şöyle dua etmiştir: "Allah senin ağzını bozma­sın." Bir rivayete göre 130 sene yaşayan şairin bu duanın bereketiyle öldüğü son güne kadar hiçbir dişi düşmeden sağlam kalmış, başka bir rivayete göre de düşen her bir dişin yerine bir yenisi çıkmıştır.