Bölüm anahatları

  • Sözlükte “kapalılık” anlamındaki ucme kökünden türeyen i‘câm “kapalılığı gidermek”, mu‘cem ise “kapalılığı giderme / kapalılığı giderilmiş (söz, kelime, harf vb.)” demektir. Buna göre benzer harfler arasındaki karışıklığı noktalarla gidermeye i‘câm, noktalı harflere el-hurûfü’l-mu‘ceme, bazılarına nokta koymak suretiyle karışıklığı / kapalılığı giderilen alfabe harflerine de hurûfü’l-mu‘cem denir. Özel isimlerin alfabe sırasına göre dizimini esas alan eserlerle sözlüklere mu‘cem adının verilmesi de isimlerdeki karışıklığı önleyen, kelimelerin anlamları arasındaki karışıklığı gideren eserler olmaları sebebiyledir. Mu‘cem terimi sözlük, tefsir ve hadis, tabakat ve biyografi, ülke adları gibi çeşitli alanlarda kullanılır. İsimlerin alfabetik sıralandığı çalışmalara ve ansiklopedik tertibe de bu ad verilmektedir. İlk râvisine (sahâbe) göre tertip edilen müsned türü eserlerin aksine son râvisine göre düzenlenen eserlere de mu‘cem denmektedir.

    Araplar’da sözlükle ilgili bazı faaliyetler, Kur’an’da mânaları bilinmeyen (garîb) kelimeler hakkında sahâbîlerin sorduğu sorulara Hz. Peygamber’in verdiği cevaplarla başlamıştır. Bu tür faaliyetler ashap devrinde artarak devam etmiş, dönemin ileri gelen âlimleri bu soruları cevaplandırmıştır. İbn Abbas’tan nakledilen, Kur’an’da anlamı bilinmeyen kelimelerin hangi kabilelere ait olduğuna ve ne anlama geldiğine dair rivayetlerin Atâ b. Ebû Rebâh tarafından derlendiği Ġarîbü’l-Ḳurʾân, yine İbn Abbas’ın Kur’an’da Kureyş dışındaki Arap kabilelerinin lehçelerinden veya başka dillerden gelen kelimeleri açıkladığı el-Luġāt fi’l-Ḳurʾân, Hâricî liderleri Nâfi‘ b. Ezrak ile Necde b. Âmir’in, Kur’an’daki 200 kadar garîb kelimeyle ilgili olarak kendisine sordukları soruları eski Arap şiirinden örnekler zikrederek cevapladığı Mesâʾilü Nâfiʿ b. el-Ezraḳ adlı eserlerle ona ait rivayetlerden derlenmiş tefsiri Arap sözlükçülüğüne dair en eski çalışmalardır (eserler için bk. DİA, I, 79). II-III. (VIII-IX.) ve daha sonraki yüzyıllarda kaleme alınan garîbü’l-Kur’ân ve garîbü’l-hadîsle ilgili eserler de sözlük niteliğinde kabul edilmiştir (bk. GARÎBÜ’l-HADÎS; GARÎBÜ’l-KUR’ÂN). Ticarî münasebetler ve fetihler sebebiyle yabancı unsurların Araplar’la karışması neticesinde Arap dilinde hatalı konuşma ve kullanımların yaygınlaşması üzerine başta Halîl b. Ahmed, Halef el-Ahmer, Kisâî, Nadr b. Şümeyl, Asmaî, Ebû Zeyd el-Ensârî, İbn Düreyd, Ezherî ve Cevherî gibi dilciler olmak üzere âlimler doğru ve yanlış olan sözlük malzemesini derlemeye başlamışlardır. Derlemeyi, doğruluğuna güvendikleri Câhiliye ve sadr-ı İslâm devirlerinde (150 [767] yılına kadar) oluşmuş edebî metinlere ve özellikle şiire, ayrıca bedevîlere hasrederek yabancılarla karışıp dillerinin bozulduğunu kabul ettikleri kabileleri bunun dışında tutmuşlardır (Abdullah el-Bustânî, I, 34; Attâr, eṣ-Ṣıḥâḥ, s. 41-43). İlk aşamada belli bir tasnif düşüncesi olmadan işitme ve kayıt sırasına göre derlemeler yapılmış, ikinci aşamada anlamların birbirine karışmasını önlemek amacıyla derlenen malzeme konularına göre tasnif edilmiş, böylece tek konuyla ilgili kelimelerin bir araya toplandığı yüzlerce sözlük risâlesi meydana getirilmiştir. Tek konulu sözlüklerin çoğu II. (VIII.) yüzyılda yazılmış olup bu tür eserlere ait ortak isimlerin bir kısmı şöyledir: Kitâbü’n-Nevâdir, Laḥnü’l-ʿâmme, Ḫalḳu’l-insân, Kitâbü’l-Ḫayl, Kitâbü’l-Ḥaşerât, Kitâbü’l-Esmâʾ, Kitâbü’l-Efʿâl. Sözlük telifinin üçüncü aşamasında dilin bütün kelimelerinin alınması amaçlanmış ve belli bir dizim sistemine göre tam sözlükler hazırlanmıştır. Bunların ilki, Halîl b. Ahmed’in (ö. 175/791) hayatının sonlarına doğru kaleme aldığı Kitâbü’l-ʿAyn’dır. Halîl’in Arap dilinin bütün kelimelerini kapsamasını hedeflediği bir sözlük yazmaya karar vermesi o zamana kadar sözlük malzeme ve dokümanlarının, birçok konu sözlüğünün hazır durumda olduğunu göstermektedir.

    Çeşitleri. Arap sözlükçülüğünde mahreç ve alfabe sırasına, konulara, kalıplara göre olmak üzere dört temel dizim şekli görülür. Bunlardan birinin esas alınarak uygulanan özel yöntemlerle çığır açan ve başkalarını etkilemek suretiyle ekol oluşturan sözlüklerle onları izleyen eserlerin özellikleri şöylece sıralanabilir: 1. Ses ve taklîb sistemleri ekolü. Kitâbü’l-ʿAyn’da uygulanan bu sisteme göre (nşr. Mehdî el-Mahzûmî – İbrâhim es-Sâmerrâî, I-VIII, Beyrut 1408/1988) kelime köklerini oluşturan harflerin arasında ilk harflerin mahreçleri sırası esas alınmış, mahrecin en alt kesimi olan boğaz harflerinden (ح، خ، ع، غ، هـ) başlayıp dudak harfleriyle (ب، ف، م) devam eden ve mahreci olmayan (havâ) harflerle (ا، و، ى) sona eren bir dizim uygulanmıştır. Her harfin ayrı bir bölüm (kitab) teşkil ettiği sözlükte boğazın en alt kısmından çıkmalarına rağmen düzensiz ve değişken olmaları yüzünden hemze ve he bölümleriyle değil onları izleyen, daha istikrarlı ve daha sıhhatli olan, daha fazla kelime birleşiminde yer alan ayn harfinin oluşturduğu bölümle (Kitâbü’l-ʿAyn) başlanmıştır. Ayrıca sözlükte taklîb sistemi uygulanmıştır. Buna göre bir kökü meydana getiren harflerin yerlerinin değiştirilmesiyle oluşturulan düzenlenmiş kökler de mahreci en önde geçen harfin bölümünde yer almıştır. Her harfe tahsis edilen temel bölüm iki (muzaaf üçlü), üç, dört ve beş harfli köklerin teşkil ettiği alt bölümlere (bab) ayrılmıştır. Düzenlenmiş köke dahil olup Arap dilinde kullanılan bir kelimenin bulunmaması veya tesbit edilememesi durumunda o kök için “mühmel” (kullanılmıyor) kaydı konulmuştur. Böylece derin bir anlayış ve matematiksel bir yaklaşımla Arap dilinin bütün kelimelerinin kapsanması ve tekrarların önlenmesi amaçlanmıştır. Ebû Mansûr Muhammed b. Ahmed el-Ezherî’nin Tehẕîbü’l-luġa’sı, Ebû Ali el-Kālî’nin el-Bâriʿ adlı hacimli sözlüğü, Seleme b. Âsım el-Kûfî’nin el-Bâriʿ fi’l-luġa’sı, Sâhib b. Abbâd’ın el-Muḥîṭ’i (nşr. M. H. Âl-i Yâsîn, I-XI, Beyrut 1414/1994), İbn Sîde’nin el-Muḥkem ve’l-muḥîṭü’l-aʿẓam’ı (nşr. M. es-Sekkā – H. Nassâr, I-XII, Kahire 1377/1958), Ebû Bekir Muhammed b. Hasan ez-Zübeydî’nin Muḫtaṣarü’l-ʿAyn’ı ve Temmâm b. Gālib’in el-Mûʿab’ı Halîl b. Ahmed mektebine dahildir.

    2. Alfabe sırasına göre dizimi esas alan sözlükler arasında kökün ilk veya son harfine yahut bütün harflerine ya da kelimelerin söylendiği gibi ilk harfiyle diğer harflerine göre dizimi esas alan ve ekol haline gelmiş olan sözlükler vardır. a) Kökün sadece ilk harfine göre alfabetik dizimi uygulayan ilk âlim Kitâbü’l-Cîm adlı eseriyle Ebû Amr eş-Şeybânî’dir (ö. 213/828 [?]). Ebû Amr Şemmer (Şimr) b. Hamdeveyh el-Herevî’ye de (ö. 255/869) bu isimde bir sözlük nisbet edilmektedir. İbn Düreyd’in nâdir ve garîb sözleri ayıklayarak çoğunluk tarafından kullanılan kelimeleri topladığı Cemheretü’l-luġa’sında da yalnız kökün ilk harfine göre dizimle taklîb sistemi uygulanmıştır. Muhammed b. Uzeyz es-Sicistânî’nin Nüzhetü’l-ḳulûb adlı garîbü’l-Kur’ân sözlüğü de bu şekilde sıralanmıştır.

    b) Kökün ilk harfiyle diğer harfleri arasında baştan sona doğru alfabetik dizimi ilk uygulayan âlim İbn Fâris’tir. İbn Fâris, kullanımı yaygın olan kelimelere yer verdiği Mücmelü’l-luġa’sı ile “mekāyîs” adını verdiği köklerin temel anlamlarıyla onlardan türeyen anlamları incelediği Muʿcemü meḳāyîsi’l-luġa adlı etimolojik sözlüğünde bu sistem görülmektedir. Ebü’l-Meâlî Muhammed b. Temîm el-Bermekî, Cevherî’nin eṣ-Ṣıḥâḥ’ını bu sisteme göre dizmiştir. Bu yöntem, Zemahşerî’nin kelimelerin gerçek anlamlarının yanında mecazi mânalarına da yer verdiği Esâsü’l-belâġa’sında titiz bir şekilde uygulanmıştır. Neşvân el-Himyerî’nin Şemsü’l-ʿulûm adını taşıyan ve kalıplar sistemine göre tertip edilen sözlüğü de bu türün en eski örneklerindendir. Son dönemlerde yazılan Arapça’dan Arapça’ya sözlüklerin çoğunda bu sistem hâkimdir: Butrus el-Bustânî’nin Fîrûzâbâdî’ye ait el-Ḳāmûsü’l-muḥîṭ’i esas alarak hazırladığı Muḥîṭü’l-Muḥîṭ ve Ḳuṭrü’l-Muḥîṭ’i, Saîd eş-Şertûnî’nin Aḳrebü’l-mevârid’i, Abdullah el-Bustânî’nin el-Bustân ve Fâkihetü’l-Bustân’ı, Ali Rızâ’nın Metnü’l-luġa’sı (I-V, Beyrut 1377/1958), Kahire Arap Dil Akademisi’nin hazırladığı el-Muʿcemü’l-kebîr ve el-Muʿcemü’l-vasîṭ’i, Luvîs Ma‘lûf’un el-Müncid’i gibi. İlk defa 1908’de basılan el-Müncid günümüze kadar yaptığı ellinin üzerindeki baskısıyla en çok tutulan sözlüktür.

    c) Alfabetik dizimde kökün son harfini esas alıp diğer harfler arasında da alfabetik sıraya riayet eden ve son harfi aynı olan kelimeleri bir araya toplaması sebebiyle “kafiye sistemi” adı verilen yöntemi ilk defa İsmâil b. Hammâd el-Cevherî (ö. 400/1009) uygulamıştır. Bununla birlikte ziyade edilen, dönüşen ve düşen (ibdâl, kalb, illet, hazf) harfler sebebiyle kökü ihtilâflı olan birçok kelime yüzünden Cevherî’ye eleştiriler yöneltilmiştir. Cevherî, Tâcü’l-luġa ve ṣıḥâḥu’l-ʿArabiyye (eṣ-Ṣıḥâḥ) adını verdiği, yalnız sahih ve yaygın kelimeleri topladığı sözlüğünü de bu sisteme göre dizmiştir. Daha önceki sözlüklerde uygulanan mahreç, taklîb, kalıp, konu ve kökün ilk harfine göre dizim sistemlerinin hiçbiri, aranan kelimeye kolayca ulaşmada Cevherî’nin eṣ-Ṣıḥâḥ’ında uyguladığı kafiye sistemi kadar başarılı olamamış, bu sebeple onun sözlüğü büyük ilgi görmüştür. Cevherî’yi eleştirmek ve eksiklerini tamamlamak için Fîrûzâbâdî’nin yazdığı el-Ḳāmûsü’l-muḥîṭ’i, Sâgānî’nin el-ʿUbâb ile (“bkm” md.sine kadar) et-Tekmile ve’ẕ-ẕeyl ve’ṣ-ṣıla’sı, en geniş Arapça sözlükler olan İbn Manzûr’un Lisânü’l-ʿArab’ı ve Murtazâ ez-Zebîdî’nin Tâcü’l-ʿarûs’u da aynı sisteme göre tertip edilmiştir.

    3. Köklere göre alfabetik dizimde aranan kelimeye ulaşmada diğer sistemlere nisbetle kısmen kolaylık sağlanmış olmakla birlikte kelimelerin köklerinin tesbiti için ziyade harflerin ayıklanması, dönüşenlerin aslının bilinmesi ve düşenlerin belirlenmesi gibi meseleler bu konularda bilgisi olmayanlara güçlük çıkarıyordu. Kökleri belirlemedeki zorluğu ilk farkedenlerden biri olan İbn Düreyd (ö. 321/933), Cemheretü’l-luġa’sında dişil “he”leri kök harf olarak göstermiştir. Aranan kelimenin kolayca bulunabilmesi için XX. yüzyılda Batı tarzı adı verilen, kelimelerin telaffuz edildiği şekliyle ilk harften sona doğru alfabetik sıraya göre dizilmesi sistemi müslüman âlimler arasında III. (IX.) yüzyılın başlarından itibaren bilinmekteydi. Kürâunneml (ö. 310/922), garîb ve nâdir kelimeler sözlüğü olan el-Mücerred’inde (Mekke 1413/1992) kelimeleri söylendiği biçimiyle alarak sadece birinci ve ikinci harflerde alfabetik sıralamaya riayet etmiştir. Yine ona ait olup çok anlamlı kelimelere dair en eski ve kapsamlı sözlük kabul edilen el-Münecced’in (Kahire 1976, 1988) dördüncü bölümünde dizim bu tarzdadır. Kürâunneml’in bu eserleri kelimelerin ikinci harflerini de alfabetik sıraya göre dizen ilk sözlüklerdir. Ayrıca hadislerin delil (şevâhid) olarak kullanıldığı ilk sözlüğün Ezherî’nin Tehẕîbü’l-luġa’sı olduğu ileri sürülüyorsa da Kürâunneml el-Münecced’inde on üç hadisi örnek göstermiştir. Cürcânî’nin et-Taʿrîfât’ı ve Ebü’l-Bekā el-Kefevî’nin el-Külliyyât’ı da bu tertiptedir. Muhammed Buhârî el-Mısrî’nin Lisânü’l-ʿArab ile el-Ḳāmûsü’l-muḥîṭ’i bu sisteme göre düzenlenmiştir.

    4. Arap sözlükçülüğünde kelimelerin konularına göre tasnif edildiği eserler (kavram sözlükleri) Ebû Ubeyd Kāsım b. Sellâm’ın (ö. 224/838) el-Ġarîbü’l-muṣannef’i ile başlatılır. 17.000’den fazla kelimeyi kapsayan ve otuz konudan meydana gelen sözlük, II. (VIII.) yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren ortaya çıkmaya başlayan “kitâbü’l-haşerât, kitâbü’l-hayl, kitâbü’l-matar, kitâbü’l-ibil, kitâbü halki’l-insân” gibi tek konuyla ilgili kelimeleri içeren onlarca sözlük risâlesinin bir araya getirilip düzenlenmesiyle oluşturulmuştur. İbnü’s-Sikkît’in (ö. 244/858) Kitâbü’l-Elfâẓ’ı, Kürâunneml’in el-Münecced’i (ilk beş bölüm) ve bu tür sözlüklerin en hacimlisi olan İbn Sîde’nin el-Muḫaṣṣaṣ’ı da birer konu sözlüğüdür.

    5. Kelimelerin morfolojik kalıplara göre tasnif edildiği ilk sözlük İshak b. İbrâhim el-Fârâbî’nin (ö. 350/961 [?]) Dîvânü’l-edeb’idir. Eser, isim ve fiilleri kapsayan ve temel kök kalıpları olan sâlim, muzaaf, misâl, üçlüler, dörtlüler ve hemzeliler olmak üzere altı bölüme ayrılmış, her bölümde yer alan isim ve fiiller, kök ve türemiş kalıpları ayrı ayrı ve kelime köklerinin son harfleriyle ilk harfleri kendi aralarında alfabetik olarak dizilmiş, orta harflerde bu sıraya pek riayet edilmemiştir. Daha sonra Neşvân el-Himyerî’nin Şemsü’l-ʿulûm’u, Ahmed b. Ali el-Beyhakī’nin Tâcü’l-meṣâdir’i, Hüseyin b. Ahmed ez-Zevzenî’nin el-Meṣâdir’i bu sisteme göre tertip edilmiştir.

    İki dilli sözlükler XI. (XVII.) yüzyılın başlarından itibaren hızlanan şarkiyat çalışmalarıyla gelişme sağlamıştır. Ondan önce IV. (X.) yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülen iki dilli sözlük telifi Arapça, Süryânîce, Farsça ve Türkçe ile ilgili birkaç eserle sınırlı kalmıştır. Bu alandaki çalışmaların bazıları şunlardır: Hassân Ber Behlûl (ö. 375/985 civarı), Lexicon Syriacum (Süryânîce-Arapça); Kâşgarlı Mahmud, Dîvânü lugāti’t-Türk (Türkçe-Arapça); Hüseyin b. Ahmed ez-Zevzenî, el-Meṣâdir (Arapça-Farsça); Ahmed b. Muhammed el-Meydânî, es-Sâmî fi’l-esâmî (Arapça-Farsça); Zemahşerî, Muḳaddimetü’l-edeb (Arapça-Farsça); Ahmed b. Ali el-Beyhakī, Tâcü’l-meṣâdir (Arapça-Farsça); Cemâl-i Karşî, eṣ-Ṣurâḥ mine’ṣ-Ṣıḥâḥ (Ṣıḥâḥ-ı Cevherî’nin muhtasarı ve Farsça’ya tercümesi); Şehâbeddin İbn Arabşah, Tercümânü’l-mütercem bi-müntehe’l-ereb fî luġati’t-Türk ve’l-ʿAcem ve’l-ʿArab (Arapça-Farsça-Türkçe); Mustafa Ahterî, Ahterî-i Kebîr (Arapça-Türkçe); Mehmed Vankulu, Lugat-ı Vankulı (Ṣıḥâḥ-ı Cevherî’nin tercümesi).

    Şarkiyat çalışmalarına paralel olarak müsteşrikler tarafından ilk aşamada Arapça-Latince olmak üzere bilhassa XIX ve XX. yüzyıllarda Arapça ile otuz kadar farklı dilde yaklaşık 450 (1993’e kadar) sözlük yazılmıştır (krş. Gālî, s. 41-117). İlk sözlükler William Bedwell’e (Lexicon Arabico-Latinum, basılmamıştır), Valentin Schindler’e (Lexicon Pentaglotton, İbrânîce, Keldânîce, Süryânîce, Talmud dili, Arapça, Hanovine 1612) ve François Raphéleng’e (Lexicon Arabicum, Arapça-Latince, Leiden 1613) ait eserlerdir. Bu çalışmalar, 1632’de Antonius Giggeius’un el-Ḳāmûsü’l-muḥîṭ’in Thesaurus Linguae Arabicae: Kenzü’l-luġati’l-ʿArabiyye adıyla Latince’ye tercümesiyle birlikte (I-IV, Mediolani 1632) hız kazanmıştır. Bunların yanında 1632’de J. B. Duval Dictionarium Latino-Arabicum Davidis Regis (Latince-Arapça, Paris 1632), 1636’da Thomas Novaria Thesaurus Arabico-Syro-Latinus (Arapça-Süryânîce-Latince, Roma 1636), 1653’te Jacobus Golius Lexicon Arabico-Latinum (Lugduni Batavorum 1653), 1669’da Edmund Castell Lexicon heptaglotton (İbrânîce-Keldânîce-Süryânîce-Sâmirîce-Habeşçe-Arapça-Farsça, Londini 1669), 1670’te J. F. Nicolai Hodogeticum orientale harmonicum (Jenae 1670, İbrânîce-Keldânîce-Süryânîce-Arapça-Habeşçe-Farsça) ve 1680-1687’de François à Mesgnien Meninski Thesaurus linguarum orientalium / Kenzü’l-luġāti’ş-şarḳıyye (Türkçe-Arapça-Farsça, I-IV, Viennae 1680-1687) adlı eserlerini kaleme almışlardır. Arapça’nın dahil olduğu iki ve çok dilli sözlüklerin ekserisi basının gelişmesiyle artan uluslararası ilişkilere paralel şekilde son zamanlarda yazılmıştır.

    Arapça-Türkçe sözlüklerin en hacimlisi ve Arapça kelimelerin Türkçe karşılıkları bakımından en başarılısı, Mütercim Âsım Efendi’nin, Fîrûzâbâdî’ye ait el-Ḳāmûsü’l-muḥîṭ’in şerhlerinden ve başka kaynaklardan yararlanılarak tamamlanan ve açıklamalı tercümesi olan el-Oḳyânûsü’l-basîṭ fî tercemeti’l-Ḳāmûsi’l-muḥîṭ’idir (Bulak 1250; İstanbul 1305). Arapça-Türkçe Büyük Lugat (H. Atay v.dğr., I, Ankara 1964, eksik), Arapça-Türkçe Yeni Kamus ile (B. Topaloğlu – H. Karaman, İstanbul 1967) başta Mevlüt Sarı olmak üzere Serdar Mutçalı ve İlyas Karslı tarafından yazılanlar da bu tür sözlüklerdir. Ayrıca Türkçe-Arapça ve Arapça-Türkçe-Farsça birçok sözlük kaleme alınmıştır (Gālî, s. 79-81).

    Arapça’dan Batı dillerine veya Batı dillerinden Arapça’ya sözlük çalışması yapanların bazıları şunlardır: Arapça-Fransızca: A. B. Kazimirski, J. B. Belot, R. P. A. Dozy, Cebbûr Abdünnûr; Fransızca-Arapça: J. B. Belot, Cebbûr Abdünnûr, Süheyl İdrîs, Ellious Bocthor; Arapça-İngilizce: E. W. Lane (sekiz cilt), J. Milton, Rûhî Ba‘lebekkî, Münîr Ba‘lebekkî, İlyâs Antûn; İngilizce-Arapça: İlyâs Antûn, Rûhî Ba‘lebekkî, G. P. Badger; Arapça-Almanca: Hans Wehr, A. Fischer; Almanca-Arapça: Götz Schregle; Arapça-Fransızca-İngilizce: Régis Blachère (a.g.e., s. 51-74, 91-104).

    Özel alan sözlüklerinin en eskileri Kur’an ve hadislerde yer alan garîb kelimelere dair eserlerdir (a.g.e., s. 147, 188, 199-204). Terim sözlüklerinin çoğu zamanımızda yazılmış olup daha eskileri İbn Sînâ, İbn Meymûn, İbnü’l-Haşşâ ve İbnü’l-Baytâr tarafından kaleme alınan tıp terimleri sözlükleridir (a.g.e., s. 161-169). Son dönemlerde Arap edebiyatı, belâgat, aruz, nahiv vb. alanlarda birçok terim sözlüğü yayımlanmıştır (a.g.e., s. 126, 127, 136, 171, 219-220). Kahire Arap Dil Akademisi çeşitli konularda birçok terim sözlüğü hazırlamaktadır. 1993 yılına kadar 140’a yakın alanda yazılmış 820 civarında terim sözlüğü tesbit edilmiştir (a.g.e., s. 119-226). Arap sözlük bilmine ve Arapça sözlüklere dair el-Müzhir fî ʿulûmi’l-luġa (Celâleddin es-Süyûtî), el-Bülġa fî uṣûli’l-luġa (M. S. el-Kannevcî) gibi eserler yazılmış, çağımızda bu konuda birçok eser ve makale neşredilmiştir