Bölüm anahatları

  • Farsça tasavvufi metinler büyük bir çeşitlilik gösterir. İlk elde tasavvufi metinleri biçimsel olarak tasnif edecek olursak manzum ve mensur metinler başlıkları altında iki sınıfa ayırabiliriz. Biçimsel tasnifi daha ayrıntılı yaptığımızdaysa manzum ve mensur metinleri daha alt gruplara ayırmak mümkündür. Meselâ, manzum eserleri, mesneviler (mesnevileri de kendi içinde didaktik mesneviler ve manzum hikâyeler olarak gruplandırabiliriz), sufiyane gazel, rubailer ve diğer nazım şekilleri şeklinde ayrı ayrı ele alabiliriz.

    Mensur eserleri de alt türler olarak tasnif edebiliriz. Meselâ maârif veya makalât tabir edilen eserler sufilerin kendi hallerini dile getirdikleri eserler olarak ayrı bir grubu oluşturur. Didaktik eserler, teorik eserler (tasavvuf düşüncesiyle ilgili eserler) gibi bir grup da göz önünde bulundurulabilir. Bir başka grup ise mecalis türündeki eserlerdir. Bu tür eserler, sufilerin vaazlarının, sohbetlerinin kâğıda dökülmüş biçimidir.

    Öte yandan tasavvufi eserlerin dönemsel olarak sınıflandırılması da mümkündür. Bu durumda eserlerin dil bakımından değerlendirilmesi de mümkün olmaktadır.

    ayrıca dönemler temelinde eserleri ele aldığımızda tasavvufi anlayışların dönemlere göre nasıl bir gelişim seyri izlediği de belirlenebilir.

    Tasavvufi eserlerde kavram ve terimler de ayrı bir çalışma alanıdır. Şu anlamda ki özellikle edebî eserlerde sufiler sembolik bir dil geliştirmişler ve bu dil ile düşünce duygularını dile getirmişlerdir. Bu dil, toplumda iletişim aracı olarak kullanılan dilden ayrıldığı gibi diğer edebî ürünlerin dilinden de bir bakıma ayrılmaktadır. Tasavvufi eserler diğer edebî eserlerin diliyle aynı ve benzer görünse de sufi şair ve yazarların dili (özellikle şiir dili) anlam açısından farklı bir alanı işaret eden bir dildir.