Bölüm anahatları
-
Mevlâna ve Yûnus Emre'den Birer Şiir Karşılaştırması
Mevlâna tasavvufî şiirin büyük temsilcilerinden olup Türk şiirini derinden etkilemiştir. Onun çağdaşı olan Yûnus Emre ise Anadolu’da Türkçe şiirin öncüsü bir sufidir. Yunus Emre divanında Mevlâna’ya birkaç yerde işaret edilmiş, iki yerde adı açıkça zikredilmiştir. Tahminlere göre Mevlâna nüfuzlu bir şahsiyet olarak tanındığı sırada Yûnus Emre genç bir sufi olmalıdır. Yûnus’un Mevlâna ile görüştüğü ve Mevlâna’nın ona iltifat ettiği Yûnus’un bir şiirinden açıkça anlaşılmaktadır:
“Monlâ Hudâvendigâr bize nazar kılalı
Anun görklü nazarı gönlümüz aynesidür”
(Yûnus Emre Divanı –Tenkitli Metin- Haz. Mustafa Tatçı, MEB, İstanbul 2005, 64. Şiir, s. 77)
Yine Yûnus’un bir beytinden anlaşıldığına göre o, Mevlâna’nın vefatından sonra hayattadır:
“Fakih ahmed Kutbuddin, sultan Seyyid Necmuddin
Mevlânâ Celâluddin ol kutb-ı cihân kanı?”
(Yûnus Emre Divanı –Tenkitli Metin- Haz. Mustafa Tatçı, MEB, İstanbul 2005, 396. Şiir, s. 380)
Yûnus Emre’nin divanında Mevlâna’nın Divân-ı Kebîr’inde yer alan şiirlerin mazmunlarını andıran mazmunlar bulmak mümkündür. Ayrıca Yûnus’un bazı söyleyişleri de Mevlâna’nın söyleyişlerini andırmaktadır. Bu husus, kapsamlı araştırmalar için elverişli bir alan olarak değerlendirilebilir.
Meselâ Yûnus Emre’nin şu gazeli:
Gayrıdur bu milletden bu bizim milletimiz
Hîç dinde bulunmadı dîn ü diyânetimiz
Bu dîn ü diyânetde dünya vü âhiretde
Yetmiş iki milletde ayrudur âyâtımız
Zâhir suya banmadın el ayak deprenmedin
Baş sücuda inmedin kılınur tâatimiz
Ne Ka’be vü ne mescid ne rükû ve ne sücûd
Hakk ile dâim becid olur münâcâtımız
Ne Ka’be’ye varalum ger mescide girelüm
Gerek suya yanalum biledür illetimiz
Su ne kadar arıda çun yavuz huyun bile
Meger bizi pâk ide Hak’dan inâyetimiz
Kimün sırrın kim bile çün irilmez bu hâle
Yarın anda bell’ola müslüman mürtedimiz
Yûnus cânun yinileki dostluğun anıla
Işkıla dinlerisen bilesin kudretimiz
Mesnevi’de yer alan şu beyitleri hatırlatır:
عاشقان را هر نفس سوزیدنیست
بر ده ویران خراج و عشر نیست
گر خطا گوید ورا خاطی مگو
گر بود پر خون شهید او را مشو
خون شهیدان را ز آب اولیترست
این خطا را صد صواب اولیترست
در درون کعبه رسم قبله نیست
چه غم از غواص را پاچیله نیست
تو ز سرمستان قلاوزی مجو
جامهچاکان را چه فرمایی رفو
ملت عشق از همه دینها جداست
عاشقان را ملت و مذهب خداست
لعل را گر مهر نبود باک نیست
عشق در دریای غم غمناک نیست
(مثنوی، دفتر دوم)
Bu derste Mevlâna’nın bir gazeliyle Yûnus Emre’nin bir gazeli karşılaştırılmıştır.
Mevlâna’nın gazeli (Dîvân-ı Kebîr’de 563. Gazel):
دلا نزد کسی بنشین که او از دل خبر دارد
به زیر آن درختی رو که او گلهای تر دارد
در این بازار عطاران مرو هر سو چو بیکاران
به دکان کسی بنشین که در دکان شکر دارد
ترازو گر نداری پس تو را زو رهزند هر کس
یکی قلبی بیاراید تو پنداری که زر دارد
تو را بر در نشاند او به طراری که میآید
تو منشین منتظر بر در که آن خانه دو در دارد
به هر دیگی که میجوشد میاور کاسه و منشین
که هر دیگی که میجوشد درون چیزی دگر دارد
نه هر کلکی شکر دارد نه هر زیری زبر دارد
نه هر چشمی نظر دارد نه هر بحری گهر دارد
بنال ای بلبل دستان ازیرا ناله مستان
میان صخره و خارا اثر دارد اثر دارد
بنه سر گر نمیگنجی که اندر چشمه سوزن
اگر رشته نمیگنجد از آن باشد که سر دارد
چراغست این دل بیدار به زیر دامنش میدار
از این باد و هوا بگذر هوایش شور و شر دارد
چو تو از باد بگذشتی مقیم چشمهای گشتی
حریف همدمی گشتی که آبی بر جگر دارد
چو آبت بر جگر باشد درخت سبز را مانی
که میوه نو دهد دایم درون دل سفر دارد
