Bölüm anahatları

  • Hâfız ve Fuzûlî

     

    Hâfız

    Farsçanın gizemli şairlerinden olan ve şiirinin gücü nedeniyle “Lisânü’l-Gayb” (gaybın dili) diye anılan Şemsuddin Muhammed Hâfız-ı Şîrâzî’nin hayatı konusunda çok az bilgiye sahibiz. Mevcut bilgiler de tıpkı şiiri gibi müphemdir. Şiirindeki çok yönlülük ile anlam ve imge zenginliği onu en çok tartışılan şairlerden biri haline getirmiştir. Hâfız hakkında ortaya konulabilecek en kesin yargı, onun klasik Farsça gazelin zirvesini temsil ettiğidir. Hatta daha da ileri gidilerek denilebilir ki o, klasik şiirde kaside ve gazeli birleştiren, daha doğru ifadeyle kasideyi gazele ilhak eden bir şairdir. O, çoğu zaman gazele kasidenin görevini de yüklemiş, bunu yaparken şiirden taviz vermemiştir. Hâfız’dan sonraki bütün gazel şairleri bir şekilde onu göz önünde bulundurmuşlardır. Hâfız, öyle bir şiirin şairidir ki her okuyucu onda kendine dair bir anlam bulur. Bu nedenle onun şiiri hakkında birbiriyle çelişen yargılara rastlamak mümkündür.

    Osmanlı döneminde okumuş kesimin en çok okuduğu İran şairi olan Hâfız’ın divanı, medreselerde ve mahfillerde okunup tartışılan ve en küçük kütüphanelerde nüshaları bulunan eserlerdendir. Hakkında dünyaca da muteber olan Türkçe şerhler yazılmıştır. Öyle ki bugün bu şerhler, İran’da bile Hâfız’ın anlaşılmasında başvurulan ciddi eserler arasında ön sıralarda yer almaktadır.

     

    Fuzûlî

    Hayat hikâyesine dair yeterli bilgi bulunmayan Fuzûlî’nin Bağdat civarında ve muhtemelen Kerbela’da doğduğu söylenebilir. Doğum tarihi konusunda farklı bilgiler vardır. Ölüm tarihi ise 963/1555-56 olarak kabul edilmektedir. Bütün ömrünü Bağdat ve çevresinde (Hille, Kerbelâ ve Necef) geçirmiştir. Memleketinden ayrılmaması, Nizâmî’nin durumunu akla getirmektedir. Nizâmî gibi Fuzûlî de devlet adamlarına kasideler yazmış olmakla birlikte birinci dereceden saray şairi ya da o zamanın tabiriyle meddah bir şair sayılmaz. Onun kaside yazdığı devlet adamları arasında Safevi Şahı İsmail I, Safevilerin Bağdat valisi İbrahim Han Musullu, Osmanlı Padişahı Kanuni Süleyman, Osmanlı Sadrazamı Makbul İbrahim Paşa, Kazasker Abdulkâdir Çelebi, Nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi ve Şehzâde Bayezid (sonradan II. Bayezid) gibi isimler vardır.

    Fuzûlî, Kanuni’nin Bağdat seferine katılan şairler Hayâlî Bey ve Taşlıcalı Yahya ile tanışıp dost olmuştur.

    Fuzûlî’nin iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Üç dili (Türkçe, Farsça ve Arapça) şiir söyleyecek kadar iyi kullanır. Üç dilde divan tertip etmiş olması bunun en güzel delilidir. O, kendi döneminde Farsçanın birinci sınıf şairlerindendir. Mekteb-i Vukû ve sebk-i Hindi gibi akımların ortaya çıktığı o dönemde eski şiir üslubunu (Sebk-i Irâkî) güçlü bir şekilde devam ettirmiştir. Öte yandan onun asıl önemi Türkçe şiir açısındandır. Türkçenin öncü şairlerindendir. Özellikle de Türkçe manzum hikâye yazarlığında bir dönüm noktasıdır. Bu alanda Farsçada Nizamî’nin konumuna Türkçede Fuzûlî sahiptir.

    Fuzûlî’nin şiirlerinde tasavvufî neş’e belirgin bir şekilde hissedilir. Onun şiirlerinde tasavvufî renkler Nizâmî’nin şiirlerindekinden daha belirgindir. O, Nizâmî’den farklı olarak şiirin birçok alanında değerli eserler vermiştir. Ondan geriye kaside, gazel, kıt’a, terkib, tercî ve rubai kalıplarında başarılı örnekler kalmış olmakla birlikte asıl başarısı gazel alanındadır.

     

    Bu derste Hâfız’ın bir gazeliyle Fuzûlî’nin Türkçe bir gazeli (Fuzûlî’nin Farsça ve Türkçe iki ayrı divanı vardır ve bu iki divanda da Hâfız etkisi görülmektedir) ele alınacaktır.

    Hâfız’ın Gazeli (Hâfız Divanında 144. Gazel)

    بهسر جام جم آن گه نظر توانی کرد

    که خاک میکده کحل بصر توانی کرد

     

    مباش بی می و مطرب که زیر طاق سپهر

    بدین ترانه غم از دل به در توانی کرد

     

    گل مراد تو آن گه نقاب بگشاید

    که خدمتش چو نسیم سحر توانی کرد

     

    گدایی در میخانه طرفه اکسیریست

    گر این عمل بکنی خاک زر توانی کرد

     

    به عزم مرحله عشق پیش نه قدمی

    که سودها کنی ار این سفر توانی کرد

     

    تو کز سرای طبیعت نمی‌روی بیرون

    کجا به کوی طریقت گذر توانی کرد

     

    جمال یار ندارد نقاب و پرده ولی

    غبار ره بنشان تا نظر توانی کرد

     

    بیا که چاره ذوق حضور و نظم امور

    به فیض بخشی اهل نظر توانی کرد

     

    ولی تو تا لب معشوق و جام می خواهی

    طمع مدار که کار دگر توانی کرد

     

    دلا ز نور هدایت گر آگهی یابی

    چو شمع خنده زنان ترک سر توانی کرد

     

    گر این نصیحت شاهانه بشنوی حافظ

    به شاهراه حقیقت گذر توانی کرد

    وزنمفاعلن فعلاتن مفاعلن فعلن (مجتث مثمن مخبون محذوف)