Bölüm anahatları
-
Leyl u Mecnun Karşılaştırması (devam)
Nizâmî’nin Eseriyle Fuzûlî’nin Eserinin Karşılaştırılması
En başta belirtilmelidir ki Nizâmî bu hikâyeyi Farsça’da ilk defa müstakil bir edebî eser olarak işleyen Nizâmî’dir. Türkçe’de Fuzûlî’nin eseri ilk olmamakla birlikte kendinden önceki eserleri gölgede bırakmıştır.
Nizâmî’nin eseri yazış nedeni hükümdarın talebidir, Fuzûlî’de ise Türk şairlerinden kimilerinin tavsiyesidir.
Nizâmî eserinin başında kendi ailesinden ayrıntıyla bahseder, Fuzûlî’deyse böyle bir bölüm yoktur. Nizâmî, doğrudan Arap kaynaklarından yararlanarak eserini oluşturmuştur. Bu kaynaklardan yararlanırken bir çok tasarruflarda bulunmuştur.
Fuzûlî ise büyük ölçüde Nizâmî’yi esas alarak eserini oluşturmuştur. Nizâmî’nin eserinin yanısıra bazı Farsça ve Türkçe Leyle ve Mecnun hikâyelerinden yararlanmıştır. Farsça’da Hâtıfî’nin eseri, Türkçedeyse Hamdullah Hamdi ve Celilî’nin eserleri onun Nizâmî dışında yararlandığı kaynakların başında gelir.
Fuzûlî döneminde bu hikâye yaygın olarak yazılı edebiyatta bilindiğinden onun eski Arap kaynaklarından yararlandığını düşünmemizi gerektirecek bir veri bulunmamaktadır. Fuzûlî’nin hikâyeye Nizâmî’den farklı yanlar katan ve bu alanda etkili sayılan şairlerden Emir Husrev-i Dehlevî ve Câmî’nin eserlerinden yararlanmadığı, yararlanmış olsa bile onların bu tasarruflarını eserine taşımadığı söylenebilir.
Nizâmî’de olmadığı halde Fuzûlî’de olan ayrıntılar:
Babası Mecnun’u ziyaret ettiğinde Mecnun’un kolunun kanaması ve bunun sebebinin Leyla’nın kolundan kan alınması olduğunun anlaşılması hikâyesi, Nizâmî’de olmadığı halde Fuzulî’de vardır. Ancak bu hikâye Hamdullah Hamdi’nin eserinde de vardır.
Mecnun’un başında kuşların yuva yapması olayı da Nizâmî’de yokken Fuzûlî’de vardır. Fuzûlî, bu olayı muhtemelen Celîlî’den almıştır ya da onun kullandığı başka bir kaynak vardır.
Ayrıca Fuzûlî, Nizâmî’nin eserinde kullandığı bazı ayrıntıları değiştirmiş, kendinden unsurlar katmıştır.
Meselâ Nizâmî’de bir adamı zincire bağlayıp dilendiren kocakarıyken Fuzûlî’de yaşlı bir adamdır.
Nizâmî’de Leyla zifaf gecesi İbn Selam’a tokat atar, Fuzûlî’deyse bir peri hikayesi uydurarak Leyla İbn Selam’ı engeller.
Benzerlikler:
Nizâmî’de de Fuzûlî’de de hikâye, asıl kaynaklar uygun olarak çölde geçer ve çöl hayatının özellikleri eserde yansıtılır. Bununla birlikte her iki eserde de şehir hayatının izlerine rastlamak mümkündür.
Hikâyelere bütün olarak baktığımızda kimi ayrıntılar dışında arada büyük farklar yoktur. Başlayış, gelişme ve bitiş hemen hemen aynıdır.
Şekil bakımından karşılaştırma:
İki hikâyeye şekil bakımından baktığımızda bazı örtüşmeler ve ayrışmalardan söz edebiliriz. En önemli şeklî benzerlik veznin aynı olmasıdır: Hezec-i müsemmen-i ahreb-i makbûz-i mahzûf (Mef’ûlü mefâilün fe’ûlün).
Ancak Nizâmî, eseri baştan sona mesnevi kalıbını kullanarak yazmış, başka bir şiir kalıbından yararlanmamıştır. Oysa Fuzûlî, eserine üç rubaiyle başlayıp mesnevi kalıbında devam eden ana eser içerisinde zaman zaman kaside, gazel ve murabbalara yer vermiştir. Bu da esere ayrı bir güzellik ve özgünlük katmıştır. Hatta bu gazellerin bazıları eserden bağımsız olarak çok meşhur olmuştur.
Nizâmî’nin eserinde mensur dibace yokken Fuzûlî, eserine mensur dibaceyle başlar.
Nizâmî eseri içinde konuya uygun başka küçük hikâyelere yer vermiştir. Bu da eserin sürükleyiciliğini artırmıştır. Fuzûlî’deyse ikincil hikâyeler yoktur.
İki şair de dili çok başarılı bir şekilde kullanmıştır. İki şair de eserin okunmasını zorlaştıracak, sürükleyiciliği önleyecek zorlamalar, fazladan ifadeler ve alışılmadık kelimeler kullanmaktan kaçınmıştır.
Manâ Bakımından:
Her iki eserde de öteden beri yaygın olarak bilinen Leyla ve Mecnun hikâyesi yeniden anlatılmaktadır. Elbette, bu hikâyenin yaygınlaşmasında Nizâmî’nin payı büyüktür. Fuzûlî, Nizâmî’nin açtığı yolda ilerlemiştir.
İki şair de temiz bir aşkı anlatmıştır. İki eserde de öncelikli olan tasavvufî yön değilse de tasavvufî yoruma açık ifade ve anlatımlar bulunmaktadır. Fuzûlî, genel anlamda tasavvufî neş’eye yakın bir şair olduğundan bu eserde de tasavvufî renkler Fuzûlî’nin eserinde daha fazla göze çarpmaktadır. Her iki eserde de mecazi aşktan hakiki aşka geçişin belirtileri vardır.
Yazının Kaynağı:
Hicabi Kırlangıç, “Nizâmî ve Fuzûlî’nin Leylâ ve Mecnun Mesnevileri”, Nüsha Şarkiyat Araştırmaları Dergisi, Yıl: VIII, Sayı: 27, s. 49-64 (2008-II))
Bu kısa karşılaştırmaya katkı ve ek olarak aşağıda künyesi verilmiş olan Agâh Sırrı Levend'in kitabının ilgili bölümü dikkatle incelenmelidir.
Kaynakça:
Âgâh Sırrı Levend, Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında Leylâ ve Mecnun Hikâyesi, İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1969
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c. 33, s. 183-185.
Fuzûlî, Leylâ vü Mecnun, nşr. Hüseyin Ayan, Dergâh Yayınları, İstanbul 1981.
Abdulbâki Gölpınarlı (nşr.), Fuzûlî Divanı, 3. bs. İnkılâp Kitabevi, İstanbul 2005, s. XVII-CXLI.
Nizâmî, Leylâ ile Mecnun, trc. Ali Nihat Tarlan, Millî Eğitim Bakanlığı, İstanbul 1989.
