Bölüm anahatları
-
10. Ders
Sufi şairler
Mevlâna Celâleddin
Mevlânâ Celâleddin Muhammed, 6 Rebiülevvel 604 (30 Eylül 1207) tarihinde Belh’te dünyaya gözlerini açar. Babası, Bahâ-i Veled adıyla ünlenmiş olan Sultanu’l-Ulemâ Bahâeddin Muhammed, annesi ise Mümine Hâtun’dur. Mevlânâ’nın babası Bahâ-i Veled’in tam adı, Muhammed b. Hüseyin b. Ahmed Hatîbî’dir.
Bahâ-i Veled kimi nedenlerle Belh’ten ayrılmaya karar verdiğinde Mevlânâ beş ya da altı yaşındadır.
Beraberindekilerle birlikte haccetmek maksadıyla Belh’ten ayrılan Bahâ-i Veled, Nişabur üzerinden Bağdat’a ve ardından da Mekke’ye varır. Mevlânâ ile ilgili bilgi veren önemli kaynaklarda Bahâ-i Veled’in Nişabur’da ünlü mutasavvıf şair Attar’la görüştüğü belirtilir. Bu, tarihsel verilere de uygun bir bilgidir.
Kafile, hac dönüşünde Şam, Malatya ve Erzincan üzerinden o dönemde Larende olarak anılan Karaman’a gelir.
Bahâ-i Veled Lârende’de öğretim ve irşat faaliyetlerini sürdürürken ünü çevreye yayılmaya başlar ve böylelikle Anadolu Selçuklu sultanı Alâeddin Keykubâd, Bahâ-i Veled’i hükümet merkezi Konya’ya davet eder. Bahâ-i Veled, bu davet üzerine Konya’ya gelerek Altunapa Medresesinde iki yıl müderrislik yaptıktan sonra 18 Rebiülâhir 628 (23 Şubat 1231)’de vefat eder.
Konya’ya gelince şeyhinin vefatını öğrenen Seyyid Burhâneddin, Mevlânâ’nın eğitimiyle ilgilemeye başlar. Böylelikle Mevlânâ, onun yönlendirmesi sonucu din ve edebiyat ilimleri alanında kendini geliştirmek için Halep’e gitmek amacıyla Konya’dan ayrılır.
Mevlânâ’nın Halep ve Şam’da yaklaşık yedi yıl kaldığı düşünülebilir.
Mevlânâ, Arap dili ve edebiyatı, fıkıh, tefsir, hadis ve başka ilimler üzerine tahsilini tamamlayıp Şam’dan Kayseri’ye, şeyhi Seyyid Burhaneddin’in yanına gelir.
Şems-i Tebrîzî, 26 Cumâdessâni 642 (29 Kasım 1244) tarihinde Konya’ya gelerek bir rivayete göre Pirinççiler, bir rivayete göreyse Şekerciler Hanı’na yerleşir. Mevlânâ ile Şems’in Konya’daki ilk karşılaşması bu hanın önünde gerçekleşir.
Mevlânâ, 5 Cumâdessânî 672 (17 Aralık 1273)’de vefat etmiştir.
Eserleri:
Mesnevi-yi Ma’nevî
Dîvân-ı Kebîr
Fîhi Mâfîh (mensur)
Mecâlis-i Seb’a (mensur)
Mektûbat (mensur)
