Bölüm anahatları
-
Günümüzde eski Türk dininin geleneklerini yaşatan Türklerin kozmogonisine göre, esas itibarıyla tanrıların en yükseği Tengri Kayra Kan[1] (veya Bay Ülgen) kişiyi ve bunun aracılığıyla yeryüzünü yaratmış, kişinin kendisiyle mücadeleye girmesi üzerine ona “Erlik” adını vererek, ışık diyarından, yeraltına atmış ve yerden dokuz dallı bir ağaç büyüterek, her dalında bir cins insan türetmiştir. Bilindiği üzere Müslümanlığın kitabı Kuran-ı Kerim’in Hucurât Suresi, 13. ayetinde Allah: “Biz sizi bir erkekle, bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık”, derki; Sibirya’daki yaradılış hikâyelerinin hemen hemen tamamına yakını kutsal kitaplardakilerin değişik birer söylenişidir. Netice itibarıyla farklı bir dinmiş gibi anlatılan Şamanist telakkideki bu durumu da göz önünde bulundurmak gerekir.
Bir başka hikâyede ise şu ifadelere rastlamaktayız: Daha insan yaratılmamışken, Ülgen deniz üzerinde yüzen ve insana benzeyen bir çamur tabakası görür. Bu çamur yığınını alarak insan olmasını ister. Ülgen ilk yarattığına, anlamı Türkçedeki er-erk sözünden geldiği belirtilen Erlik adını verir. Başlangıçta Ülgen’e dost ve kardeş gibi davranan Erlik, bir süre sonra kendini onunla bir tutmaya ve hatta üstün görmeye başlar. Gün geçtikçe Ülgen’den her bakımdan uzaklaşır ve onun yarattıklarının hepsine düşman olur.
Anlaşılacağı üzere Erlik bu hikâyede bir nev’i şeytandır ve şeytana eski Türkler “yek” ya da XVIII. yüzyıla ait bir Arapça-Farsça sözlüğün tercümesi olan Terceme-i Kanun-ül-Edeb’te rastlanıldığı üzere “oçuk” veya birtakım Türk bölgelerinde “albız”, “taylı” ve “çör” demektedirler. Kısaca bu söylenenlerde de görüleceği gibi, burada insanın Allah’a isyanı ve ihtirasları yüzünden günahkâr olması da söz konusudur.
[1] Kayra Kan belki de “kayıran, koruyan, en büyük, en ulu” anlamına gelen Tanrı’nın bir sıfatı olabilir.
