Bölüm anahatları
-
Zengin Türk kültürünün derinliklerinde gezdiğimizde eski Türklerin yer ve gökyüzünde birtakım kutsal saydığı nesnelerle de karşılaşmaktayız. Tabiki onların evrende bazı şeylere kutsiyet atfetmesinin ana nedeni her şeyden önce buraları vatan yapan ataların kanlarıyla sulanmasıdır. Bu mübarek görülen varlıklar “Kutlu Atalar Mezarlığı” (Ata Sini) olduğu gibi[1], zaman zaman büyük bir dağ, güneş, ay, ateş, şimşek veya ırmak da olabiliyordu. Mesela insanlara mutluluk ve refah veren birtakım dağlar, hayvanların da barınağıdır. Bu mekânlar canlılar için zaruri olduğundan dağlarda bütün mahlûkları koruyan ruhların veya meleklerin bulunduğuna inanılmıştır ki, Türkiye dışındaki Türklerde gördüğümüz bu iyeler anlayışı, Anadolu’da yine sahip veya koruyucu ruh şeklinde karşımıza çıkar. Türkiye’deki yaygın inanışa göre her dağın, toprağın, suyun, ormanın vs. bekçileri yani sahipleri vardır. Ama şunu da belirtmeliyiz ki, Kaşgarlı Mahmud’un Divan’ında melek manasına geldiği söylenen bir “yumuşçu” kelimesinden bahsediliyorsa da, tam anlamıyla eski Türk dininde meleğe ne ad veriliyordu, bu meçhuldür.
Bu durum bir yana kesin olarak bildiğimiz şeylerden birisi, umumi dini törenler yüksek zirvelerde ya da ulu dağ eteklerinde gerçekleştiriliyordu. Kaynaklar Hunların, Çin ile yaptıkları andlaşmaları “Kun Dağı” denilen bir yerin tepesinde, kurban keserek teyit ettiklerini söylüyor. Yine Kök Türkler yılın 5. ayının ikinci yarısında Tanrı’ya Kutlu Atalar Mezarlığında (Ata Sini) kurban sunarlardı. Bugün bile Altaylı Şor ve Beltirler kurbanlarını Kök (Ulu) Tengri’ye yüksek dağ tepelerinde keserler[2]. Türklerle komşu Asya’nın bazı kavimlerinin de zaman zaman bu Türk adetlerini aldıkları görülüyorsa da, dikkat edilmesi gereken husus bunların hiçbirinin Şamanist özellikleri yansıtmaya yetmediğidir.
[1] Şine Usu Yazıtına göre 748 yılında, Uygurlar Atalar Mezarlığında yaptıkları bir kurultay ile Türk Devletinin başına geçmişlerdir. Mesela Kök Türklerden önce Çin’de 16 Devlet diye adlandırılan dönemde ortaya çıkmış olan bir Türk hanedanlığı, Kuzey Liangların (M. sonra 4. yüzyıl) hükümdarlarının Altun Dağların doğusunda kurban merasimi düzenlediklerini kaynaklardan öğrenmekteyiz.
[2] Altaylardaki Beltir Türkleri her üç senede bir “Tengri Tayı” denilen bir kurban töreni yaparlar. Tayı sözü Hazar ötesi Türk lehçelerinde kurban yerine geçmekte olup, belki de onlar Tanrı Dağı diye düşündükleri bu mekânda umumiyetle rengi beyaz, başı kara bir koyunu Ulu Tanrı’ya kurban ederler.
