Bölüm anahatları

  • Şamanizm denilen arkaik inanca göre, normal ve sıradan insanlar yer-gök ruhlarıyla doğrudan doğruya irtibata geçemediklerinden bir aracıya ihtiyaç duyarlar ve bu ruhlar ya da görünmeyen varlıklar da umumiyetle kişinin cennette yaşayan atalarıdır. Fakat bunlarla ilişki kurabilmek için onların dilinden anlayan birisi lazımdır ki, işte o da kamlardır. Bu durumla alâkalı, Türk tarihi ve kültürüne dair pek çok bilgi edindiğimiz Bizans kaynakları, Türklerin gelecekten haber veren kâhinlerinin olduğunu söylerler ve herhalde bunlar kamlardan başkası değildir. Radloff’un “Sibirya’dan” adlı eserinde böyle bir ruh çağırma duası da aktarılmaktadır:

     

             Kayra Kan! Kayra Kan!

             Alas! Alas! Alas!

    Avuç içi kadar açık ver!

    Çuvaldız kadar deşik ver!

    Asil kişinin torunuyum,

    Sedir ağacının köküyüm.

    Abu, Tobu diye çağırdım,

    Ongustay, Kuldurak diye çağırdım.

    Göğün göbeği yerde olsun!

    Yerin göbeği gökte olsun!

    Paştıgan dayımı çağırıyorum,

    Göğün yolunu aç.

    Avuç içi kadar açık ver!

    Çuvaldız kadar deşik ver!

    Yüksek dağın arkasından geç,

    Abakan Dağının başından geç.

    Kayra Kan, ey Kayra Kan,

    Alas, Alas, Alas!

     

    Yukarıdaki izahtan da anlaşılacağı üzere, Şamanizmin diğer inançlardan farklı olan tarafı, yaşayan insanlarla, onun ölmüş ataları arasındaki bağ gösteriliyorsa da, esasında bu vaziyet diğer dinler için de geçerlidir. Günümüzde Müslümanların ölen büyükleri için mevlit okutmaları veya kurban kesip, yemek vermeleri de herhalde onlarla bağlarını devam ettirdiklerinin bir işaretidir. Dolayısıyla ölmüş atalarla münasebet kurmak, her dini itikatta şöyle veya böyle mevcuttur.