Bölüm anahatları

  • Çarlık ve Sovyet Rusya zamanında Türklerin bütün sosyal faaliyetleri büyük bir baskı altındaydı. Ancak Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından ortaya çıkan serbestlikten insanlar artık daha fazla yararlanmaya çalışır hale geldiler. İşte buna bağlı olarak günümüzde hayatiyetini sürdürme gayretindeki eski Türk dininin zaman zaman ıslah faaliyetlerine şahitiz ve bu hususta ilk teşebbüslerden birisi 20. yüzyılın başında Altay Dağlarında görüldü. Bu harekete dünya kamuoyunda Burhanizm, Altay Türkleri ise “Ak Yang” (Ak din) demişlerdir. Bunun temelinde bozulmuş Şamanizm ve Rus emperyalizmine karşı bir baş kaldırı yatmaktadır.

     

             Buna benzer bir duruşu bu sıralarda Türkistan Türkleri de gösterdiler. Milli kimliğin ve milliyetçiliğin yasaklandığı yıllarda Türkler, İslamiyet etrafında birleşerek, milli şuuru canlı tutmaya gayret ettiler. Bu durum bir yana Burhanizmin kesin başlangıç tarihi belli değildir. Ancak bu inancın Rus hükümeti tarafından ortaya çıkarılması 1904 yılının başlarına rastlar. Bu itikadın temeli tahrip olmuş; yani içerisine Budizm, Maniheizm ve sonra bazı semavi dinlerin karıştığı Türk dini ile Rus egemenliğine düşmanlık idi. Ayrıca Burhanizm, Lamaizme[1] bir geçiş olarak görüldüğü gibi, Şamanizm ile Hrıstiyanlığın da bir çatışması şeklinde değerlendirilmektedir.

     

    Ancak Burhanizmin çıkışının temelinde, her ne kadar eski Rus yazarlar birtakım feodal düzen emarelerine işaret ediyorlarsa da, belki yüzlerce yıllık rahatsızlıklar yatmaktadır. Ruslar gelene kadar kendi topraklarını ekip biçebilen, hayvanlarını bozkırlarda hürce otlatabilen Türk halkının elinden bu gibi imtiyazları alınmış, üstüne-üstlük binlerce yıldan beri üzerinde atalarının yattığı topraklara Rus göçmenleri getirilerek yerleştirilmişti. Biraz önce de belirttiğimiz gibi bu yönüyle Burhanizm hareketine dinî vasfının yanında, millî bağımsızlık ayaklanması olarak da bakmakta fayda vardır.

     

    Burhanizmin belki ilk önderi diyebileceğimiz kişi Altaylı bir Türk kamı olan Çet Çelpen’dir. Ondört yaşında bir kız evlatlığa sahip bu Türk, karısı ile beraber Üst-kan kasabasından 20 km uzaklıkta yer alan ormanlık bir bölgede yaşıyor ve burada ibadet ediyordu. Yanına gelenlere Ak Yang’ın ilkelerini öğretiyor ve nasihatlarda bulunuyordu. Çet Çelpen’in felsefesine göre, Ruslarla beraber yemek yemek, onlarla dost olmak yasaktı. Hatta Rus parası bile kullanılmamalıydı. Çet Çelpen’in nazarında 20. yüzyılın kamları Kök (Ulu) Tengri Dininin içine birçok akla ve mantığa sığmayan hurafeler soktukları için onlar şeytan işleriyle uğraşıyorlardı. Bunların davullarını, cübbelerini ve asalarını ateşte yakarak gerçekleri görmeye zorlamak lazımdı. Tanrıya hoş kokulu otların dumanı, süt, şarap ve kımız gibi saçılar da kurban sayılabilirdi. Eğer bu din etrafında birleşirlerse, Rus zulmünden de kurtulmak mümkün olacaktı.

     

             Çet Çelpen bütün vaazlarını çok güzel bir hitabeti olan kızı vasıtasıyla yapıyordu. Bu kızı dinlemek için bazan binlerce kişi toplanıyordu. Çet Çelpen’in zamanla onbinlerce taraftarı oldu. Bu ise Rus hâkimiyetinin Altaylarda tehlikeye girmesi demekti. Ayrıca Rusya’yı Burhanistlere karşı harekete sevkeden nedenlerden birisi de; bölgede faaliyet gösteren Hrıstiyan misyonerlerin suçlamalarıydı. Bu din adamları Burhanizmi kendi çalışmaları için yeni bir düşman olarak gördüler. Onlar ayrıca yazdıkları mektuplarda veya devletin merkezine gönderdikleri haberlerde hayali Japon ajanları arayarak, halk arasında bir Japonseverliğin var olduğunu ispatlamaya çalışıyorlardı. Hem Mogol Lamalarının zarar verici faaliyetleri, hem de Burhanistlerin Japon taraftarlığından söz ederek, onlara karşı bir cephe oluşturdular.

     

    Neticede 1904 temmuzunda binlerce Altay Türkü tören için Çet Çelpen’in çadırı etrafında toplanıp, genç kızın ateşli nutkunu ve ilahilerini dinlerlerken, ibadetle meşgul bu silahsız insanlar Rus askerleri tarafından baskına uğradılar. Çet Çelpen, karısı, kızı ve ileri gelen yirmi kadar müridi tutuklandı. Rus hükümeti Altaylı Burhanistlerin mallarını ve mülklerini yağmaladı. Çet Çelpen ve arkadaşları ağır ceza mahkemesinde yargılandılar. O zaman Rus devlet dumasında bulunan bazı liberal görüşlü kişi ve avukatlar onların savunmalarını üstlendiler. Böylece ölüm cezasından kurtuldular. Ama iki yıl sonra Çet Çelpen kendine yapılan işkencelerden dolayı Biysk hapishanesinde öldü. Burhanizm hareketi böylece sona ermiş oldu.



    [1] Lamaizm, Tibetçe yüce manasındaki Lama kelimesinden gelen ve Tibetlilerin milli dini Bon ile Budizmin bir karışımı olan, yer ile gökte birtakım ilahların bulunduğuna kanaat getirilen bir inançtır.