Bölüm anahatları

  • Kür Şad, usta savaşçılığı sayesinde sarayda dikkat çekmiş ve T’ang imparatorunun muhafız kıtasında kendisine vazife verilmişti. Çin kaynaklarında adı A-shih-na Kie She-erh (veya Chieh-she-shuai)[1] şeklinde yazılan Kür Şad’dan söz edilirken, bu delikanlının çapkınlığına da değinilir. Çin sarayındaki pekçok prenses onun aşkıyla yanıp-tutuşuyordu. Fakat öyle anlaşılıyor ki, Kür Şad’ı Çinlilerce sağlanan ve sunulan hiçbir şey kandıramamış, tutsaklıktan ve Çin’den kurtulmak için güvendiği kırk arkadaşıyla birlikte gizliden gizliye çalışmaya başlamıştı.

     

              Kür Şad ve kırk Türk ileri geleni aralarında, herkesten habersiz bir toplantı yapıp, başkentteki tutsak Türk beylerini kurtarma plânını uygulamaya koydular. Düşünceleri kısaca şuydu: Bazı geceler yanındaki korumalarıyla saray kapısını açıp, dışarı çıkan veliahtı kollayarak, saraya girip imparator T’ai-tsung’u esir alıp, Çin’den kaçmak hedefleniyordu. Ayrıca, Tuglu’nun (Tu-lu/Togru/Törü/Yol/Toprak) oğlu Koruk’u (veya Ulug/Ho-lo-ku) Ötüken’e götürerek kagan yapmaya ant içtiler. Ama plânın tatbik olunacağı gece ansızın bir fırtınanın kopması, bütün işleri alt-üst etmişti. Zaman zaman sokaklarda gezen veliaht (veya imparator), fırtına yüzünden o gece dışarı çıkmadı. Karardan vazgeçmenin tehlikeli olabileceğini düşünen, Türk tarihinin bu gözü pek yiğitleri saraya yürümeğe karar verdiler. Birçok muhafızı öldürdükten sonra, imparatorun kapısına dayandılar. Fakat bu sırada dışarıdan yardıma koşan ordu ile başedemediler. Herhalde Çinlilerin kılıçlarından kurtulan birkaç kişi ile birlikte Kür Şad, imparatorun ahırından atlar alıp, Wei Irmağının kıyısına kadar ulaştı. Ama fırtına ve yağmurdan dolayı kabaran nehri geçmeyi başaramadılar. Irmak ve ordu arasında sıkıştılar. Burada, teslim olmaları bile söylenmeden, oklandıktan sonra başları kesilerek öldürüldüler.

     

    Bununla birlikte tarih içerisinde belki Kür Şad’ın adı unutuldu, fakat arkadaşlarıyla yaptığı fedakârlık milletin hatırasında o derece yer etti ki, Türk milleti onları “kırklara karışmak” deyimiyle her zaman andı. Biz Türkler arasında bugün, vatan ve millet uğruna can verenlerin arkasından söylenen “kırklara karıştı” deyiminin Kür Şad ve kırk arkadaşıyla alâkalı olduğunu sanıyoruz.

     

    Bu hareketin arkasından, Çin’de büyük bir Türk avı başladı. İsyana katılanların yakın akrabaları birer birer yakalanıp, idam olundu. Kür Şad’ın da bütün ailesi tutuklanıp, katledildi. Belki de imparator, babası Tuglu (Tu-lu/Togru/Törü/Yol/Toprak) ile yaptığı dostluk anlaşmasından dolayı, sadece yeğenini bağışlamıştı. Çin kaynaklarında aynen anlatılan bu hadise tabiki sonuçsuz kalmadı. Çinliler bu olayın tekrarlanmasından korktuğundan, Çin sınırlarını korusunlar diye, Kök Türklerin Sarı Nehri geçmelerine izin verdiler. Böylece, Kür Şad’ın ihtilâl hareketi ileride vukubulacak isyanların da temelini oluşturdu.



    [1] Bu Çince yazılışın içinde önderlik, komutanlık etmek manaları vardır.