Bölüm anahatları

  • Türk tarihi açısından dikkatimizi çeken bir husus da, daha çocuk yaşlarda biri onaltı, diğeri de onyedi yaşında bulunan iki kardeşin savaşlara katılıp, yiğitlikler sergilemesidir. Yani onlar kagan oğlu veya üst düzey birisinin yakını diye ayrıcalık görmemişler, sıradan köylü bir Türk nasıl vatan için en ön saflarda çarpışıyor ise, onlar da öylece canlarını dişlerine takarak, onüç-ondört yaşlarından itibaren devlet ve milletin bekası için çalışmışlardır.

     

              Çin’e 702 senesinde bir Kök Türk akını olduğu gibi, herhalde 703’te Kapgan Kagan, imparatoriçe Wu’ya, elçi göndererek, yine kızlarından birini Çin veliahtının oğluna verebileceğini söyledi. Yaklaşık yirmi yıldan fazla bir zaman Çin tarihinde tesirli olan, kendisini devirmeye kalkışan onlarca prens ile yüzlerce memur ve komutanı öldürten, şahsına bağlı bir güvenlik gücü kuran imparatoriçe Wu, üç-beş sene önce Çinlilere dünyayı dar eden Türk hakanının bu teklifinden çok hoşlandı ve teşekkürünü bildirdi. Bu sırada Kök Türk elçisi İllig Tarkan’ın onuruna tertiplenen ziyafete Çin veliahtı da katıldı. Burada hazır bulunan Türklere pekçok hediyeler sunuldu. Esasında Kapgan bu evlilik görüşmeleriyle hem Çin’i parmağında oynatıyor, hem de bu durumu fırsat bilerek Çin’in iç işlerine karışıyordu.

     

    Kaganlığı idare eden  yöneticiler halkın refah ve huzuru için durup-durmadan çalıştılar. Buna bağlı olarak 703 senesinde, yani Bilge yirmi yaşındayken milletin ve devletin ana unsurlarından birisi olan Basmıllar[1], Kök Türklerle ticareti kestikleri ve elçi yollamadıklarından dolayı hücuma uğradılar. Onlarla bir savaş yapıldı ve Kök Türk tabiyetine tekrar sokuldukları; “yirmi yaşıma Basmıl ıduk-kut oguşım bodun erti. Arkış ıdmaz tiyin süledim...içgertim” sözleriyle açığa çıkmaktadır[2]. Burada ilgi çeken nokta, kitabelerde Basmılların ıduk-kut oguşım, “yani kutlu soyum” diye anılmış olmalarıdır. Hakikatte Basmıllar da, Tokuz Oguz, Türgiş ve Uygurlar gibi Kutlu Türk soyundan sayılıyorlardı.

     

    Elimizde bulunan Kök Türkçe kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre Basmıllar, Altun Yış’ın güney-batısında, Urungu ile Beş Balık arasında yaşıyorlardı. Basmıl İli 8. asrın ikinci yarılarında dağıldıktan sonra ortada kalan ve bu federasyonun bir üyesi olan Alayuntlular herhalde Oguz birliğinin arasına katıldılar. Bununla beraber Alayuntlular veya kaynaklarda geçen diğer bir adıyla Alaca Atlılar ile alâkalı olarak, hâlâ bugün Hakas Türkleri arasında bazı efsanelerin de anlatıldığını biliyoruz.

     

    Bununla birlikte onların tarihteki önemlerine baktığımızda, güçlü bir Türk kabilesi oldukları anlaşılır. Basmıllar, Uygur çağına kadar bu özelliklerini yitirmediler. Her ne kadar yukarıda onların Börülülerle yaptıkları harp bir cümle ile geçiyorsa da, herhalde bu kavga çok kanlıydı. Bu neticeye şurdan varıyoruz ki, Kök Türk Börülü hanedanının iktidardan uzaklaştırılmasında baş rolü oynayarak, bir nev’i belki bu savaşın intikamını aldılar. Ancak bu durum ise, onların da işine yaramayacaktır.

     

    Ve yine ister Türk olsun, ister olmasın kimse Türk devletinin menfeatlerine aykırı hareket etme serbestliğinde görülmüyordu. Basmılların bu tavrı, hele hele bir devletin hayatında son derece mühim olan ticari faaliyet ve siyasi münasebetleri askıya almaları, Kapgan’ın tepkisine neden olmuş ve üzerlerine bir ordu yollanmıştı. Bundan aşağı-yukarı yüzyıl kadar sonra Bulgar hanı Kurum da, Bizans’ın daha önce varılan ticaret anlaşmasını yenilememesi üzerine bu ülkeye savaş açmıştı.



    [1] Çin kaynaklarında “Pa-si-mi” şeklinde geçen Basmıl adının “Basmal” okunabileceği ve “karışık” demek olduğu şeklinde bir görüş vardır. Bununla beraber biz, Basmıl adının manasının herhalde “basmak” fiiliyle alâkalı olabileceğini düşünüyoruz. Ayrıca Basmılların Tölös boylarından olduğu da bilinmektedir.

    [2] Bakınız, Bilge Kagan Yazıtı, Doğu tarafı, 25. satır.