Bölüm anahatları
-
Türk devlet yapısında ve sosyal hayatında Batı tarzı feodal düzen ile 12. asır sonrası Mogol hâkimiyetine benzemeyen bazı özellikler göze çarpar. Birtakım ideolojik görüşler neticesinde, zaman zaman tarihteki bütün olayların sınıf çatışmalarından doğduğu ileri sürülebilmektedir. Ancak, Türk hâkimiyet anlayışı bizim fikrimizce bunların dışındadır. Batılı devletlerde ve hususiyetle Çingizli döneminde aristokrat sınıf ön plandadır ki, bunun tezahürü olarak da ganimetten onların daha çok pay alması ve ayrıcalıklı bir grup şeklinde pek çok vergi ve suçtan muaf tutulmaları gösterilebilir. Halbuki Türklerde, hükümdarın birinci vazifesi “aç milleti doyurmak, çıplak halkı giydirmektir”. Devlet başkanı töreler, yani yasalar karşısında sıradan vatandaşlarla aynı haklara sahiptir. Kaganın ve diğer idarecilerin yüksek bir makamda bulunmaları onların imtiyazlı olmalarını gerektirmez. Hükümdarın veyahut da yönetici ailenin halktan tek üstünlüğü, herhangi bir sebeple öldürülecekleri vakit kanlarının akıtılmamasından öteye geçmez.
