Bölüm anahatları
-
Bugün Türkiye, Önasya’da Hrıstiyan Ortodokslar, Arap ve Fars milliyetçileriyle, Rus şovenizminin baskısı altında kaldığı gibi, son zamanlarda ABD’nin Irak’ı işgaliyle beraber, Rusların Suriye’de etkin duruma gelmeleri ve güneydeki Kürtler ile Arapların bir şekilde Türkiye aleyhine kullanılması suretiyle kıskaça alınmış vaziyettedir. Yarın-birgün üç tarafı deniz olmasına rağmen buralara bile çıkamama durumu doğabilir. Bu yüzden Türkiye’nin başta Türk Cumhuriyetleri olmak üzere, bölgede güvenebileceği devlet ve topluluklarla siyasi münasebetlerini kuvvetlendirilmesi gerekiyor. Tehlike Türkiye’nin kapısını çalıyor. Esasında aynı trajediyle Türk Cumhuriyetleri de karşı karşıyadır. Her ne kadar Asya’nın ortasında stratejik bir konumda bulunuyorlarsa da, coğrafi olarak kuşatıldıkları gibi, hiçbir açık denizle de bağlantıları yoktur. Bu yüzden Türkiye onlar için her türlü açıdan bir müttefiktir.
Siyasi işbirliği hususunda hâlâ Türk Cumhuriyetlerinin yöneticileri arasında bir güvensizlik vardır. Henüz bağımsızlığın ilk yıllarında Azerbaycan’ın Ermenistan ile olan problemleri yüzünden, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en yetkili ağzının “onlar Şii, biz Sünniyiz” gibi akla-mantığa sığmayan bir cümle kullandığını herkes hatırlıyor. Yine açlıkla karşı karşıya kalan, enerji darboğazında olan Ermenistan’a sınırlarını açan ve hertürlü yardımın girmesine izin veren Türkiye, Ermenilerin saldırganlaşmalarına vesile oldu. Türkiye’nin bu ülkeyi hiçbir şart koşmadan tanıması ve yardım elini uzatması, Ermenistan’a silah götürdüğünden kuşkulanılan uçakları bile indirmemesi bir büyük hata idi. Zaten Azerbaycan Türkleri, “kardeş kardeşin düşmanına yardım etmez” diyerek, bu konudaki kırgınlıklarını defalarca dile getirdiler, ama bunlar anlamazlıktan gelindi. Hatta Azerbaycan’da faaliyet gösteren bazı partiler Türkiye Büyükelçiliğinin önünde, Ermenistan’a destek verdiği için Türkiye’ye protestoda bulundular. Türkiye ve Nahçıvan arasındaki Hasret Köprüsü bu yüzden bir süre kapalı kaldı. Eğer Türkiye hadiseler başladığı esnada güçlü ülke olmanın gereklerini yerine getirip, Ermenileri ikaz etseydi, Azerbaycan-Ermenistan kavgası bu denli vahimleşmezdi. Bu sırada Türkiye’yi yönetenler, “Ermenistan’a yardım etmeseydik de, aç mı kalsalardı” derken; Türk hükümeti Azerbaycan Türklerinin ölü ve yaralılarını taşımak amacıyla istediği beş yardım helikopterini göndermekten dahi sakındı.
Kaynak: Saadettin Yağmur GÖMEÇ, Türk Cumhuriyetleri Tarihi
