Bölüm anahatları

  • Türk tarihinde önemli bir yere sahip bu Özbek halkının adını Ebu’l-gazi Bahadır Han, Altun Orda hükümdarı Öz Bek’ten getirir. Bilindiği üzere Altun Orda tahtına Öz Bek Han’ın (1313-1340) geçmesinden sonra, 1329 yılında Doğu Deşt-i Kıpçak’ta kendisine karşı istiklâlini ilân eden Gök Orda hanı Mübarek Hoca ve sülalesinin sona erdirilmesinde büyük hizmette bulundukları için Cuci neslinden Şibanlıların nüfuzları artmıştı. Ayrıca tarihi belgelerde Çingiz Han’ın ölmeden evvel torunu Şiban’a Uralların doğusu, Aktübe ve Turgay civarlarını yurt olarak verdiği yazılıdır. Dolayısı ile Öz Bek Han’a yardımcı olmaları sebebiyle Şibanlılar ile Öz Bek Han’ın emrindeki kitlelere daha sonradan Özbekler denmeye başlandığını belirtmekte fayda vardır. Öz Bek Han zamanına kadar mevcut olan kaynaklarda Özbek ulusu, Özbek ili, Özbekî veyahut da Özbekiyan tabirlerine rastlamıyoruz. Özbek halkının yaşadığı alan ise daha çok Ak Orda Hanlığının toprakları idi. Yine 14. yüzyıl Acem tarihçisi ve coğrafyacısı Hamdullah Kazvinî, Azerbaycan’a yapılan akınlardan bahsederken, Öz Bek Han’ın askerlerine Özbekler dendiğini belirtir. Yani başlangıçta şahıs adı olan Öz Bek, bir zaman sonra urug ismi olmuştur.


    Türkistan Türk boyları arasında dilleri ve edebiyatları üzerinde en çok çalışılan etnik gruplardan birisi Özbeklerdir. Özbek Türkçesi, modern Uygur Türkçesi ile birlikte Türk dilinin güney-doğu veya Çagatay sahası grubuna girer. 1917 İhtilalinden sonra ise Sovyet aydınları Özbek şivesinden ayrı olarak bir Özbek dili yaratmaya çalışmışlardır ki, bunun da ana nedeni dilde ve fikirde işbirliğini öldürmek idi.


    ...


    Özbekistan’ın nüfusu 2020 yılı tahminlerine göre 34.5 milyon civarındadır ve Türk olmayan unsur son derece azdır. Yüzölçümü 447.400 km² olan bu Türk cumhuriyetinin önemli kentleri başşehir Taşkent, Semerkant, Fergana, Buhara, Karşi, Ürgenç, Nukus, Andican ve Namangan gibi yerlerdir. Sınırları içerisinde ayrıca Karakalpak Özerk Cumhuriyeti bulunur ki, 165.000 km² kadar olan bu bölgenin nüfusu da 1.850.000 civarındadır.


    Haziran 1989’da Özbekistan Komünist Partisi başına getirilen İslâm Kerimov’un, aklı başında komünist liderlerin son halkasından olduğu söylenmiştir. O çok sıkıntılı bir dönemde, birtakım sindirme politikaları tatbik olunsa da, Özbekistan’ı beraberlik içinde tutmayı başardı. Çünkü bu ilk bağımsızlık yıllarında, Özbekistan’ın karıştırılması hususunda çok ciddi komplolar gündeme geldi. KGB’nin kışkırtmasıyla Fergana’da Ahıska Türklerinin öldürülmeleri ve 1990 başlarında Oş’ta Kırgızlarla Özbeklerin çarpışmaları ancak Kızıl Ordu birliklerinin yardıma çağrılmalarıyla önlenebilmişti. Hem Özbekistan, hem de Kırgızistan’daki Türkçüler, bu hadiselerin müsebbiplerinin ortaya çıkarılması hususunda o günlerde hükümetlerine büyük baskılar yaptılar. Daha sonra bütün dünya bu olayları başlatanların Rus casusları olduğunu da öğrendi. Aslında her iki hadiseye de baktığımızda çıkış nedeni bireysel tartışmalar şeklinde görünüyorsa da, arka planlarında büyük bir hazırlık olduğu anlaşılacaktır. Özbek Türkleriyle, Ahıska Türklerinin çatışması, bir pazar yerinde iki kişi arasındaki tartışmadan kaynaklanmıştı. Oş’taki çatışmalar da Özbeklere ait olduğu söylenen topraklara bir Kırgız’ın ev yapmasından ortaya çıkmıştır. Neticede Ruslar, Türk boylarını istedikleri zaman karşı karşıya getirebileceklerinin provasını da yapmış oldular.


    Egemenliğini 20 Haziran 1990’da, istiklalini de 31 Ağustos 1991’de ilân eden Özbekistan Türk Cumhuriyetinde, bağımsızlıktan sonra iktidarı, kuruluş kongresini 1 Kasım 1991 tarihinde toplayan ve eski Komünist Partisinin yerini alan Demokratik Halk Partisi ele geçirdi. Bir Bağımsız Devletler Topluluğu üyesi olan Özbekistan devlet başkanı İslâm Kerimov, sancılı bir süreçte muhalefeti susturmak için Stalin metodlarını kullanmakla suçlandı. Hükümet karşıtlarına gönelik önemli ölçüde baskı olmasına rağmen bu sırada iktidarın alternatifi diye adlandırılan Birlik Hareketi meydana çıktı. Özbekistan’daki bu Türk Milliyetçileri, diğer Türk topluluklarının dernekleriyle de irtibat kurmadan geri durmadı. 1992 haziranında Birlik’in başkanı Abdurrahim Polat’ın, Birlik önderlerine göre hükümetin düzenlediği bir saldırı sonucu kafatası kırılarak hastenelik oldu. Birlik’in merkezi yetkililerce kapatıldı ve gazetesi yasaklandı. Daha sonra da Birlik’ten ayrılan Erk Partisi tescil olundu. Bu bağımsızlık teşkilatının parçalanmasında İslam Kerimov usta bir siyaset tatbik etti ve Birlik’i dağıtmayı başardı. Erk Partisi’nin başına Muhammed Salih adında bir fikir adamı geçti. Fakat ardından Özbekistan Meclisinde bir milletvekili olan Muhammed Salih’e de söz hakkı verilmedi ve istifa ettirildi. Birlik Hareketi’nin başlangıçta 500.000 üyesi olduğu belirtilmiştir. Hem Birlik, hem Erk Partisi model olarak kendilerine Türkiye’yi seçmişlerdi. Yine Özbekistan’daki ileri gelenlerden birisi olan Aybek Taşmuhammedov, “demokratların Latin alfabesi ile Türk modelini istediklerini, bu şekilde demokrasi kurulabileceğini, aksi takdirde toplumsal değerlerin bozulabileceğini” söylemişti. Bunların yanısıra Özbekistan Cumhuriyeti’nin tesisi yıllarında mevcut olan siyasi hareketlerden bazıları şunlardır: Komünizmin tamamen yıkılmasını ve İslâmi bir cumhuriyetin kurulmasını isteyen İslâmi Rönesans Hareketi, Timur’un Varisleri Partisi, Sosyal İlerleme Partisi, Özbekistan Adalet ve Sosyal Demokrat Partisi, İstiklâl Yolu. Ancak bu adı geçen partilerin hiçbir siyasi etkinliği söz konusu değildi. Fakat buna rağmen Özbekistan’daki komünist idareyi yıkabilecek gerekli güç de mevcut idi.


    Kaynak: Prof. Dr. Saadettin Yağmur GÖMEÇ-Türk Cumhuriyetleri Tarihi