Bölüm anahatları
-
Komünist Rusya 27 Nisan 1922’de sözde Sahalara Yakut Özerk Sovyet Cumhuriyetini ilan etti. Ama komünizm girdiği hiçbir ülkede idealde olduğu gibi uygulanmadı. Temelinde insanların eşitliği, halkların özgürlüğü ve mutluluğu ilkesi olan komünizm bulaştığı her yerde acı ve ıstırap doğurdu. Saha Yerinde de komünizmin kökleşmesinden hemen sonra aydınların büyük bir ekseriyeti ortadan kaldırıldı.
Bununla birlikte Saha bilim adamı G.V.Ksenofontov 1924 senesinde cumhuriyetin anayasa komisyonuna Yakut ve Yakutya kelimelerinin yerine “Saha” ve “Saha Yeri” terimlerinin kullanılmasını önermiş ve Yakut kelimesinin Türkçe olmadığını da söylemişti. Maalesef bu konu üzerine o zamanlar ciddi bir şekilde eğilinmediği gibi, Türklerin isteklerine hiçbir vakit kulak asılmadı. 1930’larda Sovyetler Birliğinin yeni anayasası hazırlandığı sıralarda Saha Türkleri için de bir ümit doğmuş ve 1936’da Saha devlet komisyonu Saha Türklerinin milli adlarının tasdiki yolunda çalışmalara başlamıştı. Bu teşebbüse de kanlı bir şekilde son verildi. Bundan sonra da kimse bu konuyu açmaya cesaret edemedi.
İkinci Dünya Harbi yıllarına gelindiğinde Sahaların Rusya adına pekçok kahramanlıklar gösterdiklerine şahit oluyoruz. Altmışbinden fazla Türk savaşa gitmiş ve bunların büyük bir kısmı da harpte ölmüştü. Bu arada onlar ürettikleri maddelerle de savaş ekonomisine destek oldular. Ne yazık ki, Rusya’nın hiçbir zaman dünya kamu-oyuna açıklamadığı 1942-1943 senelerinde Saha Türklerinin bütün yiyeceklerine el konulması nedeniyle, sun’i bir açlık baş göstermiş ve binlerce kişi bu yüzden ölmüştür.
Savaştan sonra Saha Yeri’nde birtakım sosyal rahatsızlıklar ortaya çıktı. Meydana gelen problemlere köklü çözümler aranmadı. Mesela düzensiz bir göç problemi vardı ki, Saha Yeri’nin nüfusu dört katı artmıştı. Alaska ve Kanada gibi kuzey bölgelerinde nüfus yoğunluğu km²’ye 0.03 kişi düşerken, Saha Yerinde bu oran km²’ye 0.13 idi. Zaten Saha Yerinin her tarafının insan hayatını sürdürmesine imkân vermediğini herkes bilmektedir. Saha Türklerinin % 80’i köylerde yaşamaktadır. Rusların ekseriyeti şehirlerde ve sanayi bölgelerinde ikamet ederler. Tarım yapılabilen araziler ülke yüzölçümünün 1/3500’üdür. Bu yüzden köylülerin hayat seviyelerinin şehirlilerden çok düşük olduğu hemen göze çarpar. Bunun yanısıra Saha toprakları ve Sibirya’nın diğer bölgeleri Rusların sürgün ve suçlu yerleşim mekanlarıydı. Bu da Sahaları olumsuz yönde etkiledi.
Bundan başka Saha Yeri’nde ekolojik problemler de vardır. Eski Sovyetler Birliği ve Rusya Federasyonunun aşırı kâr hırsı yıldan yıla orman, göl ve nehirleri ortadan kaldırdı. Saha Türklerinin tarihi toprakları yavaş yavaş yok olmaktadır. 1974’den 1987’ye kadar Saha Yerinde 12 atom bombası patlatılmış idi. Bunların en müthişi ve tabiata korkunç zarar vereni ağustos 1978’deki Kraton-3 adlı bomba olmuştur. 12 Kasım 1991’de Saha Yeri’nde toplanan yüksek şura, bu toprakların nükleer silahlardan arındırılmasını resmen talep etti.
Kilometrekareye düşün nüfusun çok az olması, iklimin soğuk, yağışın az, donmuş toprakların ziraata elverişsiz oluşu yüzünden, Saha Yeri bugüne kadar yalnızca bir hammadde bölgesi olarak görünüyordu. Dünyanın en zengin toprağı Saha Türklerinin arazileridir. Yıllarca Saha Türklerinin bütün zenginlikleri hemen hemen Moskova’ya aktarıldı. Ham maddeyi işleyen sanayinin bulunmayışı Cumhuriyetin mali durumunun da zayıf olmasına sebep olmuştur. Eski Sovyetler Birliğinin toplam gelirinin sadece % 1’i Saha Yerine ayrılmış idi.
Dünyadaki gelişmelere paralel olarak, 20. yüzyılın bitimine doğru Glastnost ve Perestroyka hareketleri sayesinde Saha Türkleri de bağımsızlık havasını teneffüs edip, milli bilinçlenmeye doğru gittiler. İki üniversite, 669 orta okul, 18 teknikum bulunan ülkede, 1 Nisan 1986’da Saha Devlet Üniversitesi öğrencileri ilk protesto gösterisini gerçekleştirdiler. 27 Eylül 1990 tarihinde Saha-Yakut Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti devlet egemenliğini resmen açıkladı. Cumhuriyetin yüksek meclisi seçildi. Yakutya olan cumhuriyetin adını, Saha-Yakut ile değiştiren halk, azınlıkta olduğu bu kendi vatanlarının bütün zenginliklerine sahip olmak istemektedirler.
Kaynak: Prof. Dr. Saadettin Yağmur GÖMEÇ-Türk Cumhuriyetleri Tarihi
