Bölüm anahatları
-
Cengiz İstilâsı Öncesinde Genel siyasi Durum
İslâm Dünyası: Cengiz öncesi İslâm dünyası ise bütünüyle kendisini yutacak olan tufandan habersiz karmaşık bir manzara gösteriyordu. Selâhaddin Eyyubî’nin 1193 yılındaki ölümünden sonra Eyyubî Devleti parçalanmıştı. Onun halefleri kendi aralarında ve Anadolu Selçuklu Sultanları ile mücadele halinde idiler. Eski ihtişamını yitirmiş olan Abbasi Halifeliği En-Nâsır Li-Dînillah zamanında (1180-1225) nispeten saygınlık kazanmışsa da bu, kalıcı bir durum değildi. Zira doğuda halifeliğe karşı, gittikçe daha genişleyen ve daha büyük bir ehemmiyet kazanan Hârzemşâh II. Alâeddin Muhammed (1200-1220), Herat, Belh, Cüzcan, Sistan, Toharistan, Maveraünnehir, Belucistan, Kazvin ve Azerbaycan gibi eski halife topraklarını halifeliyi hiç sayarak ele geçirmişti. II. Alâeddin Muhammed, babası Sultan Tekiş’ten 1200 yılında güçlü bir askerî ve idarî teşkilata sahip bir imparatorluk devralmıştı. Hızla büyüyen imparatorluğunu annesi Terken Hatun ile paylaşmak zorunda olması başlıca meselelerinden biri idi. Doğu sınırında Kara Hitaylar ve Guriler gibi devletler yanında Kıpçaklar gibi yerel güçlere karşı yoğun bir askeri harekât ile meşgul bulunuyor olsa da yönünü Irak’a çevirmesine kimse mani olabilecek durumda değildi. Hârzemşâhların Abbasi halifeliği ile giriştiği mücadele Batı’daki Papalar - imparatorlar mücadelesine benzer bir vaziyet kazanmış, adeta bir Halife - Sultan mücadelesine dönüşmüştü. (Yine de bu dönemde hadiselerden yaklaşık bir buçuk asır sonra eserini yazmış olan Mirhond’a dayanarak Halifenin Cengiz Han’ı böyle bir sefere teşvik ettiğine dair ileri sürülen görüşler pek gerçekçi görünmemektedir.
