Bölüm anahatları
-
Çin, Moğolistan ve Türkistan: 12. yüzyılın sonlarına doğru Çin, Moğolistan ve Orta Asya’da siyasal ve etnik durum çeşitlilik göstermektedir. Liao İmparatorluğu’nun parçalanışıyla, Moğolistan’daki hayat bilinen eski haline dönmüştür. İktidar çeşitli kabileler arasında, sürekli el değiştiriyor, kabileler otlakların ve sürülerin denetimi, yağmanın paylaşılması gibi temel sorunlar etrafında bölünüp bir birleri ile ardı arkası gelmeyen savaşlara tutuşuyorlardı. Bu çağın genel görüntüsünde bundan daha yüksek düşünce biçimi gözlenemezdi. Bu kargaşa ortamı güçlü ve karizmatik bir liderin katı disiplin altında bozkır halklarını birleştirmesine kadar devam edecektir.
Liao İmparatorluğu’nun 1125’te Curcenler tarafından parçalanması ile bunların bir bölümü Çin’den batıya, Balkaş gölünün güneyine, Tarım ve Fergana Vadisi’ne kaçarak burada 85 yıl kadar yaşayacak olan Karahıtay Devleti’ni kurmuşlardır. Karahıtay hükümdarı Yeliü Taşe (1130-1142), başta Issık Göl’ün batısında bulunan merkezleri Balasagun ve Hotan şehirleri olmak üzere Doğu Karahanlı topraklarını ele geçirmiş, Balasagun’u kendine başkent yapmıştır. Hükümdarları cihan hükümdarı anlamına Gürhan unvanını kullanıyordu. Karahıtaylar, 1141 yılında Selçukluların çöküşüne neden olan ünlü Katvan Savaşı’nı kazandıktan sonra daha da güçlenmişler, Maveraünnehir’i ele geçirmişler, hâkimiyetlerini Hârezm’e kadar uzatmışlardı. Cengiz Han’ın ortaya çıktığı dönemde başlarında Yeliu Ciligu (1178- 1211) bulunuyordu. Bu dönemde Karahıtaylar Selçukluların yerini almakta olan Hârzemşâhlar ile Maveraünnehir üzerinde egemenlik savaşımına girmişlerdi. Yukarı Yenisey’den Amu Derya’ya kadar yayılan Karahıtay hâkimiyetinde altında Budizm yanı sıra Hıristiyanlık da gelişmişti. Bu dönemde Kaşkar’da bir Hıristiyan metropolitlik bulunuyordu. Bu şekliyle Karahıtay devri, Karahanlılar zamanında neredeyse tamamlanan İslâmlaşmaya karşı tepki bir devir olarak ortaya çıkmıştır denilebilir.
