Bölüm anahatları
-
DÖRDÜNCÜ HAFTA
BİLİM TARİHİ
Bilim Kültürü’nün diğer bir unsuru da Bilim Tarihi’dir. Bilim tarihi, kuramsal ve kılgısal bilimlerin geçmişini araştırır ve bilimsel bilgi ve becerinin gelişim sürecini aydınlatmaya çalışır.
Bugüne kadar etkileri süren “Ana-akım Bilim Tarihçiliği”, umumiyetle,
· Matematik, astronomi, fizik, kimya ve biyoloji gibi bilimlerin tarihini yazmakla yetinmiş ve
· Soruşturması esnasında, bilim felsefesi, sosyolojisi ve psikolojisi gibi alanların verebileceği destekten yararlanma yoluna gitmemiştir.
Ana-akım’ın çalışmalarının değeri konusunda şüphe yoktur; ancak şurasını açıkça vurgulamak gerekir ki kuramsal-kılgısal bütün bilimlerin geçmişini bir arada değerlendirmeye almayan ve “bilimsel bilgi”yi konu edinen diğer alanların bulgularını görmezden gelen bir yaklaşımı, bugün, daha fazla savunmak mümkün görünmemektedir.
Araştırmanın Hudutları
Araştırmaya sınır konamaz; ama diğer araştırmacılardan ayrılabilmeleri için bilim tarihçileri,
· Bilimsel metinlerin yayımlanmasına ve değerlendirilmesine,
· Bir bilim dalının veya bütün bilim dallarının, bir kuramın, bilimsel bir olayın veya sorunun, bir eğitim veya araştırma kurumunun, bir derginin veya raporun, bilimsel bir kavramın, bir araç ve gerecin, kısacası her çeşitten “bilim konusu”nun belirli bir andaki durumunu veya tarihsel gelişimini göstermeye,
· Bilginlerin hayatlarını, eserlerini ve alanlarına yapmış oldukları katkıları belirlemeye yoğunlaşmak mecburiyetindedirler.
Metin Çalışmaları
Bilim tarihi araştırmalarının başı ve sonu bilimsel metinler olduğu için bu konuya özel bir önem vermek gerekir.
Çoğu Yunanca ve Latince metin, filolojik yöntemlere uygun olarak yayımlanmış ve İngilizce, Fransızca ve Almanca gibi büyük Batı Dilleri’ne çevrilerek araştırmacıların hizmetine sunulmuştur; fakat aynı şeyi kendi kültür coğrafyamızın bilim dilleri olan Arapça, Farsça ve Türkçe ile yazılmış yapıtlar için söylemek mümkün görünmemektedir. Bu nedenle meselâ Selçuklu ve Osmanlı Dönemi bilim hayatını sağlıklı bir biçimde resmedebilmek için önceliği metin çalışmalarına vermek gerekmektedir.
Diğer taraftan arşiv çalışmalarının yetersizliğini de, burada bir cümle ile hatırlatmakta yarar vardır.
Dört Filolojik İşlem
Dört İşlem, unutulmuş bilimsel metinlere yeniden hayat verir:
· Edisyon kritik
· Tercüme
· Transliterasyon ve
· Yalınlaştırma
Bilim tarihi araştırmalarında, güvenilir verilerin temin edilmesine aracılık ettikleri için, bu işlemlere biraz daha yakından bakmak gerekir.
Edisyon Kritik
Bir eserin mevcut yazma nüshalarını karşılaştırma ve metni, yazarın kaleminden çıktığı şekliyle kurma işlemine denir.
Yerli ve yabancı kütüphanelerde Arapça, Farsça ve Türkçe olarak yazılmış birçok bilimsel eser bu işlemden geçmeyi beklemektedir ve bu süreç tamamlanmadan “bilim mirasımız”ın yapısı konusunda ihtiyatlı hükümlerde bulunmak gerekir.
Tercüme
Yazma ya da basma bütün Arapça ve Farsça bilim metinleri, istisnasız Türkçe’ye tercüme edilmeli ve bütün tarihçilerin ilgisine sunulmalıdır.
Unutmamak gerekir ki konular ve sorunlar hakkında isabetli bir biçimde fikir yürütebilmek için, metinleri ana-dil üzerinden kavramak esastır.
Transliterasyon
Anadolu Sahası’nda Türkçe büyük değişimlere uğramış ve sonuçta, Eski Türkçe ve Yeni Türkçe olarak ikiye ayrılmıştır.
Osmanlı Dönemi bilimsel metinleri, Eski Türkçe ve [Arap Alfabesi’nin bir varyantı olan] Eski Türk Alfabesi ile yazılmış ve matbaanın girişinden sonra da basılmıştır. Mevcut bilimsel eserlerin daha geniş bir araştırmacı topluluğuna açılabilmesi için, bunların Yeni Türk Alfabesi’ne aktarılması gerekmektedir. İşte bu işleme, transliterasyon denmektedir.
Son yıllarda, bu yöndeki gayretlerin arttığı gözlenmektedir.
Yalınlaştırma
Bilimsel metinlerin, transliterasyonu çok yararlıdır; ancak bu işlem, tek başına “mükemmel bir kavrayış” için yeterli, gelmeyebilir; çünkü dil, süreç içinde büyük dönüşümlere uğramış ve özellikle de genel okuyucu için kısmen veya tamamen anlaşılır olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle, hiç değilse bilim tarihimiz açısından en kıymetli olanlarının Günümüz Türkçesi’ne de aktarılmaları yararlı olacaktır.
Filolog-Tarihçi
Bir bilim tarihçisinin, bütün bu filolojik işlemleri gerçekleştirmeye yetecek düzeyde bir bilgi ve beceri edinmesi beklenir; ancak birçok sebepten ötürü bu göründüğü kadar kolay değildir. Özellikle,
· Elsine-i Selâse’yi, yani Arapça, Farsça ve Eski Türkçe’yi hakkıyla öğrenmek ve
· Geçmiş bilimsel kuramları yeterince tanımak uzun ve çetin bir hazırlık döneminden geçmeye ihtiyaç duyar.
