Bölüm anahatları
-
ULUSLARARASI İŞLETME FAALİYETLERİNİN
TARİHSEL GELİŞİMİ
Genel bir yaklaşım olarak işletme; kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla üretim
faktörlerini uyumlu bir biçimde bir araya getirerek, ekonomik mal ve hizmet
üretmek, pazarlamak için faaliyette bulunan kuruluştur. İşletmenin amaçları; kar
elde etmek, toplumsal fayda sağlamak ve işletmenin yaşamını sürekli kılmaktır.1
Literatürde çok uluslu, uluslar ötesi, küresel yerine de kullanılan, “uluslararası”
kelimesi ülke sınırlarını aşan anlamına gelmektedir. Uluslararası işletmecilik iki
ya da daha fazla ülke arasında özel ya da kamu işletmeleri arasında gerçekleştirilen
satışlar, yatırım, taşımacılık gibi tüm ticari işlemlerdir. Lisanslama, franchising,
yönetim sözleşmeleri gibi düzenlemeleri de içermektedir. Bir ülkede satın
alıp, başka bir ülkeye nakliye yapılması ya da başka bir ülkede montajın yapılması,
bir ülkeden diğerine nihai ürünlerin perakende satışının yapılması, fabrika
kurulması, bankadan borç alınması gibi tüm işlemleri kapsamaktadır.2
19. yy’da fi nansın önem kazanmasıyla birlikte İngiltere, Fransa, Almanya ülke
dışında tahvillere ve tren yolu hisselerine yatırım yapmıştır. Birinci dünya savaşına
kadar yapılan yabancı yatırımların % 90’ı portföy yatırımları niteliğindedir. 19.
yy’ın sonlarına doğru üretim ve günümüzün önemli çok uluslu işletmeleri uluslararasılaşmaya başlamıştır. Buna zemin hazırlayan unsurlar; taşımacılık, depolama,
teknoloji, iletişimdeki gelişmelerle birlikte ekonomilerin bütünleşmesidir.3 Ülkeler
arasındaki uzaklık engelleri azalmıştır. Singer Şirketi, 1863 yılında kurulan
ilk çokuluslu işletmelerdendir. 19. yüzyılın sonlarında Standart Oil, General Electric,
Kodak, Siemens, Shell, Unilever Philips, Bayer gibi şirketler Batı’nın ilk çok
uluslu işletmeleri olmuştur. 1960’lardan sonra uluslararası işletmeciliğin yapısı
değişmeye başlamıştır. Çok uluslu işletmeler ve uluslararası üretim yükselmeye
ve önemli hale gelmeye başlamıştır. 1970’li yıllarda rekabetçi üstün yönleri olan
işletmeler, üretimlerini içselleştirme ve mevcut pazarların ihtiyaçlarını karşılama
yeteneklerine sahip olmuşlardır. 1980 ve 1990’lı yıllara gelindiğinde ise, bilgiye
dayanan ekonomilerin olgunlaştığı, elektronik ağların gelişmesiyle uluslararası
ekonomik ve fi nansal faaliyetlerin bütünleştiği, sınır ötesi pazarların liberalleştiği,
dünyada en önemli yabancı para birimlerinin ihraç edildiği, küresel ekonomi sahnesinde
çeşitli yeni ülkelerin öneminin yükseldiği görülmektedir.
Büyük çok uluslu işletmelerin ortaya çıkması son otuz yıldır uluslararası işletmeciliğin
yapısını değiştirmiştir. Bugün en büyük 500 çok uluslu işletme dünyada
üretilen mal ve hizmet değişimini kontrol etmektedir. 10 000’den fazla çok uluslu
işletme bulunsa bile, en büyük 500 çok uluslu işletme tüm doğrudan yatırımların
en az % 80’ini ellerinde bulundurmaktadır. Çok uluslu işletmelerin büyük çoğunluğunun
merkez yerleşim yeri, Amerika, Batı Avrupa ve Japonya gibi sermaye
ve bilgi açısından zengin olan ülkelerdedir. Gelişmekte olan ülkelerde az sayıda
çok uluslu işletme bulunmaktadır. Bu büyük işletmelerin yöneticileri ekonomik ve
politik güce sahiptirler ve küresel rekabetin etkileriyle karşılaşmaktadırlar.4
ULUSAL KÖKEN YÖNÜNDEN İŞLETME TÜRLERI VE KAPSAMI
İşletmeler; faaliyet alanları dikkate alındığında üretim işletmeleri, ticari işletmeler
ve her iki tür faaliyeti birlikte yürüten işletmeler olarak sınıfl andırılmaktadır. Üretim
işletmeleri ihtiyaçları giderecek mal veya hizmetleri üretirken, ticari işletmeler
üretilen mal veya hizmetin tüketicilere ulaştırılmasını sağlayan işletmelerdir. Bir
diğer sınıfl andırma tüketici türlerine göre; en son tüketicilere yönelik işletmeler,
örgütsel tüketicilere yönelik işletmeler ve her iki tüketici grubuna yönelen işletmeler
olarak yapılmaktadır. En son tüketiciler kendi veya ailevi ihtiyaçları için satın
alan ve kullananlardan oluşmaktadır. Örgütsel tüketiciler ise, başka işletmeler için
üretmek veya başka işletmelere satmak amacıyla satın alanlardır. Üretilen mal
ve hizmet çeşidi ölçüt olarak alındığında işletmeler kullanım sürelerine göre buzdolabı, makine gibi dayanıklı, kibrit, ekmek gibi dayanıksız mal üreten işletmeler
olarak tanımlanmaktadır. Mal veya hizmetlerin ait oldukları sektörlere göre tarımsal
mal üreten, endüstriyel mal üreten, hizmet üreten işletmeler olarak sınıfl andırılmaktadır.
Üretim araçlarının mülkiyet biçimi dikkate alındığında ise işletmeler;
kamu ve özel işletmeler olarak ikiye ayrılmaktadır.5 Ülke sınırları içinden uluslararası
pazarlara doğru açılmak isteyen işletmeler, altı farklı aşamada faaliyette
bulunmaktadırlar.
1- Ulusal işletmeler
2- Yabancı ülkelere ihracat yapan işletmeler,
3- Üretimin, montajın, pazarlama ve satışın ülke dışına kaydırıldığı işletmeler,
4- Kaynaklar, yan kuruluşlar ve yönetim ile ilgili temel kararların ev sahibi
ülkede verildiği, ülke dışında yatırımlar yapan çok uluslu işletmeler6,
5- Yönetimin bağımsız olduğu, ulusallıktan uzak küresel işletmeler,
6- Doğuştan küresel işletmelerdir.
Ulusal köken yönünden ise işletmeler aşağıdaki gibi sınıfl andırılabilir.
Ulusal İşletme (National Companies)
İnsanların ihtiyaç ve isteklerini karşılayacak olan mal ve hizmetleri iç pazara yönelik
olarak üreten ekonomik birimlerdir. Ülke sınırları içinde kurulmuş, sermaye
ve yönetim bakımından bağımsız özel veya kamu işletmeleridir. Ulusal işletmelerin
iç pazara yönelmelerinin çeşitli nedenleri olabilmektedir. İşletmeci, ülke içinde
elde ettiği geliri yeterli bulabilmektedir. İşletme için önemli olan ülke içinde satışları
artırmaktır. Farklı bir para birimi ile alışveriş yapmak, yabancı dil öğrenmek,
siyasi ve hukuki belirsizliklerle dolu bir çevre, çok farklı ihtiyaç ve beklentilere
cevap vermek, diğer ülkelerin gümrük ve ticaret süreçlerini öğrenmek zor olabilecektir.
İşletmelerin uluslararası pazarlara açılmasını engelleyen önemli faktörler
bilgi yetersizliği ve tecrübesizliktir. Bazı işletmelerin ürünleri, işletmelerin bilgileri
olmadan, aracılar tarafından ülke dışında dağıtılabilmektedir. Bu durumda uluslararası
pazarlamaya aktif bir katılım olmamaktadır.
Buna ilaveten, ülke içinde faaliyet gösteren işletmelerin çevresel koşullarda
meydana gelen değişiklikler hakkında zamanında bilgi sahibi olmaları önemlidir. 1995’te kabul edilen “Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası Tekstil ve Hazır
Giyim Anlaşması” ile on yıl sonra, üye olan ülkeler arasında tekstil ve konfeksiyon
ticaretinin tamamen serbestleştirilmesi kararlaştırılmıştır. 2005 yılında hazır
giyim sektöründe kotalar kalkınca, düşük fi yatla piyasaya giren işletmelerin
rekabetinden, ülke içinde çalışan işletmeler olumsuz etkilenmişlerdir. Diğer bir
örnek sanayi malı üreten işletmeler için verilebilir. CE işareti, üretilen ürünün
insan, hayvan, bitki sağlığına uygun üretildiğini göstermekte ve belirli şartlar
kapsamında sanayi malı üreterek AB’ye ihracat yapan işletmeler için zorunlu
görülmektedir. CE işareti kısaca AB’nin teknik mevzuat uyumu çerçevesinde
1985 yılında benimsenen, 21 adet “Yeni Yaklaşım Direktifl eri” kapsamına giren
ürünlerin bu direktifl ere uygun üretildiğini belirtmektedir. Türkiye’de sanayi malı
üretip AB’ye ihracat yapan işletmelerin CE işaretini ürüne iliştirmeleri gerekmektedir.
Ülke içinde sanayi malı üreten işletmelerin AB’ye uyum sürecinde mevzuat
uyumu tamamlandıktan sonra CE işaretine hazırlıklı olmaları gerekmektedir.
Sanayi malı üreten işletmeler mevzuat uyumu tamamlandıktan ve söz konusu
direktifl er yürürlüğe girdikten sonra ihracat yapmasalar bile ürünlerini iç piyasada
da satamayacaklardır. Ülke dışında değil, ülke içinde faaliyet gösteren işletmeler
de dünyada olup biten gelişmeleri takip etmelidir. Yapılan düzenlemeler
ülke içinde faaliyet gösteren işletmeleri de etkilemektedir.
Uluslararası İşletme (International Companies)
Uluslararası işletme; yabancı ülkelerde de faaliyette bulunan, sadece ticaret yapmayıp
taşımacılık, haberleşme, fi nansal faaliyetler, portföy yatırımı, doğrudan
yatırım vb. uluslararası her türlü faaliyette bulunan işletmelerdir.7 Uluslararası işletmeler
sadece ülke içinde değil, ülke dışında da üretim, satış yapan özel ya da
kamu işletmeleridir. Bununla birlikte dışarıda sınırlı yatırımları vardır. Uluslararası
işletme, merkezi bir yönetimden yararlanarak, diğer ülke pazarlarına girmeye çalışmaktadır.
İşletme yönetimi, ana ülke vatandaşlarının elinde olan işletmelerdir.
Dünyadaki durum ve gelişmeler dikkate alınarak farklı ülkelerde verilen kararlar,
merkezden yönlendirilir. Finans yapıları ve teknolojileri güçlüdür. Uluslararası
bir işletmeyi, ulusal sınırlar içinde faaliyet gösteren işletmeden ayıran en önemli
özellik belirsizliklerle dolu bir çevredir. Uluslarararası işletmeciliğin alanı özel
sektörün veya devletin imalat, petrol, tarım, madencilik, ticaret vb. sektörlerdeki
faaliyetlerini ve ayrıca pazarlama, hukuk, fi nansman, sigorta, ulaşım, muhasebe,
yönetim danışmanlığı gibi konularda hizmet sunma faaliyetlerini kısaca tüm ticari
faaliyetleri ve teknoloji transferi, ulaşım gibi hizmetleri de kapsamaktadır.Çok Uluslu İşletme (Multinational Companies)
Merkezi genellikle gelişmiş bir ülkede bulunan bir ana işletme ile, kontrolü altındaki
diğer ülkelerdeki bağlı işletmelere sahip olan; doğrudan yabancı yatırım, stratejik
işbirliği, uluslararası üretim, dağıtım, pazarlama konularında faaliyet gösteren, güçlü
sermaye, teknoloji, yönetim, ulaşım, haberleşme ağına sahip olan, temelde özel
sermayeye, nadiren kamu sermayesine dayanan, karını maksimize etmeye çalışan
işletmelerdir. Yabancı ülkelerde yatırım yapan asıl işletmeye “ana işletme”, yabancı
ülkede edinilen işletmeye ise, “yavru işletme” ya da “şube” adı verilmektedir. Ana
işletmeler şubelerin yönetimini denetler, uzun vadeli amaç ve politikaları oluşturur.
Vernon (1974) ve Root (1986)’un tanımlarına göre çok uluslu işletme, üretken
aktifl ere sahip olan ve oluşturdukları stratejiyi uluslararası alanda uygulayan, ayrı
ulusların işletmelerinin ortak bir yönetim ile biraraya getirildiği işletmelerdir. Casson
(1982) ve Rugman (1988)’a göre ise, çok uluslu işletme birden fazla ülkede
kendi mal ve hizmetlerini imal eden, yatırım faaliyetlerinde bulunan işletmelerdir.
Bu işletmeler araştırma geliştirmeye önem vermekte, çok sayıda bilimsel, teknik
işgücü çalıştırmakta, teknik olarak karmaşık ürünler üretmekte, ürün farklılaşması
yapmaktadırlar. Ana işletme, ülke dışındaki yavru işletmeleri kontrol ederken,
yavru işletmeler çok uluslu işletmenin kontrolünde-mülkiyetinde olup yatırım yapılan
ülkenin yasalarına göre kurulmaktadır. Yabancı ülkelerdeki üretim, kâr ve personeli;
toplam üretimin, kârının veya personelinin önemli bir miktarını oluşturan
işletmelerdir. Coca Cola (Amerika), Unilever (Britanya/Hollanda), IBM (Amerika),
Nokia (Amerika), Microsoft (Amerika), Ericsson (İsveç), Michelin (Fransa), Seagram
(Kanada), Sony (Japonya), Motorola (Amerika), Procter Gamble (Amerika),
Johnson&Johnson (Amerika), Fiat (İtalya), Nestle (İsvçre), Volkswagen (Almanya),
Peugeot (Fransa), Philips (Hollanda) örnek olarak verilebilir. ÇUİ, IBM gibi
farklı ülkelerde fabrikaları, ofi sleri ve farklı fonksiyonları olan bir işletme olabilir.9
Bazı görüşlere göre bir işletmenin çok uluslu işletme olarak kabul edilmesi için,
birden fazla ülkede faaliyet göstermesi yeterli olmamakta, kendi ürünlerini yabancı
ülkede üretme ve pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirmesi, sermaye yatırımının
ve farklı ülkelerden yöneticilerinin olması gerektiği ileri sürülmektedir. Çok
uluslu işletme olmanın bir göstergesi işletmenin, toplam maddi kaynaklarının en
az % 20’sinin dış ülkelerde olması ve kârların en az % 35’inin uluslararası faaliyetlerden
elde edilmesidir. Vernon’un tanımına göre ise, yabancı yan kuruluşun
en az % 25 paya sahip olması gerekmektedir.10
Çok uluslu işletme için evrensel olarak kabul edilmiş ortak bir tanım bulunmamaktadır.
Bazı araştırmacılar çok uluslu (multinational), bazı araştırmacılar uluslarötesi (transnational) işletme kavramını kullanmaktadır. Özellikle Birleşmiş Milletler
tarafından kullanılan uluslarötesi işletme “Farklı milletlere ait olan ve yönetilen
işletme” anlamına gelmektedir. Örneğin; petrol şirketi olan Royal Dutch Shell’in
yönetimi ve mülkiyeti, İngiltere ve Hollanda arasında bölünmüştür. Uluslarötesi işletme
kavramı çok yaygın kullanılmamaktadır. Bu nedenle çalışmada “çok uluslu
işletme” kavramı kullanılmıştır. Ayrıca çalışmada çok uluslu işletme ve çok uluslu
girişim aynı anlamda kullanılmaktadır.11 Çok uluslu işletme, belirli sayıda ülkede
ya da belirli büyüklükte üretim faaliyetlerinde bulunan, yabancı ülkelerde küresel
bir yaklaşım kullanan işletmedir. Bu tanıma göre çok uluslu işletmenin büyük bir
işletme olması beklenir. Bununla birlikte küçük bir işletme de kaynaklarıyla küresel
bir yaklaşımda bulunabilir ve farklı faaliyet şekilleri gösterebilir. Bundan dolayı,
birçok yazar günümüzde “çok uluslu işletme” kavramını birden fazla ülkede
faaliyet gösteren herhangi bir işletme için kullanmaktadır.12
Çok uluslu işletme kavramı 1978 yılında, iki ya da daha fazla ülkede fabrikaları
olan, satış şubelerini kontrol eden girişimler olarak tanımlanmıştır. Kavram,
“Üretimi en az bir ülkede kontrol etmek” ile sınırlandırılmıştır. Harvard işletme
okulunun çok uluslu girişim projesinde ise, bir işletmenin çok uluslu Amerikan
işletmesi olarak tanımlanması için “Fortune 500” dergisinde listelenmesi ve en az
altı ya da daha fazla ülkede şubesinin olması koşulu aranmıştır.13 Hammaddeyi
uygun herhangi bir ülkeden tedarik eden, üretimi işçiliği ucuz olan başka bir ülkede
gerçekleştiren, mamulü başka bir ülkenin pazarında satışa sunan, milliyetleri
farklı kişilerin mülkiyetinde olup, farklı milliyetten kişilerce yönetilen işletmeler çok
uluslu işletme olarak kabul edilmektedir.
Bunlara ilaveten, çok uluslu işletmelerin tanımlarında üç yaklaşım kullanılmaktadır.
Tanımlarda kullanılan birinci yaklaşım, işletmenin ekonomik faaliyetlerini altı
ya da daha fazla yabancı ülkede sürdürmesidir. İkinci yaklaşıma göre çok uluslu
işletme sayılabilmesi için yabancı ülkedeki faaliyetlerin (şubelerin yaptığı ihracat,
satışlar olabilir) toplam faaliyetlere oranının14 % 20 ya da % 30 olması gerekir.
Üçüncü yaklaşım ise, şirketin yönetim tarzı ile ilgilidir. Diğer bir anlatımla, çok
uluslu işletmelerin dünya merkezli yönetim anlayışına sahip olması, dünya çapındaki
faaliyetlerde, küresel plânlama stratejisinin kullanılmasıdır.Uluslararası işletmelerden daha büyük ve kendine özgü özelliklere sahip olan çok
uluslu işletmelerin özellikleri şunlardır:
Sermaye payları iki veya daha fazla ülkeye dağılmıştır.
Üst kademe yöneticileri merkezden sağlanmaktadır. Bununla birlikte üst
yönetimin milliyetsizliği, dünya vatandaşlığı esas alınmaktadır.
Her ülkedeki birim belli bir bağımsızlık içinde çalışmaktadır. Ancak uzun
vadeli amaç ve politikalar genel merkezde oluşturulmaktadır.
Üretim birden fazla ülkede gerçekleştirilmektedir. Yabancı ülkelerdeki üretim
toplam üretimin % 25-30’unu geçmektedir.
Girdikleri ülkenin kalkınma ve ekonomik sorunlarını göz önünde bulundurmadan
kendi kâr ve çıkarlarını düşünmektedirler. Yıllık gelirleri birçok geri
kalmış ülkenin geliri ve GSMH’ından daha fazladır.
İkiden fazla ülkede satış hasılatı 100 milyon $’ın üzerindedir.
Faaliyetleri en az altı ülkeye yayılmıştır.
Satışlarının en az % 20’si yabancı ülkelerdeki satışlardan gelmektedir16.
Farklı ülkelerde mamul ve tutundurmada uyarlama yaparak pazarlama ve
ürünü yerelleştirme politikaları takip edilmektedir.
İleri teknolojiye, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine sahiptirler.
Örgüt yapıları karmaşıktır.17
Küresel İşletme (Global Companies)
Küreselleşme, “Ulusal unsurların tüm dünyaya yayılması, uluslararası unsurların
ise ulusal hale gelmesi” ya da “Malların, hizmetlerin, paranın, teknolojinin,
fi kirlerin, bilginin, kültürün hızlı ve sürekli bir biçimde sınır ötesine akışı” olarak
tanımlanmaktadır. Küreselleşme, uluslararasılaşmanın çok ileri ve karmaşık durumunu,
diğer bir anlatımla işletmelerin dünya üzerine yayılmış ve dağınık ekonomik
faaliyetlerinin bir ölçüde bütünleşmesini ifade etmektedir. Farklı ülkelerdeki
faaliyet ve iletişimin anında olmasına imkân veren, bilgi teknolojisi yardımı ile
oluşan bir değişim sürecidir.18 Küreselleşme dünya ölçeğinde bir süreçtir ve ülkelerin
politik, ekonomik ve teknolojik anlamda bütünleşmesini de kapsamaktadır.Dolayısıyla çoğu kimselerin ifade ettiği gibi küreselleşme sadece para, sermaye
ve mal hareketlerinin serbest dolaşımı demek değildir. Para, sermaye ve mal hareketlerinin
serbest dolaşımının ötesinde politik, ekonomik ve teknolojik boyutları
da olan evrensel bir olgudur.19
Uluslararası ticaretin genişlemesi, fi nansal kaynakların sınırları aşması ve aktarımı,
dış yatırımların artması, çok uluslu işletmelerin ve ortak girişimlerin büyümesi
anlamına gelmektedir. Küreselleşme sürecinde ticaret, üretim, yatırım, fi nansal
faaliyetler, teknoloji uluslararasılaşmakta ve birbirine bağımlı hale gelmekte, ulusal
kültürler farklı ulusal kültürlerden etkilenmekte veya onları etkilemektedir.20
Arzulanan ekonomik kalkınma ve refah düzeyine ulaşmak için her ülke başka
ülkelerin ya pazarına, ya sermayesine, ya üretim girdilerine, ya teknolojisine ya
da en azından işbirliğine ihtiyaç duymak zorundadır. Küresel işletmeler, imalat,
lojistik, pazarlama, ürün ve ar-ge plânını içeren küresel bir strateji ile faaliyetlerini
sınır tanımaksızın sürdürmektedirler. Dünya tek bir pazar olarak görülmektedir.
İhtiyaç ve istek farklılıkları dikkate alınmamakta, herkesin ihtiyaç ve isteklerinin
ortak olacağı düşüncesinden hareket edilmektedir. Küresel işletmelerde, ürünlerin
standardizasyonu ve farklı ülkelerde bütünleşme; güçlü yabancı işletmelerle
rekabet ve dünya pazarlarının homojenleşmesi söz konusudur. Küresel işletme
düşüncesi; ortak müşteri ihtiyaçlarını karşılamak, küresel kanalları kullanmak,
transfer edilebilen pazarlama, ölçek ekonomileri, uyumlu teknik standartlar, ortak
pazarlama düzenlemelerinden hareketle oluşmuştur.
Küresel işletmeler, ulusal kimliğin ve geleneksel ulusal sınırların ortadan kalktığı,
ana ülke gözetmeksizin faaliyet gösteren, kararların küresel bir bakış açısıyla
verildiği, ileri teknolojinin kullanıldığı, birçok farklı ülkeden dünya vatandaşı yöneticiyi
istihdam eden, işgörenleri çoğunlukla farklı etnik, dinsel, ulusal temellerden
gelen işletmelerdir.21 Birleşmiş Milletler, küresel işletmeyi tanımlarken hukuki
statüleri ve tabi olacakları hukuk kurallarını esas almaktadır. “Küresel işletmeler”,
dünyadaki fırsat ve tehditleri inceleyebilen ve bu fırsat - tehditlere göre politikalar
oluşturabilen, hükümet politikalarını etkileyebilecek güce sahip olan, çok
büyük ve çok yaygın ağlara sahip olan, farklı milliyet, din, dil, ırk vb. özelliklerdeki
personelden oluşan işletmelerdir. Küresel işletme, üretim stratejilerinde küresel
olarak yeniden yapılanmaktadır. Örnek olarak; çok sayıda ülkede otomobil parçaları
üretmek maliyetlerden dolayı imkansız görülürken, günümüzde tasarım bir
ülkede, üretim, montaj başka bir ülkede yapılıp, farklı ülkelerde satış gerçekleştirilmektedir.
İşletmeler ortaklaşa araştırma ve geliştirme yapmakta ve küresel tedarik anlaşmalarıyla birbirlerine bağlanmaktadırlar. Üretim işletmelerinin yanısıra
bankalar, sigorta şirketleri, yazılım işletmeleri gibi hizmet işletmelerinin küresel
pazarlara girişi artmaktadır. Toyota, Nissan, Mercedes, Coca Cola, Microsoft,
IBM, GE, Nokia, Mc Donalds, Nestle küresel işletmelere örnek verilebilir.
Uluslar Üstü İşletme (Supranational Corporation)
Uluslararası bir anlaşma ile hiçbir ülkeye mensup olmayacak şekilde kurulan,
uluslararası bir kuruluş nezdinde tescil edilen kuruluşa bağlı olan ve bu kuruluş
tarafından denetlenen, bu kuruluşa vergi ödeyen, milliyetini hukuken kaybeden
işletmelerdir.
Doğuştan Küresel İşletmeler (Born Global Companies)
Doğuştan küresel işletme kavramı uluslararası işletmecilik literatüründe yeni bir
olgudur. İlk kez on yıl önce Avustralya’da kullanılmıştır. 1970’lerin ortalarında
Johanson ve Vahlne, 1978’lerde Bilkey, 1980’lerde Çavuşgil tarafından ihracatı
geliştirme; yönetimin kapasitesine, tecrübesine, beklentilerine bağlı olan aşamalı
bir süreç olarak araştırılmıştır. Son beş on yıl içinde ise, geleneksel uluslararasılaşma
literatüründe işletmelerin ihracat davranışlarıyla ilgili yeni uygulamalar
incelenmiştir. Çoğu işletmenin uluslararası faaliyetlerini, belirtilen aşamalara göre
gerçekleştirmedikleri belirlenmiştir. Literatüre göre bir işletmenin uluslararasılaşması
için belli bir zaman geçmesi, önce yakın pazarlara ve az sayıda ülkeye
ihracat yapması gerekirken; doğuştan küresel işletmeler uluslararasılaşmaya
kuruldukları anda başlamaktadır, çok uzaklardaki pazarlara ve çok sayıda ülke
pazarına girmektedirler. Bu gibi işletmeler uluslararası yeni girişimler, yüksek teknolojiyle
başlayanlar olarak da adlandırılmaktadır. Bu işletmelerin ortaya çıkmasında;
küresel pazar koşullarının olması, küçük pazar dilimlerinin (niş pazarlar)
öneminin artması, taşımacılıktaki yeni gelişmeler, üretim ve iletişim teknolojisindeki
hızlı gelişmeler, uluslararası pazarlarla ve diğer küresel işletmelerle işbirliği
ve ticari faaliyetlerinin gelişmesi, küçük işletmelerin değişen pazar koşullarına,
yabancı standartlara ve kurallara daha kolay uyum sağlamaları, uluslararası tecrübesi
olan kişilerin sayısının artmasının etkisi olmuştur.Knight ve Çavuşgil’e (1996) göre küresel doğanlar, “kuruldukları ilk andan itibaren
uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren küçük, teknoloji odaklı işletmelerdir.”
23 Dünyayı tek bir pazar olarak görmektedirler. Faaliyetlerine ihracatçı olarak
başlayarak, işbirliği ve ağ ilişkilerini araştırmaktadırlar. Kısıtlı örgüt ve yönetim
kaynakları olduğundan, farklı ülkelerde müşterileri araştırmak için fax, email, internet, elektronik veri değişimi gibi ileri iletişim teknolojilerini kullanmaktadırlar.
İleri iletişim araçları, işletmelerin düşük maliyetle ortak ve müşteri aramalarına
izin vermektedir. İnternet vasıtasıyla işletmeler aralarındaki alım-satım emri, faturalama,
ödeme gibi işlemleri, işletmeden işletmeye (B2B) gerçekleştirebilmektedirler.
Biogen, Computer Network Technology, Progress Software, Auspex Systems
doğuştan küresel işletmelere örnek verilebilir.24
Doğuştan küreseller, küçük, ileri ve hızlı bilgi teknolojileri odaklı, vizyonu olan
girişimciler tarafından yönetilen, sınırlı kaynaklarıyla yeteneklerini tamamlayacak
ortaklar arayan, minimum pazarlama karması uyarlama gerektiren iş alanlarını
seçen işletmelerdir. Tedariki çok farklı ülkelerden sağlayan, ürettikleri ürünleri
yine çok farklı ülkelere satan, uluslararasılaşma sürecinde belli bir aşama takip
etmeden, ileri teknolojiye sahip olan, kurulduktan iki veya üç yıl gibi kısa bir süre
içinde farklı ülkelerde ürünlerini satarak kâr elde edebilen işletmelerdir. Doğuştan
küresel işletmelerin özellikleri; uluslararası faaliyetlere, ülke içindeki faaliyetlerle
aynı zamanda hatta daha önce başlamaları, vizyon ve misyonlarının küresel pazarlar
olması, küresel esaslara göre ürün, yapı ve sistemlerini ve fi nansmanlarını
planlamaları, küresel pazar lideri olmayı vizyonlarının bir parçası olarak planlamaları,
farklı ürün, üretim ve pazar stratejilerinden faydalanmaları ve küresel
pazarlama stratejilerini takip etmeleridir.25 Buraya kadar yapılan açıklamalardan
hareketle doğuştan küresel işletmeler;
- Tüm dünyayı pazar olarak görmektedirler.
- Çok kısa sürede ihracata başlamakta ve ihracatları, toplam üretimin % 25
ini bulmaktadır.
- Küçük ölçekli işletmelerdir.
- Genellikle ileri teknoloji ağırlıklı, benzersiz bir ürünü üretmek, geliştirmek ve
yeni bir işletmecilik yöntemi uygulayarak faaliyetlerini yönlendirmektedirler.
- Girişimci bir özelliğe sahiptirler.
- Ürettikleri ürünler önemli bir fi nansal değere sahip, endüstriyel kullanımı
olan ürünlerdir.
