Bölüm anahatları
-
Hedef Pazara Yönelik Pazarlama Karmasının Belirlenmesi
Pazarlama karması belirlenirken hangi ürünlerin nasıl geliştirileceği, nasıl fi yatlandırılacağı,
nasıl tutundurulacağı ve nihai tüketicilere nasıl dağıtılacağı konularında
pazarlama kararları verilmelidir. Bu elemanlar pazarlama karmasını
oluşturmaktadır ve 4P olarak ürün (product), fi yat (price), dağıtım (distribution),
tutundurma (promotion) bileşenlerin İngilizce başharfl eri ile bilinmektedir. Bu dört
değişken kontrol edilebilen değişkenlerdir. Ülke içindeki pazarlama ile uluslararası
pazarlama konuları birbirine benzer olmakla birlikte uluslararası pazarlama
daha karmaşıktır. Günümüzde ise 4P’den her biri müşteri açısından 4C olarak
tanımlanmaktadır (Tablo 51). Bu nedenle öncelikle 4C kavramını açıklayacak
olursak; Müşteri değeri, pazarlama işiyle uğraşanların bir mal ya da hizmet yaratacakları
zaman bunun müşteriye sağlayacağı değeri ortaya koymalarıdır. Müşteriler
ürünleri fi ziksel, ekonomik, fonksiyonel, psikolojik fayda sağlamak için alırlar.
Müşteriye maliyeti, müşterinin ödemek zorunda kalacağı ek maliyetlerin ortadan
kaldırılmasıdır. Değer kavramı fayda ile maliyet arasındaki farktır. Kısaca üründen
elde edeceği fayda ile ürünü almak için sarfedeceği parasal, zaman, enerji
maliyetini karşılaştırmasıdır. Müşteriye kolaylık, mal ya da hizmete kolayca ulaşmalarını
sağlayacak dağıtım ağının kurulmasıdır. Müşteri iletişimi ise müşterilerin
istek ve ihtiyaçlarını karşılayarak müşteriler ile iyi iletişimde bulunulmasıdır. Hizmet
işletmelerinde ürün, fi yat, dağıtım ve tutundurmadan oluşan 4P pazarlama
karmasına süreç (process), insanlar (people), fi ziksel kanıt (physical evidence)
ve verimlilik (productivity)’ten oluşan 4P eklenmektedir.19 Örneğin “çevre koruma
değeri”’nin gelişmesiyle McDonalds, 1990’lı yıllarda hamburgerleri için polistren
kaplar yerine, kağıt ambalajlara geçmiştir.Uluslararası Ürün Stratejileri
Uluslararası pazarlar için işletme nasıl ürün geliştirebilir? Ürün geliştirmede dört
politika kullanılabilir. İlk seçenek her ülke pazarı için farklı ürünlerin geliştirilmesidir.
Belirli ihtiyaçlara göre ürün uyumlaştırılmaktadır. İkinci seçenek belirli bir ulusal pazar
için (ana ülke pazarı) ürünün geliştirilmesi ve hiçbir değişiklik yapmadan diğer
pazarlara gönderilmesidir. Üçüncü seçenek, belirli bir ulusal pazar için (ana ülke
pazarı) ürünün geliştirilmesi ama yabancı pazarlara göre de üründe değişiklik yapılmasıdır.
Dördüncü seçenek birden fazla ülke pazarı hedefl enerek ürünün geliştirilmesidir.
Koordine edilmiş geniş bir pazar araştırmasını gerektirmektedir.21
Farklı ülkelerdeki tüketicilerin ihtiyaç ve istekleri farklı olduğundan, ürün özellikleriyle
ilgili kararlar oldukça karmaşıktır. Örneğin Avrupa’da, beş farklı ülkede otomatik
çamaşır makinesı ile ilgili özellikler verilmiştir. Tablo 52’de görüldüğü gibi
her ülkede ihtiyaç ve özellikler birbirinden farklı olduğundan dolayı ürünle ilgili
özellikler de birbirinden farklıdır.Ürün, alıcıya tatmin sağlaması beklenen fi ziksel, sembolik ve hizmetle ilgili özellikler
topluluğudur. Pazarlama yönetimi, hedef pazardaki tüketicilerin ihtiyaç ve
isteklerini, ihtiyaçlarda değişen özellikleri izlemeli, mamulde yapılması gereken
değişiklikleri, sunulacak yeni özellikleri belirlemeli ve karşılamalıdır. Müşterilere
değer yaratabilmek için işletmelerin müşteri ihtiyaçlarını ve isteklerini anlayabilmeleri,
müşterileri ile uzun süreli iyi ilişkiler kurmaları ve rakiplerinden farklı faydalar
sunmaları gerekir.
İhracat pazarlamasında önemli olan konu, ürün stratejisi belirlenirken uyum sağlama
ya da standardizasyon stratejisinden hangisinin kullanılacağına karar vermektir.
İhracata yönelik ürün geliştirdikten sonra, bu ürünün hedef alınan ülkelerde
hangi stratejilerle pazarlanacağının belirlenmesi gerekir. Standardizasyon
önceden belirtildiği gibi özellikle endüstriyel teçhizatta, bilgisayarlarda, oyuncak
ya da kahvaltılık yiyecekler gibi tüketim mallarında sağlanabilir. Bununla birlikte
dil farklılıkları, iş prosedürleri ve tüketici ihtiyaçlarına göre ürün uyum sağlamayı
gerektirebilir. Uluslararası pazarda ülke içi pazar ve ihracat pazarları için geçerli
olacak şekilde çift fi yat politikası uygulanabilir. Farklı, kültür, dil, kanunlar ve reklâm
medyası nedenleriyle, tutundurma faaliyetlerinde sorunlar yaşanabilir. Ülke
dışında hangi ürünlerin, hangi ülkelere pazarlanacağı sorusu plânlama sürecinin
başlangıcını oluşturur. İşletme yönetimi işletmede tek bir ürün üretiliyorsa, bu
aday ürünün uluslararası pazar için uygun olup olmadığına, uygun ise yabancı
pazarlar için yeterli olup olmadığına karar vermektedir. İki ya da daha fazla ürün
üreten işletmeler ise ülke dışında en iyi hangi ürünün pazarlanabileceğine karar
vermektedirler. Pazarın kabul etmeye hazır olduğu, kâr potansiyeli yüksek,
ana ülkede olduğu gibi hemen hemen aynı yollarla ülke dışında pazarlanabilen
özelliklerdeki ürünler aday olarak belirlenelirler. Amerikan imalatçıları, yabancı
pazarlarda belirli bir rekabet pozisyonu alırlarken, fi yatlandırmadan çok ürün farklılaştırmaya
güvenmektedirler. İyi bir aday ürün, ana ülke pazarında da işletmenin
rekabet gücü yüksek ürünlerinin karşısındadır. Ana ülkede rekabet gücü yüksek
olmayan bir ürünün, yabancı pazarlarda rekabet gücü zayıf olmaktadır. Bununla
birlikte, iyi bir aday ürün, ana ülkede ülke dışındakine göre ürün yaşam eğrisinde
daha ileri bir aşamada, olgunluk ya da düşüş aşamasında olabilir. İşletme yöneticileri
şu konularda karar vermelidirler:
- Ürünün ana ülke pazarında rekabet gücü yüksek mi? Güçlü ve zayıf yönleri
neler?
- Ana ülke pazarında bu ürün hangi ihtiyacı karşılamaktadır? Yabancı pazarlarda
aynı ihtiyaçlar varmıdır, varsa hangi ürünler bu ihtiyaçları karşılamaktadır?
- Yabancı pazarlar için bu ürün yenimidir? Rekabet gücü nasıldır? Rekabet
üstünlükleri ve sakıncaları nelerdir?
- Ürün yabancı pazarda, ana ülke pazarıyla aynı koşullarda kullanılabilir mi?Ürün satış sonrası hizmet gerektirir mi? Yabancı pazarlar için uygun mu?
- Ürün fi ziksel, paketleme ve hizmet niteliklerinde yabancı pazarlara uyarlanabilir
mi? Ana ülkedeki gibi ülke dışında aynı yollarla pazarlanabilir mi?
- Uluslararası işletmenin beş ürün mesaj stratejisi vardır. Bu stratejiler şunlardır:
Birinci Strateji: Tek Ürün Tek Mesaj-Dünya çapında
İlk stratejide aynı ürün, dünya çapında aynı mesaj kullanılarak satılmaktadır.
Uluslararası kozmetik işletmeleri aynı ürünü kendi ülkelerindekiyle aynı reklâm ve
tutundurma faaliyetlerini kullanarak satmaktadırlar. Coca Cola’nın formülü ve ambalajı
satıldığı tüm ülkelerde aynıdır. Ülkeden ülkeye hedef tüketici gruplarında,
ürün kullanımı örneklerinde, tüketici davranışlarında çok az değişiklik bulunmaktadır.
Araştırma, geliştirme, üretim ve reklâm maliyetleri en aza indirilmektedir. Bu
strateji pazarlamanın ileri olduğu, teknolojik tüketim mallarında kullanılmaktadır.
Stratejinin zayıf yönü ise ülkeler arasında tüketici davranışları farklı olduğundan,
farklı pazar ve perakende koşullarının olması ve her türlü ürün için ge çerli olmamasıdır.
22 Ürün mesaj karmasına bazı örnekler, Tablo 53’de verilmiştir. Örneğin,
kolalı içecekler, gazoz gibi alkolsüz içecekler aynı ihtiyacı tatmin etmekte, aynı
ürün-aynı mesaj stratejisi kullanılmaktadır.
İkinci Strateji: Aynı Ürün Farklı Mesaj
Bir mal ya da hizmet farklı ihtiyaç ve istekleri karşılayabilmekte ve farklı kullanım
olanakları bulabilmektedir. Örneğin, bisiklet Amerika’da çoğunlukla eğlence,
Hindistan’da ise taşımacılık amacıyla satın alınmaktadır. Bu nedenle farklı
pazarlarda, aynı ürün farklı mesajlarla tüketicilere duyurulabilir. İhracatını artırmak
isteyen işletme tüketicilerin ihtiyaç ve isteklerini dikkate alarak mesaj kullanmalıdır.
İhraç edilecek mal değişmediğinden araştırma-geliştirme, üretim ve
stok maliyetleri yükselmemektedir. Ek maliyetler değişik iletişim ça lışmalarından
doğmaktadır.
Üçüncü Strateji: Farklı Ürün-Aynı Mesaj (Ürün Uyumlaştırma-İletişimi Uzatma)
Üçüncü uluslararası ürün stratejisi, farklı koşullardan dolayı üründe uyumlaştırmaya
gidilir ve her yerde aynı mesaj kullanılarak iletişim sağlanır. Kullanım aynı
olduğu için tek tip mesaj tüm pa zarlarda kullanılmaktadır. Mc Donalds bu yaklaşımı
kullanmaktadır. Farklı ülkelerde farklı damak tadı ve isteklere uygun olarak
hamburger hazırlanmakta, reklâmlar ise standart olarak sunulmaktadır. Uluslararası
işletmeler sabun, deterjan ürünlerinde formülleri, yerel su koşullarına veçamaşır makinalarının özelliklerine göre ayarlar ve temel iletişim yaklaşımlarında
değişiklik yapmazlar. Örneğin Dove sabunu her ülkenin hammadde koşulları, su
özellikleri ve koku tercihlerine göre formüle edilmekte, ama her ülkede aynı mesaj
ile satılmaktadır. Otomobil işletmeleri de iklim, yol, hava koşullarına göre ürünlerde
değişikliğe gitmektedir. Bu stratejide reklâm maliyetleri standardizasyon sayesinde
düşük tutulurken, üretimle ilgili maliyetler artmaktadır.23
Dördüncü Strateji: Farklı Ürün Farklı Mesaj (İki yönlü Uyumlaştırma)
Bu stratejide çevresel koşullarda farklılık olduğunda ürün kullanımı ve fonksiyonu
için ürün ve mesaj uyumlaştırılır. İkinci ve üçüncü stratejinin kombinasyonudur.
Kullanım şeklinin değişikliği ürünün fark lılaştırılması yanında mesajın da değiştirilmesini
gerektirebilir. Örneğin, Avrupa’da kartlarda gönderenin yazması için
boşluk bulundururken, Amerika’da hazır mesaj içermektedir. Her iki bölgede de
satış yapmak isteyen Amerikalı tebrik kartı işletmeleri iki tip kart üretip onu iki ayrı
kul lanımda gösteren farklı mesajlar hazırlamak zorundadır. İletişim ve kontrol zor
olduğu gibi maliyetleri de yüksektir.
Son strateji: Yeni Ürün Geliştirme
Son strateji yeni ürün geliştirmedir. Hedef pazardaki tüketiciler mevcut ürünü
alma gücüne sahip değillerse ya da istekli değillerse potansiyel müşterilerin alım
güçlerine uygun, ihtiyaç ve isteklerini karşılayacak tamamen yeni bir ürün geliştirilebilir.Fiyatlandırma
Fiyatlandırma, işletme yöneticileri tarafından kontrol edilebilen, istenildiği zaman
değiştirilebilen, mal ve hizmetin potansiyel satışlarını etkileyen en önemli faktörlerden
birisidir. Tüketicilerin isteğine en uygun kalitedeki mal ve hizmet, en iyi
şekilde duyurulup dağıtılsa bile, fi yatı uygun değilse satın alınmayacaktır. Fiyat,
işletmenin ürettiği mal ya da hizmetlerinin parasal değeridir ve işletmenin kazançlarını
doğrudan etkilemektedir. “Alıcıların bir mal ya da hizmeti elde etmek için
ödemeleri gereken para” olarak da tanımlanabilir. Fiyatlandırma ise işletmenin
içinde bulunduğu durumlara göre ürünlerine değer biçmesidir. Değer, ödenen fi -
yat ya da bedel karşılığında algılanan yararlardır.24 Fiyat, yeterli satış yapılacak
kadar düşük ve araştırma geliştirme, üretim ve dağıtım faaliyetlerinin sürdürülebileceği
kadar yüksek belirlenmelidir. İşletmeye sadece kısa dönemde kâr değil,
uzun dönemde rekabet üstünlüğü vermelidir.
İşletmeler fi yatı belirlerken pazarlama amaçlarını, ürünlerini, ürünlerin ürün yaşam
eğrisindeki yerlerini, maliyetlerini, talebi (pazar koşulları ve tüketici davranışları),
aracıları, rakiplerin durumunu, politik, yasal, ekonomik, teknolojik koşulları göz
önünde bulundurmalıdırlar. İşletmelerde satın alma kararının kimin tarafından
verildiğine dikkat edilmelidir. Örneğin endüstriyel pazarlarda, satın alma yetkilileri
fi yata karşı duyarlı iken, teknik personel kaliteye daha fazla önem vermektedir. Fiyat
belirlenirken satın alma birimindeki kişilerde göz önünde bulundurulmalıdır.
Fiyat, rekabet çevresini şekillendirmede önemli bir silahtır. Örneğin Toys “R” Us,
Almanya, Japonya, Amerika ve diğer ülkelerde düşük fi yat stratejisi izlemiş ve
başarılı olmuştur. Döviz kurları fi yatı etkileyebilir. İhracatçının ülkesinde para biriminin
değeri yükselirse ihracatçı için ana ülke ve ev sahibi ülke para biriminden
hangisinin kullanılacağı konusu önemlidir. Ürün ihraç edildiğinde ürünün fi yatı,
maliyetler taşıma maliyeleri, tarifeler, gümrük vergileri ve uyarlamanın sağlanması
gibi nedenlerle daha yüksek olmaktadır.
Bilgi teknolojisi ve internet müşterilerin ürünlere ve fi yatlara yönelik güncel bilgilere
kolaylıkla ulaşmaları imkânı vermektedir. Müşteriler fi yat kıyaslaması yaparak
en uygun fi yattaki ürünü seçebilmektedir. Pricesca.com, eBay gibi siteler sayesinde
alıcı ile satıcılar fi yat konusunda pazarlık yapabilmekte, alıcının ürüne ödediği
fi yat geçerli olmaktadır. Günümüzde değer temelli fi yatlama önem kazanmıştır
ve fi yat tüketiciye sunulan değere dayandırılmıştır.25 Değer temelli fi yatlandırma,
ürünü üretme maliyetinin belirlenmesine değil, tüketicinin ürüne ne kadar ödeme
yapmaya istekli olduğunu ölçmeye dayanmaktadır. Bu nedenle işletmelerininürünlerini rakiplerine göre farklılaştırmaları ve müşterilerin ihtiyaç ve isteklerini
öğrenip, alacakları tatmini en üst seviyeye çıkarmaları gerekmektedir. Müşteriye
sunulan ekonomik, psikolojik, fonksiyonel özelliklerde farklılıklar kısaca ek faydalar
yaratmalıdırlar. Buna örnek olarak hızlı olma, güvenilirlik sağlamak, hizmetin
algılanan kalitesini artırmak, birebir müşteri ile iletişim kurma, ihtiyacı karşılayacak
yeni ürünler geliştirme örnek olarak verilebilir.
Uluslararası Fiyatlandırmanın Ülke İçi Fiyatlandırmadan Farklılıkları
Uluslararası fi yatlandırmada ürünün ve sektörün özelliği, üretim yapılan yer, dağıtım
kanalı, çevresel faktörler ve yabancı para birimlerinin değer farklılıkları fi -
yatlandırma kararlarını etkilemektedir. Farklı şekilde hükümet müdahalelerinin
olabilmesi, pazarların farklılaşması, döviz kurlarının değişmesi, perakendecilerin
gücü, tedarikçiler gibi nedenlerle ülke içindeki fi yatlandırmadan farklıdır. Bir işletme
her şeyden önce fi yatların ne kadar esnek olacağını, fi yatlamadaki amacının
ne olduğunu, fi yatın ürün yaşam eğrisi boyunca hangi düzeylerde belirleneceğini
ortaya koymalıdır. İşletmeler rekabet ve talep koşullarının farklılığından dolayı
farklı ülkelerde farklı fi yatlar talep edebilirler. Farklı ürünlerde farklı fi yatların uygulamaları
açısından; azalan ticari engeller, AB, NAFTA26 gibi yeni ticari bölgeler
bu tür farklılıkları azaltmakta ve kârlılık üzerinde etkiler yapmaktadır. Günümüzde
ülkeler arasında fi yat farklılaştırılmasını zorlaştıran nedenler; ticari engellerin
azaltılmasıya ürünü bir ülkeden diğerine göndermenin kolaylaşması, nakliye
maliyetlerinin azalması, ülkeler arasındaki fi yat farklılıkları ve değişikliklerin kısa
sürede araştırılarak öğrenilebilmesi, marka isimleri ve ambalajların standartlaşması
olarak sıralanabilir.27
Her ülkede yasal düzenlemeler malların fi yatını etkilemektedir. Düşük fi yat belirleme
konusunda hükümet müdahalesinin olması, işletmelerin monopol gücü
kazanarak rekabeti azaltmalarını engellemektedir. Dünya Ticaret Örgütü, ihracat
yapılan ülkelerdeki müşterilere sunulan fi yattan daha aşağı fi yatla ithalat yapılmasına
kısıtlama getirmelerine izin vermektedir. Bir işletme ana ülkedeki fi yattan
daha düşük fi yatla ihracat yapmak isteyebilir. Bunun nedenleri; yabancı pazardaki
satışlarını test etmek, rekabet, talep olması, ana ülkede aşırı üretim yapılması
olabilir. Düşük fi yatlandırma stratejisi, düşük maliyet sonucu oluşturulabilir. Örneğin;
Bir havayolları yiyecek servisi yapmadan, seyahat acentası kullanmadan, (%
10), kabin personeli sayısını düşük tutarak, koltuk numarası vermeden hizmet sunarak
fi yatını düşük belirleyebilir. Tedarikçi ile çok sıkı pazarlık yapılarak, yüksek
stok seviyesi bulundurmayarak, az aracı kullanarak ve bazı hizmetlerden feragat
ederek maliyetler düşük tutulabilir. Farklılaştırmaya giden ya da rakiplerinin piyasaya girişini engelleyebilen işletmeler ise fi yatı yüksek tutabilirler. Burada önemli
olan işletmelerin fi yat belirlemedeki amaçlarının ne olduğudur.
İşletmelerin Uluslararası Fiyat Belirleme Amaçları
İşletmelerin mamullerin ya da hizmetlerin fi yatını belirlemelerindeki amaçları şunlardır.
28
1) Kârlılık İle İlgili Amaçlar: İşletmeler kâr elde edebilmek amacıyla mamullerini
fi yatlandırırken maliyet artı fi yatlandırma yöntemini kullanır.
2) Piyasaya Nüfuz Etme: İşletmenin fi yatlandırmayla ilgili amacı piyasaya nüfuz
etme olabilir. Bunu gerçekleştirebilmek için işletme düşük bir fi yat uygular. Böylece
ürünle ilgili satışların ve pazar payının payının büyümesini sağlamaya çalışır.
Ürünle ilgili piyasadaki satış hacmini artırmak, belirli bir pazar payı sağlamak
veya mevcut pazar payını artırmak için fi yatı düşük belirler.29 Kore yapımı Hyundai
otomobillerinin, Fransız yapımı Swatch saatlerinin piyasaya girişleri, Japonların
küçük araba parçaları ile Amerika otomotiv piyasasına girişleri bu strateji ile
olmuştur. Uluslararası rekabetin arttığı günümüzde, ürünler standardize edilmişse
ve işletmeler yeni sanayileşmekte olan ülkelerdense piyasaya nüfuz edecek
şekilde fi yat belirleyerek uzun süre hayatta kalmak mümkün müdür? İşletmeler
artan rekabet ile birlikte ürün farklılaştırmaya yönelmekte ve fi yat farklılaştırmaya,
kâr elde edecek şekilde yenilik yapmaya yönelmektedirler.30 İşletmenin fi yatı
düşük belirlemesi için piyasada şu koşullar olmalıdır:
- Piyasanın fi yatlara karşı duyarlı olması gerekir. Yani mamulün fi yatının
azaltılması ile alıcı sayısı büyük ölçüde artmalı, piyasadaki talep esnek
olmalıdır.
- Ünite başına isabet eden üretim ve dağıtım maliyetleri, üretim miktarının
artması ile azalmalıdır.
- Belirlenen düşük fi yat mevcut ve potansiyel rakiplerin piyasaya girmesine
engel olmalıdır. Aksi takdirde, piyasaya nüfuz etme amacıyla fi yat tespiti
başarılı olamaz.
3) Piyasanın Kaymağını Almak: Ürün yaşam eğrisinde giriş aşamasında müşteriler
ürünün özellikleri ile ilgilenirler ve fi yata daha az önem verirler. Yani yüksek
fi yat ödemeye hazır bir müşteri kesimi vardır. Sony Betamax video kasetleri ilk piyasaya çıktığında bu strateji kullanılmıştır. Rolls Royces, Mercedes, Sony, Gucci,
Levis, Sony bu stratejiyi kullanan işletmelerdir. Piyasanın kaymağını almak
amacıyla fi yat belirleme stratejisinde piyasaya nüfuz etmenin tersine mamulün
fi yatı önce yüksek belirlenir ve böylece mamul için diğerlerinden daha yüksek fi -
yat ödemeye hazır alıcıların yüksek satın alma gücünden yararlanılır. Daha sonra
fi yat yavaş yavaş düşürülür ve piyasanın fi yat elastikiyetinin fazla olan bölümlerine
yönelinir.31 Piyasanın kaymağını alma amacıyla fi yatlandırma, zaman içinde
bir fi yat farklılaştırılmasıdır. Fiyatlar zaman içinde farklılaştırılarak satın alma
gücü yüksek olan ve diğerlerine nazaran daha yüksek fi yat ödemeye hazır olan
tüketicilerin ödediği primlerden yararlanılır. Piyasanın kaymağını alma amacı için
piyasada şu koşullar olmalıdır:
- Talebi esnek olmayan yeterince alıcı olmalıdır. Piyasada yüksek fi yattan
mamulü almaya hazır yeterince alıcı olmalıdır.
- Fiyatın yüksek olması rakipleri piyasaya girmeye davet etmemelidir. Piyasaya
girme patent hakları, hammaddeleri kontrol altında tutma ile engellenebilir.
- Yüksek fi yatlar nedeniyle üretim miktarının azalması ünite başına üretim
ve dağıtım maliyetlerini fazla miktarda artırmamalıdır.32
İşletmelerin diğer fi yat belirleme amaçları nakit dönüşümünü çabuklaştırmak, fi -
yatı belirlerken tatminkar bir kazanç oranı sağlamak, mamul hattının satışını sağlamak,
fi yatlarda kalıcılık sağlamak, imaj yaratmak, mamul kalitesi liderliği olarak
sıralanabilir. Printer-kartuş, fotoğraf makinesi-fi lm gibi tamamlayıcı ürünlerde,
ürünlerden birinin fi yatı yüksek tutulurken, diğerinin fi yatı düşük tutulmaktadır.
Yeni malların fi yatlandırılmasında işletmenin amacına göre piyasaya nüfuz etme
ya da piyasanın kaymağını alma stratejilerinden birinden yararlanılmaktadır.
Uluslararası İşletmelerde Fiyat Belirleme Politikaları
Keegan’a göre (1980) ise işletmeler üç fi yat politikası izleyebilirler. Bunlar; tek
merkezli, çok merkezli ve dünya merkezli fi yatlandırmadır.33
1) Tek Merkezli Fiyatlandırma Politikası: Ülke içinde ve ülke dışında aynı
fi yatın kullanılması, çeşitli ürün pazarlarında talep duyarlılığının dikkate alınmamasıdır.
Uluslararası işletme tek merkezli fi yat politikası takip ederse ülke
içindeki mal ve hizmetler için ayrı bir fi yat, uluslararası satışları için ise ikinci
bir fi yat olmak üzere iki tabakalı fi yatlama politikası uygulayabilir. Uluslararası fi yatlamada malın üretim maliyetlerine nakliye, tarifeler, dağıtım maliyetleri de
eklenecektir.34
2) Çok Merkezli Fiyatlama Politikası: Uluslararası işletme çok merkezli fi yat
politikası takip ediyorsa piyasa fi yatını kullanır. Piyasa fi yatı en çok kullanılan ve
bu üç fi yatlama politikası içinde en karmaşık olan fi yatlama politikasıdır. İşletme
her ülkede farklı talep koşulları, vergiler, tarifeler, yaşam standartları, rekabet,
taşıma maliyetleri, altyapı ile karşılaşır ve her pazarda kârını maksimize etmeye
çalışır. Ev sahibi ülkedeki yerel yönetici satışları ve rekabet koşullarını yakından
takip eder, merkez ofi s yöneticileri yerel yöneticilere fi yat belirleme konusunda
yetki verirler.35 Kısaca ana işletmeden farklı olarak yavru işletmenin fi yatı bağımsız
olarak belirlemesidir. Yerel pazar koşulları dikkate alınır. Dezavantajı ise yerel
yöneticilerin ana işletmenin tecrübelerinden ve yürüttüğü analiz türlerinden yararlanmamalarıdır.
3) Dünya Merkezli Fiyatlama Politikası: Uluslararası işletme dünya merkezli
fi yatlandırma politikasını takip ederek ülke içinde sattığı mal ve hizmetler için
ülke dışında da aynı fi yat olacak şekilde standart bir fi yat politikasını benimseyebilir.
Petrol, maden, tarım ürünlerinde bu fi yatlandırma politikası kullanılır.
Çok merkezli politikaya göre daha az esnek bir politikadır. Bu fi yatlandırmada
geçerli olan varsayım, fi yatlamada yerel pazar faktörlerinin etkili olabileceği,
bununla birlikte merkez ofi sin öncülüğünde fi yatlama kararlarının verilmesidir.
Yerel fi yatlar, yerel pazar tarafından belirlenir. Merkez ofi s ise fi yatlama
konularına yardımcı olur. Örneğin TRW otomotiv, nihai müşteriler için fi yatı
belirlerken faaliyette bulunan yavru işletmelerin fi yatlandırmasını da dikkate
almaktadır. Sonuçta işletmeler fi yatlandırmada yerel yöneticilerin kararlarına
önem verirler.
Fiyatlandırma yöntemleri üçe ayrılmaktadır. Bunlar; maliyetlere, talebe ve rekabete
göre fi yatlandırmadır. Yöntemleri kısaca açıklayacak olursak;Uluslararası Fiyatlandırma Yöntemleri
Maliyetlere Göre Fiyatlandırma
İhracat fi yatlandırmasında en çok kullanılan kullanılan yöntem maliyet artı yöntemidir.
Bu yöntem ihracat pazarlarındaki rekabet koşullarını ve talebi dikkate
almaz .Tam maliyet esasına göre (maliyet artı kar) fi yatlandırma ve belirli bir
kazanç oranı sağlayan (hedef) fi yatlandırma ile belirlenir. Tam maliyetlere göre
hesaplama yapılırken birim değişken maliyetlere, sabit maliyetlerden düşen pay
eklenir ve birim başına tolam maliyet bulunur. Tam maliyete göre fi yatlandırmanın
üstünlükleri; basit olmasından dolayı fi yatın kolaylıkla bulunması, maliyetin tamamının
karşılanmasına, plânlanan karın sağlanmasına imkân vermesi, talebin
bilinmediği durumlarda bu yöntemi kullanarak kâr elde etmenin sağlanabilmesidir.
(Bu yöntemin sakıncası da sayılabilir.) Sakıncalı yönleri ise; talep elastikiyetini
yani satış miktarının satış fi yatındaki değişmelerden etkilenmesini ve rekabet
şartlarını dikkate almaması ve maliyet verilerini yaklaşık olarak almasıdır.
Tam maliyet esasına göre fi yatlandırmada;
Üretici…………..Toptancı………...Perakendeci……….. Nihai tüketici dikkate
alındığında üreticinin üretim maliyeti 100 TL ise kâr marjı da % 30 ise üreticinin
toptancıya satış fi yatı 130 TL olur. Maliyeti 130, kâr marjı % 10 ise toptancının
perakendeciye satış fi yatı 143 TL, Maliyeti 143 TL, kâr marjı % 10 ise perakendecinin
nihai tüketiciye satış fi yatı ise 157 TL olur.
İhracat Fiyatı:
I.
F (üretim) + F (kâr marjı) = Teslim Fiyatı
II.
F (teslim fi yatı) + F (ulaşım) + F (depolama)+ F(Banka masrafl arı) + F(sigorta) +
F(dağıtım) = F(ihraç pazarındaki fi yat)
Belirli bir kazanç oranını esas alan (hedef) fi yatlandırmada ise işletme;
1) İşletme, belirli bir dönemdeki kapasitesini belirler,
2) Çeşitli üretim seviyelerindeki toplam maliyetlerini tahmin eder.
3) Bunun üzerinden ne kadar kâr sağlamak istiyorsa bunu belirler.
Örnek:
İşletme 800 ünite üretecek ise,
800 ünitenin toplam masrafı = 10 000 TLBu durumda, işletmenin hedef olarak % 20 oranında kazanç sağlamayı hedefl ediğini
varsayalım.
10 000 * % 20 = 2 000 (20 kazanç oranı)
10 000 + 2 000 = 12 000
(800 ünitenin satışıyla ele geçen para)
12 000: 800 = 15 TL mamulün fi yatıdır.
Bu tür fi yatlamanın en büyük sakıncası, tespit edilecek fi yat için tahmini bir satış
miktarının kullanılmasıdır. Oysa satış fi yatı, satış miktarını etkilemektedir.
Talebe Göre Fiyatlandırma
Talebe göre fi yatlandırma, birim maliyetler aynı olsa bile talep yüksek olduğunda
fi yatın yüksek, talep düşük olduğunda fi yatın düşük belirlenmesidir. Bu fi yatlandırmada
önemli olan farklı fi yat seviyelerinde talebin ne olacağının belirlenmesi
ve işletmeye en çok karı bırakacak fi yatın seçilmesidir. Bir örneği fi yat farklılaştırmasıdır.
Mamule, zamana, yere, müşteriye göre fi yat farklılaştırması yapılabilir.
Örneğin bir otomobilin üretim maliyeti aynı olsa bile kırmızı rengi daha fazla
talep görüyorsa, fi yatı daha yüksek belirlenir (mamule göre fi yat farklılaştırması).
Tiyatroda ön sıraların arka sıralara göre daha pahalı olması yere göre fi yat farklılaştırmasına,
otobüslerde öğrenci, yaş indirimi yapılması müşteriye göre fi yat
farklılaştırmasına, yazın ve kışın otel fi yatları, gece gündüz konuşma tarifelerinin
farklı olması zamana göre fi yat farklılaştırmaya örnek olarak verilebilir. Fiyat farklılaştırması
yapılabilmesi için gerekli şartlar;
- Piyasanın talep yoğunluğu farklı bölümlere ayrılmış olması,
- Farklı bölümlerde bulunan ünitelerin birinden diğerine geçilememesi,
- Rakiplerin yüksek fi yatın istendiği piyasa bölümünde işletmeyle fi yat rekabetine
girişmemeleri,
- Piyasayı bölümlere ayırmanın ve fi yatı farklılaştırmanın neden olduğu maliyetlerin
bunun sağladığı hasılat artışından az olması gereklidir.
Rekabete Göre Fiyatlandırma
İşletme rakiplerini göz önünde bulundurarak fi yatı piyasa fi yatı ile aynı seviyede,
piyasa fi yatından düşük ya da yüksek olarak belirleyebilir. İşletme için önemli olan
rekabet fi yatının maliyetlerini karşılayıp karşılamadığının kontrolünü, maliyet kontrolünü
yapmasıdır. İşletmenin maliyetlerinin hesaplanması güç ise, endüstride
fi yat ahenginin bozulması istenmiyor ise, farklı fi yat belirlendiğinde rakiplerin ve
alıcıların reaksiyonlarını tahmin etmek güç ise ve homojen mallar alınıp satılıyorise piyasa fi yatıyla aynı seviyede fi yat belirleyebilir. İşletme dış pazardaki fi yata
uyum sağlamak zorunda kalabilir.
FOB ihraç fi yatına ulaşmak için malın tam maliyetlere göre göre belirlenmiş ülke
içindeki fi yata, gemiye teslim edilinceye kadar ki taşıma ve sigorta giderleri de
eklenir. CIF fi yatında ise malın ülke dışında limana varıncaya kadarki taşıma ve
sigorta giderleri fi yata eklenir. İhracat yapmayı plânlayan bir işletme ise fi yatı belirlemesi
şu örnek verilebilir. İhraç edilmesi planlanan malın İtalya’da da satış
fi yatı 8 Euro olsun. Pazardaki fi yattan geri dönerek FOB ihracat fi yatı şu şekilde
hesaplanır.
Dış Pazar fi yatı ……………….8.00Euro
% 40 perakendeci kârı………3.20
Perakendecinin maliyeti 4.8
% 10 toptancı kârı ………… 0.48
Toptancının maliyeti 4.32
% 5 ithalatçı kârı………… 0,216
4.104
% 10 gümrük vergisi………. 0.41
MALIN CIF FİYATI 3.694
Birim başına taşıma ve
Sigorta giderleri 0.40
Ambalaj giderleri 0.27 MALIN FOB FİYATI… 3.024 euro olur.
Endüstriyel ürünlerde kullanılan fi yatlar; indirimli fi yatlar, tek fi yat ve pazarlıklı fi -
yat, önceden belirlenmiş veya önerilmiş fi yat, garantili fi yat, prestijli fi yat, coğrafi
fi yat farklılaştırma, leasing- fi nansal kiralama olarak sıralanabilir.
Psikolojik Fiyatlandırma
Bu yöntemler dışında işletmeler tüketici davranışlarının incelenmesiyle ortaya
çıkan psikolojik fi yatlandırma yöntemlerini de kullanabilmektedir. Psikolojik fi yatlandırma
yöntemleri; Küsüratlı fi yatlandırma (50 yerine 49 TL), sabit fi yatla fi yatlandırma
(tek fi yat uygulanarak uzun süre değiştirilmemesi ve böylece müşteri
sadakatinin sağlanması), prestij fi yatlandırması (Örneğin Almanya makina ve
üretimde uzmanlaşmış kadrosuyla dünyada yüksek bir imaja sahiptir. Bu aşamada
yüksek fi yatlar satışı azaltmamaktadır) ve miktar indirimi yoluyla (mamulün
fi yatını artırma yerine, miktar indirimi yoluyla bir çeşit gizli zam yapılması) fiyatlandırmadır.Transfer Fiyatlandırma
Ana işletme ve bağlı işletmeler, iştirak ve şubeleri arasında karşılıklı olarak mal
ve hizmet, hammadde, teknoloji ve benzeri varlıkların transferinde uygulanan fi -
yatlamadır. Kısaca birbirine bağlı işletmeler arasında gerçekleşen fi yatlamadır.
Satış fi yatı düşük tutulduğunda malı satın alan taraf, yüksek tutulduğunda ise
malı satan taraf kârlı olmakta, her iki durumda da çok uluslu işletme kârlı çıkmaktadır.
Çok uluslu işletmeler transfer fi yatlandırmasını vergi yükümlülüklerini
azaltmak ve net gelirlerini artırmak amacıyla kullanmaktadır. Amerikan işletmesinin
Almanya ve Singapur’da şubeleri olduğunu varsayalım. Yarı bitmiş ürünler,
Singapur’dan Almanya’ya transfer edildiğinde, gerçek maliyetinin üstünde belirlenen
fi yatın uygulanmasıyla fonlar Almanya’dan Singapur’a transfer edilebilir ve
şubeler kâr merkezi olarak çalışabilirler. Çok uluslu işletmeler, şubelerinin yerleşim
yerine göre böylece düşük gelir vergisi avantajından yararlanabilirler.36 Mallar
yüksek gümrük vergisi uygulayan bir ülkeye düşük fi yattan transfer edilirse ve o
ülkenin gümrüğünde advolorem vergi37 uygulanıyorsa ödenecek toplam gümrük
vergisi az olur. Mamuller kurumlar vergisinin yüksek olduğu bir ülkeye yüksek bir
fi yattan transfer edilirse, o ülkedeki bağlı şirketin maliyetleri artacağından, kârları
da yapay olarak düşürülür. Sonuçta o ülkede az vergi ödenir ve kârlar kurumlar
vergisinin düşük olduğu ülkedeki birimlere transfer edilmiş olur. Ev sahibi ülke
bağlı işletmenin merkeze göndereceği kâr transferlerini sınırlıyor ya da vergilendiriyorsa,
ana ülkeden mallar yüksek fi yattan satıldığında gelir, satış yapan merkez
birime akmış olur.
Dağıtım
Dağıtım kanalları (pazarlama veya ticaret kanalları), malların ve hizmetlerin üreticiden
tüketiciye ulaştırılması için gerekli bütün faaliyetlerin sağlandığı yoldur.
Uluslararası dağıtım kararlarında verilmesi gerekli iki önemli karar vardır. Bunlardan
biri ürünün fi ziksel dağıtımı ile ilgili olan kararlar, diğeri ise üreticiden nihai
tüketiciye ulaşıncaya kadar ürünün kanal arasında yönetimiyle ilgili olan “kanal
yönetimi kararları“’ dır.
Günümüzde tüketicilerin ihtiyaç ve isteklerinin üretimden önce belirlenmesi, satış
sonrasında müşteri tatmini sağlayacak şekilde hizmet sunulmasına kadar hemen
hemen her aşamada müşteri memnuniyeti öncelikli hedef olmaktadır. Bir işletme
ürünün tasarımını iyi yapabilir ve fi yatı, tutundurma programlarını uygun belirleyebilir.
Bununla birlikte mal ve hizmetlerin tüketicilere ulaşmasını sağlayamazsa
satış yapamaz. Örneğin erkekler şampuanı bakkaldan mı, berberden mi yoksa
süpermarketten mi satın almayı tercih eder? Dağıtım, uygun ürünlerin, uygun zamanlarda, uygun yer veya yerlerde alıcılara ulaştırılması ve teslimiyle ilgili işletme
içi ve dışı kurum, kuruluş yer, araç ve faaliyetleri kapsar. Fiziksel dağıtım ise nihai
müşterilere fi ziksel olarak akışını sağlamada yapılan nakliye, taşıma, depolama
gibi faaliyetleri kapsar. Bir işletmenin dağıtım stratejisi, tutundurma stratejisinin
bir parçası olabilir. Yerel kanunlar dağıtım stratejisinin belirlenmesini etkileyebilir.
Örneğin Hindistan, Meksika ve Çin’de yabancıların dağıtım sistemi kurmaları sınırlıdır.
Çok uluslu işletmeler ürünlerini dağıtmak için yerel işletmeler ile ortak girişim
oluştururlar. Uluslararası işletmeler, dağıtımla ilgili karar vermeden önce mal
ve hizmetlerin üretildikleri yerden tüketilecekleri çeşitli yerlere nasıl gönderileceği
(fi ziksel taşımacılık) ve hangi aracılarla gönderileceğine karar vermelidir. Dağıtım
kanalı, üreticiden tüketiciye mamullerin izlediği fi ziksel yoldur. Dağıtım kanalının
seçimi, yönetimin alması gereken önemli kararlardan birisidir. Çünkü kanal seçimi
diğer pazarlama kararlarını etkiler. İşletmenin güvenilir ve kontrol edebileceği
mekanizmaları geliştirmesi önemlidir. Ev sahibi ülkede potansiyel distribütörler
ziyaret edilebilir. Fiyatlama, satış gücü ve reklâm kararlarını etkilediği gibi işletme,
diğer işletmelerle yaptığı anlaşmalar sonucunda uzun süreli taahhüt altında
kalabilir. Otomobil üreticilerinin bayileriyle yaptıkları anlaşmaları örnek verebiliriz.
Üretici bir diğer işletmeyle anlaşma yapamaz. Örneğin Nissan 1960 yılında Amerika
pazarına ilk girdiğinde satışlar Japon yöneticiler ve teknisyenden den oluşan
küçük bir personel ile organize edilmiştir. İki yerleşim yeri, Los Angeles ve New
Jersey arabaların Yokohoma’an nakliye edildiği dağıtım noktaları olarak kullanılmıştır.
Satışların büyümesiyle, satıcı ağı yeni satıcıların eklenmesi ve servis personelinin
eğitimiyle kuvvetlendirilmiştir. İşletmeye ait yavru işletme ve dağıtım ağı
kurulmuştur. 1980’lerde korumacılığın artmasıyla işletme Tennessee’de kamyon
montajına başlamıştır. Gap, Nike, Benetton, Walmart, JC Pennies mağazaları
tedarik zincirlerini iyi kullanarak piyasaya hakim olmuşlardır.
Her ülke kendi dağıtım sistemine sahiptir. Farklı ülkelerdeki dağıtım kanallarında
maliyet farklılıklarının olmasının nedenleri: Altyapı (yol, depo faaliyetleri), dağıtım
sistemindeki aşamaların (toptancılık, perakendecilik) ve kısıtlamaların olmasıdır.
Fransa, Almanya, Japonya’da küçük perakendecileri korumak için büyük perakendecilerin
sayısının, çalışma saatlerinin sınırlandırılması buna örnek verilebilir.
İşletme farklı ülke pazarlarına hangi taşımacılık sistemi ile gireceklerine (tren,
havayolu, kamyon, gemi, elektronik medya) karar vermelidir. En hızlı ve en pahalı
taşımacılık sistemi havayoludur. Yabancı ülkelerde altyapı koşulları, dağıtım
sisteminde yer alan aracı sayısı, perakendecilerin verimsiz olması, büyüklük ve
çalışma saatlerinin kısıtlı olması, malların elde kalmaması nedenleriyle dağıtımda
maliyet farklılıkları olur. Fiyatı yüksek olan, teknolojik, satış sonrası hizmet
gerektiren mamullerin satışında doğrudan satış kullanılır. Distribütör seçilirken
kullanılan kriterler; fi nansal gücü, müşterilerle iyi bağlantılar kurması, diğer iş
bağlantıları, personel, teçhizat durumudur.Çok uluslu işletmeler, dağıtımın standardizasyonunu çeşitli nedenlerden dolayı en
zor fonksiyon olarak görürler. Her ülkenin kendi dağıtım sistemi vardır ve kültürel,
ekonomik, yasal nedenlerle standardize edilmesi zordur. Amerika’daki süpermarketler
ile Hong Kong’daki süpermarketler karşılaştırıldığında, Hong Kong’da taze
malların daha büyük oranlarda, müşterilere ise küçük miktarlarda ve birbirlerine
yakın yerlerdeki birimlerde satıldığı görülmektedir.
Dağıtım Kanalı Seçimini Etkileyen Faktörler
İşletmeler doğrudan ve dolaylı dağıtım yaparak dağıtım politikalarına karar verirler.
Doğrudan dağıtım; işletmenin doğrudan doğruya nihai tüketiciye ya da endüstriyel
tüketiciye satış yapmasıdır. Dolaylı dağıtım ise işletmelerin, hukuken ve
ekonomik yönden bağımsız ticari kuruluşlar aracılığıyla satış yapması ve hizmet
sunmasıdır. Malların üreticiden müşteriye akışı sırasındaki satın alma ve satma
faaliyetleri ile ilgili fonksiyon ve hizmetlerin yerine getirilmesinde uzmanlaşan şahıs
ve işletmelere aracı adı verilmektedir. İşletmeler, ürünlerin dağıtımını önceleri
doğrudan yaparken ürünlere farklı yerlerden talep gelmesiyle farklı pazarlara
ulaşmak istemişler ve aracılardan yararlanmaya yönelmişlerdir. Dağıtım kanalında
işletmelerin aracı kullanmalarını etkileyen çeşitli faktörler bulunmaktadır.
Bunlar; işletme, pazar, ürün ve aracılarla ilgili faktörlerdir. İşletme ile ilgili faktörlerde;
işletmenin büyüklüğü, fi nansal gücü, yönetimin yeteneği, pazar bilgisi,
kanalı denetleme isteği etkili olmaktadır. Büyük, fi nansmanı güçlü, pazarı tanıyan
ve yetenekli yönetimi olan işletmeler doğrudan dağıtımı tercih ederlerken,
fi nansmanı yetersiz olan, küçük, sadece üretime odaklanıp tüketicilere ulaştırma
kısmıyla ilgilenmek istemeyen işletmeler aracılardan yararlanmaktadır. Satışlar
düşük olduğunda, işletmenin dağıtımı dışardan bir distrübütörle sözleşme yaparak
gerçekleştirmesi daha ekonomiktir. Satışları ve kaynakları artan işletmeler
ise kendi dağıtımlarını kendileri gerçekleştirebilirler. Pazarla ilgili faktörlerde; potansiyel
tüketici sayısına, tüketicilerin bölgesel dağılımlarına, bilgi düzeylerine,
sipariş büyüklüklerine dikkat edilir. Tüketici sayısı fazla ise ve tüketiciler belirli
bir bölgede yoğunlaşmışsa doğrudan, tüketiciler dağınıksa dolaylı dağıtım kullanılır.
Ürünle ilgili faktörlerde; ürünün bozulabilir olup olmamasına, ağırlığına,
birim değerine, ürüne bağlı hizmetlere, teknik yapısına dikkat edilmelidir. Çabuk
bozulabilecek ürünlerin kısa dağıtım kanallarıyla dağıtılması gerekir. Ürünün fi -
yatı ve teknolojisi yüksek ise, satış sonrası hizmeti karmaşık olacağından üretici
doğrudan satış yapabilir. Ya da yabancı ülkede distrübütör kullanabilir. İşletme
otomobil parça üreticisiyse ve orijinal parçaları farklı ülkelerdeki otomobil üreticilerine
satıyorsa kısaca küresel müşterilere satış yapıyorsa doğrudan dağıtımı
kullanabilir. Gıda sektöründe çalışan franchise işletmeler ülke dışında franchise
verirler fakat kendi dağıtım birimlerini de kullanırlar. Amway, Avon, Tupperware işletmeleri
Amerika’daki dağıtım yöntemlerini farklı ülkelere başarıyla transfer eden
işletmelerdir. Dell bilgisayar, Avrupa pazarında posta ile satış yöntemini başarıylakullanmıştır. Aracılarla ilgili faktörlerde ise aracının satış sonrası hizmet verip vermediğine,
üretici işletmelerin politikalarına uym sağlama yeteneğine dikkat edilir.
İşletmeler tüm bu faktörleri göz önünde bulundurarak dolaylı ya da doğrudan
dağıtım kanallarını kullanabilirler.
Doğrudan Dağıtım
İşletmenin toptancı ya da perakendeci kullanmadan doğrudan nihai müşterilere,
yabancı ülkelerdeki aracılara satış yapmasıdır. İşletmeler kendi satış mağazaları,
evde pazarlama, posta ile pazarlama ve kişisel satış, internetten satış yöntemleri
ile doğrudan dağıtım yapabilir. Örneğin, Dell bilgisayarları 24 saat telefon
hattından müşterilerine satış yapmaktadır. İşletme, kontrolü tam sağlamaktadır.
Bununla birlikte risk ve maliyetleri de tek başına üstlenmektedir.
Dolaylı Dağıtım
İşletmenin ülkesindeki aracılardan yararlanması, toptancılar, perakendeciler gibi
aracılar vasıtasıyla mal ve hizmetlerini müşterilere ulaştırmasıdır. İşletme potansiyel
distribütöre karar verirken fi nansal gücü, müşterilerle ilişkileri, iş taahhütleri,
mevcut personeli, teçhizatı gibi kriterlere önem verir. Dolaylı dağıtımda yer alan
aracılar tüccar aracılar ve fonksiyonel aracılar olarak ikiye ayrılır. Tüccar aracılar;
malın sahipliğini üstlenen toptancılar ve perakendeciler iken fonksiyonel aracılar;
malın sahipliğini üstlenmeyen acenta, tellal, komisyoncu gibi aracılardır.Uluslararası Pazarlamada Dağıtım Kanalı Politikaları
İşletmenin kullanacağı aracı sayısı dağıtım kanalının uzun ya da kısa olmasını
belirlemektedir. Aracılar üretici işletmelerin ürünlerini hedef pazarlara ulaştırmak
dışında reklâm, taşıma, depolama, stoklama, iletişim kurma gibi çok farklı fonksiyonları
yerine getirirler. İşletmelerin kullandıkları dağıtım politikaları yaygın, seçici
ve sınırlı (tekelci) dağıtım politikası olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Yaygın dağıtım
politikasında çok sayıda aracı kullanılır ve ürün yaygın olarak bulundurulmak
istenmektedir. Şeker, tuz, ekmek, kırtasiye, deterjan gibi kolayda ürünlerin dağıtımında
bu politika kullanılır. Seçici dağıtım politikasında işletmeler seçtikleri
toptancı ve perakendeciler ile birlikte çalışırlar. Marka tercihinin önem kazandığı
konfeksiyon ürünleri, dayanıklı tüketim malları gibi beğenmeli ürünlerde bu politika
kullanılmaktadır. Sınırlı (tekelci) dağıtım politikasında ise işletme az sayıda
aracı ile “tek satıcılık anlaşması” yapmakta ve aracı rakip işletmelerin ürünlerini
dağıtmamaktadır. Lüks otomobil, uçak, gibi ağır sanayi ürünlerinin, mücevher gibi
değerli eşyaların dağıtımında bu politika kullanılmaktadır.
Küresel Tedarik Zinciri Yönetimi
Tedarik zinciri yönetimi, hammaddenin elde edilmesinden, üretilen ürünün en son
kullanıcıya ulaştırılmasına kadar olan süreçte üretim ve tedarik proseslerinin her
bir elemanının birleştirilmesidir şeklinde tanımlanmaktadır. Bu konuda başka bir
tanım ise; müşteriye doğru ürünün, doğru yerde, doğru fi yata, tüm tedarik zinciri
için mümkün olan en düşük maliyetle ulaşmasını sağlayan malzeme, bilgi
ve para akışının entegre edilmesidir. Hammaddelerin elde edilmesinden ürünün
son tüketiciye ulaşmasına kadar olan süreç elemanlarını birleştirilerek akış tamamlanmaktadır.
Tedarik zinciri yönetiminin yararları; düşük stok maliyeti, düşük
işgücü maliyeti, artan etkinlik, hızlı dağıtım, teslimat, üretim süresinin kısalması,
tedarikçilerle daha yakın ilişki, hataların azalması, zamanında bilgi elde edilmesi,
sipariş sürecinin hızlanması, daha hızlı ödeme işlemleri, küresel sipariş verme
fırsatının yakalanması olarak sıralanmaktadır.39
Tedarik zinciri stratejisi; müşteri hizmetleri, fabrika ve dağıtım merkezi, ağ tasarımı,
outsourcing ve lojistik ilişkilerini, müşteri-tedarikçi ilişkilerini, iş sürecini, bilgi
sistemlerini, organizasyon tasarımı ve eğitimini, başarı ölçütlerimi, başarı amaçlarını
içerir. Bilgi teknolojilerine yatırım yapan işletmeler, perakendecilere dağıtımı daha hızlı gerçekleştirirler. Perakendeci tarafından bilgi, depolara doğrudan
aktarılarak nakliyesi yapılabilir. Özellikle gıda üretimi ve otomobil sanayileri başta
olmak üzere birçok işletme günümüzde tedarikçiler, üreticiler ve müşteriler, aracılar
arasında elektronik veri değişimini (EDI) kullanmaktadır. Wal-Mart’ın dünya
çapında 14 000 tedarikçisi bulunmaktadır ve tedarikçileriyle bağlantı kurmak için
EDI sistemiyle stok sipariş sistemini kullanmaktadır. Küçük işletmeler EDI uygulamasını
pahalı bir sistem olduğundan dolayı zor bulmaktadır. Amerika’da orta ve
büyük işletmelerin % 67’si EDI sistemini kullanmaktadır. İnternet kullanıcılarının
sayısı hızla artmaktadır. Böylece müşteri siparişleri görülebilmekte, dağıtım hızlı
gerçekleştirilmektedir. Yükselen ekonomilerde ise teknoloji yetersizliği nedeniyle
elektronik ticaret toplam ticaretin % 2’si kadardır. Küresel tedarik zincirinin bir
başka yönü toplam kalite yönetimidir. Kalite, müşteri beklentilerine uygunluk olarak
tanımlanabilir. Ürünün özelliklerinin uygun, destek hizmetlerin olması, fi ziksel
etkisinin olması önemlidir. Kalite problemleri nedeniyle işletmeler zarara uğrayabilirler.
Toplam kalite yönetimi; müşteri memnuniyeti, çalışan bağlılığı ve kalitede
sürekli gelişmeyi ilke edinen bir süreçtir. Amaç hatasız, dünya standartları mal ve
hizmet tasarlamak ve üretmektir. Samsonite 1987 yılında Macaristan’da bir bavul
üreticisi ile Samsonite’a üretim yapması için işbirliği yapmıştır. Ortak teknoloji
yetersizliği nedeniyle iyi kalitede bavul üretemeyince Samsonite, ortağına yatırım
yapmak zorunda kalmıştır. Sonuçta dünya standartlarında ürün üretilmiştir.
Lojistik; hammadde, stok yönetimi, tedarikçiler, üreticiler ve müşteriler arasında
nakliye ilişkilerini kapsar. Örneğin Ford otomobillerinin montajı Meksika’da yapılmakta
ve daha sonra Amerika’ya nihai müşterilere gönderilmektedir. Arabaların
tasarımını ise Japon şirketi olan Mazda yapmakta, imalatta Japon malları
kullanılmaktadır. Ford Japonya’da üretilen bu malları almakta ve son montajın
yapılması için Amerika’ya ya da Meksika’ya nakliye etmektedir. Kaynakların ana
ülkeden elde edilmesiyle dil farklılıkları, uzaklıklar, tedarik, döviz kuru değişikliği,
savaş, grev, politika, tarifeler, karmaşık taşıma kanalları gibi problemlerden kaçınılabilir.
Ama yine de birçok işletme ülke içindeki kaynakları yabancı kaynaklara
göre pahalı bulmaktadır. Üretimde küresel kaynak stratejisinin kullanılmasının
nedenleri;
1) İşgücü maliyetleri, sıkı çalışma kuralları, arazi, tesis maliyetleri gibi maliyetleri
azaltmak,
2) Kaliteyi geliştirmek,
3) Dünya çapında teknolojiyi artırmak,
4) Dağıtım-tedarik sürecini geliştirmek,
5) Tedarik güvenilirliğini artırmak,
6) Teknik özellikler ya da üründen dolayı ülke dışında bulunabilen malzemelere
ulaşabilmek,7) Yabancı pazarlarda mevcut olabilmek,
8) İhtiyaçları, şartları karşılamak,
9) Rakiplerinin kaynak uygulamalarını takip etmektir.
Taşımacılık, iletişim ve aracıya ödenen ücretler nedenleriyle yabancı kaynak tedariki
ülke içindeki malzeme tedarikinden daha pahalı olabilmektedir. Parçaların
ülke dışından getirtilmesi uzun zaman alabilmektedir. İşletme, malzemeleri dikey
bütünleşmeye giderek, dışarıdaki tedarikçilerden yararlanarak ya da tedarikçilerle
Japonlar’daki “Keiretsu” ilişkileri kurarak sağlayabilir.40 Bir işletme dikey bütünleşmeye
gitmek yerine, outsourcing yaparsa, tedarikçilerle nasıl çalışacağını
belirlemek zorundadır. Tedarikçi, işletmenin belirlediği belirli özelliklere uygun
çalışmalıdır. Örneğin Toyota birkaç tedarikçi ile, standartlarına uygun tedarik sağlayacak
şekilde anlaşmıştır. Çok uluslu işletmeler satın alma fonksiyonunu beş
farklı şekilde gerçekleştirebilirler. Bunlar;
1) Uluslararası satın almaların yapılması için ülke içinden alıcılar
2) Yabancı ülkedeki yavru işletmeler aracılığı ile,
3) Uluslararası satın alma ofi slerinin kurulması,
4) Küresel kaynakların bulunması için işletmedeki belirli iş birimlerine sorumluluk
verilmesi,
5) Dünya çapında bulunan kaynaklarla bütünleşme ve koordinasyon sağlamaktır.
Bu stratejiler basitten karmaşık olana doğru sıralanmıştır. İşletmeler başlangıçta
ülke içindeki alıcıları kullanır. İşletmelerin dünyada farklı yerleşim yerlerinden
çeşitli tedarikçileri kullanması uzaklık, zaman, politik, ekonomik çevredeki belirsizlikler
nedenleriyle yöneticilerin üretim süreci için doğru sipariş vermelerini
zorlaştırır. Stok yönetiminde tam zamanında üretim (JIT) sisteminin kullanılması,
üretim sürecinde verimsizliği azaltır, mal ve hizmet kalitesinin geliştirilmesini sağlar.
Hammaddelerin, parçaların gerektiği zaman üreticin elinde olmasını sağlayarak
üreticiyi stok maliyetlerinden kurtarır. Yabancı kaynak kullanımı olduğunda
tedarik hattında kesinti olabileceğinden dolayı, işletmelerin JIT sistemini kullanmalarında
büyük risk yaratabilmektedir. Bununla birlikte yabancı işletmeler bu
konuda, nakliyenin ne kadar süreceği gibi JIT’in şartlarının uygulanması konusunda
uzmanlaşmaya başlamıştır. Önemli girdiler için kaliteyi bozmama gereği
tek tedarikçi kullanılabilir ama tek bir tedarikçi yerine iki tedarikçi kullanmak daha
az risk yaratmaktadır.Tutundurma
Ana ülkede iyi tanınan bir işletme yabancı bir ülkenin pazarına ilk defa girdiği zaman
tüketicilerin, işletme ya da işletmenin ürünleri hakkında bilgiye sahip olmayabileceklerini
dikkate almalıdır. Alıcılara yöneltilen ve onları ürünü satın almaya
ikna edici nitelikler taşıyan haberleşme faaliyetlerine Tutundurma Faaliyetleri adı
verilir. Mesajı gönderdiğiniz kimselerin tutum ve davranışları üzerinde önceden
belirlenen bir etki yaratmak amacıyla mesajların etkili bir şekilde düzenlenmesine
ve mesaj kanallarının seçilmesine ikna edici haberleşme denir. Uluslararası
tutundurma faaliyetleri, kişisel satış, reklâm, halkla ilişkiler, satış geliştirme ve
doğrudan pazarlamadan oluşmaktadır. Temel görevi ikna edici haberleşme olan
bu vasıtaların oluşturduğu bileşime tutundurma karması denir. Doğrudan pazarlama,
aracıların kullanılmadığı bir dağıtım şekli olarak görüldüğü gibi müşterilerle
doğrudan iletişimi sağlayan bir yaklaşım olarak, yani pazarlama tutundurma karması
elemanı olarak da görülmektedir41.
Potansiyel alıcıların mal ve hizmeti satın almaları isteğinin sağlanması için tutundurma
yapılması gerekir. İşletmeyle ilgili her husus bir tutundurma potansiyeline
sahiptir. Örneğin ürünün fi yatı, şekli, ambalajı, dağıtım kanalları, ürünle ilgili bakım
onarım hizmetlerinin hepsi önemli birer tutundurma potansiyeline sahiptir.utundurma, ev sahibi ülkedeki potansiyel tüketiciler ile iletişim kurulmasını sağlar.
Özellikle alıcıları hedefl ese de, başarılı işletmeler distribütör ile de iletişim kurar.
Tutundurma çabaları giriş stratejisine bağlıdır. İşletmeyi ve ürünlerini tanıtmak
isteyen yöneticiler ana ülkede olduğundan daha yoğun bir şekilde tutundurma
çabalarına girişmelidirler. Yabancı acentalar ya da distribütörler kullanıldığında,
hedef pazar bu temsilcilere bırakılır. Uluslararası işletme satış gücünün eğitimini
sağlar ama kişisel satış üzerindeki kontrol gücü kısıtlı olur. Uluslararası işletmeler,
hedef pazarda yan kuruluş açtıklarında, kişisel satışı genellikle nihai tüketicilerle
yüzyüze iletişimi gerektiren yüksek değerdeki ürünlerin satışında kullanmaktadırlar.
Tüketim mallarının satışında çoğunlukla reklâm kullanılırken, endüstriyel
malların satışında kişisel satış yöntemi kullanılmaktadır. Bununla birlikte en çok
kullanılan tutundurma elemanı reklâmdır. Reklâm düzenlemeleri, kanunları, kalitesi
ülkeden ülkeye değişmektedir. Örneğin, Belçika, Danimarka, İsviçre, Norveç
ülkelerinde televizyon reklâmlarına izin verilmemektedir ve düzenlemeler diğer
Avrupa ülkelerine göre izin verilen zaman dilimleri kısıtlanmaktadır. Halkla ilişkiler,
ihracat ve lisanslama stratejilerinde nadir olarak kullanılırken, daha çok yatırım ve
sözleşmeli düzenlemelerde kullanılmaktadır. İlişkisel pazarlama tüketicilerle uzun
süreli ilişkiler kurulması, müşterilerin işletmeler için değerli olduklarının hissettirilmesidir.
İşletmeler, müşteriler ile işletme arasında bilgi akışının kurulmasını ve
müşteri sadakatinin oluşmasını sağlamalıdırlar. Teknolojinin gelişmesi ve internet
reklâmcılığı ile ürün ya da hizmetlerdeki yeniliklerden müşteriler en kısa zamanda
haberdar edilmektedirler.42 (Tablo 54).
Reklâm ve Reklâmla İlgili Kararlar
Reklâm işletmenin satışlarını ve kârını artırmak amacıyla girişilen ikna edici bir
haberleşmedir. Kotler’e göre; “Belirli bir kişi veya kuruluş vasıtasıyla ve belirli bir
ücret karşılığında bir fi kir, mal veya hizmetin kişisel olmayan bir tarzda yani kamuya
açık bir tarzda sunulması ve övülmesine reklâm adı verilir”. Reklâm potansiyel
alıcıları olumlu etkilemek amacı ile müşterilere bilgi verir, işletmenin ürünlerinin
tercih edilmesi için sebepler sağlamaya çalışır. Kleppner’e (1980) göre reklâm
ürünün kullanımını, kullanım çeşitliliğini artırmada, yeni ürünün tanıtılmasında,
belirli bir tutundurma kampanyasını başlatmada, dezavantajı avantaja dönüştürmede,
işletme imajı yaratmada, yanlış anlaşılmaları gidermede kullanılabilir. Çok
uluslu işletmeler; ekonomik seviyeleri, politik ve ysal koşulların, tüketici davranışlarının,
yaşam stillerinin benzer olduğu ülkelerde, endüstriyel ya da ileri teknolojinin
kullanıldığı ürünlerde reklâmda standartlaşmaya giderler. Standardizasyon
çeşitleri;
1) Kültürel farklılıkların önemsenmediği tam standardizasyon (Volvo, BMW,
Calvin Clein reklâmları),2) Hedef ülkenin diline göre tercümelerin yapıldığı prototip standardizasyon
(Kinder, Honda, Nike, Levis),
3) Merkez tarafından belirlenen reklâm mesajından sonra şubelerin fi lm ve
metin konusunda serbest hareket etmelerini sağlayan model (örnek) standardizasyondan
oluşmaktadır (Pepsi Cola reklamları).43
Reklâmın özelliklerini sıralarsak;
1) Çok sayıda kişiye çok kısa sürede ulaşır. Tekrarı sözkonusudur. (TV Reklâmı...)
2) Tek tarafl ıdır.Tüketici tarafından izlenip izlenmediği bilinemez.
3) Görüntü, renk, ses hepsi birden vardır. Bu yüzden daha çok dikkat çeker.
4) İnsanlarda geniş bir kabul alanı bulur.
İşletme mal ya da hizmetleri için her yerde aynı reklâmı yapabilir ya da yerel pazarlara
göre reklâmda değişiklik yaparak uyum sağlama stratejisi izleyebilir. Coca
Cola, Levis, McDonalds küresel reklâm yaklaşımını kullanmaktadır. Unilever ise
Dove sabunları için her pazarda farklı aktörleri kullanmakta ve uyum sağlama
stratejisini izlemektedir.
Kişisel Satış Yöntemi
Satış amaçları için potansiyel alıcılarla yapılan konuşmalarda bir fi kir, mal veya
hizmetin sözlü olarak sunulmasıdır. Satış temsilcilerinin potansiyel müşterilerle
yüzyüze gelerek ve iletişimde bulunarak satışın yapılmasıdır. Bu nedenle işletmenin
satış personelinin ülkenin kültürü, yasal mevzuat, dış ticaret hukuku, insanları,
kullanılan yabancı dil, insanları dinleme, soru sorma, vücut dili, müzakere, ikna
etme gibi satış teknikleri hakkında bilgili olması gerekir. Birçok kaynağa göre en
iyi satış personeli, ev sahibi ülke kökenli olandır.44 Makine, elektronik teçhizat gibi
karmaşık endüstriyel mallar için müşterilerin ürünün özellikleri, kullanımı konularında
teknik bilgiye, satış sonrası destek kolaylığına ihtiyaçları vardır. Tüketim
mallarında ise reklâm, satış geliştirme gibi diğer tutundurma yöntemleri daha çok
kullanılmaktadır. Kişisel satış yöntemi işletmelerin yerel kültüre, norm ve kurallara
uygun satış yapmalarını, müşterilerle birebir kişisel iletişim kurmalarını sağlar ve
pazardan geri bildirim alınmasını kolaylaştırır. Bununla birlikte maliyeti yüksektir.Satış Geliştirme
Satışları teşvik edici vitrinleme, sergi, gösteri gibi pazarlama faaliyetleriyle olağan
olmayan bazı satış gayretlerine denir. Satış geliştirme; kuponlar, mağaza içi
promosyonlar, ortaklaşa reklâm kampanyaları, örnekleme, doğrudan posta kampanyaları
ve fuarlara katılımı kapsar. Çok sayıda uluslararası işletme, uluslararası
fuarlara katılmaktadır. Fuarlara katılmak, uluslararasılaşmak isteyen küçük
işletmeler için ilk adım olarak görülebilir. Satış geliştirme kısa bir süre için daha
sınırlı bir tüketici kitlesini hedefl er.
Halkla İlişkiler
Bir mal, hizmet veya işletmeye ait talebi kişisel olmayan bir tarzda özendiren ve
ticari yönden önem arz eden haber ve övgülerin yayın vasıtalarında veya sahnelerde
bir ücret ödenmeksizin yer almasının sağlanmasıdır. Halkla ilişkiler işletmenin
mal ve hizmetleriyle birlikte insanlar arasında şöhret ve imaj kazanmasını
sağlar. İyi halkla ilişkiler, işletmenin ev sahibi ülke hükümeti ile görüşmesine yardımcı
olur.
Doğrudan Pazarlama
Doğrudan Pazarlama satışları artırmak için tüketicilere kişiselleştirilmiş mesajlar
yollama olanağı tanıyan, birden fazla iletişim kanalını kullanabilen, tüketiciyle
karşılıklı iletişim kuran, bir pazarlama sistemidir. Örneğin Dell Bilgisayar, telefon
ya da web sitesiyle müşterileriyle doğrudan iletişim kurabilmekte, bireysel ihtiyaçlarını
karşılayabilmektedir. Alıcılar doğrudan sipariş verebilmekte ve Dell şirketi
hızlı ve etkili bir şekilde müşterinin istediği yere teslimat yapabilmektedir. Önceleri
doğrudan pazarlamada yüzyüze, posta ile satış, telepazarlama, telefonla satış,
katalogla satış yöntemleri kullanılırken günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle internet
ve diğer elektronik kanallar kullanılmaya başlanmıştır.
