Bölüm anahatları

  • Gayrimüslimlerin, İslâm hukuku içindeki yerini tesbit etmek ve önemini belirtmek, kuruluşundan yıkılışına kadar “ahkâm-ı örfiyye ve şer'iyye” ile yönetilmiş Osmanlı İmparatorluğunun meselelerini anlatmak açısından önemlidir. İmparatorluğu meydana getiren milletler içinde Müslüman olmayanların sayısı milyonların üstüne çıkmaktadır.

    İslâmdaki hukuk biliminin adı olan Fıkh’ın kelime anlamı “bilgi, anlayış inceliği” demektir. Fıkıh bütün yönleriyle İslâmiyet’e özgün değildir. İslâmiyet’in doğuşu ile ortaya çıkmış ve zamanla genişleyerek gelişmiştir. Ancak bu genişleme ve gelişme sırasında, Talmud (Yahudi hukuku), Roma-Bizans ve Sasanî hukuklarından, yerli örf ve geleneklerin geniş ölçüde etkilenmiştir. Kuşkusuz Fıkh’ın, diğer yabancı hukuklar üzerinde etkisi olmuştur. Özellikle, bu, İslâm hâkimiyetinin yayıldığı bölgelerde belirgindir. Melkit, Marunî Süryani (Yakubî-Nasturî) kiliseleri hukuk bakımından hemen hemen hiçbir yenilik ortaya koymamışlar ve Fıkıh’tan faydalanmışlardı. Hatta bu etkiden Mısır-Habeş (Kıbtî-Habeş) kilisesi de kendini kurtaramamış, Mısır Hıristiyanlarının İslâm vakıf sistemini örnek olarak, kiliseleri için vakıflar kurdukları bile görülür. Ancak batıl inançlar ve cehalet devri başladıktan sonra İslâm hukuku tamamen karanlıkta kalmış zamanla ölü hale dönüşmüştür.

    İslâm hukukuna göre dünyadaki insanlar iki kısımdır:

    a-Müslümanlar

    b-Müslüman Olmayanlar

    Müslüman olmayanlar da ayrıca iki kısma ayrılmışladır:

    a-Müşrikler

    b-Ehl-i Kitaplar (kitabîler)

    Hz.Muhammed’in son ve en önemli anlaşması, Necran’da bulunan Putperest, Yahudi ve Hıristiyanlarla yaptığı anlaşmadır. Anlaşma genel olarak şu maddeleri içine almaktadır:

    1-Her yıl 2000 elbise verilecek (hülle) ve her elbisenin değeri kırk dirhem olacak. Elbiselerin yarısı Safer ayında, yarısı da Recep ayında teslim edilecek.

    2-Gerekirse zırh ve binek hayvanları verilecek.

    3-Gönderilen memurların bir aylık ihtiyaçları necranlılar tarafından karşılanacak ve bu memurlara otuz zırh, otuz at ve otuz deve kiraya verilecek.

    4-Kiraya verilen bu mallara gelecek olan zararı memurlar ödeyecek.

    5-Necranlıların mal, mülk, ibadet ve kişisel özgürlükleri devletçe emniyet altına alınacak (zimmet).

    6-Necranlıların izni olmadan, kimse piskopos, rahip ve diğer din adamlarının yerlerini değiştirmeyecek.

    7-Necran halkına herhangi bir şekilde hakaret edilmeyecek ve islâmlıktan önceki kan davaları için intikam alınmayacak.

    8-Asker olmayacaklar ve hiçbir ordu izin almadan topraklarına girmeyecek.

    9-Faizcilik yapanlar zimmî olamayacak ve kimse kimsenin suçundan sorumlu tutulmayacak.

    10-Ancak bu şartlara uyulduğu takdirde zimmet hukuku devam edecek, aksi halde bozulacak.

    Bundan sonra, yılı bilinmeyen bir tarihte Necranlı Hıristiyanları, Hz.Muhammed’den bir ahidname almışlardır. Bu ahidnamenin önceki anlaşmadan farklı olan tarafı ve en önemli maddeleri şunlardır:

    1-Müslümanlar hıristiyanları bütün tehlikelere karşı koruyacaklar (zimmet).

    2-Necranlıları kendileri ile birlikte savaşmaya zorlamayacaklar.

    3-Necran’ın adet ve kanunlarında hiçbir değişiklik yapmayacaklar.

    4-Yıkılan bir kilisenin yeniden tamiri sırasında müslümanlar necranlılara yardım edecekler.

    5-Papaz veya rahip olmayan ve yoksul olan halktan dört dirhemden fazla vergi alınmayacak, tüccar ve zenginlerin vergisi on iki dirhem olacak.

    6-Hırıstiyan bir kadın, bir Müslümanın evinde kalırsa, Müslüman olmaya zorlanmayacak ve ibadetinde serbest bırakılacak.

    İslâm egemenliğinde bulunan ve Müslüman olmayan halkın hukukî ve toplumsal durumları bu esaslar çerçevesinde oluştu. Daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan farklılık, imamların görüş ayrılığından ileri gelmiştir. Ancak bunlar da yine esasta birleşmektedirler.

    Zimmet, “cihad”ın bir sonucudur. Cihad ise “daru'l-harp” ve “daru'l-İslâm” la ilgilidir. Fıkh’a göre dünyada iki kısım toprak vardır. Birincisi “daru'l-harp” yani İslâm egemenliğinde olmayan ülkeler, ikincisi “daru'l-İslâm”, yani İslâm egemenliğinde olan ülkelerdir.

    Eğer İslâm ordusu bir müşrik ülkesine gitmişse, onlara yalnız Müslüman olmaları önerilir. Müşrikler için zimmet durumu olamaz. Bunlar ya Müslüman olmak veya savaşmak şıklarından birini tercih etmek zorundadırlar. Müşriklere bundan başka bir hak tanınmamıştır.

    Müslümanların da zimmîlere karşı yapmakla yükümlü bulundukları bazı görevleri vardır. Zimmîlere düşmanlık yapmamak, zimmîye her hangi bir zarar verirse derhal ödemek ve dışardan gelecek her türlü saldırıya karşı zimmîyi korumak, Müslümanların zimmîlere karşı olan görevlerindendir. Zimmetin süresi yoktur, süreklidir. Aman gibi yalnız kişiyi değil, aileyi de içine alır.

    Zimmî, zimmîlik şartlarını yerine getirmediği zaman zimmet durumu kalkar. Zimmet durumunu kaldıran şartlar konusunda imamlar çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Hanbelî ve Malikî fıkıhlarına göre zimmetin kalkmasını gerektiren şartlar şunlardır:

    1- Zimmî daru'l-harbe gidip müslümanlara karşı savaşırsa.

    2- İslâmiyetin kanunlarını ve mahkemelerini kabul etmezse.

    3- Cizye vermeyi reddederse.

    4- Bir müslümanı dininden döndürürse.

    5- Müslümanların düşmanlarına yardım ederse.

    6- Bilerek ve isteyerek bir müslümanı öldürürse,

    7- Allah'a, kur’an’a ve hz.muhammed ile islâm dinine küfür ve hakaret ederse.

    8- Bir müslüman kadın ile zina yapar veya evlenirse.

    9- Soygunculuk ve eşkıyalık yaparsa.

    Hanefî fıkhına göre bu şartlardan sadece birincisi gerçekleşse zimmet kalkar. Şafiî fıkhı ise zimmetin kalkması için ilk üç şartın gerçekleşmesi gerektiği görüşündedir.

    Zimmîleri Müslümanlardan ayıran belirtiler olarak zimmîlerin yapmak zorunda kaldıkları hususlar şunlardır:

      1- Zimmî müslümandan farklı elbise giyecek.

      2- Zimmîlerin oturdukları binalar müslümanlarınkinden yüksek olmayacak.

      3- Çan çalınmayacak ve yüksek sesle ibadet edilmeyecek.

      4- Genel yerlerde şarap içilmeyecek, haç ve domuz gösterilmeyecek.

      5- Ölüler gizli olarak gömülecek ve arkasından ağlanmayacak.

      6- Ata binilmeyecek.

      7- Zimmîlerin saç biçimleri ve isimleri Müslümanlarınkine benzemeyecek.

      8- Zimmî silah taşımayacak ve kullanmayacak.

      9- Süslü olmayan kemerler takabilecek.

    10- Binek hayvanlarında eğer kullanılmayacak.

     (Kaynak: Yavuz ERCAN-Osmanlı Yönetiminde Gayrimüslimler, Turhan Kitabevi, Ankara, 2001)