Bölüm anahatları
-
Roma’ya Bağlı patriklikler şunlardır:
1-Latin Patrikhanesi
2-Ermeni Patrikhanesi
3-Süryanî Patrikhanesi
4-Kildanî Patrikhanesi
5-Marunî Patrikhanesi
6-Melkit Patrikhanesi
7-Kıptî Patrikhanesi
Roma’ya bağlı olmayan patriklikler ise şunlardır:
1-Sırp Patrikhanesi
2-Bulgar Patrikhanesi
3-Rum Patrikhaneleri
a-Kudüs Rum patrikhanesi
b-İstanbul (Fener) Rum patrikhanesi
4-Ermeni Patrikhaneleri
a-Erivan (Eçmiyazin) Ermeni patrikhanesi
b-Kudüs Ermeni patrikhanesi
c-İstanbul (Kumkapı) Ermeni patrikhanesi
5-Nasturî Patrikhanesi
6-Süryanî Patrikhanesi
7-Melkit Patrikhaneleri
8-Kıptî Patrikhanesi
Osmanlılar kilise kelimesinin karşılığı olan “kenise” kelimesini daha çok kullanmışlardır. Kenise kelimesi Arapçaya Ârâmice’den, Türkçeye de Arapça’dan geçmiştir. Kenisenin sözlük anlamı “toplantı yeri, okul” demektir ve Arapçada hem Hıristiyan, hem de Musevî ibadethanelerini ifade etmek için kullanılmıştır. Fakat sonraları kilise için kenise, havra ise kenis şekli kabul edilmiştir.
Manastır, daha çok külliye kelimesiyle ifade edilebilecek bir Hıristiyan mabedidir. Her ne kadar burada da ibadet edilirse de aynı zamanda bir okul ve din adamları için bir barınaktır. Çoğu zaman manastırlar bir piskoposluk, metropolitlik veya patriklik merkezi olurlar. Kelimenin aslı Latince “monasterium”dan gelmektedir.
Manastır ve kiliselerdeki din adamları doğrudan doğruya halkla temastadırlar ve halkla Tanrı arasında ve halkla patrik arasında ilişkiyi sağlarlar. Osmanlı İmparatorluğu zamanında devletin Hıristiyan halk ile ilişkisi patrikhaneler aracılığıyla sağlanmış, patriklerde bu görevi rahipler ve piskoposlar aracılığıyla yapmıştır.
Bir kilisede yönetici rahip veya papazdır. Rahip veya papazdan sonra diyagos gelir. Rahip veya papazların ruhanî olmaları şarttır. Diyagos ruhanî veya sivil olabilir. Diyagos’tan başka ayin ve ibadet işinde papaza yardım etmek üzere koro şefi ve korosu (bazan çalgıları ile müzisyenler), çancı (zangoç), hademe ve bekçiler de bulunurlar. Bu gruptan olanlar çoğunlukla sivildir.
Genellikle evlenmiş din adamına papaz, evlenmemiş papaza rahip denir. Papazlar çoğu zaman rütbe bakımından terfi edemezler. Ancak başpapaz (horepiskopos) veya piskopos olabilirler.
Diyagos (eğer ruhanî ise), papaz ve piskoposlar ancak takdis ile olur. Bunun dışında kalan başpapaz, metropolit (başpiskopos), patrik ve kilisenin diğer hizmetlileri, daha önce takdis olundukları için, tayin veya seçim yoluyla olurlar.
Rahip veya papaz, en az bir piskopos tarafından takdis edilmek suretiyle piskopos yapılır. Piskopos birkaç kilise veya bölgenin dini amiridir. Piskoposlar terfi edince metropolit olurlar. Bir bölgede birden fazla piskopos varsa bunlardan biri diğerlerinin üzerine metropolit tayin edilir. Metropolitler de piskoposlar gibi bir şehre veya bölgeye ait kiliselerin başıdır ve bu kiliseler aracılığıyla Hıristiyan halk ile patrikhane arasında bağlantı kurar. Metropolit olabilmek için en az otuz yaşında ve bekâr olmak gerekir.
Kiliselere bağlı bir yan örgüt de derneklerdir (eforia). Genellikle sivillerden oluşan dernek dört ile altı üyeden meydana gelir. Hemen hemen her kilisenin bir derneği vardır. Dernek kilisenin mali ve toplum işlerine bakar. Kilisenin bakım ve onarımı da derneğin görevleri arasındadır.
Patrikhanenin en yetkili organı sinod meclisidir (sen sinod). Sinod sekiz, on veya on iki metropolit veya piskopostan oluşur. Patrikhaneye veya patrikhanenin toplumuna ait emir ve tüzükleri hazırlayan, karar veren ve yürüten meclistir. Sinod üyelerinden birisi patrik seçilirse, yeni bir üye meclise alınır. Sinod üyesi olabilmek için metropolit veya piskopos olmak ve evlenmemiş bulunmak şarttır. Sinod’a üye seçimi önceleri patrikhaneye bağlı piskopos ve metropolitler arasından seçimle olurdu. Sonraları en yaşlı metropolitler sinod üyesi olmaya başladı. Daha sonra bu yöntem de bırakılarak bir veya birkaç yıl için sıra ile metropolitler sinod üyesi olmaya başladılar. Sinod’un görevi patrik seçmek, diğer patrikhanelerle ilişki kurmak, metropolit, piskopos, rahip ve papazları atamak veya görevden almaktır.
Patrikhanenin ve patrikhanenin temsil ettiği toplumun en yüksek dini başkanı patriktir. Ancak patrik tek başına karar veremez. Sinod’a danışması gerekir. Patrik olabilmek için evlenmemiş olmak ve sinod üyesi bulunmak gereklidir. Patrik vekili ise, patriğin bulunmadığı zamanlarda onun görevini yapar. Patrik vekili de sinod üyeleri arasından seçilir. Bazen sinod’a, patrik vekilinin yerine de üye seçilir. Bazan de patrik vekili ile birlikte on iki kişi olur.
Museviliğin Yahudîler arasında yayılmasından sonra Hz.Süleyman bütün tapınakları kapatmış ve bir tek ibadethane yaptırmıştır. Bunun adı Mescid-i Aksa veya Süleyman Mabedi’dir. Kudüs’de bulunan bu tapınak iki kez yıktırılmış ve ikinci yıkılıştan sonra Yahudiler bir daha onarmamışlardır. Zaten halkın pek çoğu katledilip veya sürgün edildiğinden 2000 yıl siyasal birlik kuramamış, böylece onarım işi de imkânsızlaşmıştır.
Başlangıçta Tanrı’nın oturduğu yer veya Tanrı’nın tahtının bulunduğu yer olarak kabul edilen bu bina Yahudilerin tek ibadet yeriydi. Bundan başka yerde ibadet edilemezdi. Ancak tapınağın yıkılışı ve sürgünler nedeniyle Yahudîler arasında yeni ibadethaneler fikri ortaya çıkmıştır. Daha çok toplum içinde birliği sağlamak ve Yahudî toplumunu örgütlemek ihtiyaçlarından doğan bu düşünce, dünyanın her yerinde havraların yapılmasına yol açtı. Bu havraların yönetimi bir merkezde toplanarak buraya, havralardaki din adamı olan hahamdan dolayı, hahamhane ve hahambaşılık denildi. Bu hahamhaneler Yahudîlerin bulunduğu hemen her bölgede kuruldu.
(Kaynak: Yavuz ERCAN-Osmanlı Yönetiminde Gayrimüslimler, Turhan Kitabevi, Ankara, 2001)
