Bölüm anahatları

  • Dersin adını oluşturan metot, kelimesi Osmanlı Türkçesi’nde usuldür. Metodoloji ise usûliyât olarak kullanılmaktadır. Esasında usûl, Türkçe’ye Arapça’dan geçmiş bir kelimedir. Türkçede usûl yerine, yönlendirmek, yön vermeden türetilmiş yöntem, usuliyat yerine ise yöntem bilimi daha çok kullanılmaktadır. Usul sözcüğü Arapça asl sözcüğünün çoğuludur. Bu sözcük Arapçadaki anlamı ile Türkçeye asıllar, esaslar, kökler, temeller; bir bilimin veya tekniğin asıl konusundan önce öğrenilmesi gereken temel bilgi; başlangıç; yol, yöntem metot, düzen, kural anlamın geçmiştir.

    Metot ve metodoloji kelimeleri ise Türkçeye Fransızcadan Fransızcada metot Bir gerçeğe ulaşmak için tutulan mantıklı fikir yolu, Metodoloji ise Yöntemleri ve bunların bilimlerle ilgili olanlarını deneysel olarak inceleyen mantık kolu demektir. Esasında sözcüğün kökeni Grekçedir. Grekçede hodos, yol demektir. Kelimenin önüne öte, ötesi, ötesinde anlamı ile meta eklenince methodos türetilmiştir. Bu da Grekçede yol, yöntem, usul, izleme, araştırma, bir bilimsel sorunu yönteme uygun biçimde inceleme, el kitabı, doktrin, bilim, dolambaçlı yol, hile, yapmacık anlamlarına gelir.

    Kelimedeki loji yine Grekçedeki legein eylemine dayanan logos’tan gelir. Logos söz, söylenen şey, düşünce, özdeyiş, örnek, karar, durum, vaat, bahane, kanıt, emir, düzen, anma, söylenti, görüşme, felsefi tartışma, öykü, masal, düzyazı biçiminde kompozisyon, söylev, felsefi ahlaki tıbbi el kitabı, eser veya eserin bir bölümü, bilim, inceleme, güzel sanatlar, zekâ, sağduyu anlamlarını içerir. İnsanlar tarihin en eski dönemlerinden beri yaşamlarını sürdürebilmek ve tehlikelerden korunabilmek için yaşadıkları çevrede olup bitenleri merak etmiş ve öğrenmeye çalışmıştır. Böylece araştırma anlayışı ilk kez ortaya çıkmıştır. Araştırma, insanoğlunun yaşadığı çevreyi tanıması, daha iyiyi ve daha güzeli elde edebilmesi, bilinmeyeni öğrenmesi, içinde bulunduğu veya geçmişte karşılaştığı sorunlarına çözüm yolları bulabilmesi için giriştiği sistematik bir çabadır. Araştırma eyleminin temelinde iki sebep yatar; biri insanoğlunun dış dünyayı öğrenmesi ve olaylar arasındaki kalıcı ilişkileri bulup çıkarma ihtiyacı, yani merak ve tatmin. Diğeri kişiyi rahatsız eden sorunların giderilmesi ve insanın rahat ve mutluluğunu artırma isteği, yani tehlikelerden korunma ve doğayı kullanma isteği. Bütün bu merak ve gereksinmeler sonucu ortaya çıkan gelişmeler, yapılan işlerin rastgele değil, belli ve sistematik bir yöntem içinde yapılması gerçeğini de ortaya çıkarmıştır. Zira insanlar tarihin en eski dönemlerinden beri yaşadıkları çevrede olup bitenleri merak etmiş ve öğrenmeye çalışmıştır. Araştırma anlayışı ilk kez bu nedenle ortaya çıkmıştır. Araştırma en yalın haliyle insanoğlunun yaşadığı çevreyi tanıması, daha iyiyi ve daha güzeli elde edebilmesi, bilinmeyeni öğrenmesi, içinde bulunduğu veya geçmişte karşılaştığı sorunlarına çözüm yolları bulabilmesi için giriştiği sistematik bir çabadır. Bu eylemin temelinde iki sebep bulunur.

    1-İnsanoğlunun kendi dışında yaşananları öğrenmesi ve olanlar arasında var olan ilişkileri öğrenme arzusu

    2-İnsanın kendini rahatsız eden problemleri gidermesi ve mutlu olma isteği

    Araştırma eylemi iki türlüdür.

    1-Temel araştırmalar.

    2-Uygulamalı araştırmalar.

    Temel araştırmalar, bilim, bilim içindir görüşünden yola çıkar. Yeni bilgiler elde etmek ve teorik bilgi alanını genişletmek asıl amaçtır. Pratik bir sonuca varma kaygısı fazla değildir. Araştırma eylemine sanat, sanat içindir anlayışında olduğu gibi bakar.

    Uygulamalı araştırmalarda ise kişinin veya toplumun karşılaştığı sorunlara çözüm yolları aranması temel amaçtır. Bilime katkıda bulunmak ikinci derecede kalır. Bu iki tür araştırma çalışmalarını birbirinden tamamen kopuk olarak sürdürmez. Uygulamalı çalışmalar, sorunlara pratik çözümler getirebilmek için temel araştırmaların sonuçlarından ve verilerinden yararlanmak zorundadır. Böylece, bir bakıma temel araştırmalar da uygulamalı araştırmalar sayesinde insanlığın yararına kullanılmış olur.

     

    (Kaynak: Yavuz Ercan, Tarih Araştırmalarında Yöntem ve Teknik, Turhan Kitabevi, Ankara 2010)