Bölüm anahatları
-
Bugün toplum bilimlerinin alanları arasındaki sınırı belirleme konusunda genel bir kriz yaşanmaktadır. Bu kriz, bilgi birikiminden, bilimler arası işbirliği olmayışından ve birbirleriyle bütünleşememelerinden ileri gelmektedir. Bilimler arasında bir işbirliği gerçekleşemediği gibi her bilim kendi alanındaki gelişmeye de zaman zaman ayak uydur makta zorlanmaktadır. Bu nedenle bilimler kendi aralarındaki sınırı tam çizememenin sıkıntısı içindedir. Bunun yanında işbirliğini gerçekleştirme yolunda fazlaca bir çaba gösterildiği de söylenemez.
İnsan topluluklarıyla ilgilenen ve bunlar üzerinde çalışmalarını sürdüren toplumsal bilimlerden tarih ile toplumbilim, toplumsal antropoloji ve halkbilim arasında fark vardır. Kuşkusuz bu bilimlerin her birinin insan topluluklarına bakış açıları ve ele alış biçimleri farklıdır. Tarih felsefesi ile felsefe tarihi, tarihi coğrafya ile coğrafya tarihi, adları benzer gibi görünse de birbirlerinden ayrı disiplinlerdir. Günümüze yakın dönemleri hem tarihçiler hem de siyasal bilimciler araştırmaktadır. Siyasal bilimcilere göre yakın geçmiş henüz en azından tam anlamıyla tarih olmamıştır. Dolayısıyla tarihçilerin araştırma konusuna girmez. Tarihçilere göre ise günümüze ne kadar yakın olursa olsun geçmişin her alanı tarih bili- minin araştırma alanı içindedir. Yakın geçmişin tarih araştırmalarının alanı içine girmediğini kabul eden tarihçiler vardır.
Tarih sözcüğünün kapsadığı alanı ve tarihin konusunu geniş ve dar anlamda olmak üzere iki türlü düşünmek gerekir. Geniş anlamda tarih denilince taş, toprak, su gibi cansız varlıkların, ot, ağaç, sebze, meyve gibi canlı varlıkların ama bitkilerin, diğer canlı varlıklardan çeşitli hayvanların ve nihayet en gelişmiş canlı varlık olan insanın tarihi akla gelir. Dar anlamda tarih denildiğinde ise yalnız insanın düşünce ve eylemleri sonucu ortaya çıkan tarihi düşünmek gerekir. Bu kitapta ele alınacak tarih dar anlamdadır, yani insanın tarihidir.
İnsanın düşünce ve eylemleri sonucu ortaya çıkan tarihin de nasıl oluştuğu konusunda son yüzyılın tarihçileri arasında görüş birliği yoktur. Mesela, Michelet ve Fustel de Coulanges tarihin konusunun doğası gereği insan olduğu yani tarihsel olayları bireylerin yarattığını ileri sürer.
İngiliz tarihçisi Thomas Carlyle’ın görüşü ise farklıdır. Carlyle’a göre insanların başardığı işlerin tarihi, yeryüzünde çalışıp çabalamış adamların tarihidir. İnsanlık tarihinin esasını büyük adamlar oluşturur. Bunlara dâhi veya kahraman denir. Başka bir deyişle insanlık tarihi dâhilerin ve kahramanların tarihidir.
Bu görüşlerin aksine mesela, Marc Bloch tarihi yaratanların bireyler, dâhiler veya kahramanlar olmayıp organize toplumlar olduğunu ileri sürer.
Tarih, bir millete kimliğini veren bilimdir.
Tarih, belli bir entelektüel deneydir.
Tarih, yüksek eğitim değeri olan bir bilimdir.
Tarih, tam bir zihni terbiye biçimidir.
Tarih, insan davranışına etki ederek, kişinin yaşamını değiştirebilen bir bilimdir.
Tarih, önceden görüş ve anlayış dinamizmi veren bir bilimdir.
Tarih, çağımızın en önemli, eğitim, kültür ve hümanizma aracıdır.
Tarih, bir ulusun nelere yetenekli olduğunu ve neler başarabilme gücünde olduğunu gösteren en doğru kılavuzdur.
Tarih araştırmalarının bitiminde ulaşılması gereken hedefler şunlardır:
Araştırmanın bitiminde bir sonuca varabilme.
Çıkarılan sonuçtan pratik yarar elde edebilme.
Çıkarılan sonuçla doğru düşünmeyi sağlayabilme.
Çıkarılan sonuçla ülkede yaşanmakta olan olayları doğru anlayıp kavrayabilme.
Çıkarılan sonuçla dünyada yaşanmakta olan olayları doğru anlayıp kavrayabilme.
Çıkarılan sonuçla ülkede ve dünyada yaşanmakta olan olaylar arasında sağlam, sağlıklı ve doğru ilişkiler kurabilme.
Çıkarılan sonuçla geleceğe yönelik planlar, programlar, projeler veya kuramlar üretebilme.
Geçmişi yeniden kurarken, aslına bağlı kalma, kesinlikle yansız olma, kişisel duygu, düşünce, ideoloji, inanç ve benzeri etkenlerin altında kalmama.
Tarihin Tanımı
Eskiçağlardan günümüze kadar tarihin çok çeşitli tanımları yapılmıştır. Bu tanımların kimileri arasında büyük farklar vardır. Esasen, eskiçağlardan günümüze kadar tarih ve tarihçilik anlayışı da çok büyük değişiklikler geçirmiştir. Bilim ve teknikteki gelişme, toplumların içinde bulunduğu durumlar, bilim adamlarının kişisel anlayış ve değerlendirmeleri göz önüne alındığında bu farklılığı doğal karşılamak gerekir.
En çok bilinen ve en yaygın tanım Lucien Febvre tarafından yapılmıştır. Febvre’e göre, tarih, insan geçmişinin bilimidir”. Febvre, daha sonra bu tanımı, tarih, geçmiş ve bugünün incelenmesidir şeklinde kısmen geliştirmiştir.
Güstav le Bon’a göre, tarih, insan ruhunun çeşitli etkiler altındaki tepkilerinden doğmuştur. Fakat bu ruhun gerçek mahiyeti daha yeni anlaşılabilmektedir. Tarih biliminin asıl temeli olan psikoloji şimdiye kadar onun ancak çevresini aydınlatabilmiştir.
Kant’a göre tarih, rasgele oluşmuş sıradan ve kaba olaylar dizisi değildir. Aksine insanların ya da toplumların belirlenmiş ilkeler çerçevesinde oluşan eylemlerinin dizisidir
Gabriel Monod’a göre, tarih, insan eylem ve düşüncelerinin birbirini izle- me, gelişme ve ilişki oranı veya bağlılık oranı açılarından ortaya çıkan durumun bütünüdür.
Ernest Bernheim’a göre, tarih, insanların yer ve zaman çerçevesinde oluşturdukları gelişmeleri, bunların sosyal bir bünyenin bireyleri ve toplulukları sıfatıyla yaptıkları eylemlerinde ve aynı zamanda bu sosyal yaşamda söz konusu farklı durumlardaki rol ve önemleri saptanan psikolojik ve fiziksel etkenlerin ortaya çıkardığı neden-sonuç ilişkileri çerçevesinde araştıran ve anlatan bilimdir.
Zeki Velidi Togan, tarihin tanımı konusunda Bernheim’ı hemen hemen aynen tekrar etmektedir. Togan’a göre, tarih, insanlığın toplumsal ve siyasal yapılar oluşturarak ilerlemesinde kişiler ve toplumlar tarafından yapılan eylemleri ve ortaya çıkan olayları inceler. Tarih bu olayların nedenleri ve sonuçları arasındaki iliş- kileri araştırır ve saptar.
Frankfurt Okulu taraftarlarına göre tarih, insanların doğaya olduğu kadar, birbirlerine hükmetme sürecidir. Varoluşçu tarih görüşünü savunanlar ise tarihi “insanın içinde bulunduğu ortam olarak tanımlamıştır.
Fernand Braudel’e göre, tarih, dün, bugün ve geleceğin incelenmesidir.
Tarih daha birçok şekilde tanımlanabilir. Mesela, tarih, doğa ve insan veya insanların yani toplumların birbirleriyle ilişkileri ve etkileşimleri ile örülen geçmiştir.
Tarih, geçmiş zaman boyutunda yer alan olayların ve hareketlerin, başlangıçtan sonuca kadar olan akışını inceleyen, bu süre içindeki bilgileri toplayan, düzenleyen, değerlendiren ve yorumlayan bilimdir.
Ya da nihayetinde tarih, geçmiş dönemlerde insanın görünür ve görünmez düşünce ve eylemleriyle oluşturduğu maddeler ve olayların tümüdür.
Tarih bilimi ise insanın oluşturduğu maddeler ve olayların neden ve sonuçlarını araştırarak geçmişi yeniden kuran ve yeniden kurduğu bu geçmişle içinde bulunduğu an ve gelecek arasında köprü kurmaya çalışan bilimdir.
(Kaynak: Yavuz Ercan, Tarih Araştırmalarında Yöntem ve Teknik, Turhan Kitabevi, Ankara 2010)
