Bölüm anahatları
-
Tarih içinde her şeyden önce araştırma konusu olan şey olaylardır. Tarihsel olaylar, insanın geçmiş zamanlarda görünür ve görünmez çalışmasıyla vardığı sonuçlardır. Bunlar, insan düşünce ve psikolojisinin çeşitli etkiler altındaki tepkilerinden doğar. Bir binanın yapılması, iki ordu arasındaki savaş, bir kentin kurulması veya bir toplumun bir yerden başka bir yere göçmesi ve bu olaylar çevresinde öykü ve destanların ortaya çıkması birer tarihsel olaydır. Geçmişte olmuş bir olayın tarihsel olay niteliği kazanabilmesi için, toplumu olumlu veya olumsuz yönde etkilemesi ve iz bırakması gerekir. İz bırakmamış olayı hiçbir şekilde bilemeyeceğimiz için onun tarihsel olay olup olmadığını da tartışamayız. İnsanın günlük yaşamı içindeki biyolojik ve fizyolojik hareketleri, çevreye veya topluma herhangi bir etki yapmayan bireysel eylemler tarihsel olay değildir. Buna karşılık bir toplumun veya topluluğun günlük yaşamı, gelenek ve görenekleri tarihin konusu içindedir. Olaylar uygulamada doğrudan ve dolaylı olmak üzere ancak iki şekilde öğrenilebilir. Eğer olay olduğu sırada kişi orada ise veya olaya bizzat katılmışsa bu olay doğrudan öğrenilmiş demektir. Dolaylı öğrenme ise üç şekilde olabilir: Olayı gören birinden dinleyerek Olayı görüp yazmış olan birinin bıraktığı metin okunarak Olaydan kalan diğer izler araştırılıp incelenerek Aslında, olayı görüp anlatan sözlü kaynak, olayı görüp yazmış olanın bıraktığı yazılı metin yazılı kaynak, diğer izler ise yazısız kaynak sınıfına giren belgelerdir. Tarihi oluşturan olaylar çeşitli nedenler altında doğar. Bunların bir kısmı toprak, iklim, ırk gibi sürekli nedenlerdir. Dinler, istilalar, savaşlar, doğal yıkımlar gibi nedenler ise geçicidir.
Tarihsel olayları genellikle görünürdeki nedenler başlatır fakat gerçek nedenler yönlendirir ve sonuçlandırır. Bu nedenle neden/sebep kavramı eskiçağ düşünürlerinin zihnini sürekli işgal etmiştir. Ancak bu ilgi eskiçağdan bugüne değişmiş değildir. Bugün de tarihçiler için olayların neden ve sonuçları birinci derecede önem taşır. Tarihin boş bir öykü olmaktan çıkarılıp, topluma yararlı bir bilim olabilmesi için güncelleştirilmesi gerekir. Bu da ancak tarihsel olayların sebep-sonuç ilişkilerinin araştırılıp ortaya konulmasıyla olanaklıdır.
Tarihsel olayların nedenleri şu gruplar içinde toplanabilir:
Gerçek olup olmadıklarına göre iki tür neden vardır;
Görünürdeki neden ve gerçek neden
Bir olayın nedenleri oluştukları yere göre de iki gruba ayrılır;
İç neden ve dış neden
Olayların nedenleri olaya etki veya ilişki derecesine göre yine iki grup içinde toplanabilir:
Uzak neden ve yakın neden
Tarihçinin asıl amacı, akıp gelen çağlar içinde insanlık yaşamını eskiden olduğu gibi yeniden birleştirmek ve canlandırmak olmasına karşın bu iş her zaman eksik yapılacaktır. Çünkü eski dönemlere ait birçok tarihsel olay hiçbir iz bırakmadan kaybolup gitmiştir. Bu izlerin kaybolması çok çeşitli nedenlere dayanır. Belgelerin kayboluşu iki ana grupta toplanabilir:
Doğal yollarla kaybolanlar ve insan eliyle yok edilenler
Tarihsel olaylar maddi ve zihni olmak üzere iki kısma ayrılır.
Tarihsel olayların araştırılabilmesi için tanınabilmesi ve bilinmesi gerekir. Olayların bilinip tanınması ise onun bir belgede korunmuş olmasıyla mümkündür. Geçmişteki olaylar hakkında bize bilgi veren, onu doğru anlayabilmemiz için tanıklık eden her türlü malzemeye belge denir. Tarih, belgelerle yapılır. Tarihsel belgeler maddî ve zihnî olmaları bakımından iki gruba ayrılır:
Maddi iz bırakmış olaydan kalanlar. Yapı veya işlenmiş herhangi bir şey.
Zihni iz bırakmış olaydan kalanlar. Yazılı bir tanım veya öykü. Bunlar aynı zamanda yazılı ve sözlü belgeler grubuna da girer.
Özellikleri açısından ise tarihsel belgeler iki grupta toplanır:
Sözlü belgeler. Dilden dile ve nesilden nesle aktarılan her türlü efsane, destan, öykü, masal, fıkra, atasözü, deyim ve benzeri anlatılar.
Sözlü olmayan belgeler.
Bunlar da kendi içinde üç gruba ayrılır;
Yazısız belgeler. İnsan elinden çıkmış üzerinde yazı bulunmayan her türlü madde. Yapılar, ev eşyaları, giysiler, süs eşyaları gibi.
Kazılı, yazılı ve çizili belgeler. Sert maddeler üzeri- ne kazınarak yazılmış her türlü kalıntı, resim, gravür, şekil, harita gibi malzemeler, arşiv ve kütüphanelerde bulunan her türlü yazılı belgeler.
Sesli, görüntülü ve elektronik belgeler. Fotoğraflar, plaklar, ses bantları, filimler, videobantlar, bilgisayar disketleri, CD, VCD, DVD, parmak bellekler ve taşınabilir bellekler. Belgesiz tarihsel gerçek olmaz. Belgesiz araştırmalar sözde kalır. Tarih belgelere dayanmak zorundadır. Bu nedenle tarihsel dönemler yazının icadı ile başlar. Yazının icadından önceki dönemlere tarih öncesi denir.
Bir tarihsel gerçeğe ulaşabilmek için daha önce onunla ilgili tarihsel olayları bulmak ve bilmek gerekir. Tarihsel olaylar da tarihsel belgelerin içinde saklıdır. Bunlar tarihin organları gibidir. Hepsi bir araya gelince tarihi oluşturur. Öyle ise buradan şöyle bir önerme çıkarılabilir; tarihsel belgelerden tarihsel olaylar, tarihsel olaylardan da tarihsel gerçekler elde edilir.
Tarihsel Olay
Tarihin amacı, tarihsel olayları ve olguları inceleyerek insanoğlunun zaman içinde geçirdiği yaşamın özünü ve gerçeğini anlamak ve bu deneyimi kullanarak gelecek için kurallar, planlar, programlar ve politikalar üretmektir. Bu noktada tarih kavramı, insanın eylemlerini ve bu eylemlerin sonuçlarını, doğal olanın dışında özellikle insan tarafından gerçekleştirilmiş kültür ve uygarlıkları ifade eder. İnsanoğlunun eylemi önce düşüncede ortaya çıkar, sonra tasarı haline gelir, daha sonra uygulamaya konularak somut olay veya olgular haline dönüşür.
Olay, insanı ilgilendiren toplumsal, ekonomik, siyasal, dinsel, hemen her alanda olan ve ortaya çıkan her şeydir. Tarihsel gerçek bu olay ve olgularla örülür. Tarih, doğa ve insan veya insanların yani toplumların birbirleriyle ilişkisi ve etkileşimleri ile örülür. Bu ilişki ve etkileşimler çeşitli olaylar ve olgulardan oluşur.
Tarih Bilgisi
Bir toplumun dünya uluslar ailesi içinde ayakta kala bilmesi ve yaşayabilmesi, dün-bugün-yarın arasında sağlam bir köprü kurmasıyla yani geçmişini geleceğiyle bütünleştirmesiyle olanaklıdır. Buna tarih bilinci denir. Ancak tarih bilincine ulaşabilmek için, daha önce tarih bilgisine gereksinim vardır. Geçmiş dönemlerde insanlığın yaşadığı olay ve olgular hakkında tarihçilerin yaptıkları araştırmalar sonucunda elde edilen bilgiye tarih bilgisi denir. Yazılı metinlerde ve konuşmalarda genellikle tarih bilgisi yerine kısaca tarih sözcüğü kullanılır.
Tarihçilerin elde ettikleri bu bilgilerle yaşanan olayların nedenleri öğrenilir. Buradan hareketle, yaşanan olayların nasıl sonuçlanacağı ve gelecekte hangi olaylarla karşılaşılacağı tahmin edilir ve buna dayalı olarak gereken önlemler alınır. Geçmişten elde edilen bilgiler uluslararası ilişkileri aydınlatır ve bunların düzenlenmesine yardımcı olur.
Bir ulus kendi tarihini, insanlığın tarihsel deneyiminin toplamı demek olan dünya tarihi içindeki yerine doğru bir biçimde oturtmak zorundadır. Bu deneyimin günümüzdeki sorunların çözümü için yeniden yorumlanması sonucunda tarih anlayışı, tarihe bakış açısı veya diğer adıyla tarih felsefesi ortaya çıkar. Bu tarihsel incelemeler ve değerlendirmeler yardımıyla toplumlar tarih bilinci kazanabilir. Tarihi bu şekilde güncelleştirdikten sonra gelecekteki hedeflerini bulabilir veya politikalarını üretebilirler. Tarihsel oluşumlar sürekli olarak kendini yeniler. Bu yenilenmeye değişim veya çağdaşlaşma denir. Değişim yalnız insan eliyle ve insan üzerinde olmaz. Doğada da sürekli bir değişim vardır. İnsan eliyle ortaya çıkan değişimler toplumsal, ekonomik, bilimsel, kültürel, teknik ve teknolojik değişimlerdir.
(Kaynak: Yavuz Ercan, Tarih Araştırmalarında Yöntem ve Teknik, Turhan Kitabevi, Ankara 2010)
