Bölüm anahatları

  • Tarih araştırmalarında belgelerin eleştirilmesi oldukça önemlidir. Tarihçi belgenin sahte olması veya yanlışlığı muhakkak kontrol etmelidir. Eleştirilecek belgenin mutlaka arşiv belgesi olması gerekmez. Tarih araştırmasına kaynak olabilecek her türlü malzemenin tahlilinin yapılması gerekir. Olayın geçtiği zamanda düzenlenmiş sahte belge, ayarı bozulmuş para, kitabesi değiştirilmiş yapı, fotomontaj yapılmış fotoğraf, değiştirilmiş ses ve görüntü bantları bunun için birkaç örnek olarak gösterilebilir. Belgenin içinde verilen bilgilerin yanlışlığı da ayrı bir eleştiri nedenidir. Belgeyi eleştirmeden içindeki bilgileri aynen aktarmak yanlış ve yaygın bir alışkanlıktır. Bir belge eleştirisinde yapılacak ilk iş dış eleştiridir.

    Belgenin dış eleştirisi üç aşamada yapılır. Birinci aşama aslına çevirmedir. Araştırma konusuyla ilgili olarak toplanan belgeler saklanma durumlarını kontrol etmelidir. Bazı belgeler sonraki dönemlerde kaleme alınan kopyalardır. Tarihçi belgelerin içeriğini temizlemeli, düzeltmeli ve onları güvenilir metin haline getirmelidir. Böyle olmayan belgenin sağlam bir metnini kurabilmek için üç ihtimalden söz edilebilir.

    Orijinal yani özgün belge. Bu tür belgeler, yazanın kaleme aldığı metinlerdir. Başkası tarafından kopya edilmemiştir.

    Aslı olmayan belge. Eldeki belge asıl belgenin kopyasıdır. Burada kopya edilen belgenin bilerek mi yoksa bilmeden mi yanlış hale geldiğidir.

    Hangi nedenle olursa olsun elde tek kopya varsa yapılan yanlışları düzeltmek zor ve sakıncalıdır.

    Aslı olmayan ve birden fazla kopyası bulunan belge.

    Belgelerde geldiği yer, yazanın kimliği ve yazıldığı tarih bulunmazsa bu belge kullanılamaz

    Belgelerin çıktığı yerin eleştirisinin başlıca aracı, araştırılan belgeyi iç eleştiriden geçirmektir. Bu eleştiri belgenin yazarı, yazıldığı tarih, yaşamış olduğu ülke ve kentle ilgili bilgi vermeye yarayacak ipuçlarını bulmak için yapılır.

    Önce belgenin yazısı incelenir. Özellikle Osmanlı devlet dairelerinde belirli konularda belirli yazı türleri kullanıldığı bilinmektedir. Mesela ferman, hüküm, yarlık, bitik gibi saraydan çıkan belgeler divani yazı ile yazılmıştır. Şeyhülislamlıktan çıkan yazılar talik, defterdarlıkta tutulan hesaplar siyakat yazısı ve divan rakamları, kitap istinsahı için genellikle nesih yazı kullanılmıştır. On dokuzuncu yüzyıldan itibaren yazıda kısmi bir birlik oluşmuş ve genellikle yazılar rıka yazı türü ile yazılmıştır. Ayrıca belgenin dilini incelemek de çok önemlidir.

    Belgeler resmi yazılar ise üslup ve format yönünden de incelenir. Genellikle resmi yazılar belli bir üslupla ve belli kalıplarla yazılır. Ayrıca belgenin kâğıt özellikleri de tarihçiye belgenin gerçekliği konusunda kolaylık sağlar.

    Belgenin iç eleştirisinde ise esasında içerik yani yorum eleştirisi yapılır. Yani belgede anlatılanları eleştirmek ve yazarının ne demek istediğini anlamak bir yorum eleştirisi. Belgeyi yazanın anlattıklarının doğruluğu için ortaya çıktığı koşulları da bilmek gerekir.

    Bir metni anlayabilmek dil bilmeyle doğrudan ilgilidir. Bu nedenle filoloji tarihe yardımcı bilim olarak kabul edilir ve bir tarihçinin mutlaka belgenin dilini bilmesi gerekir.

    Bir belge yazarının anlatmak istediği şey yazanın da kabul ettiği bir sonuç olmayabilir.

    Eleştiri ve analiz yalnızca düşünceleri ve ifadeleri ortaya çıkarmaya ve onlarla birlikte anlatılan olayların olabildiğince kesin bir biçimde doğru olup olmadıkları hakkında fikir edinmeye yarar. Bundan sonra tarihi yeniden kurmaya yarayacak ayrı ayrı tarihsel olayların ele alınmasına gelir.

     

    (Kaynak: Yavuz Ercan, Tarih Araştırmalarında Yöntem ve Teknik, Turhan Kitabevi, Ankara 2010)