Bölüm anahatları
-
LİSANS ANLAŞMALARI
Günümüzde gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkeler ile işbirliği yaparak teknoloji
transfer etmelerini sağlayan yöntemlerden birisi de lisans anlaşmalarıdır.
Lisans anlaşması; bir işletmenin sahip olduğu üretim süreci, teknoloji, patent,
ticari sırlar, çalışma yöntemleri, know-how, ürünün adını koruyan ticari marka ve
işletmenin adı gibi değerli varlıklarını, belirli bir getiri ya da royalty1 karşılığında,
belirli bir bölgede, belirli bir süre için kullanma hakkını, yabancı bir işletmeye2
tanıdığı çesitli düzenlemeleri içermektedir. Örneğin; Hollandalı bira üreticisi olan
Heineken, girmek istediği ülke pazarlarında bira fabrikası açmak yerine yerel üreticilere
lisans vermektedir. McGraw Hill, World Trade Press gibi yayıncılar, yabancı
yayınevlerine kitaplarının çeviri ve basım lisansını vermektedir. Kısaca lisans,
uluslararası pazarlara girmek isteyen bir işletme tarafından, ülke dışındaki yerel
bir üreticiye üretim veya satış izninin, belirli bir bedel karşılığında verilmesidir.
Lisans sözleşmesinde, lisans alan ve lisans veren olmak üzere iki taraf bulunmaktadır.
Lisans veren, potansiyel yabancı kullanıcılar için kendine özgü bir ticari
marka, teknoloji ya da işletme adına sahip olan taraftır. Genellikle transfer edilebilen
teknolojiye sahip büyük işletmelerdir. Lisans alan ise teknolojiyi yapılan anlaşma
çerçevesinde kullanma yetkisine sahip taraftır. Teknoloji ya da ticari markaya sahip olmayan işletmeler lisans veremez. Diğer taraftan yeterli sermaye ya da
yönetim kaynakları olmayan küçük işletmeler lisans sözleşmesini, pazara giriş
ya da pazar geliştirme stratejisi olarak kullanabilirler. Lisans sözleşmeleri sektörel
olarak kimya, ilaç, sağlık, elektronik endüstrilerinde ya da lastik, plastik gibi
araştırma ve geliştirmenin yoğun olduğu süreç endüstrilerinde kullanılmaktadır.
Pazar hakkında bilgisi olmayan işletmeler riski azaltmak için mülkiyeti kendilerine
ait kuruluş açmak yerine lisanslama ya da ortak girişim stratejisini tercih etmektedirler.
3
Fikri ve sınai hakları korunmasına yönelik kanunlarının olmadığı ülkelere lisans
verilmemelidir. Yabancı ülkede yetersiz sanayi ve mülkiyet koruma haklarının,
rekabet kanunlarının, hükümet düzenlemelerinin (yerel hammadde, makine alınması
şartı, ithalat kotaları, ihracat düzenlemeleri), royalty ödemeleri kontrollerinin,
lisans geliri üzerinde vergilerin olması lisanslama yapılmasını özendirmeyen
unsurlar olarak kabul edilmektedir. Lisans vererek pazara girmek isteyen işletmelerin
dikkat etmeleri gereken konular şunlardır: Sanayi ve mülkiyet haklarının
korunması, lisans anlaşması oluşturulması ve sürdürülmesi, uygun lisansiyenin
araştırılması, iletişim sağlanması, lisansiyenin teçhizatının uyumu, personelinin
eğitilmesi, lisansiyenin izlenmesi, sürekli pazar araştırması yapılması.
Know-how lisansında gizli bilginin kullandırılması sözkonusudur ve kullanım
hakkından dolayı royalty ödenir. Karşılıklı lisans verme sözleşmeleri sözkonusu
olabilir. Bu durumda işletmeler karşılıklı olarak birbirlerinin patent ya da knowhow4
’larını kullanırlar. Lisans vermek, herhangi bir sermaye yatırımını gerektirmemektedir.
Lisans alan işletme, makinalar, stoklar gibi gerekli sermaye yatırımını
yapar ve ürünleri belli satış bölgelerinde pazarlar.
Lisans veren, değerli varlıklarının kullanım hakkını başkalarına veremez ise buna
“inhisari lisans”, başkalarına da verebilirse “basit lisans” adı verilir. Lisans veren
teknik bilgi ve yardımı sağlamakla yükümlü iken, lisans alan bu hakları etkili
bir şekilde kullanmakla ve lisans verene bedelini ödemekle yükümlüdür. Lisansa
konu olan haklar beş türde olabilir:
1) Patent5♣, buluş, formül, süreç (know-how), dizayn (şekil, görünüm).
2) Edebi, müzikle ilgili ya da beste telif hakkı3) Ticari marka6•, şirket adı, marka adı, tasarım, ticari sır
4) Franchise, lisans, sözleşme,
5) Metotlar, programlar, prosedürler, sistemler.
Lisans Anlaşmalarının Türleri
Lisans anlaşmalarının ana grupları; patent lisansı ve know-how lisansı olarak bilinmektedir.
Anlaşmaların kapsamına ve tarafl ara getirdiği sınırlamalara göre ise
türleri lisans alanın yetki kapsamı açısından ikiye ayrılmaktadır;
1) Basit Lisans Sözleşmeleri (İnhisari olmayan/non-exclusive licence): Lisans
veren, sözleşmeye rağmen daha sonra ve gereğinde aynı içerik ve aynı
kullanım alanı için başkalarına da lisans verme hakkını kendinde saklı tutar.
Basit lisans borç hukuku ilişkisi doğurur, lisans veren, başkalarına da
alt lisans verebilir.
2) Tekelci Lisans (İnhisari / exclusive licence): Lisans veren, bu sözleşme ile
aynı konu, aynı süre, aynı bölgede başka birine lisans vermeyeceği yükümlülüğü
ile lisansı kullanma yetkisini lisans alana vermektedir. Böylece
lisans alan, alanında, belirli bir bölgede önemli bir rekabet üstünlüğü elde
eder. Tekelci lisansın kullanımı bölge ve süre açısından sınırlandırılabilmektedir.
Tekelci lisans alan, bu sözleşme ile basit türünde alt lisans verme
yetkisi elde etmektedir.
Lisans Verme Nedenleri7
1) Yatırımın riskli ve zor olduğu ülkelere lisans verilerek girilebilir. Ev sahibi
ülkede ithalat ya da doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde kısıtlamalar
varsa, taşımacılık, tarife engelleri ev sahibi ülkeye ihracatı zorlaştırıyorsa
lisanslama kullanılır. Küresel rekabet arttığından beri birçok işletme lisanslama,
franchising, ortak girişim stratejilerini % 100 yatırım yapmaya tercih
etmeye başlamıştır.
2) Yabancı pazarın küçük olması durumunda, yatırım yapmadan lisans vererek
girilebilir.
3) Lisanslama, özellikle sermayesi, yönetimi ve uluslararası tecrübesi uluslararası
pazarlarda doğrudan yatırımla yayılmak için yetersiz olan küçük
işletmelerin kullanabilecekleri bir stratejidir.
4) Doğrudan yabancı yatırım yapmadan önce pazarı test etmek ve pazar geliştirmek
için bir yol olarak kullanılabilir.5) Teknolojinin değişme hızı, lisans veren tarafın teknolojik üstünlüğünü koruyacak
şekilde yeterince hızlıysa kullanılabilir.
6) Ürün ya da süreç olgunlaştığında, eski ya da standardize hale geldiği zaman
lisanslama ile verilebilir.8
1971’de Washington’ın Seattle kentinde kurulan Starbucks, 1987’de Howard Schulz
tarafından satın alınmış ve aynı yıl Chicago ve Kanada Vancouver’de yeni
kafeler açılmıştır. Starbucks 1996 yılında Japonya ve Singapur pazarlarına ortak
girişim ile girilmiştir. Daha sonra 1998’de İngiltere ve 2001 yılında İsviçre ile Kıta
Avrupası’na girilmiştir. Bu ülkelerde lisans anlaşması yapılmış, risk ve belirsizlik
azaltılmıştır. Amerika, İngiltere, Avustralya ve Tayland’daki Starbucksların sahibi
ana işletme iken, diğer tüm işletmeler lisans yetkisi ile çalışmaktadır. Lisans
almak isteyen adaylar; yayınlanmış bilgi kaynaklarından, lisans anlaşmaları ile
ilgili dergilerden, ticari magazinlerden, teknoloji transferi danışmanlarından, ticari
fuarlardan, ticaret ve sanayiyi geliştirmek amacıyla faaliyet gösteren kurumlardan
araştırılabilir.
1971 yılı ile 1981 yılı arasında yapılan onbeş çalışmanın sonuçları özetlenmiştir.
Ülke ile ilgili faktörlere bakıldığında, çevresel kısıtlama ve politik risk olduğunda
lisans anlaşmalarının tercih edildiği görülmektedir. Araştırma ve geliştirmeyi yoğun
yapan işletmeler yeni geliştirdikleri teknolojileri içselleştirmeyi isterler. İlaç,
kimya gibi sanayilerde lisanslama yaygın kullanılan, karşılıklı teknoloji değiştirme
şeklidir (Tablo 26).
Lisans Verenin Avantajları
Lisanslamanın, lisans veren açısından avantajları şunlardır:
1) Teknoloji üzerinden gelir sağlanır.
2) İşletmeler yabancı ülkelerde patent ve ticari markalarını koruyarak yabancı
pazara girmek isteyebilirler. Lisanslama, ithalat engelleri ve kotalar
olmadan hedef pazarlara girmeyi sağlayan bir giriş stratejisidir. Politik ve
ekonomik riski lisans alan üstlenir.
3) Lisans veren, hızla ve düşük bir sermayeyle yabancı pazarlara girme imkânı
bulur. Lisans alan, üretim ve pazarlamayı fi nanse etmektedir. Yerel
bilgi lisans alan tarafından sağlandığı için pazar bilgisini gerektirmemektedir.
Tesis kurma, stoklama maliyetleri azaltılmış olur. Yatırımın geri dönüşü
sermaye harcaması gerekmeden hızlı olur. Kaynak tasarrufu sağlanmış
olur.4) Üretici, fi ziksel ürünü göndermek yerine, ithalat kısıtlamalarına konu olmayan
dokunulmaz varlıklarını ve hizmetini gönderir. Üreticiler, lisans verme
stratejisini hedef pazara ihracatta tarife ve kotalar konulduğunda ihracat
yapmanın imkansız hale geldiği ya da yoğun rekabetten dolayı ihracatın
kârlı olmadığı zamanlarda kullanmışlardır. Doğrudan yabancı yatırımın hükümet
tarafından teşvik edilmediği, gümrük tarifelerinin, ya da politik riskin
olduğu ülke pazarlarına lisans vererek girilebilir. Örneğin, savaş sonrasında
Japonya’da hükümet teknolojiyi elde etmek için ülkede doğrudan yabancı
yatırımların yapılması yerine lisans anlaşmalarının kullanılmasını tercih etmiştir.
1950 ile 1964 yılları arasında 3200 lisans elde edilmiştir. Hindistan’da
da benzer şekilde lisans anlaşmalarına önem verilmiştir. Yabancı Yatırım
Müdürlüğü’ne göre yabancı sermayenin önemli sektörlerde sermayeye katılım
payları %15’den en fazla %40’a yükseltilmiştir. Bu gibi yabancı sermayeye
kısıtlamaların olduğu kapalı ülke pazarlarına girmede lisans anlaşmaları
tercih edilen önemli bir stratejidir. Lisans veren taraf, hedef ülkede fi ziksel
varlığa sahip olmadığından kamulaştırma gibi politik risk unsurlarından
etkilenmeyecektir. Ortak girişim, doğrudan yabancı yatırımlara göre daha
az risklidir. Politik risk, lisanslamada doğrudan yatırıma göre daha azdır.
Birçok ülkenin hükümeti teknolojiyi elde edebilmek için doğrudan yabancı
yatırım yerine lisanslamayı tercih etmektedir. Milliyetçi politikaların daha az
tepkisi çekilmektedir. Lisanslamada, lisans veren işletme hedef ülkede kendi
fi ziksel varlıklarına sahip olmadığından dolayı kamulaştırmadan muaftır.
En kötü ihtimal, üretici işletmenin lisans gelirini kaybetmesidir. İhraç edilemeyen,
nihai ürünü hizmet olan işletmeler için şube açmak yerine lisanslama
ya da franchising cazip bir giriş stratejisidir.
5) Lisanslama diğer giriş stratejilerinden daha esnektir ve diğer giriş şekilleriyle
birleştirilebilir. Lisans anlaşması zaman içinde ortak girişim ya da
diğer iş düzenlemeleri haline dönüştürülebilir. Hedef ülkenin para biriminin
sürekli değer kaybetmesi ihracatçının lisanslamaya dönmesine neden olmaktadır.
9
6) Bazı ürünlerin hedef pazara nakliyesi güç olduğundan, lisanslama yüksek
taşıma maliyetlerini ortadan kaldırmaktadır.
7) Markanın lisansla verilmesi, reklâmın maliyetsiz olmasını sağlanmaktadır.
8) Lisans alanın yaptığı geliştirmelerden, iyileştirmelerden yararlanma imkanı
bulunmaktadır.
9) Markanın, logonun taklit edilmesi önlenmektedir. Örneğin, Xingbake adlı
kahve zinciri, Çin’de Starbucks’ın Çince karşılığını ve benzer logoyu kullandığı
için Starbucks’a 62 bin dolar ödemeye mahkum edilmiştir.Lisans Verenin Dezavantajları
1) Lisans veren işletmenin, lisansiyeyi dikkatli seçmesine rağmen hedef ülkede
pazarlama plân ve programı üzerindeki kontrolü kaybetmesi, lisansiyenin
pazar başarısına bağlı kalması söz konusu olabilir. Lisans verenin
adı ve bölgesi patent ile korunsa bile kalite, pazarlama ve diğer faaliyetler
üzerinde kontrolün kaybedilmesi riski bulunmaktadır.
2) İhracatta gelirde dalgalanmalar olurken, lisanslamada belirli bir süre royalty
geliri elde edilmektedir. Lisans verenin gelirleri ihracat ve doğrudan
yatırımla karşılaştırıldığında daha düşüktür ve lisans anlaşması süre ile sınırlıdır.
Ayrıca royalty oranları genellikle önceden plânlanmış lisans anlaşması,
sanayi uygulamaları, rekabet ve ülkedeki hükümet düzenlemeleriyle
sınırlıdır. Günümüzde royalty oranları genellikle %5 dir.
3) Lisanslamada politik risk düşük olmakla birlikte, lisans alan işletme ileride
dünya pazarlarında rakip duruma gelebileceğinden dolayı ticari risk
yüksektir. Üreticiler bu riski sözleşme sonrasında lisansın kullanılmaması
şartı getirerek ya da kendi ülkelerinde lisans alanın satışlarını kısıtlayarak
minimize etmeye çalışırlar. Bu çabalar ana ülke hükümeti ya da haksız rekabeti
önleyici düzenlemelerle yasaklanabilir. Yabancı bir işletmeye lisans
vermeden önce, işletme gelecekte rakip yaratabileceğini dikkate almalıdır.
Ürünün lisans verenin adından baska bir isim altında satılabilmesi riski vardır,
güvenilir ve uygun bir ortak bulmak zordur.
4) Lisans vererek uluslararası pazara girme stratejisi, üreticilerin ileride yatırımcı
olarak dikkatlice yeni bir pazarı test etmeleri ya da araştırmaları için
kullanılabilir. Lisans veren lisansını verdiği ürünler için anlaşma süresince
alternatif bir giriş stratejisi ile uluslararası pazarlara giremez.
5) Farklı ülkelerde bulunan lisans alanların koordinasyonunu sağlamak zordur.
Lisans Alanın Avantajları
1) Yeni bir ürün, marka geliştirmeye göre maliyeti düşüktür. Lisans veren işletmenin
marka değerinden faydalanılır.
2) Daha kısa sürede mamul üretilmiş olur, mamul geliştirme süreci ile vakit
kaybedilmez ve böylece rakiplerin piyasaya girmesi engellenir.
3) Mamulün marka adından dolayı satış potansiyeli, belirli bir satış garantisi
bulunmaktadır.
4) Pazarlama, araştırma geliştirme faaliyetlerinde lisans verenin desteği sağlanır.Lisans Alanın Dezavantajları
Lisan alan yeni bir alanda know how kazanırken, diğer taraftan yüksek üretim
maliyetleri, lisans süresi sonunda büyük yatırımlar yapmasına rağmen ürünün
üretim hakkını kaybetme ile karşılaşabilmektedir.11
Lisans Vermede Temel Konular
Uluslararası lisans anlaşmaları genellikle birbirine benzemektedir. Lisans anlaşması
şartları detaylı olarak yasal bir sözleşme ile belirtilmekte ve şu konular yer almaktadır.
1) Anlaşmanın sınırları
2) Ücretin belirlenmesi
3) Hakların, imtiyazların ve sınırlamaların belirtilmesi
4) Sözleşme süresi.
1) Anlaşmanın Sınırları: Lisans veren ve lisans alan, anlaşmada hangi hak ve
imtiyazlara sahip olacaklarını belirtmelidir. Heineken, Pepsi-Cola ile Hollanda’da
kolalı içecek üretmek üzere lisans anlaşması yaparak anlaşmıştır. Anlaşmaya
göre Pepsi Cola, Heineken’a formülü ve konsantre şurup tedarikini sağlamalı,
Heineken da karbonatlı su ekleyerek, Hollanda’da paketleme ve dağıtımı yapmalıdır.
Pepsi Şirketi, başka bir işletme ile Hollanda’da lisans anlaşması yapamaz.
Heineken da Hollanda dışında Pepsi’nin formülünü kullanamaz.
2) Ücretin belirlenmesi: Lisans veren mümkün olduğunca fazla gelir elde etmek
isterken, lisans alan az ödeme yapmak ister. Lisans alan, hedef pazarda lisans
ücretini ödedikten sonra kendisine kâr kalmasına dikkat etmelidir.
3) Hakların, imtiyazların ve sınırlamaların belirtilmesi: Lisans anlaşmasında
tarafl arın hakları, imtiyazları, sınırlamalar belirtilmelidir. Örneğin lisans alan, kâr
marjını artırmak için düşük maliyette ama düşük kalitede malzeme kullanırsa lisans
verenin imajı zedelenecektir. Anlaşma; teknoloji transferi, üretim süreci ve
çalışma yöntemlerini içerirse ve lisans alan bunları başka bir işletmeye kullanması
için verirse lisans veren zarar görür. Ya da lisans alan daha az royalty ödemek
için satışlarını düşük gösterebilir. Tüm bu gibi nedenlerle lisans alanın özgürlüğü
lisans anlaşmasında sınırlandırılmaktadır. Uyuşmazlıkların ne şekilde çözülebileceği
anlaşmada belirtilmektedir.
4) Sözleşme süresi: Lisans veren, lisans anlaşmasını yabancı pazar hakkında
düşük maliyetle ve düşük riskle bilgi elde etmek için kısa dönemli bir strateji olarakgörebilir. Ürünün satışları iyi olursa anlaşma süresi bittiğinde pazara tek başına
girme kararı alabilir. Bu nedenle lisans veren kısa süreli anlaşma yapmayı ister.
Anlaşma süresi çok kısa olursa lisans alan taraf, tüketici araştırması, dağıtım ağı,
üretim tesisleri konularında yatırım yapmak istemez. Lisans veren, hedef ülkeyi
belirledikten sonra lisanslamanın uygun strateji olup olmadığı kararını vermelidir.
Bir sonraki şekilde bu süreç açıklanmıştır. İşletme ev sahibi ülkede daha önce lisans
anlaşması yapmamış ise, ülkede ekonomik ve politik olarak ithalat ya da tam
sahipliğe izin verilip verilmediği araştırılmalı, tüm stratejiler ve hedef lisansiyeler değerlendirilerek
karar verilmelidir. Lisans alacak tarafın pazar gücü, fi nansal durumu,
şöhreti, pazarlama ve yönetim uzmanlığı, üretim kapasitesi önemlidir.Lisanslama ile İhracatın Karşılaştırılması
Her iki stratejide düşük başlangıç maliyetlerini gerektirse bile, lisans anlaşmaları
iyi bir öğrenme tecrübesi sunmamaktadır. Bunun nedeni ise lisans alan üzerinde
kontrolün olmasıdır. Lisans alanın gelecekte rakip olmasından çekinilebilmektedir.
İhracat ise yabancı pazarlar hakkında bilgi ve öğrenme imkânı sunmaktadır.
Lisans anlaşması, ihracatın tersine ithalat kısıtlamaları ve taşıma maliyetleri olmadan
yabancı pazara girme imkânı vermektedir. Yabancı ülkeye fi ziksel ürün
yerine dokunulmaz mallar ve teknoloji transfer edilmektedir.
