Bölüm anahatları
-
GİRİŞ STRATEJİSİNİN SEÇİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
İşletme, hangi stratejinin seçileceğini belirlerken kaynaklarını, risk faktörünü kâr
dışındaki amaçları, mülkiyet ve kontrol derecesini gözönünde bulundurmaktadır.
Farklı giriş stratejileri farklı kaynak taahhütlerini gerektirmektedir. Her giriş stratejisi
için dışsal ve içsel faktörler dikkate alınmakta, karşılaştırmalı olarak kâr dağıtımı
analizi, risk analizi, kâr dışındaki amaçların analizi yapılmakta ve hedef ülkeye
en uygun giriş stratejisi ile girme kararı verilmektedir. Her stratejinin farklı kazanç
ve maliyetleri vardır. Yöneticilerin her giriş stratejisinin faydalarını ve sakıncalarını
tanımlamaları ve ölçmeleri zordur. Belirli bir stratejinin diğer stratejilerden daha
yüksek bir başarı olasılığı bulunmamaktadır. Her bir strateji belirli pazarlar için
analiz edilmeyi gerektirmektedir. Farklı stratejiler farklı çevre koşullarında uygun
olmaktadır.1
Karşılaştırmalı analizde aynı yıllar için beklenen kârların bugünkü değerleri hesaplanabilir.
Yeni bir yabancı pazara girmek yeni bir iş çevresini öğrenmeyi ve
organize etmeyi, personel kiralamayı, yabancı iş adamlarıyla ve kamu personelleriyle
görüşmeyi, pazarlama araştırması yapmayı, ürün uyumunu, dağıtım kanallarını
geliştirmeyi, sürekli bir çalışma sermayesini gerektirdiğinden başlangıçta
maliyetlidir.Yöneticilerin farklı ülke pazarlarında ve farklı ürünlerde özel stratejiler uygulamaları
gerektiğinden, her yabancı pazar içindeki her ürün için ayrı plânlama yapma
gereği duyulmaktadır. Yapılan araştırmalara göre bir işletme uluslararası pazara
ilk defa girdiğinde, ihracat gibi düşük kaynak taahhüdünü gerektiren giriş şekli cazip
olmaktadır. İşletme pazar hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olduktan sonra ise
daha fazla risk, kontrol ve kâr getirisiyle birlikte daha fazla kaynak taahhüdünde
bulunulacağı varsayılmaktadır. Chu ve Anderson’a (1992) göre ihracattan işletmenin
kendi yan kuruluşunu açmaya doğru sürekli olarak kaynak taahhüdü, risk,
kontrol gereği, ve kâr potansiyeli artmaktadır.2 Uluslararası işletme için en etkili
stratejiyi belirlemek zor ve karmaşık bir karardır. İşletmenin elinde bulundurmak
istediği kontrol derecesi, pazara hızlı girip girmemek istemesi ya da uzun bir süre
içinde pazar geliştirmeyi istemesi gibi amaç farklılıkları hangi stratejinin seçilmesi
gerektiğini etkilemektedir. İhracat hızlı bir giriş imkanı sağlarken, uzun dönemde
pazarlarını geliştirmeyi isteyen işletmeler için uygun bir strateji değildir. Çünkü
uzun dönemde pazar geliştirmek ürün geliştirmeyi, yerel üretimi ve satış sonrası
servisi gerektirmektedir.
Dışa açılma stratejileri kontrol, aktif seviyesi, değişken maliyetler, sabit maliyetler,
pazar payı değişkenleri dikkate alınarak karşılaştırılabilir.3 Dolaylı
ihracatta gerekli kaynak miktarı minimumudur. Gerekli kaynaklar yönetim
uzmanlığı gibi maddi olmayan kaynaklar ya da makina, para gibi maddi kaynaklar
olabilir. Çok risk almak istemeyen bir yönetici en düşük seviyede yatırım
yapmayı isteyecektir. Faaliyetlerde kontrole sahip olmak istiyorsa ise
doğrudan yabancı yatırımı tercih edecektir. Zayıf kaynaklara sahip işletmeler,
lisanslama, ihracat stratejilerini tercih edebilir. Hedef ülke pazarında düşük
satış hacmi olduğuna inanılıyorsa dolaylı ihracat, lisans anlaşması, sözleşmeli
düzenlemeler tercih edilmektedir. Lisanslamada eğitim masrafl arı minimum
iken, yan kuruluş açmada yoğun yatırımlar ve insan kaynakları gerekmektedir.
Kontrol, işletmenin yabancı pazarlarda alınacak kararları, sistemleri
ve yöntemleri etkileyebilme yeteneği ve isteğidir. Franchise anlaşmalarında
faaliyetlerin kontrolünü franchise alan sürdürmektedir. Lisans veren, çok az
doğrudan kontrol sürdürebilmektedir. Ortak girişimde kontrol, mülkiyet yapısına
göre paylaşılmaktadır. % 50’den fazla sermaye payına sahip olan ortağın
yönetim kurulunda daha fazla sözü geçmektedir. Bununla birlikte tarafl ardan
biri, diğer tarafın yetersiz olduğu bilgiye sahip olduğunda, resmi olmayan kontrol
mekanizmasını kullanabilmektedir. Yan kuruluş açan işletmelerin, verilecek
kararlar üzerinde tam kontrol yetkileri bulunmaktadır. Hedef ülkede iyi
bir dağıtım altyapısı yoksa işletme kendi şubesini açma kararı alabilir. Hedef ülkede üretim maliyetlerinin düşük olması işletmeleri ihracat yapmak yerine
yerel üretim yaptırmaya yönlendirmektedir. Kültürel uzaklığın, politik riskin olduğu
ülke pazarlarında % 100 yatırım yapmak yerine stratejik işbirliği, ortak
girişim oluşturma tercih edilmektedir. Ana ülke pazarında üretim maliyetlerinin
yüksek olması, işletmeleri düşük maliyetli ülke pazarlarına yönlendirmektedir.
İşletmenin fi nansal kaynakları, ürünlerinin rekabetçilik özellikleri yetersizse
stratejik işbirliği tercih edilmektedir.
Lisans anlaşmasında lisans alan taraf, lisans verenin teknolojisini kullanmaktadır
ve teknolojinin lisans alanın eline geçmesi riski yüksektir. Ortak girişim
ilişkisinde de aynı şekilde ortağın, diğer ortağın teknolojisini elde etmesi riski
yüksektir. Yan kuruluş açma stratejisinde ise işletme sadece kendi açtığı işletmeyi
kontrol ettiğinden dolayı risk düşüktür. Kaynak taahhüdü, kontrol ve risk
arasındaki ilişki yüksektir. Örneğin, kontrolün artması teknolojik riskin düşük
olmasını sağlamaktadır.4 İşletmelerin yatırımları ve faaliyetleri kontrol dereceleri
lisanslama, franchising stratejilerinden ortak girişim ve yan kuruluş açması
stratejisine doğru gidildikçe artmaktadır.5 İşletmenin elinde bulundurmak istediği
kontrol derecesi, yatırım miktarından (fi ziksel, beşeri), politik istikrarsızlık,
ekonomik dalgalanmalar gibi dışsal belirsizlikten, işletmenin aracılarının başarısından,
uluslararası tecrübesinden etkilenmektedir. İşletmenin belirli aktifl eri
varsa, belirsizlik yüksekse yüksek kontrol gerektirecek stratejileri tercih etmektedir
(Tablo 40).6
Kogut ve Singh (1988) ana ülkenin kültürel özelliklerinin, Amerika’da yatırım yapan
işletmelerin pazara giriş stratejilerini etkilediğini tespit etmişlerdir. Sanayi ve
işletme ile ilgili belirli değişkenler, kendi kuruluşunu açma ve ortak girişim giriş
stratejileri kararları ile bağlantılıdır. Kog ve Zander (1993) çalışmalarında lisanslama
(ya da ortak girişim) ve işletmelerin yan kuruluş açmalarını, giriş stratejisinde
bilgi transferinin etkisine göre ayırmışlardır. Bilgi transferi, yan kuruluş açmada
daha etkili olmaktadır. Pazarlama-teknoloji yoğun olan işletmeler, bilgi transferi
güç olduğundan dolayı diğer giriş stratejilerinden çok yan kuruluş açmayı tercih
etmektedirler. Kendi yan kuruluşunu açma (sıfırdan yatırım) ile satın alma giriş
stratejisi arasında karar verirken ise çok uluslararasılalaşma derecesi, ürün çeşitliliği
ve işletmenin büyüklüğü etkili olmaktadır.Sektör ve ev sahibi ülkelere göre stratejiler karşılaştırılabilir. Örneğin tüm sektörlerde
ihracat stratejisi kullanılırken, lisanslama kimya, ilaç, elektronik gibi araştırmanın
yoğun olduğu endüstrilerde kullanılmaktadır. Küçük pazar payı, kısıtlayıcı
yatırım politikaları varsa ihracat tercih edilmektedir. Politik riskin, taşıma maliyetlerinin
yüksek olduğu ülkelere girerken lisanslama tercih edilmektedir.Ekonomik yaklaşıma göre işletme maliyet fayda analizi yaparak uzun dönemde
en çok kâr elde edeceği en kazançlı stratejiyi belirlemelidir. Aşama geliştirme
yaklaşımına göre uluslararasılaşma süreci tecrübesi, satışları arttıkça işletmenin
daha fazla taahhütte bulunacağı aşamalı bir süreçten oluşmaktadır. İş stratejisi
yaklaşımına göre ise işletmeler dışsal ve içsel çevrelerini değerlendirdikten sonra
stratejilerine karar vermelidir. Dışsal ve içsel faktörler işletmelerin hangi strateji ile
dışa açılacakları kararlarını etkilemektedir. En önemli dışsal faktörler (Tablo 43);
1. Hedef Ülke Pazarı Faktörleri: Pazar büyüklüğü, büyüme oranı, rekabet
yapısı, pazarlama altyapısıdır. Küçük pazarlarda düşük satış hacmi olan
dolaylı ihracat, lisans ve sözleşmeli düzenlemeler ön plana çıkmaktadır.
Birçok dominant olmayan rekabetçinin bulunduğu atomistik rekabet yapısında
ihracat yöntemi uygundur. Birkaç dominant rekabetçinin bulunduğu
oligopolistik ve bir tek işletmenin bulunduğu monopolistik pazarlarda ise
dominant işletmelerle rekabet edebilmek için mülkiyet yatırımlarının yapılması
gerekir. İhracatın ve % 100 doğrudan yatırımların denetlendiği ülkelerde
ise lisans ve sözleşmeli düzenlemelere yapılabilir. Pazarlama altyapısı
olarak iyi acenta ve bayi yok ise, ihracatçı işletme şube kurabilir.
2. Hedef Ülkede Çevresel Faktörler: Politik, ekonomik, sosyokültürel özellikler,
hükümet düzenlemeleri, coğrafi k uzaklık, kültürel uzaklık, politik risk
incelenmelidir. İthalatı kısıtlayan yüksek gümrük tarifeleri, kota ve diğerdüzenlemeler söz konusu ise ihracat yerine diğer giriş stratejileri tercih
edilir. Hedef ülkeler diğer taraftan vergi muafi yetleri sunarak yabancı yatırım
yapılmasını teşvik edebilirler. Hedef ülkenin döviz kurunun değersizleşmesine
müsaade edilmesi, ihracat giriş yöntemlerini caydırıcı, yatırımı
ise teşvik edici olacaktır. Kültürel uzaklığın fazla olduğu ülke pazarlarında
sözleşmeli giriş stratejileri daha avantajlı görülmektedir. İşletmeler daha
çok kültürel yakınlık duydukları ülke pazarlarına girme eğilimi gösterirler.
3. Hedef Ülkede Üretim Faktörleri: Hammaddelerin uygunluğu, kalitesi ve
maliyetleri, ekonomik altyapıdan (taşıma, iletişim) oluşmaktadır. Üretim
maliyetleri düşük ise ihraattan çok yerel üretim tercih edilmektedir.
4. Ana Ülke Faktörleri: Pazar, üretim, rekabet, çevresel koşullar, işletme büyüklüğü,
rekabet gücü, yabancı pazara açılma nedenleri incelenmelidir.
Büyük yerel pazarlar, yabancı ülke pazarına girmeden önce işletmelerin
büyümesine olanak tanımaktadır. Büyük işletmeler küçük işletmelere göre
daha çok % 100 doğrudan yatırım stratejisini kullanmaya eğilimlidirler.
Küçük işletmeler ise ihracatı kullanarak büyümeye çalışırlar. Ana ülkede
oligopolistik rekabet varsa, bir işletme ülke dışına yatırım yaptığında rakip
işletme de onu izlemektedir. Atomistik endüstrilerdeki işletmeler daha çok
ihracat ve lisans yöntemlerini tercih etmektedirler. Ana ülkede üretim maliyetlerinin
yüksek olması lisans, üretim sözleşmesi, yatırım gibi hedef ülkede
üretim gerektiren stratejileri cazip kılmaktadır. Dışa açılma stratejisini
belirlemeyi etkileyen en önemli içsel faktörler ise;
1. İşletmenin Ürün Faktörleri: Ürünün özelliği girilecek pazarın seçimini ve
hangi stratejiyle girileceğini etkilenmektedir. Rakiplerinin ürünlerinden üstün
olacak şekilde farklılaştırılmış ürünler, satıcılara ürünü istedikleri gibi
fi yatlandırma imkanı vermektedir. Rakip ürünlere göre farklılaştırılmış
ürünler hedef pazarda daha rekabetçi kalabilir ve yüksek fi yatlandırılarak
ihraç edilebilir. Az farklılaştırılmış ürünler ise yerel üretimi cazip kılmaktadır.
Farklılaştırılabilen ürünler, taşıma maliyetleri ve ithalat vergileri yüksek
olsa bile yabancı pazarlarda rekabet güçlerini korur. Çok farklılaştırılamayan
ürünler için ise pazardaki fi yat esas alınmaktadır. Volvo pahalı bir araba
olmasına rağmen, müşterilere prestij ve statü sağladığından Tayland’da
tutmuştur. Satış sonrası hizmet gerektiren ürünlerin uzaktan pazarlanması
zordur. Bu nedenle bu durumlarda şube yoluyla ihracat ve yerel üretim
giriş stratejisi tercih edilmektedir. Ürün mühendislik, turizm, yönetim danışmanlığı,
bankacılık, hazır yemek servisleri gibi hizmet ise üretildikleri yerde
kullanılabileceklerinden hedef ülkede üretim yapmanın yolları bulunmalıdır.
İşletme yerel işletmelere yönelik eğitim vererek franchising stratejisiyle
yabancı pazara girebilir. Reklâm ya da bankacılık alanlarında çalışılıyorsa
şube açarak, teknik anlaşmalar, inşaat sözleşmelerinde olduğu gibi doğrudan
yabancı müşteriye sözleşmeyle hizmeti satarak yabancı pazara girilebilir. Teknoloji ağırlıklı ürünler ise lisanslama ile karşı taraf verilir. Sanayi
malları üreten işletmeler, tüketim malları üreten işletmelere göre daha çok
lisanslama stratejisini tercih etme eğilimindedirler.
2. İşletmenin Büyüklüğü, Finansal Kaynakları ve Risk Alma Derecesi: İşletmenin
yabancı pazara girmesi için gerekli olan sermaye miktarı giriş şekli
kararını etkilemektedir. Örneğin franchising’de sermaye, franchise alanlar
tarafından sağlandığı için tercih edilen bir giriş şeklidir. McDonalds, Benetton,
Domino’s, Ford, Toyota gibi büyük işletmelerin yabancı pazarlarda
gerekli olan tüm sermayeyi sağlamaları mümkün değildir. Bu nedenlede
yabancı pazara giriş maliyeti dikkate alınmalıdır. İşletmeler, yan kuruluş
açmak yerine, ortak girişim ya da stratejik ortaklık oluşturarak daha düşük
maliyetlerle yabancı pazarlara girebilirler. İşletmenin ne kadar fazla yönetim,
sermaye, teknoloji kaynakları, üretim ve pazarlama uzmanlığı varsa o
kadar çok giriş stratejisi imkanına sahip olmaktadır. Küçük işletmeler ise
sınırlı kaynaklara sahip oldukları için çoğunlukla ihracatı kullanmaktadırlar
(Tablo 43).
İhracat ve lisanslama düşük satış potansiyeli, doğrudan yabancı yatırım ise pazarlama
ve üretim kuruluşu kurarak en yüksek satış potansiyeli sağlayacak olan
en uygun stratejilerdir. Root’a göre en doğru giriş stratejisi, işletme kaynaklarını,
riskleri ve kâr dışındaki amaçları dikkate aldığında, sınırlamalar düşünüldüğünde
stratejik planlama sürecinde kâr katkısı yapan stratejidir.
3. İşletmenin Satış Amaçları: Satış hacminin yüksek olmasını ya da belirli bir
pazar payını elde etmeyi isteyen işletmeler ortak girişim oluşturur ya da
yan kuruluş açarlar. Pazarı test etmek isteyen ya da uzun sürede satışlarını
artırmak isteyen bir işletme başlangıçta ihracat yapabilir ya da satış
temsilcileri kullanabilir. İşletme pazara alıştıktan sonra daha fazla kontrolü
elinde bulundurmak amacıyla pazarda doğrudan yatırım yapabilir.8
4. İşletmenin Finansal Olmayan Kaynakları: Eğitilmiş ve tecrübeli personel,
güçlü yönetim ve planlama, kontrol sistemleri giriş stratejisi kararını etkilemektedir.
5. İşletmenin Rekabet Stratejisi: Nestle’nin satışlarının % 98’i İsviçrenin dışındaki
pazarlardan elde edilmektedir. Quick, Nescafe gibi küresel markaların
önemli pazarlarda yan kuruluşları bulunmaktadır. Küçük Amerikan
fi rmaları ise, ihracat tecrübeleri bulunmadığından dolayı kendi pazarları
içinde rekabet etmektedirler. Küçük işletmeler daha çok dolaylı ihracat gibi
pazara giriş stratejilerini kullanmaktadırlar.6. İşletmenin Tecrübesi: İşletmenin risk almayı isteme derecesi ile ilgilidir. Yabancı
pazara ilk kez giren bir işletme, kendi pazarına benzeyen pazarda
tecrübe kazanmaya çalışır ve cok fazla risk almak istemez.Yabancı pazarlarda
yıllarca iş yapan işletmeler ise daha fazla risk alma eğiliminde
olmaktadır. İsveç işletmeleri Amerikan pazarına girmeden önce İngiltere
pazarına girmişlerdir. Japon işletmeleri ise Amerikan pazarına girmeden
önce Avustralya pazarına girmişlerdir.Ramu, işletmelerin kendi kuruluşlarını açma ya da ortak girişim oluşturma kararını
verirken Magnus Blomstrom’un 1991 yılında yaptığı araştırmasına dayanarak,
şu faktörleri dikkate almaları gerektiğini belirtmektedir.
1) İşletme yabancı pazarda üretim yapma konusunda tecrübesiz ve bilgisizse
ortak girişim oluşturmalıdır.
2) Teknolojisi iyi olan işletmeler kontrole sahip olurlar ya da kendi kuruluşlarını
açarlar.
3) İşletme pazarlama faaliyetlerinde üstünlüğe sahipse, ürünlerini farklılaştırabiliyorsa
ortak girişim oluşturmamalıdır.
4) Proje büyük ve riskli ise ortak girişim oluşturulmalıdır.
5) Hedef ülkenin hükümet politikaları, ortak girişim oluşturulması konusunda
ısrarlıysa ortak girişim oluşturulur.Her stratejinin farklı kazanç ve maliyetleri vardır. Örneğin, ihracat doğrudan yatırıma
göre daha çabuk kâr getirecektir. Dolaylı ihracat ile doğrudan yatırım karşılaştırıldığında
birbirlerinden çok farklıdırlar. Karşılaştırmalı analizde aynı yıllar
için beklenen kârların bugünkü değerleri hesaplanabilir. Yeni bir yabancı pazara
girmek yeni bir iş çevresini öğrenmeyi ve organize etmeyi, personel kiralamayı,
yabancı iş adamlarıyla ve kamu personelleriyle görüşmeyi, pazarlama araştırması
yapmayı, ürün uyumunu, dağıtım kanallarını geliştirmeyi, sürekli bir çalışma
sermayesini gerektirdiğinden başlangıçta maliyetlidir.
Kâr dağıtımı analizi beş aşamada özetlenebilir.
1. Örneğin beş yıl için giriş stratejisiyle ilgili tüm kazançlar tanımlanır.
2. Beş yıl için başlangıç ve faaliyet maliyetleri tanımlanır.
3. Yıllar itibariyle net kâr hesaplanır.
4. Beklenen kâr dağıtımlarının bugünkü değerleri hesaplanır.
5. Net bugünkü değerler büyüklüklerine göre sıralanır ve giriş stratejileri karşılaştırılır.
Her bir stratejide beklenen yatırım miktarı, satışlar, maliyetler,
kâr, pazar payı, kontrol, risk ve diğer faktörler dikkate alınır.
