Bölüm anahatları
-
İŞLETMELERİN ÇEVRESİ
İşletmenin amacı belirlendikten, işletmenin iç ve dış çevresi değerlendirildikten
sonra sıra hedef pazarın seçilmesine, pazar büyüklüğünün tahmin edilerek giriş
stratejisinin belirlenmesine, pazarlama planının yapılmasına ve hedef pazarda
başarılı olunup olunmadığını anlamak için bir kontrol sisteminin kurulmasına gelmektedir.
İşletmeler ilk bölümlerde açıklandığı gibi pazar payı elde etmek, kazançlarını
artırmak, ülke içinde rekabetin yoğun olması, kapasite fazlasının olması
gibi çok farklı nedenlerle uluslararası pazarlara girme kararı alırlar. Pazar
payını, kazançları artırmak için işletmeler üç adımda bulunurlar.
1) Alternatif pazarlar belirleme,
2) Her bir pazarın maliyet fayda ve risklerini değerlendirme ve
3) Bunlardan en çok potansiyeli olanı seçmektir.
İşletmenin hangi pazarı seçeceği genellikle pazar araştırmasından sonra yapılmaktadır.
İşletme gireceği pazar ile ilgili bilgilere zor ulaşabilir ya da güncel,
güvenilir veriler bulamayabilir. Günümüzde internet ve özel araştırma şirketleri
sayesinde pazarlar ve ülkeler hakkında bilgi geçmişe göre çok daha kolay ve
hızlı bir şekilde elde edilebilmektedir. İşletmeler ülkelerin politik durumu hakkında
uzman görüşlerine başvurabilirler. Kişisel tecrübelerden, IMF, Dünya Bankası,
OECD gibi uluslararası kuruluşların raporlarından, özel çalışmalardan, ticaret birlikleri
yayınları gibi ikincil veri kaynaklarından yararlanabilirler.
Mevcut ve potansiyel pazar büyüklükleri, büyüme oranları, rekabet yoğunluğu,
yasal ve politik çevre, kültürel faktörler belirlenmelidir. İşletme hedef ülke seçimine
karar vermeden önce araştırmalar yapmalı, her ülke pazarı değerlendirilmelidir.
Zaman ve maliyet işletmelerin yatırım fırsatlarını değerlendirmelerini
engelleyebilen önemli faktörlerdir. Dünyada 200’den fazla ülke olduğuna göre
yer seçimi yapılırken öncelikle ekonomik gelişme, politik istikrar, politik risk gibi
çevre faktörleri göz önünde bulundurularak eleme yapılmalı ve aday ülkeler belirlenmelidir.
Müşterilerin satın alma gücü, tüketici tercihleri, giriş engelleri, taşıma
maliyetleri, vergiler, depolama, dağıtım maliyetleri göz önünde bulundurularak
potansiyel pazarlardan uygun olmayanların doğru bir biçimde elenmesi, yüksek
satış potansiyeli olan ülke pazarlarının seçilmesi önemlidir.
Örneğin alkol ve domuz eti satışı Müslüman ülkelerde sınırlıdır. Risk alma eğilimi
her işletmede farklı olabileceğinden, aynı sanayide çalışan işletmelerin aynı kriterleri
kullanmaları gerekmez. Mamullerin yasaklandığı ya da kısıtlama getirildiği
ülkeler elenebilir. Daha sonra değerlendirme yapılacak ülkeler belirli değişkenlere
göre ağırlıklandırılır. Bu değişkenler; pazar potansiyeli, ülkenin büyüme oranı,
belirli ürün pazarları, potansiyel rekabet yoğunluğu, politik (istikrar), yasal (kısıtlamalar, tam sahiplik izni), fi nansal faktörler (döviz kuru riski, işgücü maliyetleri, vergiler),
dağıtım altyapısı gibi faktörlerdir ve bu değişkenler dikkate alınarak daha
detaylı inceleme yapılmalıdır. Yönetim bu değişkenleri ağırlıklandırır ve aynı değişken
farklı işletmelerce farklı ağırlığa sahip olabilir. Yüksek ağırlığı olan ülke
seçilir. Kaç ülkenin değerlendirileceği hakkında bir kural yoktur. Bu işletmenin
amacına, ürünle ilgili belirli kriterlere (ürün satışları, rakipler, işletmenin satışları),
zamana, kaynaklarına bağlıdır. İşletme risk, maliyet, kontrol derecesi faktörlerini
dikkate alarak giriş stratejisini belirler. Üretim yerinin belirlenmesinde etkili olan
faktörler lokasyon teorisine göre ulaşım maliyetleri ve ticari engellerdir. Eğer ulaşım
maliyetleri çok fazla ise üretim, hedef pazar olarak seçilecek ülkede yapılır.
Bir diğer neden ise hedef ülkenin uygulamış olduğu yüksek gümrük vergileridir.
Carrefour dünyanın en büyük küresel perakendecilerinden birisidir. Karların %
33’ü ana ülke olan Fransa dışındaki satışlardan elde edilmektedir. İlk mağazasını
1960 yılında Fransa’da açmıştır. 2002 yılına gelindiğinde mağaza sayısı tüm
dünyada 5341’e, franchise birimleri ise 4064’e ulaşmıştır. Gelecekte ise yeni mağazalar
açmayı planlamaktadır. Yönetimin yapması gereken hangi ülkelerde ve
ülke içinde nerede perakende birimlerinin açılacağına karar vermektir. Yabancı
pazara hipermarketlerle 1970’lerde ilk girdiğinde komşu ülkeler olan Belçika ve
İspanya’yı tercih etmiştir. Tedarik Fransa’daki tedarikçilerden sağlandığından, iki
ülkedeki tüketicilerin yaşam tarzları Fransa ile benzer olduğundan dolayı bu girişimlerde
zorluk yaşanmamıştır. O zaman yer seçiminde değerlendirme yapılırken
önem verilen faktörlerden biri ekonomi olmuştur. 1980’lerde ise Amerika, İngiltere
pazarlarına girerken mevcut rakipler, müşteri tercihleri, yerel ihtiyaçlar dikkate
alınmıştır. İsviçre, Tayvan, Türkiye pazarlarına yerel pazarı bilen ortaklar bulunarak
girilmiştir. Carefour fi nansman dışında ortak girişimlere küresel tedarik zinciri,
mağaza yerleşim uzmanlığı katkısı sağlamıştır.34
Çok Uluslu İşletmelerin Yer Seçimi Kararları
Yerleşim yerinin belirlenmesinde etkili olan faktörler Grifi n ve Pustay’a göre ülke,
ürün, hükümet politikaları ve organizasyon ile ilgilidir. Ülke ile ilgili konular; düşük
işgücü maliyetleri, altyapı (elektrik, su, taşıma, telefon, eğitim, sağlık, diğer
servisler), ülke orjini etkisidir. Belirli ülkeler ürün pazarlamasında marka imajına
sahiptir. Japonya’nın yüksek kaliteli ürün imajına sahip olması, İtalya’nın moda
konusunda öncü olması örnek verilebilir. Pazarlamayla ilgilenen işletmeler üretim
tesislerini belirlerken ülke orjini etkisini de dikkate alırlar. Ürünle ilgili konular; ürünün
değeri, ağırlığı, gerekli teknoloji konularıdır. Demir, kömür, kimyasal, şeker,
tarım malları gibi düşük değerde ürünler taşıma maliyetlerini minimize etmek için
çok farklı yerlerde üretilebilir. Elmas gibi yüksek değerde bir ürün ise tek bir yerde
üretilebilir. Hükümet Politikaları; Hükümetin vergi, döviz kurları, enfl asyon, işyasası, ticaret konularındaki politikaları yer seçimini etkilenmektedir. Organizasyonla
ilgili konular ise iş stratejisinin (maliyet liderliği, farklılaştırma, odaklanma)
belirlenmesi, stok yönetimi politikasıdır.35
Çok uluslu işletmeler, farklı fırsatlar ve tehditler altında faaliyet göstermektedir.
Üretim kararlarında üretim maliyetleri (işgücü, malzeme ve diğer maliyetler), işgücü,
makine kapasitesi, stok tutma, nakliye maliyetleri, döviz kurları ve tarifeler,
vergiler gibi konularda yabancı hükümetin politikaları önemlidir.
İşletmelerin nerede üretim yapacakları ve nerede satacakları kararı önemli bir
karardır. Otelcilik, perakendecilik (Carrefour) gibi hizmet sanayilerinde yerleşim
yeri, pazar ve üretim yerinin birbiriyle bağlantısının olduğu müşterilerin yakınında
seçilir. Ülke dışında doğru üretim yerini bulmak, işletmeye uzun dönemde rekabet
üstünlüğü verir. Yöneticiler, hangi ülkede faaliyet gösterileceğine karar verirken
fırsatlar ve riskleri gösteren değişkenleri gösteren teknikler kullanarak detaylı
analiz yaparlar. Riskler karşısında fırsatları ağırlıklandırırlar.
Fırsatlar;
1) Pazarın büyüklüğü: Satış potansiyeli, GSMH, kişi başı gelir, büyüme oranı,
nüfus, yaş, cinsiyet, din gibi demografi k faktörlerdir. Yöneticiler gelirin ve servetin
nasıl dağıldığına dikkat etmelidir. Örneğin Endonezya’da kişi başı gelir düşüktür
ama milyonlarca lüks spor araba vardır.
2) Kolay faaliyet gösterilecek bir yer olması: Pazarların bütünleşmesini sağlamak
için en çok kullanılan döviz birimleriyle çalışmak, yükselen pazarlara girmek,
küresel-bölgesel ticaret anlaşmalarının avantajlarından yararlanmak gerekmektedir.
Doğrudan yabancı yatırımları çekmede, ekonomik faaliyetlerin coğrafi k kümelenmeleri
ve bunu destekleyen kurumların oluşturulması önemli bir rol oynamaktadır.
36 Yapılan ampirik çalışmalar, bölgesel bütünleşmelerin yatırımları teşvik
ettiğini ve pazar yaratarak yatırımlar üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koymaktadır.
İşletmeler yabancı bir ülkede faaliyet göstermek istediklerinde kendilerine fi ziksel
ve psikolojik olarak yakın gördükleri ülke pazarlarını tercih ederler. Carrefour’un
yöneticileri ilk uluslararası faaliyet yeri olarak coğrafi k yakınlığın olduğu Belçika
ve İspanya’yı seçmişlerdir. Amerikan işletmeleri Kanada ve İngiltere pazarına girmişlerdir.
Böylece nakliye kolayca ve ucuza gerçekleşmiş, yabancı şubeler kontrol edilebilmiştir. Uluslararası faaliyetlerde dil, kültür, yasal sistemin farklı olması
gibi nedenlerden dolayı çalışanları, müşterileri daha iyi anlamak için benzer dil ve
kültürün olduğu ülkeler tercih edilmektedir. İşletmeler için yerel kaynakları kullanabilme
kolaylığının olması önemlidir. Birçok yabancı faaliyet, yerel personel ya
da yerel ortak bulma gibi yerel kaynak kullanımını gerektirmektedir.
3) Maliyetlerin ve kaynakların uygunluğu: Küresel ekonomi, yüksek kalitede
ürünlerin düşük maliyetlerle üretilmesini talep etmektedir. İşletme mamul ya
da parçasını üretme kararı verecekse, üretimi gerçekleştireceği yerdeki işgücü,
hammadde maliyetleri, sermaye gereksinimi, emlâk maliyetleri, vergiler, üretim
yerinden pazar yerine taşıma maliyetlerini incelemelidir. Tedarikçi ve müşterilerin,
altyapının yakın yerde olması gereklidir. Bankalar, fi nans kuruluşları,
sigorta şirketleri, muhasebe şirketleri, danışmanlık şirketleri uluslararası faaliyetlerde
önemli etkileri olan kuruluşlardır. Volkswagen Golf Syncro’nun üretim
yerini Almanya’dan Slovakya’ya taşımış ve sermaye yoğun montaj hattını emek
yoğun fabrika olarak değiştirmiştir. Bunun nedeni düşük ücretler ve yüksek verimlilik
ile maliyetleri azaltmaktır. BMW ise Meksika’da Kuzey Amerika’dan daha
ucuza üretim yapacağını hesaplamasına rağmen üretime Amerika’da devam
etmiştir. Bunun nedeni Meksika yapımı arabaların aynı lüks imajı vermeyeceğinin
düşünülmesidir. Düşük maliyet ve hammadde kaynaklarından yararlanmaya
dayanan kavramlar günümüzde sınırlayıcı bulunmaktadır. İşletmeler teknoloji,
verimlilik ve yüksek nitelikte işgücünün olduğu pazarlarda iş kurmaya
yönelmektedir. Nissan Toyota ve Hitachi maliyetlerin düşük olduğu İngiltere ve
İspanya’da yatırım yaptıkları gibi, maliyetlerin yüksek olduğu Almanya’da da yatırım
yapmıştır. Bunun nedenleri; işçilerin yüksek verimliliğinden yararlanmak,
Alman üreticilerinden mal tedarik etmek ve dünyanın gelişmiş şirketlerinden
yeni teknolojileri öğrenmektir.2) Rekabet Riski: Bir işletmenin yenilikçi üstünlüğü kısa sürebilir. İlk giren işletme,
yenilikçi olma avantajını yakalar. Bununla birlikte zaman içinde rakipler
ortaya çıkacak ve rekabet artacaktır.
3) Para Riski: Yabancı bir pazara girildiğinde döviz kuru oranları, yatırılan sermaye
ve elde edilecek kazançlar her zaman düşünülen konular olmaktadır. Döviz kurunun
istikrarlı olması, ülkenin para durumunun olumlu bir göstergesidir. Likidite; ödemelerin
yapılması, malzeme alımı, beklenmeyen durumlar için gereklidir. Bazen yatırımcılar
yabancı ülkedeki tesisin tamamını ya da bir kısmını satmayı düşünebilirler. Yerel
alıcı bulabilmek, yerel sermaye piyasalarının gelişmiş olmasına bağlıdır.
4) Politik Risk: Politik risk, politik liderlerin fi kirlerinde ya da politikalarında değişiklik
olması, vatandaşlarla ilgili karışıklıklar, ev sahibi ülke ve diğerleriyle düşmanlıktan
dolayı meydana gelir. Politik durum yabancı işletmeler için daha iyi ya da
daha kötü olacak şekilde hızla değişebilir. New York’a 2001’de düzenlenen terör
saldırısından sonra yabancı işletmeler Amerika’yı daha az güvenli gördüklerinden
doğrudan yabancı yatırımlar düşmüştür. Unilever, yabancı yöneticileri güvenlik nedeniyle
Pakistan’da çalışmaya çekememiştir. Zaheer’e (1995) göre uluslararası faaliyetlerde
“yabancılık sorunu yaşama” dört faktörden kaynaklanmaktadır.
1) Yolculuk, taşıma ve uzak bölgelerle koordinasyon, takip maliyetleriyle karşılaşmaya
neden olan saat dilimi farklılıkları,
2) Politik koşulların değişebildiği ve ekonomik risklerin, döviz kurlarının olduğu
bilinmeyen bir çevre,
3) Ev sahibi ülkedeki ekonomik milliyetçilik ve yasal koşullar hakkında yetersiz bilgi,
4) Yabancı işletmelerin ev sahibi ülkede faaliyet göstermeleri konusunda ana
ülkedeki kısıtlamalar. Bu riskler ve yabancı çevre yabancı işletmelerin yönetimle
ilgili hata yapmalarını artırmaktadır.
1971’de Washington’ın Seattle kentinde kurulan Starbucks, 1987’de Chicago ve
Kanada Vancouver’de yeni kafeler açmıştır. Starbucks, 1996 yılında Japonya ve
Singapur pazarlarına, daha sonra 1998’de İngiltere ve 2001 yılında İsviçre ile kıta
Avrupası’na girmiştir. Günümüzde işletmenin 30’un üstünde ülkede 8.000’den
fazla kafesi bulunmaktadır. İşletme giridiği ülke pazarlarında gayrimenkul danışmanları
ile çalışmakta, alışveriş yerlerine yakın orta ve üst gelir seviyesinde olanların
rağbet ettiği yerlerde açılmaktadır. İlk mağazasını 1975 yılında İspanya’nın
Galicia kentinde açan Zara, öncelikle ülke içinde mağaza sayısını arttırmıştır.
Büyümek ve karlarını artırmak için ilk uluslararası pazar olarak 1988 yılında
İspanya’ya yakın olduğu için Portekiz’e, Avrupa pazarında Fransa’ya, daha sonra
ABD’de NewYork’a girmiştir. Şu anda dünyanın 70 ülkesinde 1500’den fazla zincir
mağazası bulunmaktadır. IKEA fi rması ise 1953 yılında İsveç’te kurulmuştur.
1969 yılında Danimarka, 1973’te İsviçre, 1974 yılında Almanya, 1975’de Avustralya
pazarlarına açılmıştır. Risk faktörünü azaltmak için ilk olarak komşu ülkelere
açılma tercih edilmiştir.
4) Bürokrasi: İşletmelerin yabancı ülkede faaliyet gösterme izni almaları, kendi
personellerini getirmeleri, üretim lisansı almaları ve belirli malları satmaları, vergi,
işgücü koşulları, çevresel düzenlemeler konularında hükümet kuruluşlarıyla iletişim
kısaca bürokrasi zaman alabilir. Sheraton oteli, Vietnam’daki faaliyetine bu
nedenle son vermiştir.
Riskler;
1) Risk ve belirsizlik: İşletmeler potansiyel getirileri hesaplamak için nakit akışı,
net bugünkü değer, satışların getirisi, içsel verimlilik oranı, geri ödeme süresi
gibi çeşitli fi nansal teknikler kullanırlar. Yatırımın geri dönüşü konusunda çevresel
koşullardan dolayı risk ve belirsizlik olabilir. Yabancı işletmelerin yeni çevreyi
öğrenmeleri, problemlerinin üstesinden gelebilmeleri zaman alabilir.Yerleşim Yeri Belirlenirken Ülkeleri Karşılaştırmada
Kullanılan Araçlar
Izgaralar
Potansiyel yerleşim yerleri ile ilgili bilgi topladıktan sonra, işletmelerin analiz yapmaları
gerekir. İşletme, yerleşim yeri olarak kabul edilemeyecek özelliklerinden
dolayı bazı ülkeleri en baştan elimine edebilir. Ülkelerdeki değişkenlere önem
derecelerine göre ağırlıklar verilir. Örneğin, Tablo 18’de II numaralı ülke yüksek
getiri, düşük risk; III numaralı ülke düşük getiri, düşük risk; IV numaralı ülke yüksek
getiri yüksek risk; V numaralı ülke düşük getirisi ve yüksek riski olan ülkedir.
Değişkenler ve ağırlıkları ürün ve işletmeye göre farklılıklar gösterebilir. Ülkeler
bazı değişkenlerde başarılı olup, bazılarında başarısız olabilir. Dikkate alınan
toplamda hangi ülkenin başarılı olduğudur. Izgara tekniği, daha detaylı fi zibilite
çalışması ve ek kaynaklar az olduğunda ülkeleri sıralamak için kullanılabilecek
faydalı bir tekniktir. Değişken sayısı arttırılabilir.Gelir seviyesi, nüfus, rekabet ve politik faktörler değişken olarak alınıp değerlendirilecek
olsa ve işletme bu değişkenlere sırasıyla 20, 40, 30, 10 ağırlıklarını
vermişse bunun anlamı işletme en çok nüfus, en az politik faktörlere önem veriyor
demektir. Bu durumda değerlendirmeye alınacak her ülke için gelir seviyesi, nüfus,
rekabet, politik faktörlerden oluşan değişkenlerin aldıkları puanlar ağırlıklarla
çarpılır ve çıkan rakamlar toplanarak ülkelerin toplam puanı hesaplanır. En yüksek
puanı alan, girilmesi en uygun olan ülke pazarıdır.
Ülke Çekiciliği-İşletme Gücü Matriksi
Ülkeden ülkeye bir işletmenin belirli bir ürün konusunda sahip olduğu avantaj ile
ilgilidir. Matriksin sol köşesinde yer alan işletme, ülkede yapabildiği kadar sermaye
yatırımı yapmalıdır. Bu konumda, ülkenin çekiciliği yüksektir ve işletme fırsatları
yakalayacak en iyi rekabet gücü yeteneğine sahiptir. Sağ üst köşede, ülkenin
çekiciliği yine yüksektir fakat bu kez işletmenin rekabet gücü, doğru ürüne sahip
olmadığından bu pazarlarda düşüktür. Bu pazarlarda ortak girişim oluşturabilir.
İşletme rekabet gücü düşük, ülke çekici değil ise yatırımı azaltabilir, lisans anlaşması
yapabilir. Yer seçiminde son kararı vermeden hedef ülke ziyaret edilmeli,
detaylı maliyet analizleri yapılmalıdır. Pazara tek mi yoksa ortakla mı girmenin
uygun olacağına karar verilmelidir.Küçük İşletmelerin Yer Seçimi Kararları
Buraya kadar genellikle büyük işletmeler için ülke seçiminde kullanılan bazı araçlar
kısaca açıklanmıştır. Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler ise maliyetli olacağından
çok kapsamlı araştırma yapamamakta ve ikincil veri kaynaklarından
yararlanmaktadırlar. KOBİ’lerinde pazarın çekiciliğini, rekabetçi üstünlüğünü ve
ülke riskini değerlendirmeleri gerekir. Bu nedenle KOBİ’ler başlangıçta çok sayıda
ülkeyi elimine etmek için subjektif kriterler kullanırlar. Daha sonra ise pazar
büyüklüğü ve büyüme potansiyelini, rekabeti, ürün pazarıyla ilgili riski, faaliyet
gösterme maliyetlerini39, dağıtım kanallarına ve medyaya erişim kolaylığını dikkate
alırlar. Tablo 19, pazar potansiyeli göstergelerini açıklamaktadır. Ülkeler,
ekonomik göstergeler, politik risk, rekabet gibi çeşitli kriterlere göre ağırlıklandırılmakta
ve ülkeler arasında seçim buna göre yapılmaktadır.İngiliz ve İskoç mimar, mühendis ve danışmanlara göre ülkeler, yabancı ülke pazarında
rekabetin kolay-zor olmasına ve her pazardaki risk seviyesine göre altı
gruba ayrılmıştır. Ülkelerde düşük risk olsa bile çok sayıda Avrupa ülke pazarına
nüfuz etmek kolay değildir. Japonya, Güney Kore, Brezilya pazarına girmek ise
güçlü korumacılık politikalarından dolayı zor olmaktadır.Küçük bir işletme için basit ve etkili bir pazar seçme yaklaşımı Cannon ve Willis
tarafından geliştirilen “basit elimine” yöntemidir. İşletmeler ülkeleri basitçe belirli
kriterlere göre elimine etmektedir. Kriterler dört grupta açıklanmaktadır.
İşletmeyle ilgili belirli faktörler
Ekonomik değerlendirme
Pazar koşulları
Rekabeti değerlendirme
İşletmeyle ilgili belirli faktörler: Bu kriter yönetimin tercihlerini ve özelliklerini
yansıtmaktadır. Şöyle ki:
- İngilizce genel kabul gören bir dildir.
- Ülke farklı çalışma saatlerine sahip değildir.
- Ana ülke pazarına benzerdir.
Yönetimin tercihleri ile böylece bazı ülke pazarları baştan elimine edilir. Örneğin
Birleşmiş Milletlere üye 149 ülkeden İngilizce konuşulmayan ülkeler Çin, Fransa,
İspanya, Portekiz, Yunanistan, Endonezya elimine edilirken Avustralya, Kanada,Bangladeş, Amerika, Batı Almanya, Kore, Japonya, Malezya, Afrika, Hong Kong
bırakılır.
Ekonomik değerlendirme: Bu aşamada da çok sayıda ülke bulunmaktadır. Gelişmiş
ülke ekonomileri tercih ediliyorsa bu aşamada da Bangladeş, Hindistan,
Pakistan; Kore elimine edilir, Avustralya, Yeni Zelenda, İskandinavya, Singapur,
Japonya, Tayvan, Batı Almanya bırakılır.
Pazar Koşulları: İşletme pazara girişi imkansız olan ülkeleri belirli kriterlere göre
elimine eder. Örneğin tarife engelleri, ithalat kısıtlamaları, para birimin değeri gibi
faktörlere bakılır. Güçlü para biriminin olduğu Singapur, Japonya, Taywan elimine
edilebilir. Batı Almanya, Benelux, Eire, Norveç, Danimarka bırakılır.
Rekabeti Değerlendirme: Bu aşamada işletmenin diğer işletmelerle nasıl rekabet
edebileceğine yönelik olarak pazarla ilgili daha detaylı bir inceleme yapılır.
Teknik standartlar, ürünün rekabet edebilirliği, servisi gibi kriterler dikkate alınır.
Sonuçta Benelux, Batı Almanya, Norveç, Danimarka hakkında daha detaylı araştırma
yapılarak hedef pazara karar verilebilir. Bu sistem özellikle sınırlı kaynakları
olan küçük işletmeler için oluşturulmuştur. Kriterlerle ilgili bilgiler kütüphanelerden,
ticaret birliklerinden bulunabilir.
Buraya kadar yapılan açıklamalardan da anlaşıldığı gibi pazar büyüklüğü ve pazarın
büyüme oranı, rekabet gücü işletmeler için hayati önem taşımaktadır.Bir
ülkedeki en üst sırada nelerin ithal edildiği ve ithalatın büyüme oranları pazar fırsatları
hakkında işletmecilere bakış açısı kazandırabilir. Ülkeler ve pazarlar arasında
farklılıklar vardır. Bununla birlikte niş pazara satış yapmak isteyen küçük bir
işletmeci için ulusal pazardaki eğilimleri araştırmak uygun olmayabilir.
İşletmeler uluslararası diğer işletmelerin de benzer pazarlara girmek isteyebileceklerini
göz ardı etmemelidir. Ülke seçimi kararı zor bir karardır. İşletme başlangıçta
riskini azaltmak için kendisine yakın gördüğü ülke pazarını seçebilir. Bilgi
toplamak zaman ve para gerektirir ve çok sayıda yönetici bilgi kaynaklarının farkında
değildir. İkincil veri kaynakları, genel bir bilgi edinmek için çok yararlıdır.
Toplanan düzenli bilgi, yöneticilerin karar vermelerini ve belirsizlik alanlarını daraltır.
İşletmeler, hangi pazarlara gireceklerini belirledikten sonra, hedef pazara
girmek için kullanacakları stratejilerini belirlemelidirler. Bu stratejiler sonraki bölümlerde
açıklanmaktadır.
