Bölüm anahatları

  • Bir işletmenin  pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirmek için şubesi var ama üretim faaliyetlerini yapacak birimi yoksa, üretim faaliyetlerini gerçekleştirmek için üretim sözleşmesi yapabilir. Üretim sözleşmesi, lisanslama ile doğrudan yatırımın karışımıdır diyebiliriz. Üretim sözleşmesinde yabancı bir işletme, bağımsız yerel bir işletmeyle belirli özellikteki ürünlerinin belirli bir süre üretimi için sözleşme yapar. Bu stratejiyle ana işletmenin dış pazarda bir üretim tesisi kurması gerekmemektedir. Compaq, Texas Instruments gibi bilgisayar donanım imalatçıları, düşük maliyet elde etmek için üretimi düzenli olarak Güney Asya’daki şirketlere resmi bir sözleşme ile yaptırırlar.[1] Üretici ile yapılan sözleşme, süresi dolduğunda yenilenmeyebilmesi nedeniyle politik riskin olduğu ülke pazarlarına uygun bir giriş yöntemi olmaktadır. Üretimi yerel işletme yaptığı için, ana işletme yönetim problemlerinden de kaçınmış olur. Fason üretim anlaşmaları olarak ta bilinen sözleşmeli üretim, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Büyük işletmeler,  teknoloji sağlar ve küçük işletmeler gerçekleştirdikleri üretim ile kendilerini geliştirme ya da aldıkları teknolojiyi de geliştirme imkânı bulur ve zaman içinde uzmanlaşır. Fason üretim anlaşmaları dikey nitelikte anlaşmalardır. Bu stratejinin uygulanabilmesi için üretimi gerçekleştirecek olan işletmenin ürünü küresel standartlarda üretebilme yeteneğine sahip olması gerekir. Bu yöntem özellikle mobilya gibi ürünlerin taşınması ekonomik olmadığında ya da ihracatı imkansızlaştıran ithalat kısıtlamaları olduğunda kullanılmaktadır. Üretimi kısıtlamak üreticinin sorumluluğundadır. Sonradan ürünler satış, promosyon ve dağıtım gibi pazarlama sorumlukları olduğu varsayılan uluslararası işletmeye teslim edilir. Kısaca uluslararası bir işletme, kendi üretim tesisini kurmadan yerel işletmenin üretim kapasitesini kiralamaktadır.

    Üretim Sözleşmesi ile Lisanslamanın Farklılığı

    Üretim sözleşmesi yasal olarak lisanslamadan farklıdır. Yerel üretici uluslararası işletmenin siparişlerine dayanarak üretim yapar ama uluslararası işletme yerel üreticiye siparişlerin ötesinde bir söz vermez. Orta Amerika, Afrika ve Asya ülkelerinde üretim sözleşmeleri yapılmaktadır.[2]  Üretimdeki know-how transferi lisans vermeye göre daha zordur. İşletme, bağımsız  yerel üreticinin ürününü bu ülkede ya da başka bir yerde pazarlar. Uluslararası işletme yerel üreticiyle lisanslama-teknik yardım anlaşması yaparak  teknolojisini, teknik yardımı transfer eder.

    Üretim Sözleşmesinin Avantajları ve Dezavantajları

    1) Uluslararası işletme az bir finans ve yönetim kaynağıyla, taşıma, depolama, stoklama maliyetleri, gümrük vergileri olmadan  hedef ülkeye hızlı bir şekilde girebilir, pazarlama ve satış sonrası hizmetleri kontrol edebilir. Uluslararası işletmenin girdiği pazardaki işgücü maliyetleri ana ülkedekinden daha düşüktür. Kuruluş yatırımı maliyetlerinden kurtulunur.

    2) Yerel pazarda istihdam imkanı sağladığından işletmenin itibarı artar.

    3) Yerel üretici  yerel kültürü ve işgücünü daha iyi tanıdığından ürünün imalatı istenildiği şekilde  olur.

    4) Yüksek tarifelerle koruma, düşük hacimde pazar potansiyeli olduğunda, hedef pazar yatırım yapmak için çok küçük olduğunda bu strateji kullanılmaktadır.  Yerel olarak üretilmiş olması satışları destekler, “yerli üretim” olarak kabul görür ve milliyetçilik akımlarından olumsuz etkilenme olmaz. İstihdam imkanı sağlanır, ev sahibi ülkede ekonominin canlanması sağlanır.

    5) Araştırma geliştirme, pazarlama ve satışı üretimi yaptıran işletme yapar.

    6) Üretim yaptıran işletme iş, sosyal güvenlik hukuku gibi sorunlarla karşılaşmamış olur. Çok uluslu işletmelerin az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde çocuk işçi çalıştırması yönünde getirilen eleştiriler bu nedenledir.

    7) Üretimi yaptıran işletme için esneklik söz konusudur. İstediği kalite ve standartta üretim yapılmazsa üreticiyi değiştirebilir.

    8) Üretimi yapan yerel işletmeye üretime ilişkin teknik eğitim verilmesi gerekebilir. Uluslar arası işletmenin, yerel işletmenin üretim maliyetleri üzerinde kaliteyi sağlamak amacıyla sürekli kontrolü olmalıdır.

    9) Yerel üretici kullanılması karı azaltmaktadır.

    10) Uygun bir yerel üreticinin bulunması zordur, bulunsa da istenen kalitede ve miktarda üretimin yapılması zor olabilmektedir. Ayrıca  gelecekte rakip yaratılması riski söz konusudur.[3]

     Denizaşırı ülkelerdeki üreticiler için Filipinler ya da Çin’deki tekstilcilerin  jean üretmelerini örnek verebiliriz. Aromco gibi eneji şirketleri, yönetim kapasitesini geliştirmek üzere petrol alanları olan Orta Asya’daki ülkelere teknoloji ve tecrübelerini götürmektedirler. Dünyada yeni önemli pazarların  ortaya çıkması, işletmelere yeni iş fırsatları sağlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerde üretim esastır ve sanayilerinde teknoloji düşük, işgücü yoğundur. Ekonomilerin gelişmesiyle birlikte üretim esas olan sanayi yapıları, daha teknoloji yoğun sanayi üretimine kayar. Bu aşamada  gelişmiş ülkelerle üretim alt sözleşmeleri yapılır. Daha ileri aşamada ise üretimin esas olduğu sanayi, bankacılık  ve finansal hizmetler gibi saf hizmetlerin olduğu sanayiye kayar. İsviçre ve Kuzey Avrupa  sanayisi gelişmiş ülkelere örnek verilebilir. Uzak Doğu,  Latin Amerika ve Doğu Avrupa ülkeleri üretimin esas olduğu, Batı Avrupa ve Amerika ise teknolojinin esas olduğu  ülkelerdir. Ülkelerin sanayi yapıları, gelişmişlik düzeyleri yeni iş fırsatlarının ortaya çıkmasını sağlar. Önemli işgücü, hammadde kaynaklarına ve geniş pazarlara sahip olan gelişmekte olan ülkelerinin teknoloji, know how, pazarlama kaynaklarına ve yönetim uzmanlıklarına gereksinimleri vardır.  Ortak girişim ise bu kaynakları elde etmek ve ülkelerin ekonomik gelişmesini sağlamalarında  bir strateji olarak kullanılabilmektedir.

     



    [1] Curry, a.g.e., s.147.

    [2] Jeannet, a.g.e., s.300.

     

    [3]  Spencer, a.g.e., s.122.