Bölüm anahatları
-
Kent belli koşullarla oluşan bir yaşam alanıdır ve bu koşullar; mimari, sosyal, kültürel, tarihsel, dini vb. olarak sıralanabilir. Yaşam alanı dediğimiz için özünde toplumsal ve kültürel olduğunu belirtmekteyiz. Kent aynı zamanda sanayi üretiminin yapıldığı karmaşık toplumun bir sembolü olarak görülür. Kentin önemli görünümlerinden biri ayrışmayı doğasında taşımasıdır ve farklılıkları içinde barındırmaktadır. Bu farklılaşmalar yapılar veya doğal çevre gibi faktörler sonucu oluşur ve böylelikle her kentin kendine özgü bir kimliği oluşur. Bu kimlik bir dil gibidir ve kentte yaşayanlar bu dili öğrenerek hayatta kalırlar. Genel bir kent tanımına baktığımızda zaten kent içindeki kültürel veya sosyal farklılaşmalar sonucu ve aynı zamanda yapılar ve doğal çevrenin de etkisiyle bir kent kimliği oluştuğunu görmekteyiz.
Kimlik bir nesnenin veya bir kişinin ayrımsanabilir karakteri olarak tanımlanır. Yer kimliği de diğer yerlerden ayrışabilmeyi ve bu yerlerin insanlar için anlamlı hale gelmesini sağlayan niteliklerdir. İşte kentsel kimlik de yer olarak kendi farklılıklarını ve özgün karakterini yansıtır. Kent kimliği çoğunlukla kentin görsel özellikleriyle ilişkilendirilerek açıklansa da kimlik sadece ayırt edilebilir biçimsel özelliklerle değil kente bireyin yüklediği anlamla oluşur. Burada kent kimliğinin aslında sadece yapısal özelliklere bakılarak anlaşılmayacağını aynı zamanda anlamsal boyutunun da önemli olduğu sonucuna varmaktayız.
İmge ise çevrenin zihindeki bir temsilidir. Bellekte saklanan imge insan ve çevre arasındaki ilişkide önemli bir rol oynamaktadır. “ Kentte yaşayan her bireyin belleğinde o kente dair bir imge yer aldığı gibi toplumsal olarak da o kentin çevresel bileşenleri ve o bileşenlere atfedilen anlamlar ile oluşan bir toplumsal imge bulunmaktadır.” (Eraydın, 2016). Kent imgesi çevre ve insan arasında duyum, algı ve biliş süreçlerini barındırmaktadır. İlk olarak çevre duyu yoluyla deneyimlenmektedir ve Lynch buna “okunabilirlik” kavramı etrafında değinmektedir. İkinci etkileşim ise algı ve biliştir. Bunlar kişiler özelinde değişiklik göstermekte ve bu farklılaşma kültür ve toplumsal benliğe dayanmaktadır. Böylece imge kişiden kişiye değişkenlik göstermekte, her birey kendi kent imgesine sahip olmaktadır (Eraydın, 2016). Kişisel imgelerin çakışımında ise toplumsal imge oluşmaktadır. Toplumsal imge kültür ya da ortak ihtiyaçlarla kişilerin sahip olduğu imgelere yön vermektedir (Lynch’ten akt. Eraydın, 2016).
Kent imgesinin nasıl belirlendiğini Lynch 1960 yılındaki çalışmasında üç kentte bilişsel haritalama yöntemini kullanarak toplumsal imge bileşenlerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Kent imgesini iyi bir şekilde çıkarabilmek için yapı, kimlik ve anlam kategorileri içinde kenti incelemiştir. Ancak bu çalışmasında çoğunlukla fiziksel ilişkiler üzerine yoğunlaşmıştır. Mekânsal belirleyicilerini -yol, kenar, bölge, düğüm noktası ve işaret öğeleri- ortaya koymuştur. Bu beş elemanın algılanabilirliği ve bir araya gelme biçimleri güçlü bir kent imgesini oluşturmaktadır. Fiziksel unsurlarının önemi yanında daha sonraki çalışmalarda anlama da önem verilmeye başlanmıştır (Eraydın, 2016).
Sonuç olarak kent imgesi çevre ve insan arasındaki ilişkinin sağlıklı yürütülmesi için önemli bir kavramdır. Kent imgesiyle birlikte en basit ama çok önemli olan yön kabiliyetini kazanıyoruz. Böyle önemli bir kavramı araştırmak için de kentin hem fiziksel hem de anlamsal boyutuna bakmak gerekmektedir. Lynch ise bu konuda bir yöntem ortaya koyarak kent imgesinin doğru bir şekilde ortaya koyulmasını amaçlamıştır.
Kentler kimlik yapılarıdır. Bireylerin, grupların ya da toplumların olduğu gibi, kentlerinde birer kimliği vardır. Kentsel kimlik oluşturmada doğal çevrenin önemi açıktır, ancak tüm özelliklere anlam veren ve onu sosyal ve kültürel bir olgu haline getiren insanlar, toplum ve yaşamdır. Her kent benzersiz bir kimlik, kişilik, imaj ve yaşam giyinir. Kent kimliği; kentin diğer kentler arasından sıyrılıp tanınır hale gelmesini sağlar, büyüme modellerinin kimliğe uygun biçimde gelişmesini sağlar, kentin var olan kimliğine zarar verecek kullanımları en baştan reddeder, toplumsal duyarlılığı artırır, yapılması düşünülen yatırımlarda nitelik ve uygunluk aranmasını teşvik eder ve kentsel kaynakların kullanımını kimliğe paralel olarak gerçekleşmesini sağlar. Bir kentte bulunan mimari değerler, kent kimliğinin önemli bir parçasını oluşturmakta ve kentin özgün kimliğine zarar verme potansiyeli taşıyan her türlü kentsel müdahale başarısız olmaktadır.
Kentsel kimlik bir bileşendir ve ana aktörler tarafından ortaklaşa yaratılmış bir zemindir. Kimlik oluşumu bir süreç anlamına gelir; bir yaşanmışlık yani tarihsellik ve bir dünya algısı, tasavvur, hayat anlayışı kimliğin yapıcı unsurlarıdır. Kent kimliği dinamik bir yapıdır; bir kez oluşup öylece kalmaz, zamanla kimlik unsurlarında değişmeler olabilir. Kent kimliğinin kaynakları arasında coğrafi ve mekânsal özellikler, tarih, toplumsal ve kültürel özellikler, nüfus karakteri, üretim ve tüketim biçimleri, iklim ve elbette hayata yön veren tüm değerler sayılabilir. Kentin oluşumunda yer alan bütün hususlar, aynı zamanda o kentin kimlik göstergeleridir. Bütün mekânsal organizasyonlar ve faktörler, bütün hayat şekilleri, bütün insanlar, kent kimliğinin esaslı elemanlarıdır. Kent kimliği aynı zamanda dinamik bir oluşumdur; hayat o kimliğe yeni yüzler, yeni bakışlar ekler durur. Kevin Lynch, kimliği bir objenin diğer objelerden farklı ve özgün olma durumu olarak açıklamakta ve kimliğin, hiçbir şeyle eşit olmadığını, tek, biricik olduğunu savunmaktadır.
Kevin Lynch’in tanımlamalarının temelini ve yöntemini kentin imajını belirleyen görsel unsurlar oluşturmaktadır. Bu fiziksel unsurlar, yollar, düğüm noktaları, kenarlar, bölgeler ve anıtlardır. Kentin okunabilmesi ve hafızada yer edinebilmesi bu kentsel unsurlar ile daha kolaydır. Kentlerin belli kimlikler etrafında değerlendirilmesi, her kente özgü bir kimlik yapısının belirlenmesi bir ölçüde imaj kavramıyla da ilgilidir. Kent imajıyla anılmaktadır. Kentin imajı ise kültürel kodlar etrafında belirlenmektedir. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Kastamonu, Mardin, Van, Erzurum gibi kentlerin her birinin daha adları anılır anılmaz bir imajla, bir kimlikle karşılık bulmalarını biraz da kendi kültürel kodlarıyla anlamak gerekir. Bir aidiyet ortamıdır kent kimliği. Kent basit bir taş ve beton meselesi değil, bir imgeler bütünüdür. Kent kimliği imge olduğu kadar gerçekliktir de. Elbette bir kentin kimliği zaman içinde oluştuğu, değiştiği, başkalaştığı için farklı kuşaklarca algılanması da değişiklik arz edebilir.
Kevin Lynch kent kimliğini, “bir kenti başkalaştırmaya yardımcı olan nitelikler ve kente özgü olduğu tartışma götürmeyen öğeler” olarak tanımlamaktadır. Kent kimliği, kentin sahip olduğu sosyal alışkanlıklarına ve bulunduğu bölgeye göre farklı kent kimliği belirleyicileri ile farklı biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Kent kimliği yalnızca bulunduğu bölgeye göre değil, sahip olduğu farklı doğal faktörlere, çoğunlukla doğal faktörlere bağlı gelişen yapay faktörlere, tarihi, kültürel, ekonomik özellikleri içeren sosyal faktörlere ve bu faktörlerin yanında kentte bulunan duyusal faktörlere bağlıdır. Ve her kentte farklı belirleyiciler öne çıkarak farklı bir kent kimliği türü ile kent kimliğini etkilemektedir. Kent kimliğini oluşturan kent kimliği türleri ve belirleyicileri birbiri ile sürekli bir etkileşim halindedir. Bu etkileşim farklı kimlik türlerinin fiziksel, tarihsel, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik kimlik birbiri içine geçmesini, kimi yerde kesişmesini ve yoğunlaşmasını sağlamaktadır.
Kültürel kimlik; kültürel edinim, insanın tüm yaşamsal faaliyetlerinin önemli bir yanıdır. Kültür toplumsaldır ve ekonomik, siyasi, ideolojik (dinsel, felsefi),coğrafi, etik, sanatsal olan eylemin diyalektik bileşkesidir. Kültür doğrudan insanın yaşamsal alanı olan kente yansır. Onun biçimleniş sürecinde önemli rol oynar. Ancak bu noktada görülmesi gereken, kentsel yapının biçimlenmesinde, toplumsal kültürün tüm öğelerinin, eşit oranda rol oynamadığıdır. Kültürün öğesi olan iktisadi, siyasi, dinsel, coğrafi unsurlar kentin dokusunu oluşturmada belirleyici rol alırken, toplumsal kültürün diğer öğeleri kentin yapısal biçimlenişinde etkileyici unsur olarak sürece katılırlar. Tarihsel kimlik; kentlerin kuruluşundan günümüze kadar yaşadığı tarihsel süreç ile bu süreç içinde görülen toplumsal eylemlerin tasarıma yansıması ve süregelerek devam etmesidir. Biçimsel kimlik; biçimsel kimliğin kazanımında kentleri üç bölümde inseleriz; Biçimin önceden belirlendiği, Mekansal kimlik kazanmış kentler, Doğal şartların zorunluluğundan oluşmuş biçimsel kentler.
