Bölüm anahatları
-
Doğal ve mekânsal yapı olmak üzere iki farklı faktörle oluşur. Doğal faktör, kimlik kazanımında en önemli faktörlerden biridir. İklim, coğrafi özellikler, kentin yerleşimi ve gelişimi dolayısıyla kentin kendine özgü bir kimlik oluşturmasını doğrudan etkiler. Örneğin İstanbul’un demir kenti olması kıyılarını birbirinden ayıran, aynı zamanda birleştiren bir öğesi olmuştur. Bu da deniz kıyılarını dinlenme ve eğlence için potansiyel hale getirmiştir. Mekânsal yapı, fiziksel kimliğin ikinci boyutunu ifade etmektedir. Sokak meydan bütünleşmesinin oluşturduğu mekanlar, sınırlayıcılar, bu alanların yeşille olan bütünlüğü mekânsal yapıyı oluşturur. Her bir kentin kendisine özgü bir cadde ya da sokak adıyla bilinmesi buna bağlıdır. Yine bir örnek olarak İstanbul’a bir dünya imgesi veren doku özellikleri Bizans ve Osmanlı mimari ve kentsel tasarımlardan başka bir şey değildir. Kamusal mekanlar, özel mekanlar ve sokak düzeninde görülen anıtsal yapıları fark etmek mümkündür. Yüzeysel görünen bütün bu imgeler ise bir kentin varlığını, kimliğini oluşturur. Tüm kentler ya zorunlu olarak ya da isteğe göre belli bir biçim kazanarak gelişmiş ve kimlik sahibi olmuşlardır. Biçimsel kimliğin kazanılmasında üç bölüm etkilidir, bunları kısaca inceleyecek olursak: Biçimleri önceden belirlenen kare, dikdörtgen, ızgara sistemine göre planlanmış kentler önceliklidir. Bu tip kentler genellikle Rönesans ve Antikçağ dönemine aittir. Doğal şartlarda oluşan biçimsel kentlerde ise arazinin sınırları, bitki örtüsü gibi koşullar etkilidir. Biçimsel kimlik bazı kentlerde mekanlara bağlı olarak gelişebilir. Kent, o alanların etrafında oluşur ve bir kimlik kazanır, mekânsal kimlikle özdeştir. Bursa ve Almanya’nın Voltera kenti mekânsal kimlik kazanmış kentlere birer örnektir.
