Bölüm anahatları

  • Winckler'in, Hattuşaş kentinde, yani Hitit imparatorluğunun eski başkentinin yıkıntı yeri olan Boğazköy'de yaptığı kazı ile birçok bilgi ortaya çıktı. Hitit çivi yazısının çözülmesi ile Hititlerin İ.Ö.III. Bin yılın başlarında Anadolu'ya yerleşen, İ.Ö. 1225 yılına dek süren bir imparatorluk kuran ve eskiçağ Yakındoğu'su politikasında önemli bir rol oynamışlardır. Hitit mitolojisinin temel niteliklerini gösteren üç mitos ele alınacaktır. Bu mitosun özünde yatan  Akad ve Ugarit mitoslarında karşılaşılan yaşlı ve genç tanrılar arasındaki  var olan rekabettir. Anus, yani Akadca'da adı Anu olarak geçen gök-tanrı, babası Alalus’u tahtından uzaklaştırır. Kendisi de daha sonra kendi oğlu Kumarbis tarafından tahttan indirilir. Kumarbis'in Anu ile kavgaları sırasında, Fırtına-tanrının doğmasıyla sonuçlanan bazı gelişmeler görülür. Fırtına tanrının doğumu ile baba Anu ve oğul Kumarbis arasında bitmek bilmeyen çatışma; Kumarbis ile oğlu Fırtına-tanrı arasında başlar. Mitos, Kumarbis’in fırtına-tanrıya bir rakip yaratmak için bazı yollara başvururken gösterilmesiyle başlar (Gılgamış’ın karşına Enkidu’nun yaratılması gibi). Kumarbis’in ulağı İmbaluris'i, öğüdünü alabilmek için "Deniz"e gönderir. Deniz-tanrıça Kumarbis’i evine çağırır ve onun için bir şölen hazırlar. Kumarbis'in, olasılıkla yer-tanrıçadan bir oğlu olur.  Oğula Ullikummis adını verilir. Yeraltı tanrıları Ullikummis'i karanlık toprağa alıp, büyüyeceği yeren Ubelluris’in sağ omuzu üzerine koyulur. Burada Ullikummis denizden, boyu 9.000 fersah ve çevresi 9.000 fersah olana dek bir kule gibi yükselir.

    Kaynakça: Hooke, S.H. (1995), Ortadoğu Mitolojisi, Çev. A. Şenel, Ankara: İmge yayınevi.