Bölüm anahatları

  • YAZI DİLİ VE KONUŞMA DİLİ ARASINDAKİ FARK:

     YAZILDIĞI GİBİ Mİ OKUNMALI ?

    HAYIR !

    Örnekler:

     'ğ' kendisinden önceki ünlüyü etkileyen, ünlünün uzun okunmasına yol açan bir sestir. Kimi zaman geniş ünlüler söyleniş kolaylığı açısından daralır. e/i, a/ı

    Edeceğim edice:em
    savaşmayacağım savaşmı:ca:am
    acıtmayacağım acıtmı:ca:am korkmayacağım korkmı:ca:am
    olacağım oluca:am

    İnsan düşüncelerini ve hislerini yazıyla anlatmadan önce sözle anlatmaya çalışmıştır. İlk dilciler konuşma dilinde işittiklerini yazı dilindeki işaretlere çevirerek kayıt ve tespit etmişlerdir. Tarih bize konuşma dilinin yazı dilinden önce olduğunu göstermiştir. Bu yüzden ikisi birbirinden pek de farklı değildir faka yazı dilindeki alfabe sistemi bütün sesleri göstermeye yetmediğinden fonetik konuşma dilinin seslerini kayda çalışır.

    Fonetik diksiyonun önemli bir yardımcısıdır. 

    AŞAĞIDAKİ METNİ TONLAYALIM.

    ''Bir gün insan “virgül”ü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti.
    Sonra “ünlem” işaretini kaybetti. Alçak bir sesle, ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor ne de bir şeye seviniyordu. Hiçbir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.
    Bir süre sonra “soru işareti”ni kaybetti ve soru sormaz oldu. Hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu: Ne evren ne dünya ne de kendisi umurundaydı.
    Birkaç yıl sonra “iki nokta” işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.
    Ömrünün sonuna doğru elinde sadece “tırnak işareti” kalmıştı. Kendine özgü tek düşüncesi yoktu. Yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.
    Düşünmeyi de unutunca son “nokta”ya ulaşmıştı…''
    (Kanevsky - “ Kaybedilenler )


    AŞAĞIDAKİ METNİ SESLENDİRME ve YAZILIŞ FARKLARINI GÖZETEREK OKUMAYA ÇALIŞINIZ.

    ''Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
    Hiç vaktiniz yok,
    "Fast live", "Fast food", "Fast music", "Fast love"...
    Dikte ettirilen "yükselen değerler", "in" ler, "out" lar...
    Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar,
    Size sesleniyorum!
    Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
    Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
    İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
    Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
    Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
    Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
    Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
    Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
    Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam sakalanızda?
    Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?''

    MÜŞFİK KENTER