Bölüm anahatları

  • SAĞDEYİ(PROZODİ) VE VURGU:

    Bir sözcükteki heceler her zaman aynı şiddet ve aynı sürede değildirler. Sağdeyi işte bu hecelerin değerini söyleyişini ve birbirinden ayırt edilişlerini inceler. Her sözcükte bir hecenin üzerine ses baskısı yapılır. Uzun kısa hecelerin vurgulu vurgusuz hecelerin farkını belirler.

    Katil, cahil, kiracı, kase,muhabir, Sami vb.

    TÜRKÇEMİZDE  ‘ ğ ‘ ünsüzü kendisinden önce gelen ünlü üzerinde etki yaparak  önceki ünlünün uzamasına neden olur:

    ·         Yağmur/yaamur(a sesi bir buçuk değer uzun söylenir.)

    ·         Öğretmen/öretmen vb.

     

    İlk hecelerde ‘y’ nin de gevşeyip kendisinden önceki ünlüye etki yaparak heceyi uzattığı görülür. Böyle/böle, şöyle/şööle, söylemek/söölemek vb.

    VURGU:
    SÖZCÜK VURGUSU:

    Türkçemizde genellikle son heceler vurguludur; bazı kural dışı durumlar söz konusudur.

    Her sözcükte bir hecenin üzerine ses baskısı yapılır ve buna şiddet vurgusu denir. Sözcük ek ve takı aldıkça vurgu değişerek son heceye gider. Son hecede olmayan vurguya gerilek vurgu denir.

    Yer adlarında, zarflarda, olumsuzluk eklerinde, soru eklerinden önce, emir kiplerinde seslenişlerde ise vurgu daima ilk heceye doğru kayar.

    Ankara, İzmir, İstanbul

     Belki, henüz ,ansızın

    Haydi, Varda, destur

    Yapma, yazma, gelme

    Geldi mi, söyledi mi, okumuş mu vb.

    CÜMLE VURGUSU:

    Bir de cümle vurgusu vardır ki cümle içindeki bir sözcüğün -  genellikle yüklemden önceki sözcüktür bu- tamamı vurguludur, şiddetli, baskılı sesletilir. Örneğin:

    ·         ‘’Babam dün trenle İstanbul’a gitti.’’ İstanbul’a sözcüğünün tamamı vurguyu çeker bu cümlede.

    ·         ‘’İstanbul’a babam dün trenle gitti.’’ dersek trenle sözcüğü vurguyu çeker.

     

    SOLUK NOKTALAMASI ve VURGU İÇİN UYGULAMA METNİ

    Nasıl/ Başarıyla Acı Çekebiliriz?

    Ne kadar bilge olursa olsun/ gençliğinin bir döneminde söylediği bir şeyden, /hatta edindiği hayat tarzından hoşnutsuzluk duymayan kişi yoktur. // Öyle ki /mümkün olsa bunları belleğinden zevkle silerdi //ama/ kişi/ yaşadıklarından tümüyle pişmanlık duymamalıdır;/ / çünkü bütün o aptalca ve mutluluktan uzak evreler/ aslında/ onu nihai evreye vardırır//  ve /kişi/ bu evrelerden geçmeden bilgeliğinden emin olamaz /– bizler ne kadar bilge olabilirsek tabii.//
    Bazı genç insanlar tanıyorum./ Öğretmenleri /onlara okula başladıkları andan itibaren zihinsel soyluluğu, ahlaki inceliği aşılamış.// Belki de onların geriye bakınca pişmanlık duyacakları hiçbir şey yok.//  Eğer isterlerse o ana kadar söyledikleri ve yaptıkları her şey için /imzalı bir ifade verebilirler /ama /zavallı yaratıklar bunlar, /öğreti sahiplerinin kötü takipçileri. //Bilgelikleri olumsuz, verimsiz.//
    Bilgelik öğretilemez,/ biz kendimiz keşfetmeliyiz onu.// Kimse bizim yerimize o yolculuğa çıkamaz,/ kimse böyle bir çabayı bizim yerimize harcayamaz.//

    (Alain de Botton, Proust Yaşamımızı Nasıl Etkiler)